Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

21 Eylül 2024

Başlatan bozadi, 29 Eylül 2024, 16:54:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi



Celse Tarihi: 21 Eylül 2024

Tabla başındakiler: Laura ve Andromeda

Niall, Joe, Gaby, Ark, PoB, Chu, Scottie, Prenses Leia, Bella, Falkor, Ay Modülü

Zoom üzerinden katılan FOTCM Üyeleri:

3DStudent, A Jay, Adobe US, Aeneas, Aiming, Alana, Alejo, Aliana, Altair, anartist, AndrewMn, Approaching Infinity, Aya, Bluefyre, bobo08, brandon, Breton, cassandra, Cosmos, Deliverance, Dugdeep, Eboard10, Ellipse, fabric, Finduilas495, France, Gawan, Glenn, Gottathink, goyacobol, Harmony99, Herondancer, Hesper, Hesperides, Honzap, iamthatis, IrjO, iscreamsandwish, Jacques, JeanneT, JEEP, Jefferson, Jenn, Joan, Jono, Josi, Keyhole, KJN, Korzik18, Laurentien2, Laurs, Learner, Lilou, loreta, LQB, Luis Miguel, marek760, Mari, Mark, Mark7, Martina, Mike, Mikkael, Mililea, mkrnhr, Mrs. Peel, Natus Videre, Navigator, Nicholas, Nienna, Ollie, Oxajil, Pecha, PopHistorian, Redfox, Redrock12, Regulattor, Ryan, Ryu, Saman, seek10, Stoneboss, sToRmR1dR, Thorbjorn, Timótheos, Tristan, Turgon, Voyageur, whitecoast, Windmill knight, Yas, Ysus

S: (L) [Forumda sorulan soruların listesine bakarak] Bu soruların bazılarını gözden geçirdim, hatta tümünü. Celselerde Newgrange ile ilgili birşey olup olmadığını kontrol ettin mi Niall?

(Niall) Evet.

(L) Peki uzaktan bile olsa alakalı birşey var mıydı?

(Niall) Sadece Stonehenge hakkında şeyler var, ama o ayrı bir konu.

(L) Newgrange hakkında birşey yok yani.

(Niall) Hayır ve aralarında birkaç bin yıl var.

(L) Peki, seek10, Hindistan ve Aryan istilası ve diğer tüm konularla ilgili transkriptleri araştırdın mı?

(seek10) Evet Laura, defalarca.

(L) Kolay okunabilmesi için hepsini bir belge haline getirdin mi?

(seek10) Forumda bu konuda paylaşımlarda bulunduğum bir başlık var ama biraz karmaşık. O kadar çok şey var ki, o kadar çok tartışma var ki...

(L) Tamam. David Reich'ın "Who We Are and How We Got Here" (Kimiz ve Buraya Nasıl Geldik) adlı kitabını okudun mu?

(seek10) Evet, okudum.

(L) Peki o kitaptan Aryan istilaları ve benzeri konularla ilgili kısımları not aldın mı?

[Açıklama biraz karmaşıktı:]

(seek10) Evet Laura. K'ların birkaç celse önce söylediklerine bakarsak bu sorunun biraz değiştirilmesi gerekiyor. Genel teoriye göre Aryanlar MÖ ikinci binyıl civarında gelmiş ama K'lar MÖ altıncı binyıl (MÖ 6000) diyorlar. Fakat birkaç celse önce bu Aryanların hareket halindeyken, Baktria-Margiyana Arkeoloji Bölgesinde Vedaları derlemeye başladıklarını söylediler ama Vedaların çoğu Hint bölgesinde oluşturulmuş. Vedalar tüm Himalaya afetlerini, kuyruklu yıldız olaylarını, kabile savaşlarını ve benzeri şeyleri içeriyor. Bu yüzden soruyu değiştirmek zorundayım. Chat'te bunu yazdım. K'lar Aryan istilasının MÖ 6000 civarında olduğunu söylüyor. Ama aynı zamanda MÖ 16000'de Vedaları derlemeye başlayanların da Aryanlar olduğunu söylüyorlar. Ve olayların çoğu Kuzey Hindistan ve Himalayalarla ilgili. Soracağım soru şu: Aryanlar Himalaya bölgesine geldiler ve Erken Dryas olayı gerçekleşince İran'a geri mi göç ettiler? Aryan dininin Zerdüşt ve Vedik olmak üzere ikiye ayrıldığı yer burası. MÖ 6000'de Hindistan'a geri gelen bu Vedik kısım. Doğru mu? Soru bu.

(L) Bunu bu gece sormayacağım çünkü biraz araştırma yapmayı tercih ederim. K'lar bize bunu sürekli hatırlatıyor, cevabı kendimiz bulabilir miyiz diye. Bu da işin bir parçası. SOTT'ta söz konusu afetlerle ilgili yayınladığım 10-15 bölümlük makale dizisi var, ki sonradan afetlerle ilgili bir kitap haline geldi o makaleler, ardından yine afetler ve ilk Yunan filozoflarından falan bahsettiğim "Comets and the Horns of Moses" (Kometler ve Musa'nın Boynuzları) ve ardından Pierre'in Gezegensel Değişimler hakkındaki kitabı var... Tüm bu konuları yıllarca araştırdık ve sonunda çok ama çok sayıda afet meydana geldiği sonucuna vardık. Bazıları küresel boyuttaydı, bazıları yereldi. Yerel olanlar vardı, bölgesel ve kıtasal olanlar vardı ve bu böyle devam etti. Ve tarih o kadar karışık ki bunu çözmeye çalışmak neredeyse imkansız çünkü tarihsel veri tabanını kullanarak bu afetlerin zirveye ulaştığı durumları bulmaya çalıştık ve bu afetlerin kapsamının çok geniş olduğunu gördük. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunu çözmeye çalışmayı bıraktım çünkü bunun sürekli meydana gelen bir durum olduğunu fark ettim. Öyle veya böyle her yerde oluyor. Yani, bir kültürde veya tarihte bir tür kesinti gördüğünde neredeyse kesin bir şekilde orada bir afet olduğunu tahmin edebiliyorsun...

(Niall) Büyük bir parçalanma.

(L) Evet, bölünmeler görüyorsun. Ve buna işaret eden arkeolojik kanıtlar bulduğunda, tespit kesinleşiyor. Ayrıca David Reich'ı ve genetikle ilgili diğer birkaç kitabı okuduğunda da bunun farkına varıyorsun. Carleton S. Coon'u tavsiye ederim ve daha önce tavsiye ettiğim başka bir kitap daha vardı. Gerçekten çok iyiydi. Farklı etnik kökenlerin veya belki ırk denebilecek şeylerin birbirleriyle etkileşiminden bahsediyordu. Ve çok fazla karışım olmuş. Daha sonra insanlar izole oluyor, kendi içlerinde çoğalıyorlar ve belli gruplar belirli özellikler geliştiriyor. Sonra aradan bin yıl daha geçiyor ve herşey birbirine giriyor. Dünyamızın doğası böyle. Medeniyetler gelip gidiyor, birini diğerinin altında gömülü buluyorsun. Bazı araştırmacıların Toba yanardağının patlamasına bağladıkları 70 bin yıl önceki afet gibi özellikle göze çarpan bazı şeyler var ki bu da K'ların Kantek gezegeninin patlaması olarak adlandırdıkları şeyle örtüşüyor.

Kantek gezegeninin patlaması ile Toba yanardağının patlaması bir şekilde birbiriyle bağlantılı mıydı? O dönemde güneş sisteminde genel olarak Kantek'in yok olmasına bir şekilde katkıda bulunan birşeyler mi oluyordu? Yaklaşık 20 yıl önce biz bu olayları araştırıp paylaşırken, Jüpiter'in yeni uydularının bulunduğu, Jüpiter'in hava durumunda değişiklikler meydana geldiği, Mars'ta küresel ısınma olduğu, Venüs'te küresel ısınma olduğu ve görünüşe göre diğer gezegenlerde de küresel ısınma olduğu, dolayısıyla Dünya'da meydana gelen sözde küresel ısınmanın münferit bir olay olmadığına dair keşifler yapılıyordu.

Yani güneş sistemi çapında böyle şeyler olduğunda, bunun hem Dünya hem de diğer gezegenler üzerinde etkileri olabileceğini anladık. Ama Toba olayı, 12.000 yıl önceki afet, megafaunayı (dev hayvanları) yok eden Erken Dryas olayı gibi büyük sinyaller oluşturan şeyler var. Tabi 65 milyon yıl önce dinozorların yok olduğunun söylendiği süreçte ne kadar megafauna kaldıysa. Bu konuda şüphelerimiz var çünkü dinozorları insanlarla birlikte tasvir eden tarihi eserler var. Ve korunmuş büyük dinozor ayak izleri içinde bulunan insan ayak izleri de var sanırım. Yani... [İÇ ÇEKİYOR] Öyle bir karmaşa var ki, bu şeylerin peşinden durmadan koşmanın zamanımızı ve enerjimizi en iyi şekilde kullanmak olduğunu sanmıyorum. Bunu yıllarca yaptık. Muhtemelen dünyadaki her ülkeye değindik ve özellikle Hindistan üzerinde çok durduk çünkü orada ilginç şeyler oluyordu.

Ama bunun zamanımızın en iyi kullanım şekli olduğunu sanmıyorum. En azından kendi açımdan böyle düşünüyorum çünkü açıkçası artık bu konuyu merak etmiyorum. Karmakarışık. Ve biliyorum ki bu gezegende bir sürü şey oldu ve şeytani ilahlarımız bu gezegendeki bir sürü şeyi allak bullak etti. Tarihimizle oynadılar. Zihinlerimizle oynadılar. Propagandalarla oynadılar. Arkeolojimizle oynadılar. Aleyhimize çok şey yaptılar, kafamızı karıştırmak için o kadar çok şey yaptılar ki, en genel hatlar dışında bu konunun asla çözülebileceğini sanmıyorum. Tanımlanabilen bazı şeyler var, tespit edilebilen şeyler var ve bazı şeyler için yazılı bir metne ve onu içine yerleştirebileceğimiz arkeolojik veya jeolojik bir bağlama sahibiz. Ama çoğunlukla bunu yapamıyoruz ve yapamayacağız da.

Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Yani, herkes ne dediğimi anlıyor mu? Tüm bu meselelerin içinden çıkılması imkansız denecek kadar karmaşık olduğunu biliyoruz neticede ve şimdi ve burada dünyada olan biten bazı şeylerle ilgilenmek, tarihsel gizemleri çözmekten çok daha önemli. Tarihsel gizemleri çözmek için çıldırmışçasına uğraştım. Kayıp uygarlıklar ve kalıntıların resimleriyle dolu kitaplar okudum, vesaire. Merak ediyordum ve deli gibi sorular soruyordum. Ama bu konuda enerjim tükendi çünkü bu konuya yıllar, çok uzun YILLAR harcadım...

(Joe) Graham Hancock bu işi iyi yapıyor.

(L) Evet, Graham Hancock bu işi gerçekten iyi yapıyor.

(Joe) Netflix'teki dizisinin ikinci bölümü önümüzdeki ay yayınlanacak. İlkini izlediniz mi?

(L) Hayır.

(Niall) Oo, izlemelisin!

(L) Öyle mi?

(Andromeda) İkincisinde Keanu Reeves var.

(L) Hm, izlemem lazım. Her neyse, yani, eklemek istediğin birşey var mı?

(seek10) Evet, anladım Laura. Bu konuyu çözmeye çalışmamın nedeni, Hindistan'daki mevcut siyasi ve entelektüel 'sağ-sol' savaşıyla bir ilişkisi olması. Aryanlar, Kuzey Hindistan ve Güney Hindistan meselesi ve diğer hususlar. Konuya ilgim bundan kaynaklanıyor. Bu soruları atlarsak sorun olmaz.

(L) Bu konuyla ilgili K'ların söylediklerini, David Reich'tan veya başka kaynaklardan edinebileceğin bilgileri kapsayan iki sayfalık kısa bir belge falan hazırlayıp bu konuda bir-iki soru sormam için gerçekten iyi bir gerekçe gösterebilirsen, buna açığım. Ama şu anda biraz uykuluyum ve bu konuyla ilgilenecek enerjiyi kendimde bulamıyorum. Ve eğer gerçekten ilgilenmezsem, çok iyi bir yanıt alamayacağız sanırım.

(seek10) Evet, sorun değil.

(L) Ayrıca Niall'ın megalitik 'geçit mezarları' ve Aziz Patrick'in gerçek bir tarihi şahsiyet olup olmadığı hakkındaki sorusuyla da ilgilenmiyorum. Bence biraz okuma ve araştırma yaparak bu konuda bir sonuca varabilirsiniz.

(Niall) Bunu yapabilirim. Sanırım bu onun gerçek bir tarihi kişi olduğunu öne süren tüm çalışmalara ters düşecek çünkü bundan eminim, çünkü sahneye sonradan sokulan kişi modelimize uyuyor. Onun adına yapılmış çalışmalar varlığına sağlam bir kanıt teşkil ediyor gibi görünüyor ama hakkında yorum yapılması bile iki yüzyıl sonra oluyor.

(L) Geriye dönük devamlılık dedikleri şey. Sonradan yaratılıp tarihe yerleştirilmiş. Enoch'un kitapları gibi. Arkaik bir tarzda yazılmışlar ve Enoch tarafından yazıldıkları iddia edildi. Ve tabi güya gizli kalmasına ve belirli bir gelecekte ortaya çıkmasına niyet edilmiş olduğu iddiası da vardı. Yazarlar bu kitaplara kendi kimlikleriyle ilgili herhangi birşeyin sızmaması için çok dikkat etmişler. Ve o zamanlar insanlar aptal değilmiş. Oldukça iyi bir beyin güçleri varmış. Yani, teknolojik arama ve yapay zekaya sahip olmasalar bile, yine de bu sahtekarlıkları yapabiliyorlardı. Bu belgelerin içerdiği bilgileri nereden bulduklarını anlamak için bir sürü araştırma yapmak zorundasın. Ve tabi araştırmacılar bu belgelerde yer alan pek çok şeyin Babillilerin tabletlerinde ve bilgi bankalarında bulunan ve Yahudiler tarafından sürgün sırasında veya başka şekillerde ele geçirilen şeyler olduğunu tespit etti. Siyasi protesto belgeleri olarak oluşturulmuş. Bunu biliyoruz.

(Niall) Sonra da bunu geçmişe yansıttılar.

(L) Geçmişe enjekte edildi. Aynı şey Daniel Kitabı için de geçerli; Babil devrindeki Daniel tarafından yazılmış gibi gösterilen ama aslında M.Ö. 272'de Makabiler zamanında yazılmış, geriye dönük devamlılık belgelerinden bir diğeri. Bunu kanıtlayan deliller de var...

(Niall) Dönemin politik nedenleriyle ilgili.

(L) Politik nedenlerden dolayı. Yani aynı şey muhtemelen Aziz Patrick için de geçerlidir. Benzerlikler bulabilirsiniz. Ve seek10, aynı şeyi çeşitli dinler ve dönemler hakkında yazılan belgelerden bazıları için de düşünebilirsin. Yani bunların ne kadarı geçmişe yansıtılmış ve olduğundan çok daha eskiymiş gibi gösteriliyor acaba? Çünkü geçmişe bir belge enjekte edebilir ve çok saygın, yüce bir şahsın gelecekteki olayları gördüğünü iddia edebilirsin. Belgeyi hazırlayan kişi bu şeylerin olduğunu zaten biliyor çünkü gelecekte bir noktadan yazıyor, geçmişte neler olduğunu biliyor. Ama geçmişteki birinin bakış açısından konuşup "Şunların olacağını görüyorum." diyebilir. Ve bunu okuyan insanlar da "Aman Tanrım, ne harika bir adammış!" diyor. İnanılmaz biri. Bakın, kehanetleri gerçekleşti!

(Niall) Demek ki Tanrı'ya yakın biriymiş, ben de ona yakın olmalıyım.

(L) Evet. Her neyse.

(Joe) Geçit mezarı meselesi sadece Newgrange'den ibaret değil. Avrupa'daki megalitik alanların çoğunun etrafında bir çember var ve ortasında veya bir yerinde üstü kapatılmış bir geçit olabilir. Stonehenge'de öyle birşey yok gibi görünüyor ama aslında olabilir. Avrupa'nın her yerinde iyi korunmuş durumdalar ve hepsi birbirine çok benziyor ve bir dizi taştan oluşuyorlar. Geçitlerin üzerlerinde bir kapak var veya belki kapak kaybolmuş, geriye sadece geçit kısmı kalmıştır ve sonunda küçük veya büyük bir odaya açılan bir dizi taştan ibaret hepsi. Ve hepsine mezar deniyor, kemikleri burada buluyorlar.

(L) Mezar olmadıklarına dair bir fikrimiz var.

(Joe) Peki neydiler? K'ların Stonehenge hakkında söylediklerine benzer bir işlev mi yapıyorlardı? Yoksa başka birşey miydi? Çünkü hepsi birbirine çok benziyor ama Stonehenge gibi değil mi acaba? Stonehenge'deki yapı artık mevcut değil. Stonehenge sadece bir daire, değil mi?

(L) Ne için kullanıldıklarını sormadık mı?

(Joe) Hayır.

(L) Bak işte bu ilginç bir soru olur. Tamam. Z'nin Dinarik ırk hakkında bir sorusu var. David Reich'ı okudun mu Z?

(Chu) Z burada değil sanırım.

(L) Burada değil mi?

(Chu) Hayır.

(L) Neden?

(Chu) Bilmiyorum.

(Joe) Soru formuna soru kaydetmiş yalnızca.

(L) Ve sorusunu açıklamak için burada değil. O zaman onu da siliyoruz. Sırada Dugdeep'in Dr. Joe Dispenza'nın "Source: It's Within You" (Kaynak İçinizde) belgeseliyle ilgili sorusu var. "Doğaüstü Olmak" adlı kitabı... Mucizevi gibi görünen şifalar. Soralım. Ve bu soru... Keit, bu tuhaf şeyleri nereden buluyorsun? Sırf zaman harcamış olmak için mi?

(Chu) O da burada değil.

(L) Keit, burada değil misin? Benimle konuşmak için burada değilsen, tamam. Daha önce hiç karşılaşmadığım biri var: Kasyopya Deneyi substack sayfasında yorum yazan Hyperdimensional Ape: "Bir implantın çıkarılması neden ölüme neden olsun?" diye sormuş. Bence Approaching Infinity'nin yazdıklarını okumalı ve biraz düşünmeli. Dalga'yı okumuş mu?

(Approaching Infinity) Emin değilim ama uzaylı implantlarıyla ilgili yazının altında sormuş o soruyu. İki soru var. Ben de belki dinlediğimizi göstermek için substack sayfasındaki birkaç soruyu yanıtlamak isteriz diye düşünerek o soruları forumda paylaştım. İmplantın neden ölüme neden olduğu sorusunu yanıtladım sanırım. Tahminime göre o bahsedilen implantlar beynin derinliklerine yerleştirilen implantlarla ilgili. Yani bence sinir sisteminizin merkezine ve kritik bir yerine yerleştirilmiş birşeyi çıkarmak, ölümcül hasara neden oluyor olabilir.

(L) Evet, bunu yapmak istemezdim. Ve sonra garip soru daha sormuşsun. Bunu neden sorduğunu anlamadım çünkü celselerde yaşayan herşeyin 5Y ile bağlantılı olduğu açıklanıyor zaten. "5Y'ye ölmeden girmenin bir yolu var mı?" Bir parçan her zaman orada zaten. Yani bu bana göre kendini açıklayan bir şey. Peki ya sen? Yani, bir parçan her zaman oraya bağlıysa, oraya girebilirsin ve oradaki insanlarla iletişim kurabilirsin, değil mi?

(Approaching Infinity) Forumda ortaya attığımız fikirlerden bazıları, belki rüyalarda ve meditatif durumlarda, astral seyahate çıktığımızda falan 5Y'yi ziyaret ediyor olabileceğimiz şeklindeydi. Bu gerçekten 5Y'ye girmek olabilir. Bilmiyorum ama ben böyle düşündüm.

(L) Ben de öyle düşünüyorum. Yani pek çok insan bu konuda yazdı ve bu doğrultudaki deneyimlerinden bahsetti. Altair'den bir soru daha. Böyle şeyleri hep soruyor: "Bazı 4Y varlıklar ölmeden 5Y ortamına istedikleri zaman girebilirler mi?" Senin sorduğun soruya benziyor. Sanırım hem girebilirler hem de giremezler. Tüm duyularıyla girmelerinin kısıtlanacağını söyleyebilirim çünkü bu engellenecektir, 5Y'ye zaten bağlı olan kısımları girebilecektir. O kısımların bazılarına girme becerisine sahip olabilirler. Geçen hafta yaptığım röportajı kaçınız izledi? Orada spektrum hakkında konuştum. Herşeyi açıkladım ve Approaching Infinity de orada benimle birlikteydi, yani neden bahsettiğimi biliyordu. Ama 2Y'deki canlıların, hayvanlar aleminin spektrumunu açıkladım. Tek hücreli bir organizmadan goriller, maymunlar, köpekler, kediler, filler gibi en ayrıntılı 2Y varlıklara kadar gidebilirsiniz. Ve sonra bu sadece bir spektrum, tek yönlü bir spektrum değil, bir mozaik spektrum gibi. Örneğin ahtapotlar gibi hem çok zeki hem de çok ürkütücü canlılar var, fizyolojileri açısından. Bir de başka tür canlılar var. Yani 2Y, zoolojik açıdan baktığımız, incelediğimiz, değerlendirdiğimiz, haklarında kitaplar yazdığımız ve deneyler yaptığımız inanılmaz bir yaratıklar yelpazesine sahip.

Jane Goodall gibi kişiler hayatlarını ormanda yaşayarak, hayvanları izleyerek ve gözlemleyerek geçiriyor, böylece onlar hakkında birşeyler yazabiliyorlar. Yani bir spektrum var. Ve sonra 3Y'de de benzer bir spektruma sahip olduğumuzu hayal etmemiz gerektiğine işaret ettim. Yani en alt seviyede insan görünümlü ama amip gibi kişiler var. Bunların ruhları olmayabilir veya daha yüksek seviyedeki insanların sahip olduğunu düşündüğümüz şekilde bireyselleşmiş ruhları olmayabilir. Ama sadece tek yönlü veya dikey bir spektrum değil, muhtemelen mozaik bir spektrum var, her türden farklı varlıklar ve varlık türleri, varlık seviyeleri ve varlık yetenekleri ve türlerin benzersizliği söz konusu. Ve doğal olarak varsaymamız gereken bir sonraki şey de, yani eğer hermetik özdeyişlerimizin herhangi bir işe yaradığını düşünüyorsak, 4Y'nin de benzer bir spektruma sahip olduğunu düşünebiliriz; sadece dikey bir spektrum değil, her türden varlık ve yaratıktan oluşan bir mozaik spektrum. Bununla birlikte, daha yüksek bir seviyede veya 4Y varlıkların dar bir kategorisinde, en azından iç benlikleriyle (4Y varlıkların iç benlikleri olduğunu varsayarsak) 5Y'ye belki de istedikleri zaman girip çıkabilenler olma olasılığı var. Ve bir kısmı da yapamaz, bizim muhtemelen yapabildiğimizi yapmak dışında...

(Joe) Bunu kim ister ki?

(L) Evet, emin değilim ama akla Michael Topper geliyor. Gizli takip (stalking) hakkındaki makalemde ona atıf yapmıştım sanırım. 5Y KH varlığının inanılmaz derecede içe kapanık olduğundan falan bahsetmiştim. O varlığı evrendeki en tembel şey olarak düşünebilirsiniz çünkü o kadar içe kapalı ki, hareket bile etmiyor. Kıpırdamıyor bile... Yani neredeyse bir kara delik gibi, belki de kara deliğe yakındır. Belki de kara delik denen şey budur: Evrende yüzen bu içe kapalı 5Y KH varlıklarıdır. Belki de evren 5Y'dir.

(Joe) Yani fiziksel varlık var, insanlar; yarı-fiziksel 4Y var, her neyse. İnsanoğlu olarak belirli bir ömür yaşıyoruz. Oldukça kısa olduğunu düşünüyoruz. Ondan sonra 5Y'ye geçiyorsun ve orada istediğin kadar kalıyorsun ve 5Y bir tefekkür bölgesi. Yani 5Y'ye gidiyorsun ve istediğin kadar uzun bir süre tefekkür ediyorsun, değil mi?

(L) Veya ne kadar süreye ihtiyacın varsa.

(Joe) Ne kadar süreye ihtiyacın varsa. Yani enkarnasyon bu anlamda oldukça sınırlı, oldukça kısa ve sınırlı denebilir.

(L) Ve aynı zamanda çekimsel olarak oldukça çekici olabilir. Çekiyor. Varlığınızdaki bazı şeyler temizlendiğinde veya dengelendiğinde, o zaman varlığınızın doğasına bağlı olarak 3Y varoluşun veya 4Y varoluşun çekim gücü sizi bir kez daha enkarnasyona geri çekiyor. Ancak bu noktada, 4Y varlıkların spektrumunu düşünecek olursak, en alt seviyelerde oldukça fiziksel, neredeyse sürekli fiziksel halde bulunanların olacağını hayal etmek gerekir. Ama tabi ki K'ların da söylediği gibi, 4Y'de bedeniniz bir hapishane değil bir yuvadır, üzerinde daha fazla kontrolünüz ve seçiminiz vardır. Dispenza'nın bahsettiği şeyler, 4Y türü bir varoluşa geçen insanlar ve kaçımızın birşeyler tezahür ettirip ettirmediği hakkında gibi görünüyor. SRT keşiflerimizde bununla ilgili çalışmalar var, üst boyut gerçekliyle ilgili çalışmalar var. Bu gerçekliği bir ölçüde yaratıp içinde faaliyette bulunmak gibi. Sonuçta 4Y varlıklar 4Y'nin en fiziksel olan seviyesinden, ki bu muhtemelen bizim fiziksel olarak düşündüğümüzden çok daha az fizikseldir, daha yüksek seviyede kesinlikle neredeyse tamamen eterik olana kadar bir spektruma uzanıyor. Ama bu spekülasyonların ötesinde, oraya gidebileceğimizi sanmıyorum çünkü...

(Joe) Sonuçta 5Y derin tefekkür bölgesi, değil mi? Bu da enkarnasyonunuzdan sonra gidip düşünmek, birşeyleri anlamak, birşeyler öğrenmek falan anlamına gelir. Peki neden 3Y'de deneyimin ortasındayken bunu yapmak, gidip tefekkür etmek gerekiyor ki? Eğer 5Y'ye gidersen 3Y'den kesin olarak ayrılmış oluyorsun. Bunu yapmak pek mantıklı görünmüyor. "Bekle, 5Y'ye gidip 3Y varlığımda ne durumda olduğuma bir bakıp hemen döneceğim!" demek gibi.

(L) Evet, 3Y deneyimi sekteye uğruyor gibi. Yani oturup konuşur ve düşünürseniz, bu 3Y veya 4Y'den 5Y'ye geçmek gibi görünüyor.

(Andromeda) Zaten orada olan parçanla temasa geçmek gibi.

(L) Evet. Ölüme yakın deneyimler yaşayan insanlar veya rüya görürken veya belki meditasyon halindeyken sevdikleriyle karşılaşan insanlar anlık olarak bunu yaşıyor. Ve eğer bu ölüme yakın deneyimler hakkında yeterince şey okuduysanız fark etmişsinizdir; oraya gittiklerinde "Hayır, bu noktanın ötesine geçemezsin." diyen biriyle karşılaştıkları oluyor. Geri dönmen gerekiyor. Yani bu o kadar sık oluyor ki, oraya tam olarak gidemeyeceğimizi düşündürüyor. Belki Musa gibi dağa çıkıp vaat edilen toprakları uzaktan görebiliyorsun ama oraya gidemiyorsun. Soruların son sayfasıydı bu. Gördüğünüz gibi, bu soruların çoğunu oturup tartışsak, konuşsak ve düşünsek... Birşeyi şahsen çok merak edip epeyce araştırma yapıyorsanız, bu konuda topladığınız bilgilerle oturup bir kitap bile yazabilirsiniz ve hatta bazılarınızın bunu neden yapmadığını anlamıyorum. Örneğin seek10, yapmakta olduğun tüm bu araştırmalardan topladığın bulgularla bir kitap yazıyor olman gerekir!

Ve tüm bunların dışında... Bunların Joe Dispenza hakkında uygun sorular olup olmadığından bile emin değilim, Joe Dispenza kimdir? Bu ismi çok sık duyuyorum ama...

(Joe) "Breaking the Habit of Being Yourself" (Kendiniz Olma Alışkanlığını Kırmak) kitabını yazan kişi.

(Gaby) Ve "Plasebo Sensin" kitabını.

(L) Bu soruyu soran Dugdeep şöyle demiş: Dispenza'nın belgeselinde sunulan iyileşmeler tasvir edildiği gibi gerçek mi?" Herhalde K'lar "yakın" der. Soruyor: "Peki bu iyileşmeler Dr. Joe Dispenza'nın meditasyonlarını yapmanın doğrudan bir sonucu muydu yoksa başka faktörler de var mıydı?" K'lar "başka faktörler" diyecek ve o zaman tüm bunları tartışacak ne zamanım ne de enerjim olacak. "Dispenza'nın meditasyonlarını uygulamak güvenli midir?" Peki, sen bunları inceledin mi? Dugdeep, neredesin?

(Chu) Nedense kameraları yok.

(L) Neredesiniz millet? Seni göremiyorum Dugdeep. Neredesin?

(Çiftlik) Teknolojik sorunlarımız var!

(L) Orada teknisyenleriniz varken nasıl teknolojik sorunlar yaşayabiliyorsunuz?

(Joe) Görmemize gerek yok. Duyabiliyoruz.

(L) Tamam. Dugdeep, söz konusu meditasyonları inceledin mi?

(dugdeep) Biraz. Kapsamlı olarak değil, hayır.

(L) İçlerinde aklına takılan birşey var mı?

(dugdeep) Spesifik birşey yok. Dispenza'nın o insanlarla konuşma şekli biraz garip. Ama bunun ötesinde, çok şüphe uyandıran birşey olduğunu da söyleyemem.

(Gaby) Bazılarını okudum. Bence bazı şüpheli şeyler var. "Bunu tohum olarak kullanmayacağım." gibi. Bu çok...

(L) Tohum meditasyonu mu yapıyor?

(Chu) Ve Mark7 onun kundalini ile oynuyor gibi göründüğünü söylüyor.

(dugdeep) Evet, meditasyonlardan biri öyle görünüyor.

(L) Sorunu bu şekilde daha spesifik hale getirmeliydin. Çok genel sorular soruyorsun. Demek istediğim...

(Niall) Onun meditasyon inzivalarına giden ve uzun zamandır mevcut kanserden iyileşen insanlar var. Ölümcül durumdan kurtulanlar. Sonra bu işe yoğunlaşıp "The Source" (Kaynak) adlı belgeseli çekiyor. İnziva süresince kan ve diğer beyin dalgası fonksiyonlarını izleyen bir grup uzmanla çalışıyor. Ve şaşırtıcı sonuçlar elde ediyorlar. Mesela inziva sonrası kanda artık kanser veya yan ürün kalmıyor. Gerçekten de tıbbi olarak iyileştiriliyorlar. Bu herkesin başına gelmiyor ama pek çok insanın başına geliyor.

(Joe) İnanç. Lourdes'e gitmek gibi.

(Niall) Evet, muhtemelen onun gibi birşeydir.

(Gaby) Bu bir inanç merkezinin açılması durumu. Yüksek merkezleri olan çok stresli ve hasta insanlar...

(L) Görmek isterdim...

(Chu) Mark7 bir haftalık Dispenza inzivasından yeni döndüğünü söylüyor.

(Joe) İyileştin mi?

(Mark7) Merhaba? Beni duyabiliyor musunuz?

(L) Evet.

(Mark7) Evet, daha yeni döndüm. Birkaç saat önce döndüm. Partnerim beni gitmeye ikna etti çünkü kendisi onun hayranı. Dispenza'nın kasılmalı bir egzersizi var... Gövdenin alt kaslarını, kalçanızı, karnınızı sonuna kadar kasıyorsunuz, göğsünüzü sıkıyorsunuz, kasılarak sırtınızı eğiyorsunuz ve boynunuzu yukarıda tutup iyice kasılıyorsunuz. Bunun omurilik sıvısını yukarı ittiğini ve epifiz bezine baskı yaptığını söylüyor. Ve epifiz bezinin kristallerle dolu olduğunu söylüyor. Ve bunu yaptığınızda, beyni aydınlatan piezoelektrik etkiyi elde ediyorsunuz ve kuantum alanıyla iletişim kurabiliyorsunuz. Onun için herşey bilim. Orada gerçekten bir bilim insanı bulunduruyor. Bir sürü çubuk çizelge, grafik, ısı haritası falan gösterdi.

Bir haftalık bir süreçte meditasyonun pek çok insan üzerinde etkili olduğunu kanıtlıyorlar gibi görünüyor. Ve insanları iyileştirmekle ilgili oldukça çılgın iddiaları var. Çok para talep ediyor. Kar amacı güttüğünü görüyorum. Orada bizzat bulunmuş biri olarak gerçekten şüpheciyim. Çok şüpheyle bakıyorum. Dispenza'nın söylediklerini önemsiz göstermek istemiyorum, hatta kuantum alanı dediği şeyle iletişim kurmak için epifiz bezi üzerindeki piezoelektrik etkiler fikri hakkında biraz araştırma yapmak güzel olur. Bence doğruluk payı var ama aynı zamanda insanları gerçekten tehlikeye attığını da hissediyorum. Geçen gece oradaydık ve meditasyonlarından biri yürüyerek yapılıyor. Meditasyonlarının en uzunu beş saatti. Yürüyerek meditasyon yapıyor. Her neyse, bazı kadınlar gülmeye başladı ve sonra odanın yarısı gülmeye başladı. Ne bileyim, saçma sapan bir şekilde gülüyorlardı. Bana neredeyse şeytani gibi geldi! Ve bazı insanlar çığlık atmaya falan başlıyor. Kulağa hiç de Bir'le iletişim kuruyorlarmış gibi gelmiyor. Bu biraz rahatsız edici. İnsanlara yardım etmek istiyor gibi görünüyor ama bilemiyorum. Sanırım bazı kör noktaları var ama gerçekten bilmiyorum. O inzivalara bir daha gitmek istemiyorum.

[gülüşmeler]

(Chu) Bu birşeyler söylüyor!

(L) Bu bir duygusal gösteri kilisesinde olmaya benziyor.

(Mark7) Plasebo burada çok fazla devreye giriyor veya girebilir. İnsanlar bazen gerçekten inandıklarında bu etkinliklerde iyileşiyorlar. Meditasyon yaparken telkin edilebilir bir duruma giriyorlar ve Dispenza o durumda size rehberlik ediyor. Bu şekilde insanları oldukça telkin edilebilir bir duruma sokabilirsiniz. Belki kendilerini iyileştirebilirler ama bence ruh yapışması gibi şeyler de olabilir. Bence Dispenza yaptığı şeyi öğretmek için yeterli bilgiye sahip değil. Ve piezoelektrik etkiler yaratacak şekilde omurilik sıvısını yukarı bastırmak ve epifiz bezine baskı uygulamakla ilgili teorisini merak ediyorum. Çocukken piezoelektrik etkiler görmüştüm ama bunun gerçekleşmesi için kayayı çekiçle kırmam gerekmişti.

(L) Yapışık ruhlarla ilgili söylediğin şey bende bazı çağrışımlar yaptı. Bunu tartışmıştık, eminim. Disosiyatif kimlik bozukluğu olan kişilerde, belirli bir alt kişilik kontrolü ele geçirdiğinde belirli fizyolojik parametreler öne çıkıyor... Ve hatırladığım kadarıyla verilen örnekte alt kişiliklerden biri diyabetikti, diğeri ise değildi. Diyabetik kimlik dümene geçtiğinde diyabetin tüm fizyolojik işaretleri mevcuttu. Yani kanda bile bunun göstergeleri var falan. Bir de kör olan diğer kimlik vardı. Kontrol ona geçtiğinde birey kör oluyordu. Işıklarla ve benzeri şeylerle testler yaptılar ve gözlerden veya beyinden (beynin gören kısmından) hiçbir tepki gelmedi. Ve sonra görebilen kimlik devreye girdiğinde, beynin görmeyi kontrol eden kısmı bir kez daha aktifleşti. Dolayısıyla, bunun disosiyatif kimlik bozukluğunda meydana geldiğini biliyoruz ve bahsettiğin faaliyetler insanları disosiyasyona, bu farklı kimliklere ayırıyor olabilir veya belki de bu bozukluğu olan birinin farklı yapışık varlıkları vardır ve bunlar dümene geçtiğinde enerjileri üstün geliyor ve fizyolojik değişikliklere neden oluyor. Bu tür şeyler için çeşitli açıklamalar var.

Yani bir anda zıplayıp bunun dilimlenmiş ekmekten sonra bulunmuş en iyi şey olduğuna karar vermesi ve neler olup bittiğini tam olarak anlamadan bunu bu şekilde pazarlaması... Ve tabi sanırım onu desteklemeye çalışan tüm o bilim insanları var, en azından birkaç tane. Bilmiyorum. Bunu bilecek kadar araştırmadım. Bana bilgi vermeniz gerekiyor. Ama görünüşe göre herşey onun için bilimle ilgili ve ben epifiz bezinin kristallerle dolu olduğuna dair herhangi bir kanıt gördüğümden bile emin değilim. Yani, hiç böyle bir kanıt gören var mı? Sen gördün mü Gaby?

(Gaby) Hayır.

(L) Sadece bir salgı bezi ve bir salgı üretiyor.

(Chu) Gottathink'in chat'teki yorumuna bakın.

"Fasyada piezoelektrik etkiler yaygındır. Klinik olarak etkili olan herhangi bir fasya çalışması parasempatik sinir sistemini tetikleyecektir. Böylece kişi bilinçli bir haldeyken epifiz bezi aktivitesi tetiklenebilir."

(L) Yapılan faaliyetin epifiz bezi aktivitesini tetikliyor mu, bilmiyoruz. Piezoelektrik eylemlerin epifiz bezi üzerinde herhangi bir etkisi var mı, bilmiyoruz.

(Mark7) K'lar epifiz bezinden bahsetmedi. Bahsedilen hipofizdi.

(L) Evet, K'lar epifizin değil hipofizin bilgi alanıyla veya her neyse onunla bağlantı kuran birincil bez olduğundan bahsettiler. Epifiz bezi ne üretiyor, büyüme hormonu mu?

(Gaby) Melatonin.

(L) Her neyse, bu konuda son derece temkinli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Şüphe uyandıran şeyler var ve Dugdeep de bu meditasyonlarda şüpheli bazı şeyler gördüğünü söylüyor. Gaby sen ne demiştin?

(Gaby) O tohum meditasyonlarından bazıları epeyce kasılma, kapanma içeriyor.

(L) Evet.

(dugdeep) Az önce kitabı karıştırıyordum ve görünüşe göre epifiz bezindeki kristallerin bazı resimleri var.

(L) Kitapta o kristallerin resimleri mi var?

(dugdeep) Öyle olduğunu söylüyor.

(L) Peki bu resimlerin kaynağı nedir?

(dugdeep) Epifiz bezindeki kalsit kristalleri. Sanırım bundan bahsediyor.

(L) Yani temel olarak kalsiyum.

(dugdeep) Bilmiyorum.

(Joe) Bu da epifiz bezinin tıkalı olduğu anlamına gelir.

(L) Evet, yani epifizin köreldiği anlamına gelir. [gülüşmeler] Tamam. Bu soruları bir şekilde sormak faydalı olabilir. İnsanların okuyabilmesi için herkese açık bir formata sokmak açısından. Bu yüzden bu sorulardan birkaçını soralım. Oturup çeşitli konular hakkında tartışarak iyi vakit geçirdik, K'lar da kimmiş? [gülüşmeler]

(Andromeda) Uyumaya gittiler.

(L) Evet, sıkıldılar. Pekala. Ve zavallı Scottie tüm bu tartışmayı yazıya dökmek zorunda kalacak! [gülüşmeler] Bizden nefret edecek.

(Joe) Merak etme, yapay zeka ona yardım edecek.

(L) Bu konuda yapay zekadan yardım alıyor musun Scottie?

(Scottie) Evet.

(L) Vay canına. Teknolojiksin!

(Joe) Köle gibi çalışıyorum diye övgü alamayacak. [gülüşmeler]

(Chu) Hadi ama. Yapay zekanın tüm hatalarını düzeltmek iş değil mi?

(L) Pekala, bugünün tarihi nedir? 21 Eylül 2024. Yarın Sonbahar Ekinoksu. Burada sabah 11:47 civarında olacak. Hepiniz bulunduğunuz yere göre bulmalısınız. Pekala, bugün 21 Eylül 2024. Her zamanki tayfayla buradayız. [mevcudun gözden geçirilmesi] Orada kimse var mı?

C: Harika tartışma! Gerçek ağ çalışması! 4Y BH bu gece hepinizin içinde aktif! Ben Kasyopya'dan Vikonyail.

S: (L) Pekala. Evet, bazı soruların sorulması gerekecek ama bir saniye bekleyin. Ark bana soruları olduğunu ve genellikle sorularını sormadan çok yorulup celseyi kapattığımız için soramadığını, sanki soruları yokmuş gibi davrandığını söylüyor. Bu yüzden onun sorularıyla başlayalım.

(Ark) Uzakgörü (uzaktan görü) ile ilgili denemeler yaptık. Basit alıştırmalardı ama ben bu konuyla ilgili genel bazı bilgiler okudum. Paranormal literatürde bilinen iyi bazı uzakgörücüler var, bazı medyumlar gibi. Bu insanlar bir zarfın içinde ne tür bir resim olduğunu görmenin ve söylemenin yanında, bir yerde saklı olan notta tam olarak ne yazdığını da söyleyebiliyorlar. Ben de böyle bir okumanın mekanizması ne olabilir diye düşünmeye başladım. Ve aklıma iki belirgin olasılık geldi. Bir olasılık, medyumun X-ışını görüşü gibi birşey kullanıyor olması. Işınlarıyla belirli bir zarfın veya çekmecenin veya her neyse onun içinde ne olduğunu görüyor olabilir. Veya diğer bir olasılık, zarfın ve içindeki şeyin, orada bulunan bilginin yalnızca adresi olduğudur. Yani birisi o notu yazdığı zamandan beri, o bilgi zaten bilgi alanında bir yerlerde duruyor. Yani, burada, insanların düşünceleri dahil herşey hakkında tüm bilgileri toplayan küresel birşeyle iletişim var. Düşünceler kaybolmuyor. Adresi bilmek suretiyle, bazen bazı insanlar o bilgilere erişebiliyor. İlk olasılık mı, yoksa ikincisi mi?

C: İkincisi.

(Ark) Tamam, bunu bekliyordum ama şu var: "Bilgi alanı" terimini kullanıyorum. Sıcaklık alanı dediğimde, bir yerdeki sıcaklık anlamına geliyor. Elektromanyetik alanda, bir mekanda. Ama 'bilgi alanı'nın iyi bir terim olduğunu düşünmüyorum. Ne alanı? Ve bu nedir, nasıl tanımlanır, bu bilgi nerededir, ne tür birşeydir?

C: Başka spesifik bir terim mevcut olmadığı için Tanrı'nın Bilinci denebilir.

S: (Joe) Şimdi Arky şu soruyu sormalısın: Tanrı'nın bilinci nerede?

(Chu) Neden bir alan olmasın?

(Ark) Çünkü mekanla ilgisi yok. Mekanda bulunmuyor.

(L) Doğru. Alan dediğimiz şey mekandadır.

(Ark) Alanın mekanla bir ilişkisi olmak zorunda. Peki ama ya bilinç? Bilmiyorum. Kelimenin anlamını biliyorum ama bilincin ne olduğuna dair binlerce görüş var. Bir fizikçi için bunu biraz daha yakınlaştırabilir misiniz?

C: Maalesef kelimelerin kifayetsiz kaldığı yer burası.

S: (Ark) Tamam. Kelimelerin bir işlevi kalmıyor. Belki matematiksel formüller yardımcı olur?

C: Evet

S: (Ark) Matematiğin bir bölümünü öner. Bunu yapabilir misin?

C: Pranalitik.

S: (Ark) Grok'a sormam gerekecek. Grok bana ne anlama geldiğini söyleyecektir.

(Joe) Üzerinde matematiksel semboller olan bir tablaya ihtiyacın var.

(L) Aman Tanrım. Ona fikir verme! [gülüşmeler]

(Ark) Hayır ama bunun yeni bir terim olduğunu görüyorsunuz. Pranalitik diye bir terim yok, değil mi?

(Joe) Bilmiyorum.

(Ark) Rüyaya yatmalıyım. Ama Grok'a sorabilirim. Grok bana söyleyer. [gülüşmeler]

ChatGPT'nin "pranalitik" terimi  için yorumu:

Biçimsel analizden önce matematiksel düşünmenin bir aşaması olarak "pranalitik matematiği" keşfetmek bizi büyüleyici bir kavrama götürür: modern matematiğin yapılandırılmış, titiz yöntemlerinden önce gelen sezgisel, yaratıcı süreç. İşte bu tür bir analitik öncesi düşüncenin ilgili olabileceği birkaç alan:

1. Matematiksel Sezgi ve Yaratıcılık

Matematiksel atılımlar genellikle saf formalizmden değil, örüntü ve ilişkilerin sezgisel olarak anlaşılmasından kaynaklanır. Örneğin Ramanujan gibi matematikçiler, birçoğu daha sonra kesin olarak kanıtlanan, ancak son derece sezgisel ve "analitik öncesi" bir şekilde başlayan karmaşık matematiksel ilişkilere dair neredeyse mistik içgörüleriyle ünlüdür. Pranalitik matematik, henüz katı mantık kurallarına bağlı kalmadan düşünen bu ham, yaratıcı keşfe atıfta bulunabilir.

2. Matematiğin Tarihsel Gelişimi

Kalkülüs veya formal küme teorisi gibi modern analitik yöntemler geliştirilmeden önce matematikçiler kaba, yaklaşık fikirlerle çalışıyorlardı. Yunanlılar ve Babillilerden gelen antik matematik, bugün kullandığımız soyut sembolik yöntemlerden ziyade büyük ölçüde geometrik ve görsel akıl yürütmeye dayanıyordu. Pranalitik matematik, daha çok görsel sezgiye veya pratik uygulamalara dayanan bu ilk problem çözme ve keşif biçimlerine atıfta bulunabilir.

3. Matematik Felsefesi

Felsefede, matematiksel bilginin kökeni hakkında bir tartışma vardır. Bazıları matematiksel kavramların keşfedildiğini, icat edilmediğini ve biçimsel sistemlerden bağımsız olarak var olduklarını savunur. Bu görüşe göre, pranalitik matematik bu kavramların bilişsel veya metafiziksel keşfi olabilir; bu kavramları semboller ve formüller halinde kodlamadan önce evrenin içsel yapılarına ulaşma çabasıdır.

Örneğin, bir matematikçinin sonsuzluğu kesin olarak tanımlamadan önce sonsuzluğun doğası üzerine düşündüğünü hayal edin. İlk, analitik öncesi düşünceleri sonsuzluk, evren veya varoluşun doğası hakkında geniş felsefi düşünceler içerebilir - daha sonra kardinalite ve sınırlar gibi resmi kavramlarda yakalanan fikirler.

4. Keşfedici Matematiksel Oyun

Pranalitik düşünme, bir kişi aklında belirli kurallar olmadan matematiksel fikirlerle "oynarken" de ortaya çıkabilir. Bu durum bulmaca çözerken görülebilir; bir kişi bir fikirle sezgisel olarak uğraşabilir, farklı yaklaşımlar deneyebilir, diyagramlar çizebilir ve resmi bir çözüme ulaşmadan önce deneyler yapabilir. Bu yaratıcı aşama genellikle daha sonra tutarlı düşünce sistemlerine dönüştürülen içgörülere yol açabilir.

5. Öğrenme ve Bilişsel Gelişim

Matematiği öğrendiğimizde, özellikle de erken yaşlarda, hemen resmi sistemlere geçmeyiz. Örneğin çocuklar, sembolleri cebirsel olarak manipüle etmeden önce, uygulamalı aktiviteler, görselleştirmeler ve "daha fazla" veya "daha az" gibi kavramların sezgisel olarak kavranması yoluyla sayılara ilişkin bir anlayış geliştirirler. Pranalitik matematik, soyut akıl yürütmenin henüz baskın olmadığı ve içgörülerin duyusal deneyimler ve kavramsal oyun yoluyla kazanıldığı bu erken öğrenme aşamasını tanımlayabilir.

6. Spekülatif Matematiksel Keşif

Spekülatif matematiksel araştırma alanlarında, kesin kanıtların henüz yaratıcı fikirlere yetişemediği alanlar vardır. Matematikçiler sezgilere, örüntülere veya kısmi kavrayışlara dayanarak cesur varsayımlar veya modeller (sicim teorisi veya çoklu evren hipotezinde olduğu gibi) önerebilirler. Bu fikirlerin şekillendiği ancak henüz kesin olarak kanıtlanmadığı spekülatif, yaratıcı aşama "pranalitik" olarak kabul edilebilir.

7. Sanat ve Matematik Arasında Bir Köprü

Bu ön-analitik aşama birçok yönden sanatsal yaratıma benzer. Tıpkı bir ressamın ayrıntılı eserlere dönüştürmeden önce kaba formlar çizmesi gibi, matematikçiler de "kaba" fikirler veya görsel temsiller çizebilirler. Örneğin, matematiksel modeller, kesin mantık ve denklemlerle ete kemiğe büründürülmeden önce genellikle bir tahta üzerinde kaba diyagramlar veya sezgisel eskizler olarak başlar.

Bu Durum Matematik Çalışmalarını Nasıl Etkileyebilir?

Eğitimde veya araştırmada pranalitik matematiğin vurgulanması daha fazla yaratıcılığı ve yeniliği teşvik edebilir. Öğrencileri veya araştırmacıları katı formalizme odaklanmadan önce sezgisel, keşif aşamasında kalmaya teşvik etmek, yeni ve alışılmadık içgörülere yol açabilir.

Eğitim: Eğitimciler, öğrencilerin yaratıcı düşünmeye ve titiz analitik yöntemler öğretilmeden önce deneyler yoluyla kavramları keşfetmeye teşvik edildiği ortamlar yaratabilir. Bu, bulmacalara, görsel akıl yürütmeye ve açık uçlu sorulara daha fazla vurgu yapılmasını içerebilir.

Araştırma: Matematikçiler, daha sonra resmileştirilebilecek yeni fikirler üretmek için beyin fırtınası oturumlarını, görsel modelleri ve hatta felsefi düşünmeyi araç olarak kullanarak analitik öncesi bir modda kasıtlı olarak zaman geçirmekten fayda sağlayabilir.

Kısacası, "pranalitik matematik" matematiksel düşüncenin önemli ancak genellikle yeterince takdir edilmeyen bir aşamasını temsil ediyor olabilir; ham sezgi ile onu takip eden mantıksal, biçimsel süreçler arasındaki boşluğu dolduran bir aşama.

(Ark) Bir dahaki sefere ne anlama geldiğini biliyor olacağım. Tamam, öpücük!

(L) Öpücük. Pekala. Bu soruyu sormak istiyorum. İlginç olduğunu düşündüm. seek10 sordu:

(seek10) Atlantis döneminde insanın ortalama boyu ne kadardı?

C: 7 fit (~2 metre)

S: (L) Z, Adriyatik ırkını soruyor. Nereden geldiklerini bilmek istiyor. İliryalılar. Uzun boylular. Çok uzun boylu insanlar. Bu İliryalılar Balkan Yarımadası'nda mı ortaya çıktılar yoksa Atlantisli mülteci gibi birşeyler mi?

C: Torunları.

S: (L) Sanırım bunu çözebilirdik. Tamam. Şimdi Joe Dispenza olayını sormak istiyorum.

(dugdeep) Dispenza'nın belgeselinde gösterilen iyileşmeler tasvir edildiği gibi gerçek mi?

C: Tasvir edildiği gibi değil.

S: (L) Bu ne demek?

C: Sebepler ve mekanizmalar zayıf bilim ve varsayımlara dayanıyor.

S: (L) O halde bu şifaların ardında olup biten bazı şeylere dair tartışmamızda vardığımız sonuçlar, Dispenza'nın iddialarından daha mı yakındı gerçeğe?

C: Evet.

S: (dugdeep) Pekala. Dispenza'nın meditasyonlarını gösterildiği şekilde uygulamak güvenli mi?

C: Çok değil.

S: (dugdeep) İşin içinde bir tür KH müdahalesi mi var?

C: Evet. Psişik cerrahiye benziyor.

S: (L) Psişik cerrahi hakkında birşeyler söylemişlerdi zaten. Hatırlayan var mı? Yok mu? O zaman araştırmamız gerekecek.

(whitecoast) "Ne pahasına olursa olsun uzak durun." dediklerini hatırlıyorum.

S: (L) Epifiz bezi konusunu daha önce tartışmıştık ama...

(dugdeep) ...meditasyon yapan kişinin maddi gerçeklikten koptuğunu söylüyor.

C: Evet!

S: (L) Yani benim bahsettiğim gibi birşey olduğu için mi böyle söylediniz, "disosiyatif kimlik bozukluğu" anlamında mı? [Gülüşmeler]

C: Evet.

S: (dugdeep) Meditasyonda yapılan değişikliklerin daha sonra maddi gerçekliğe yansıdığı değerlendirmesi doğru mu?

C: Hayır.

S: (L) Tamam. [Keit'in sorusunu okuyor]. Kanada, New Brunswick'te insanlar bir tür gizemli hastalığa yakalanmışlar geçmişte.

(Gaby) Bir zombi hastalığı.

(Andromeda) Birkaç yıl önce bu konuda birşeyler okuduğumu hatırlıyorum.

(L) Bize bu zombi hastalığı hakkında birşey söyleyebilir misiniz?

C: Manipüle edilmiş genomun mikrobiyal olarak bulaşması. Biyolojik silah. Kenelerden bulaşabilir.

S: (Joe) Bahçeden uzak durun.

(L) Herhangi bir tedavileri de yok, değil mi? Burada tedaviyle ilgili birşeyden bahsedildiğini göremiyorum.

(Joe) Hayır, buna maruz kalan çok fazla kişi olmadı.

(Andromeda) Hayvanlarda da görülmemiş miydi? Hem hayvanlarda hem insanlarda. Tam olarak hatırlayamıyorum.

(Gaby) Belki bazı geyiklerde.

(Joe) Evet, geyik.

C: Evet.

S: (L) Yani gizemli bir hastalık değildi bu aslında...

(Joe) Sadece arada sırada sınırlı sayıda biyolojik silahı test ediyorlar.

(L) Evet, sanırım öyle.

(Hyperdimensional Ape) Bir implantın çıkarılması neden ölüme neden olsun?

C: Tüm implantlar değil, sadece doğrudan organ işleviyle ilişkili olanlar. İmplantların çoğu böyledir.

S: (L) Organ işlevi derken, özellikle hangi organları kastediyorsunuz?

C: Çoğunlukla beyin.

S: (Hyperdimensional Ape) Her zaman kaçırılmaların çok daha büyük ölçekte olduğunu düşünmüşümdür, ama sadece %2 deniyor ve celselerde bulunmuş kişiler de bunlar arasında ve küçük yaştan itibaren kaçırılmışlar...

(L) Tamam, bu çok kötü ifade edilmiş bir soru. %2 ile başlayayım.

C: Nüfusun %2'si büyük bir sayı.

S: (L) Küresel nüfusu mu kastediyorsunuz?

C: Evet.

S: (L) 8 milyarın %2'si kaç eder? Pekala, siz matematikçiler, hesap makinelerinizi çıkarın.

(IrjO) 160 milyon.

(L) Bu çok fazla insan demek. Büyük bir faaliyet.

(Joe) Rusya gibi büyük bir ülkenin tüm nüfusu gibi.

(L) Evet! Rusya'nın tüm nüfusu kadar. ABD'de 300 küsur milyon var. Yani ABD nüfusunun yarısı kadar.

(Niall) Veya üçte biri! ABD nüfusunun ne kadar olduğunu bilmiyoruz. [Gülüşmeler]

(Andromeda) Evet, iyi bir noktaya değindin.

(L) Ve sanırım bazı bölgelerde, özellikle de ABD'de yoğunlaşmasından bahsediyorsunuz, çünkü ABD buna izin verdi, değil mi? Yani ABD'de çok fazla insan olabilir. Bu çok fazla insan demek! Tamam.

(Hyperdimensional Ape) Onları küçük yaştan itibaren kaçırmışlar. Neden bu kadar küçük yaşta kaçırılıyorlar?

(Joe) Bu soruyu kim soruyor? Bu çok basit bir soru. Celseleri okumamış mı?

(Chu) Substack sayfamızdaki bir okuyucu.

(Joe) Bu sorulara sen cevap ver Approaching Infinity.

(L) Evet, bu sorulara cevap ver Approaching Infinity. "Ve insanların bu şeylere büyük bir ilgi duyması." Bu oldukça açık. Bunların hepsi çok temel sorular. Tamam, bu kadar yeter.

(irjO) İlüminati denen şey ile Rothschild ailesi arasındaki ilişki nedir? Çünkü Laura forumda Rothschild'ların gerçekten 'İlüminati' olup olmadığını merak ettiğini söylemişti.

C: Paravan grup ve dikkat saptırma amaçlı.

S: (L) Rothschild'lar gerçek İlüminati ailesinden kişileri tanıyor mu veya onlarla herhangi bir etkileşimleri var mı?

C: Evet.

S: (Andromeda) Bilinçli olarak mı?

C: Evet.

S: (Niall) İlüminati olmak istiyorlar ama içeri giremiyorlar mı?

C: Evet.

S: (irjO) Bu konuda bir soru daha sorabilir miyim? Aynı şey Rockefeller'lar, Soros'lar ve adı geçen diğer aileler için de geçerli mi?

C: Evet.

S: (L) Paravanlar ve dikkat saptırmak için kullanılıyorlar.

(Niall) Bu yüzden onları biliyoruz.

(L) İlüminati tarafından paravan olarak mı kullanılıyorlar?

C: Evet.

S: (L) İnsanları gerçek İlüminati'den uzak tutmak için mi?

C: Evet.

S: (L) Peki, sanırım herhangi bir isim istememiz işe yaramaz.

C: Evet.

S: (Niall) Ama bazı isimler verirsek, evet veya hayır cevabı alabilir miyiz?

C: İhlal!

S: (L) Bu bir ihlal olurdu. Tamam.

(Ryan) Merak ediyorum... İlüminati'den herhangi biri nüfusa kayıtlı mı? Resmi doğum kayıt belgeleri veya buna benzer şeyleri var mı? Yoksa tabiri caizse tamamen kayıt dışılar mı?

C: Duruma göre değişiyor.

S: (L) Ne demek değişiyor?

(Chu) Bazıları öyle, bazıları değil.

(Niall) Gerektiğinde girip çıkıyorlar.

(L) Bahse girerim kendileri hakkında her türlü kaydı yapabilirler ve isterlerse ortadan kaybolabilirler.

C: Evet.

S: (Joe) İstedikleri belgeyi yaratırlar.

(L) Veya sahte kayıtlar oluştururlar.

C: Evet.

S: (Niall) Brigitte Macron gibi. [Gülüşmeler]

(L) Onun bir İlüminati olduğunu sanmıyorum.

(Niall) Hayır, ama bağlantılı bir yerden olabilir... Gerçi, hayır, çok fazla varsayımda bulunmaya gerek yok.

(L) Pekala. Şimdi Pfizer aşılarında görüldüğü söylenen ve çeşitli süreler boyunca damıtılmış suda inkübe edilen "nanobotlar" (nano robotlar) hakkında soru sormak istiyoruz... Bunlar nedir?

C: Gelecekte kullanmak için antenler.

S: (Joe) Ve vücutta üretilmeleri için aşılardaki mRNA'ya mı kodlanıyorlar?

C: Evet.

S: (Joe) Yani süper, süper yüksek teknolojiden bahsediyoruz.

(L) Gelecek derken, ne kadarlık bir gelecekten bahsediyorsunuz?

C: Enjeksiyon zamanından itibaren gelecek.

S: (L) Bu kadar çok insana bu iğneler yapıldığına göre, bu nanobotlardan bazıları şu anda işlevlerini yerine getiriyor olabilirler, öyle mi?

C: Evet.

S: (L) Ve kullanım amaçları arasında kanser, hastalık veya rahatsızlık yaratmak mı var?

C: Bazıları, evet.

S: (Joe) Diş anesteziğinde bu tür bir nanoteknolojinin olduğunu iddia eden bir yazı vardı. Sanırım bazı durumlarda diş anestezi maddelerinde tespit edilmiş. Bu doğru mu?

C: Evet.

S: (Joe) Çok yaygın olarak mı yapıldı bu?

C: Hayır. Deneysel. Bu tür deneylerin kapsamının hayal edebileceğinizden kıyasla çok daha geniş olduğunu bilmelisiniz. İletim hatasını düzeltin lütfen.

S: (Joe) "hayal edebileceğinizden çok daha geniş" demek istediniz, değil mi?

C: Evet.

S: (Joe) Peki, bu durumda, gıdalar da buna dahil mi?

C: Evet.

S: (Joe) Su kaynakları?

C: Evet.

S: (Joe) Ama bunların hepsi deneysel, değil mi?

C: Evet.

S: (Joe) Yani deneylerin kapsamı yaygın ama uygulama miktarı açısından yaygın değil.

(L) Doğru.

C: Evet.

S: (Joe) Peki, artık dişçiye gitmeyelim mi?

C: Hayır!

S: (Andromeda) Gaby haklıydı! [Gülüşmeler]

(Joe) Gaby geçen gün anestezisiz diş tedavisi öneriyordu.

(Niall) Acıya katlan! [Gülüşmeler]

C: İnsan vücudu fizyolojik ve psikolojik yollarla güçlendirilebilecek savunmalardan yoksun değil.

S: (L) Yani başka bir deyişle...

(Chu) ...nanobotlarla mücadele edebiliriz.

(L) Yani eğer sağlıklıysak ve her neyse, makrofajların oraya gidip bu şeyleri yemesini sağlayabilir miyiz?

C: Yakın.

S: (Joe) Bu nano nesnelerden veya nanobotlardan birini anestezi maddesi içinde gösteren çalışmada nikotin kullanmışlar ve bunun onları yok ettiği görülmüş. Bu doğru muydu?

C: Evet. Nikotinin faydalarına sık sık dikkat çektik. Sizce neden nikotinin kullanımını ortadan kaldırmak için bu kadar yoğun bir kampanya yürütüldü?

S: (Joe) Nikotin bunu nasıl yapıyor? Bunun işleyişi nedir?

C: Zihinsel blokaj nasıl işliyor?

S: (L) Zihinsel blokaj belirli bir zihin tutumudur ve her neyse. Ve...

(Joe) ...bilgi.

C: Asetilkolin üretiyor.

S: (Joe) Yani nikotin mi yoksa zihinsel blokaj mı asetilkolin üretiyor?

(L) Zihinsel blokaj mı asetilkolin üretiyor?

C: Evet.

S: (Joe) O halde asetilkolin nasıl oluyor da...

(L) Nikotinin beyinde asetilkolin üretimini artırdığını biliyoruz.

(Joe) Kimyasal olarak asetilkolinin yapısına çok benzer birşey.

C: Evet.

S: (Joe) O zaman soru şu: Asetilkolin bu anlamda nanobotlar gibi fiziksel şeyleri nasıl yok ediyor? Bilgiyle mi ilgili?

C: Evet.

S: (Joe) Yani bilgi seviyesinde işliyor.

(Gaby) Yani nanobotlar antikolinerjikler gibi davranıyor, felç edici etkileri var...

(L) Evet. Tamam. Bu kadar yeter mi?

(Joe) 23andMe'nin satıldığını duydunuz mu?

(Herkes) Evet.

(Joe) Tükürüğümüzü 23andMe gibi yerlere göndermiş olmamız, herhangi bir açıdan bizim için herhangi bir risk oluşturuyor mu?

C: Hayır.

S: (Joe) Güzel. Hesabımı kapatıp tükürüğümü yok etmelerini söyleyecektim.

(L) Onlara yazıp numunelerimizi ve tüm kayıtları imha etmelerini isteyebiliriz.

(Andromeda) Bu sadece kayıtlarımızı şüpheli hale getirir. Bizi özel bir listeye koyarlar. [Gülüşmeler]

(Scottie) Zaten silmezler çünkü artık kimse hiçbir veriyi silmiyor.

(Andromeda) "Kendinizi belli ettiğiniz için teşekkürler!" diyecekler.

(L) Evet, belki de sessiz olmalıyız. Yani, milyonlarca numuneleri var, bizimkiler arada kaynar.

(Niall) Trump'ın son suikastçısının herhangi bir yardım gördü mü, yoksa sadece Ukraynalı bir dolandırıcı mıydı?

C: Evet.

S: (L) Yardım aldı.

(Niall) Biliyordum.

(Joe) İstihbarat yardımı mı?

C: Evet.

S: (Niall) Yani bu plandan vazgeçmediler. Onu hala oyundan çıkarmak istiyorlar ama engelleniyorlar.

C: Bir yandan masum görünmeye çalışırken bir yandan da denemeye devam ediyorlar. Bu ölçekte özgür irade ihlalleri zorludur.

S: (Joe) Evet, kesinlikle. Ve böyle birşey yaptığınızda ve masum görünmeye çalıştığınızda, bu gerçekten etkinliğinizi kısıtlar.

(L) Pekala. Yoruldum. Çok acil bir konu var mı?

(Joe) İvermektinin özellikle üreme için toksik olabileceğini gösteren araştırmalar var.

(L) Bu doğru mu Gaby?

(Gaby) Ben öyle düşünmüyorum. Bence üreme sağlığınız için ivermektinden daha kötü şeyler de var.

(L) İvermektin üreme açısından toksik olabilir mi?

C: Yüksek dozlarda.

S: (Joe) Yani muhtemelen ivermektini karalamaya yönelik bir girişim bu. Her zaman yaptıkları şey.

(L) Bir testte bir şeyden çok az verip işe yaramadığını söylemek veya çok fazla verip herkesi öldürdüğünü söylemek gibi.

(Joe) Bir fareye iki kilo ivermektin verdik ve...

(L) Pekala. Eğer sormamız gereken veya sormadığımız ama sağlığımız için önemli olan birşey varsa, lütfen sorulmuş olarak kabul edin.

C: Şimdi değil! Şimdilik bu kadar yeter. Patlayıcı ifşalar ve olaylar geliyor! Hoşçakalın.

S: (Joe) Her yerde patlayıcı olaylar oluyor zaten.

(Niall) İsrail...

(L) Evet, işler olduğundan daha da acayip bir hal alabilir mi bilmiyorum. Bunu söylememeliydim! Lütfen, sözümü geri alıyorum! [gülüşmeler] Her zaman daha da anormalleşebilir. Şu anda gerçekten çok tuhaf bir gerçeklikte yaşadığımız hissine kapılıyor musunuz? Yani, herşeyin büyük bir geçiş sürecinde olduğunu, ruhani şeylerin gerçekleştiğini ve tezahür ettiğini ve insanların gördükleri şeyin bu olduğunu henüz kabul etmediklerini? Ve insanların bir inkar hali içinde olduğunu? Bu şimdiye kadar gördüğüm en çılgınca şey!

(Andromeda) Ve her yerde farklı gerçekliklerde yaşayan insanlar.

(L) Evet. Peki hepiniz böyle hissediyor musunuz? Yani, bir tek ben hissetmiyorum, değil mi?

[Birçok katılımcı elini kaldırıyor.]

(Joe) Viral bir videoda oturma odasında oturan bir adam var ve oturma odası yanıyor. Ve adam "bu normal" diyor.

(Niall) Sorun yok.

(Joe) Sorun yok. Kelimenin tam anlamıyla dünya patlıyor, yanıyor, psikopatlar tasmalarından kurtuluyor ve dünyanın çoğu "Evet, sorun yok!" diyor.

(L) Yani, kötülük o kadar bariz, o kadar ortada ve herkesin gözünün önünde ki...

(Andromeda) Fotoğraflı kanıtlarla.

(L) Evet! Delilik!

CELSE SONU


Orijinal celse metni:

https://cassiopaea.org/forum/threads/session-21-september-2024.55160/


sybleman

#1
Eline sağlık bozadi. Celseden çok tartışma geçmiş senin de ilettiğin gibi. İlüminati ailelerinin paravan olması mantıklı görünüyor. Gerçek ailelerin göz önünde olması saçma olurdu. Hizmet eden hizmetliler demek ki.

Konuştukları dizi belgesel ilgimi çekti. Ancient apocalypse izle diyerek bulabilirsiniz. Bakalım neler var bölümlerde.

gerçek tosun paşa

Teşekkürler bozadi eline sağlıık :D

Tgur

Teşekkürler Bozadi..

Dionysos

Çeviri için teşekkürler
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#5
Eskiye harabeye tarihe dikkatli bakın
Ama tarihi tekerrür ettirmeyin sakın
Bilin ki ileriye atacağınız her yeni  bir adım
Size tarihten çok çok daha yakın

Bu dörtlüğü seneler evvelki bilincimle yazmıştım ve oldukça sık yayınladım,ama şimdi ilk iki mısraını değiştirmek durumundayım ,

"Eskiye harabeye tarihe takıntısız bakın
Ama tarihi zannettiklerinizi  tekerrür ettirmeyin sakın"

Neden,
Sona yakın yıllardaki yorumlarımda da ara ara belirttiğim gibi tarihsel ve olgusal karışıklığı doğuran bir çok KH etkilerine maruz kalmışız ,bunu çok şükür K. celselerini dikkatle izleyince öğrendik,
Bu konunun aşağıda belirttiğim kısımda da özellikle vurgulandığını görünce yalan değil oldukça etkilendim,

21.Eylül. 2024 celsesi başlangıcındaki izahat bölümünden alıntı, Laura tarafından,

"Yani güneş sistemi çapında böyle şeyler olduğunda, bunun hem Dünya hem de diğer gezegenler üzerinde etkileri olabileceğini anladık. Ama Toba olayı, 12.000 yıl önceki afet, megafaunayı (dev hayvanları) yok eden Erken Dryas olayı gibi büyük sinyaller oluşturan şeyler var. Tabi 65 milyon yıl önce dinozorların yok olduğunun söylendiği süreçte ne kadar megafauna kaldıysa. Bu konuda şüphelerimiz var çünkü dinozorları insanlarla birlikte tasvir eden tarihi eserler var. Ve korunmuş büyük dinozor ayak izleri içinde bulunan insan ayak izleri de var sanırım. Yani... [İÇ ÇEKİYOR] Öyle bir karmaşa var ki, bu şeylerin peşinden durmadan koşmanın zamanımızı ve enerjimizi en iyi şekilde kullanmak olduğunu sanmıyorum. Bunu yıllarca yaptık. Muhtemelen dünyadaki her ülkeye değindik ve özellikle Hindistan üzerinde çok durduk çünkü orada ilginç şeyler oluyordu.

Ama bunun zamanımızın en iyi kullanım şekli olduğunu sanmıyorum. En azından kendi açımdan böyle düşünüyorum çünkü açıkçası artık bu konuyu merak etmiyorum. Karmakarışık. Ve biliyorum ki bu gezegende bir sürü şey oldu ve şeytani ilahlarımız bu gezegendeki bir sürü şeyi allak bullak etti. Tarihimizle oynadılar. Zihinlerimizle oynadılar. Propagandalarla oynadılar. Arkeolojimizle oynadılar. Aleyhimize çok şey yaptılar, kafamızı karıştırmak için o kadar çok şey yaptılar ki, en genel hatlar dışında bu konunun asla çözülebileceğini sanmıyorum. Tanımlanabilen bazı şeyler var, tespit edilebilen şeyler var ve bazı şeyler için yazılı bir metne ve onu içine yerleştirebileceğimiz arkeolojik veya jeolojik bir bağlama sahibiz. Ama çoğunlukla bunu yapamıyoruz ve yapamayacağız da.

Ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Yani, herkes ne dediğimi anlıyor mu? Tüm bu meselelerin içinden çıkılması imkansız denecek kadar karmaşık olduğunu biliyoruz neticede ve şimdi ve burada dünyada olan biten bazı şeylerle ilgilenmek, tarihsel gizemleri çözmekten çok daha önemli. Tarihsel gizemleri çözmek için çıldırmışçasına uğraştım. Kayıp uygarlıklar ve kalıntıların resimleriyle dolu kitaplar okudum, vesaire. Merak ediyordum ve deli gibi sorular soruyordum. Ama bu konuda enerjim tükendi çünkü bu konuya yıllar, çok uzun YILLAR harcadım..."


sirera

Tüm çeviriler için teşekkürler Bozadi.
KH etkileri gün geçtikçe artıyor buna rağmen bilgi alanından süzülen damlalar da milyonlarcamız kaçırılıp izlenirken takibi imkansız kılıyor veya tamamen çipleri işlevsiz hale getirebiliyor.
Yani K ların deyişiyle bilgi koruyor.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sybleman

S: (L) Z, Adriyatik ırkını soruyor. Nereden geldiklerini bilmek istiyor. İliryalılar. Uzun boylular. Çok uzun boylu insanlar. Bu İliryalılar Balkan Yarımadası'nda mı ortaya çıktılar yoksa Atlantisli mülteci gibi birşeyler mi?

C: Torunları.

Arnavutların kökeni olduğundan bahsediliyor.

Alıntı Yapİlirya'da aynı adlı kabileler dışında başka hiçbir halk böyle adlandırılmadı. Bu İliryalılar, Truvalılarla bir yakınlığı paylaşmıştır veya Truva'nın mitik kurucusu ve İlyada'da bildirildiği gibi Dardanyalılara ata olan Dardanus olarak Truvalıların kendileriydi. Ek olarak, eski Truva civarında bulunan bazı tarihi eserler İlirya prototipi olarak kabul edilmiştir. İlirya kökenlerinin Türkiye'de olduğu iddiasını destekleyen başka bir eski yazı parçası eski Mısır hiyerogliflerinden gelir. MÖ 13. yy'da Mısırlı Büyük Ramses, Hititlerle Suriye'nin kontrolü üzerine bir savaş yaptı. Hititler ayrıca, müttefiklere sahipti ve Mısırlılar bu hiyerogliflerde Hititlilerin müttefiki olan bu halkı Drdny olarak kaydetmiştir. Dardanyalılar, Hititlerle bir akrabalık yakınlığında değildiyse de onlarla yakın ikamette olmuş olmalılardır, böylece onlarla birlikte oldular. Bundan başka, eski zamanın Küçük Asya'lı Frigler ve İliryalıların dilleri arasında ayrıca bir bağlantı kurulmuştur ve eski İlir-Trak kabilesi Bryges'in (Makedonya veya Trakya'nın eski yerleşimcileri) bir ve aynı halk olduğuna inanılır. Bu iddia, sonunda İliryalıların balkanlardaki hareketlenmeleri, Truva'nın düşüşü, Hitit krallığının ölümü ve Bronz Çağında halkların doğu Akdeniz'den geniş ölçüde hareketi ile yaklaşık aynı zamana (MÖ 13. yy) gelmesiyle desteklenir. Herhangi bir durumda, doğudaki bu bölgeyle bağlantının varlığı çürütülemez.

İliryalılar-İlirler güney italya, trakya ve truva ile ilişkili görünüyor. Bayrakları ilginç. Ay yıldız içeriyor.

https://x.com/RumeliStore/status/1036303567714492418?prefetchTimestamp=1727782384689

bozadi

İlginç bilgiler sybleman, teşekkürler.

İlirya kelimesine ilk defa bu celseyle birlikte denk gelmiş oldum, hatırladığım kadarıyla. Arnavutlukla bağlantılı olması ve bayrağında kırmızı zemin üzerinde beyaz ay-yıldız bulunması dikkat çekici. Bizim bayrakla benzerliği tamamen tesadüf mü yoksa bir bağlantısı var mı acaba?

Yakın geçmişte "Diamond Tema" tartışmaları nedeniyle "Arnavutluk" konusu karşıma çıkmıştı, bir de son günlerde Arnavutluk'ta kurulması amaçlandığı söylenen "Bektaşi Devleti" konusu nedeniyle.

Diamond Tema'nın katıldığım-katılmadığım çeşitli görüşleri olmakla birlikte, genel itibariyle olumlu buluyorum.

Arnavutluk'ta "Bektaşi Devleti" projesini ise "zorlama" buldum. Şu aşamada kesin emin olamasam da, "malum güçlerin" bir projesi gibi algıladım.



Tgur

#9
Syblemanın verdiği bayrak konusu ilginç bunun üzerine bayrağımızın oluşumunu merak ettim ,her ne kadar evrensel konu genişliğinde bütünlük baş konumuz olsa da mevcut halimizde oldukça önemli bir tarihi oluşum içinde bulunduğumuz ülke bedensel emniyetimiz için önemli, boş verip kargaşaya girmeden vatan bütünlüğünü de göz önüne almamız ayrılıkları yok etmemiz gerekli,
 Bu nedenle belki unuttuk veya araştırmadık diye,

"Türk bayrağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal ve resmî bayrağıdır.[1] Al renkli zemin üzerinde beyaz hilâl ve yıldız ile oluşmuş bayrak ilk olarak 1844 yılında Abdülmecid dönemindeki Tanzimat sürecinde kabul edilmiş, Cumhuriyet döneminde 29 Mayıs 1936'da 2994 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal bayrağı olarak kanunlaşmıştır. 22 Eylül 1983'te 2893 Sayılı Türk Bayrağı Kanunu ile bayrak ölçütleri belirlenmiş ve bayrak son hâlini almıştır.
Türk bayrağı

Ayrıntılar
Kullanan(lar)
Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu
Kabul tarihi
Osmanlı dönemi: 1844
Türkiye dönemi: 29 Mayıs 1936
Lakabı
Ay yıldız, al bayrak, al sancak.
Tipi
Ulusal ve resmî bayrak
Oran
2:3
Tasarım
Kırmızı arka plan üzerine beyaz hilal ve beş köşeli yıldız.
Renkler
  Al
  Beyaz
Kullanımı
Ulusal bayrak ve sancak Bayrağın farklı kullanımlarını gösteren siyah beyaz küçük bayrakbilim sembol veya piktogramBayrağın farklı kullanımlarını gösteren siyah beyaz küçük bayrakbilim sembol veya piktogramArka taraf, ön tarafın ayna görüntüsüdür
Efsaneye göre bayraktaki al, kan kırmızısıdır ve şehitlerin dökülen kanlarını temsil eder. Gece yarısı bu kanların üzerine yansıyan hilâl biçimindeki ay ve bir yıldızla beraber Türk bayrağının görüntüsü oluşur. Bu efsanenin 1389 yılında meydana gelen I. Kosova Muharebesi'nde gerçekleştiği söylenmektedir.[2]
Ayrıca İstiklâl Marşı'nın birinci, ikinci ve onuncu kıtalarında Türk bayrağından bahsedilir."

beyrutkapı

Çeviri için teşekkürler bozadi
 

cqkq

#11
Çeviri için eline sağlık bozadi.

Birkaç bin sene öncesi için uzun boy konusunda bir şeyi atlıyorlar. Daha önceki celselerden biliyoruz ki milattan öncesinde yerçekimi katsayısı şu an olduğundan daha azdı, bu da doğal olarak ortalama boyu bir miktar uzatacaktır. Bunu da hesaba katınca 2 metre boyundaki biri günümüzde yine 185-190 boylarında olabilir.

Ek olarak patlayacak ifşa acaba Diddy ifşası mıydı?
Sosyal medyada Diddy olayı üzerinden Beyonce ve Jay-Z nin illuminatinin yüzü olduğunu tartışmaya başladılar. Ben sosyal medyada hiçbir zaman bu kadar net bir şekilde bu yapıyı kabul ettiklerini ve eleştirdiklerini görmemiştim çığ gibi büyüyor.

sybleman

Evet cqkq. Didy olayi derinleşiyor. Müzik sektöründeki bütün ahlaksızlıklar çıkıyor. Peki sizce Türkiye de durum nedir? Emin olalım ki burada da farklı değil. Bir oraya çıksa kimler kimler ortaya dökülür kim bilir?

gerçek tosun paşa

#13
Kast edilen ifşa bu diddy olayı mı emin değilim. Olabilir fakat halihazırda bir kaynayan orta doğu gündemi ve yaklaşan abd seçimleri var. Farklı bazı durumlar da ortaya çıkabilir.


Diddy olayı hakkında bilgi


Konuyla ilgili bir içerik


sybleman

Ivermectin ile ilgili ilginç bir haber var. Kanser tedavisinde oldukça etkili olduğundan bahsediliyor.

https://mobile.x.com/MakisMD/status/1845353670407233817

Alıntı YapSON DAKİKA HABERİ: Kanserde Dünyada İlk İvermektin, Mebendazol ve Fenbendazol Protokolü hakem denetiminden geçti ve 19 Eylül 2024'te yayınlandı! Kanser Tedavisinin Geleceği ŞİMDİ başlıyor.

Baş yazarlar Ilyes Baghli ve Pierrick Martinez'e inanılmaz ilham verici çalışmaları için, FLCCC'den Dr. Paul Marik'e yeniden kullanılan ilaçlar konusundaki kapsamlı çalışmaları için ve bu makaleyi hayata geçirmek için çok çalışan her bir ortak yazara teşekkürlerimi sunarım.

 Umarım bu hakem denetimli makale Kanser Tedavisi için yepyeni bir geleceğin temelini oluşturur.

Birçoğunuz binlerce Kanser hastasına yüksek doz İvermektin, Mebendazol ve Fenbendazol ile yardım ettiğimi biliyorsunuz. Bu yeniden kullanılan ilaçlarla inanılmaz başarılar

görmeye başladık bile . Kirlenmiş COVID-19 mRNA Aşılarının piyasaya sürülmesinden sonra Ana Akım Onkoloji çöktü.

Çoğu Onkolog Hipokrat Yeminini terk etti , tüm kanser hastalarına kontamine mRNA Aşıları verdi ve mRNA aşılarını kendileri aldı. Bazı Onkologlar artık mRNA kaynaklı kalp durmaları, kan pıhtıları ve Turbo Kanser geliştirdi. Diğerleri ise aniden öldü. Bu Onkologlar kafalarını kuma gömdüler ve iyi ve yetenekli bir doktor olmak için gereken her şeyi terk ettiler.

 Ancak, geleceğe doğru yeni bir yol açan doktorlar da var. Orada görüşmek üzere!

Makale
https://isom.ca/article/targeting-the-mitochondrial-stem-cell-connection-in-cancer-treatment-a-hybrid-orthomolecular-protocol/