Haberler:

Yeni celse forumda! 27 Haziran 2026🎉🌱

Ana Menü

20 Eylül 2014

Başlatan bozadi, 23 Eylül 2014, 01:51:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

#15
Bh'de müdahale eder; fakat karmik süreçlere dikkat eder ve doğal süreçle beraber hareket eder. Örneğin dalganın gelişi aynı zamanda Orion Bh'nin bir habercisidir. Görüyormusunuz karma dengelenirken doğal olarak ortamın eşitlenmesi için burda olmaları gerek. Denge bunu gerektirir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#16
İçinde bulunduğumuz süreçte acıların tırmanışının üst seviye BH güçleri tarafından özel olarak uygulanan bir programın neticesi olduğunu sanmıyorum. "Dur şunların çektiği acıyı tırmandıralım da bunlar biraz kendilerini toparlasınlar, dayanışmak zorunda kalsınlar" diye bir BH yaklaşımı olabileceğini düşünmüyorum. Çekilen acıların tırmanıyor olması, insanlık ve insanlık üzerinde kontrol sahibi olmaya çalışan güçler arasındaki etkileşimlerin doğal bir sonucu. Ve yoğun bir acı deneyimledikten sonra bunu BH kutuplaşması için bir katalizör olarak kullanmak da insanlığın yine kendi özgür irade seçimiyle olabilir. Acıların tırmanması her durumda BH'ye hizmet eder diye düşünmek hatalı olur sanırım. Acı artışı KH'ye de hizmet edebilir. Bu, doğrudan veya dolaylı olarak, kısa veya uzun vadede, ilgili bireyin veya bireyler grubunun kendi BH-KH eğilimlerine ve o süreçteki şartlara bağlı olarak şekillenebilecek birşey.

Eğer insanlık içinde bulunduğumuz süreçte ve önümüzdeki günlerde ciddi bir acı tırmanışı deneyimlerse ve bunu BH yönünde bir kutuplaşma olarak kullanma iradesi gösterirse, bu var olan BH güdüsünün, iradesinin bir sonucu olacaktır. Bunu sağlayan mekanizmaların başında da yine "bilgi ve farkındalık" geliyor olacaktır diye düşünüyorum. İnsanlar maruz kaldıkları travmaların kaynağını görüyor olacaklardır. Yani dünyayı tam kontrolleri altına almaya çalışan faşist güruhun şahsi menfaatleri için kitlelere yaptıkları şeyler sonucunda bu travmalara maruz kaldıklarını gördüklerinde, buna uyandıklarında, bu bilgiyi paylaştıklarında ve kendilerini korumanın tek yolunun birleşmek ve işbirliği yapmak olduğunu gördüklerinde ve bunun gereğini yaptıklarında BH yönünde güzel bir kutuplaşma gösteriyor olacaklardır.

İnsanlar kendilerini özdeşleştirdikleri ideolojilerle bağlantılı olarak birbirlerine kolayca düşman olabiliyor ve saldırabiliyorlar. Birbirlerinden kolayca nefret ediyorlar. Ama ondan sonra çok şiddetli bir deprem (veya bir başka büyük afet) oluyor ve bir bakıyorsun ki ideolojik farklılıkları yüzünden birbirinin boğazına sarılmaya hevesli olan o bireyler, hızlı, muhteşem ve telepatik denebilecek bir iletişim ve uyum içinde enkaz altında kalanları kurtarmaya, birbirlerine var güçleriyle yardım etmeye başlıyorlar. İçinde bulunduğumuz ve giderek tırmanan değişim-dönüşüm sürecinde KH adayı güçlerin arzuladıkları mutlak kontrolü sağlamak amacıyla çevirdiği işler giderek şiddetlenmekte olduğu için, yani gözleri giderek "kararmakta" olduğu için, insanlık tıpkı şiddetli bir deprem durumunda olduğu gibi, içinde bulunduğu gaflet halinden uyanmak zorunda hissedecek gibi görünüyor.

Ka

#17
Scyth orion Bh derken tam ne demek istedin?
 birde kriz(global) anında ki durum bizi hasata yakınlaştırmaktan ziyade birbirimize yakınlaştırır ve o kaosta düzen kurmak için baştan başlamak hasata giden ve pozitife dönen bir süreçtir gibime geliyor. Sadece aklıma ilk gelenleri yazıyorum, aslında kaos bir sonraki basamağa hazırlık ama hasad için sanki çok basamak var. ve biz hasad için yaşıyorsak oda yanlış geliyor bunu düşünmeden başkalarına hizmet etmeliyiz. Cennet vaadi için sevap toplayanların farklı bir versiyonuna dönüşürüz aksi halde. Süreç ne olursa olsun sonunu düşünmeden asla hasat veya yükseliş olmayacakcasına koşulsuz bir şekilde yardımlaştığımız bence kendi hasadımızı yaşarız, sebep ve yükselme vaadi olmadan. Umarım meramımı yanlış anlatmamışımdır.
 

beyrutkapı

#18
Çok doğru bir noktaya değindin ka. Söylediklerine kesinlikle katılıyorum. Yükseliş yada kurtuluş beklentisi ile hareket etmek hem bh nin özüne aykırı hem de oyunu kaçırmak anlamına geliyor. Tüm bu karmaşanın içinde elinden geleni yapıp, bir yanıyla da tüm bu olanların işleyiş mekanizması ile dalga geçebilmek gerekli sanki. Yani tüm gücümüzle ilizyonu ciddiye almak mizaha yer bırakmamak, ıskalamak gibi geliyor bana.
eğer az çok resmin bütününü görebilecek kadar şanslıysanız, korku ve kaygı duvarının ötesinde bir yere bakmak gerekiyor.
ayrıca şunu da unutmamak gerekiyor, kh derken özellikle dünyamız için organize olmuş ve çok iyi çalışan kh güçleri yok. Daha çok kendi aralarında çıkar çatışmaları hakimki kasyopyalılar bunu daha önce belirtmişlerdi. Kh nin doğası gereği birbirleri ile olan çıkar çatışmları da süreçte belirleyici olacaktır.
özellikle Ra da "keder kardeşliğinden" bahseder. Onlar dünyadaki acı ve kederi gördükleri için özellikle gezginler yoluyla ve öğrenme yollarını tıkamadan, özgür iradeye müthiş bir saygıyla buradalar. Acı insanlığın çiftlikte yaşadığını idrak etmediği sürece iyi bir katalizör olacaktır. Bu kh kaynaklıda olmayabilir. Kritik eşiğin aşılması onlarında işine gelmeyecektir. Bu biraz da sürecin doğasından kaynaklanıyor. Vicdanlar uyuduğu sürece, her şeyin Bir bütün olduğu evrende elbette şimdi tuzu kuru olanlar acıyla kendine gelecektir. Zira her şeyi tam olanlar, başkasının acılarını çerez niyetine akşam haberlerinde tüketiyor. Bu ahmaklığın bir sonu olacaktır. İnsanlar acı çekecekse, dünyanın çığlığı karşısında sığır sürüsü gibi baktıkları için çekecekler. Ve bir insan nerede hangi koşullarda olursa olsun, kendi seçtiği için orada olduğunu unutmamak gerek. Bu ilizyonda her şey dersin bir parçası. Zor olan uyanık ve neşeli kalmak.

bu arada Ra yı yeniden okuyorum. Daha önce görmediklerimi hayretle fark ediyorum. Anlatamayacağım bir sevgiyle yazılmış her kelime sanki, sonsuzluğuna doğru idrakin. Muhteşem.
 

Scyth

#19
Orion'da yaşayan Başkalarına Hizmet 4. yoğunluk insanlar. Oyun alanı eşitlenirken Bh tarafını onlar temsil edecekler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#20
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Ka

birde kriz(global) anında ki durum bizi hasata yakınlaştırmaktan ziyade birbirimize yakınlaştırır ve o kaosta düzen kurmak için baştan başlamak hasata giden ve pozitife dönen bir süreçtir gibime geliyor. Sadece aklıma ilk gelenleri yazıyorum, aslında kaos bir sonraki basamağa hazırlık ama hasad için sanki çok basamak var. ve biz hasad için yaşıyorsak oda yanlış geliyor bunu düşünmeden başkalarına hizmet etmeliyiz. Cennet vaadi için sevap toplayanların farklı bir versiyonuna dönüşürüz aksi halde. Süreç ne olursa olsun sonunu düşünmeden asla hasat veya yükseliş olmayacakcasına koşulsuz bir şekilde yardımlaştığımız bence kendi hasadımızı yaşarız, sebep ve yükselme vaadi olmadan. Umarım meramımı yanlış anlatmamışımdır.

Güzel bi hususa parmak basmışsın Ka. beyrutkapı da aynı şekilde güzel bir onaylama ve yorum dizisi paylaşmış. Yani, "hasat olmayı", "4. yoğunluğa geçmeyi" veya "BH alemine geçmeyi" "kavramsal olarak" çok arzulamak yalnızca mevcut takıntılarımıza bir tane daha ekleyecektir bekli de. Önemli olan şimdi ve burada ne gördüğümüz, durumu nasıl tanımladığımız ve ne yaptığımızdır.

İnsanlığın 4BH'deki veya BH'deki deneyiminden kastedilen şeyin biraz kabaca da olsa kolayca anlaşılabiliyor olması gerekir, çünkü bu yabancısı olduğumuz bir duygu ve/veya farkındalık değildir. "Gerçek sevgiye" dayalı bir deneyimler ve etkileşimler sürecidir. Hepimiz hayatımızda bunu "şu veya bu saflık düzeyinde" belki de defalarca deneyimlemişizdir. Yani gerçek sevgiye dayalı düşünüş ve davranış hali. Mesele şu ki, bu uzun süre devam etmiyor. Zaman zaman "sızıntılar" yaşıyoruz yalnızca. "Tadını" alıyoruz adeta. Ve her zaman aynı saflık/gerçeklik düzeyinde de deneyimlemiyoruz. Kalitesi çok değişken oluyor BH sızıntısı deneyimlerinin.

Bütün bir toplumun (tüm dünya diyelim) kesintisiz olarak gerçek sevgiyle hareket ettiğini düşünün. İşte, 4BH "kabaca" böyle birşey olacaktır. Yalnız bunu mevcut 3KH yaşam koşullarımıza projekte ederek düşündüğümüzde hatalı bazı sonuçlar çıkabilir. Gerçekten bütün bir gezegen toplumu o şekilde yaşarsa, orada yaşam koşullarının (eğitim, meslek, insan ilişkileri) etkileşimlerin, teknolojinin nasıl olacağı ve nasıl ilerleyeceğini ön görmek hiç kolay olmayabilir bizim için. Çünkü toplumsal bazda, kesintisiz (ve gerçek!) BH deneyimi görmedik, duymadık, yaşanmış bir deneyim anlamında. Bu konuda bir sezgi sahibi olma konusunda yapabileceğimiz en iyi şey, bence, sadece orada herkesin gerçek sevgiyle yaşıyor olduğunu elden geldiğince gerçekçi bir şekilde düşünmeye ve hissetmeye çalışmaktır. Bunu söylemek kolaydır ama bunun nasıl bir deneyim olduğunu çok gerçekçi ve geniş kapsamlı bir şekilde hayal etmemiz şu an için çok zordur.

Bu noktada şunu hatırlayalım ve kabul edelim ki, bizler halihazırda bilinçli ve iradeli bir gerçek sevgiyle yaşamıyoruz. Yaşamakta olduğumuz koşulları bizim için işkence haline getiren başlıca nedenlerden biri de bu. Gerçek sevgi bize gökten zembille inmeyecek. Varlığımızın kökeninde var o. Varlığımız ona dayalı. (Kertişlerin varlığı bile!) Bütün mesele varlığımızın kökeninde bulunan birşeye karşı tavrımızın ne olduğu.

Yaşamakta olduğumuz ve koşullarını epeyce kabullenmek zorunda kaldığımız hayat (daha doğrusu "düzen") gerçek sevgi denebilecek olan şeyi destekleyen, ona yönelen bir hayat/dünya değil. Aksine, insanlığın genel yaşam koşullarının ortalaması gayet KH frekanslarında titreşmektedir. Dünyada olup bitenler ve insanlığın bütün bu olup bitenler karşısındaki durumu, nasıl bir frekans/gerçeklik içinde olduğumuzu ortaya koyuyor aslında.

Elbette içinde bulunduğumuz hayatı bütünüyle lanetleyip nefret etmek değil savunduğum şey. Aksine, bu haliyle de onu kabul etmek, saygı duymak çok önemli, değerli, gerekli birşey. Ama bu koşulları kabul etmekten daha da büyük bir şevk ile kabul edebileceğimiz şeyler var. Biribirimize "gerçekten" yardım edebileceğimiz, moral ve güven verebileceğimiz, hep birlikte tüm sorunlarımızı "gerçekten" çözebileceğimiz bir duruma doğru ilerlemek.

Etrafımızdaki koskoca dünyada neler olup bittiğine körlük taslayarak yapamayız bunu bence. Yani nasıl bir dünyada, nasıl bir gerçeklikte (matrix!) yaşadığımızı umursamadan, bununla yüzleşmeden, bunu göz önünde bulundurmadan hareket etmek pek akıllıca olmaz. Anti-Sevgi tipler uzun süredir insanlığın genel yaşam ve deneyim koşulları üzerinde ciddi bir egemenlik kurmuş durumda. İşte, yaşadığımız koşullara bakın. Haberlere bakın. İnsanlığın geçmişini inceleyin. Kan, vahşet, travmalar. Mesele sadece bu olayların patlama anları değil. Mesele o olumsuz olayların sürekli patlak vermesine imkan tanıyan ve neden olan bir "düzene" büyük ölçüde itaat ediyor olmamız.

Gerçek sevgiden bahsetmek kolay olabilir ama gerçekten ona göre yaşamanın ne anlama geldiğini ciddiyetle düşünmek hiç de göründüğü kadar kolay değildir. Çünkü o şekilde yaşamıyoruz. Sırf bunları konuşuyoruz diye sihirli bir değnek değmişçesine öyle bir yaşam "moduna geçivermek" de mümkün değildir. Yüzleşmemiz gereken şeyleri hep birlikte tartışıyor veya tartışacak olmamız çok önemli bence.

bozadi

#21
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Orion'da yaşayan Başkalarına Hizmet 4. yoğunluk insanlar. Oyun alanı eşitlenirken Bh tarafını onlar temsil edecekler.
Evet, 4BH'leri ve yine daha önce de belirttiğin ve celselerde geçtiği gibi Kertişleri evcil hayvan gibi gören ve kullanan 4KH İnsan varlıkları... Üzerinde düşünmeye değer.

beyrutkapı

#22
"hedefe varmak eğlencenin yarısı"

şimdi ve burada olamadığımız sürece, gelecekte nerede olacağımızı ummamızın bloke olmanın başka bir yolu olduğunu düşünüyorum. Yola ancak öğrenme\öğretme çabasıyla devam edebileceğimizi düşünüyorum. Gezegen her şeyiyle muhteşem, düzeni ise hepimiz biliyoruz. "evreninin Sibirya'sı" insanlar arası ilişkiler. Bunun dışına adım atabildiğimiz anları uç uca eklemek gerekiyor sabırla. Karıncanın yolu, göğe bakmayı unutmadan.
 

bozadi

#23
Disipline, "çalışmaya" ne kadar önem verildiğini görüyoruz hem Kasyopya celselerinde, hem de örneğin 4. yol gibi öğretilerde. Konunun İngilizce bağlamında "Work" terimi çok vurgulu bir şekilde kullanılıyor. "İş", "çalışma", "disiplin" anlamında.

Ne için çalışmak, ne için disiplin geliştirmeye niyet etmek gerektiğini düşünebiliriz.

Okuduğumuz, konuştuğumuz, tartıştığımız şeyler kapsamında, zihnimde bununla ilgili oluşan bir resmi tanımlamak isterim. İçinde bulunduğumuz yaşam koşullarında ayakta kalabilmek, hayattan, insanlardan, gerçeklikten kopmamak için bir geçim mücadelesi veriyoruz ve bu vaktimizin epeyce bir kısmını alabiliyor. Bu ve başka bazı görevleri yüklenmek zorunda kalabiliyoruz. Ve yüklendiğimiz sorumluluklar, görevler her zaman "gönlümüze" göre olmayabiliyor. Sadece mecburiyetten veya mecburiyet hissinden dolayı pek çok zorunlu şeyi yapmaya epeyce vakit ve enerji harcamamız gerekebiliyor. Yani en çok gönlümüzden geçen, hayat amacı olarak düşünebildiğimiz ve onaylayabildiğimiz şeyleri yapmaya odaklanmayı, bunlar üzerinde konsantre olmayı ve bu yönde somut adımlar atmayı çok zorlaştırabiliyor içinde bulunduğumuz 3KH sosyo-ekonomik-siyasi düzeni ve kendi KH'liğimiz ve etrafımızdakilerin KH'likleri...

Bunun ayırdına vardığım zamanlarda, pek çok zaman ciddi bir stres ve endişe içerebilen hayat koşturmacası içinde yitip gitme halini fark edip şöyle geçiriyorum aklımdan: Tamam, bu stresten-telaştan-koşturmacadan tamamen kaçış yok ama işin kötüsü birşeye "adanışım" da yok. Ve bir takım çevreler veya güçler bu halimizden feci şekilde nemalanıyorlar ve bu kadar insan olarak birbirimize gerçek ve etkili bir yardım sunamıyor olmamız çok üzücü. Evet, bu koşullardan, zorluklardan, işkencelerden tamamen kaçmak mümkün değil ama eğer birşeye "gerçekten adanırsam", buna hayatımı adarsam ve sabırla ve disipline o adanış doğrultusunda ilerlersem, herşeyin görüntüsünün, hissinin ve dolayısıyla gerçekliğinin benim için değişmeye başlayabileceğini ve birlikte olduğum insanlara pozitif etkimin ve farkındalık katkımın artacağını da çok iyi biliyorum.

Peki ama neye adanmam gerekiyor? Hayatımı neye vermeliyim fırsat bulduğum tüm durumlarda? Amacım ne? "İşim" ne olmalı?

Bütün kalbimle onaylayabildiğim ve üzerinde ciddiyetle, samimiyetle düşündüğüm zaman tüm o streslerin, endişelerin aşırı etkilerini üzerimden atmamı sağlayan, benim de hayatta gerçek bir gücüm ve etkim olduğuna, hayatın bana gerçek bir şans tanıdığına, hatta destek olduğuna inanmamı sağlayan basit birşeyin farkına varıyorum: Başta aile bireylerim olmak üzere, birlikte olduğum, etkileştiğim bireylerin iyiliğini istemek, hatta buna adanmak. 3KH düzeninin onlara yaptıklarını telafi edecek birşeyler yapmak. Düzenin onlardan çaldığı güvenleri, huzurları, sevgileri dolu dolu onlara vermek ve kendilerini iyi hissetmelerini, iyileşmelerini ve sürece, hayata gerçekten güvenmelerini sağlamak, daha doğrusu buna yardım etmek. Tabi bunu söyleyince, vaktimin çoğunda bu farkındalığa sahipmişim ve bu söylediklerimi yapıyormuşum gibi bir izlenim yaratıyorsam, bu gerçekçi bir izlenim olmaz. Zaman zaman bir "sızıntı" gibi yaşıyorum bu farkındalığı. Ve yaşadığım zaman, negatifliklerin üzerimdeki etkisinin hızla azalmakta olduğunu fark ediyorum. Herşeyin olabilecek en iyi hale gelmesinin önünün açılmakta olduğunu görebiliyorum. Herşeyin, tüm gerçekliklerin birleşmeye başladığını görüyorum. İşte, bu, diyorum. Olması gereken bu. Yapmam gereken bu. İşim bu. Başka ne için yaşanır ki?

Ama, diyorum ya, bu farkındalık uzun süre devam etmiyor. Hayatın zorlukları, koşturmaları, stresleri, işkenceleri, travmaları, benim kendi KH'liğim, etrafımdakilerin KH'likleri... vs vs... Yine kayboluyorum. Kendimi, amacımı, varlığımı tekrar bulana kadar.

Scyth

#24
Yeni celse yayınlandı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#25
Habere çok sevindim Scyth, yalnız yetiştirmem gereken (mesleki) bir çeviriyi yapmakta olduğum için şu an, yeni celseyi bugün akşam saatlerinde (inşallah en geç 22:00-23:00 gibi) çevirip yayınlamış olacağım. İçeriğini merak ediyorum ama yoğunluğumdan dolayı  içeriğine bakamadım bile.