Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

19 Temmuz 2014

Başlatan bozadi, 29 Temmuz 2014, 00:42:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Celse Tarihi: 19 Temmuz 2014

Laura, Ark ve Andromeda tablada.

Pierre, Perceval, PoB, Chu, Kniall, Bubbles, Oxajil, Terran, Alana, Timotheos, Parallel, Athena, Data

C: Merhaba.

S: (L) Tamam, merhaba dediler. Bu akşam kimle birlikteyiz?

C: Kasyopya'dan Ceriponya

S: (L) Bu akşamın konu başlıklarına geçmeden önce birkaç ön soru sorayım. İlk soru: Jül Sezar'la konuştuğumuzu varsaydığımız son celsede Ark şakağındaki saçlarında birşeyler hissetti ve gözlükleri yamuldu. Neler oluyordu?

C: Ark'ın frekansı Sezar'ınkine en yakındı; bağlantı nedeniyle EM patlamaları oldu.

S: (L) Tamam, bu da beni bir sonraki soruma götürüyor. Bir keresinde bize 5. yoğunluktaki biriyle bağlantı kurmak için o kişiyle aramızda güçlü bir bağ olması gerektiğini söylemiştiniz. Peki Jül Sezar'la kurduğumuzu varsaydığımız bağlantıyı nasıl kurabildik?

C: Tüm grubun frekansı bu temas için elverişliydi.

S: (L) Bunun nedeni neydi?

C: Güçlü psişik bağlantı ve bu girişim öncesi uzun odaklanma süreci. Daha önce de belirtildiği gibi Sezar erişilmeye gönüllü oldu. O seviyede bu büyük bir fedakarlıktır. Bu arada, iletişim kurduğunuz kişi GERÇEKTEN Sezar'dı.

S: (Bubbles) "Varsaymak" lafınızdan incinmiştir!

(L) Sezar'la doğrudan iletişim kurmaya çalışmaya devam etmemizi tavsiye ediyor musunuz?

C: Zaman zaman olabilir.

S: (L) Neden yalnızca zaman zaman?

C: Az önce ne dedik?

S: (Perceval) O seviyede bu büyük bir fedakarlık.

(L) O seviyedeki ruhlar derin düşünmeye odaklanıyorlardı, değil mi?

C: Evet.

S: (L) Peki Sezar'ı bu hizmet için gönüllü olmaya sevk eden neydi?

C: Ölümü sırasında çok sayıdaki keder çığlıkları ve yardım ihtiyacı. Denebilir ki, bu yoğun ihtiyaç ve kayıp duygusu, Hıristiyanlık haline gelen şeyin başlangıçlarının temeliydi.

S: (L) Yani kaybettikleri liderlerine olan çağrıları...

(Perceval) Bir anlamda, belki de bu sesleniş karşısında bir sorumluluk duygusu oluştu. İnsanlarda oluşturduğu farklı bir dünya, farklı bir yaşam türü fikri nedeniyle. Öldüğü zaman insanlar büyük bir boşluğa düştü ve kayboldular. Vaktinden erken gerçekleşmiş bir ölümdü. Sezar'la gelen umut kısa sürdü.

(L) Yani ölene kadar o kadar çok sayıda insanın kalbinde o büyük ümidi oluşturmuştu ki, insanlar onun gidişini kabullenemediler, buna inanamadılar, öyle mi?

C: Evet.

S: (Perceval) Onun yerini alabilecek kimse yoktu.

(L) Evet.

(Bubbles) John F. Kennedy gibi.

(L) Daha da kötü. Yaşadığı dönemde ve ölümünden sonra, yani birkaç nesil boyunca Sezar'la ilgili farklı fikirleri okuyordum. Onu öldüren oligarşinin karalamalarına ve propagandalarına rağmen, kesinlikle nazik doğası, şefkati, affediciliği ve saygısıyla ünlüymüş. Yani gerçekten bunlarla ünlüymüş. Onu karalamaya çalışanlar bu gerçekleri silmeye çalışmışlar ama varlığını sürdüren ve elimize ulaşan bazı metinlerde bu gerçekler kendini gösteriyor. Pekala, başka sorusu olan? Şu anda Sezar'la konuşmak istemiyoruz çünkü başka sorularımız var. Gerçekten çok önemli sorularımız olmadığı sürece onu rahatsız etmek istemiyoruz. Ve sanıyorum ki Sezar'la ilgili her sorumuzda Sezar'ı rahatsız etmek yerine bu soruları Kasyopyalılara da sorabiliriz. Doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Hazır bu konudayken birkaç soru sorayım... [kahkaha] Öncelikle Küçük Sezar (Caesarion) hakkında hiçbir soru sormadık sanırım, değil mi?

(Pierre) Küçük Sezar mı? Oo, hayır.

S: (L) Sezar ile Kleopatra çocuk yaptı mı?

C: Hayır.

S: (L) Kleopatra'nın Caesarion ismini verdiği çocuğunun babası kimdi peki?

C: Anthony.

S: (L) Pekala. Sezar Kleopatra'ya aşık mıydı?

C: Hayır.

S: (Pierre) Ama Sezar'ın onunla etkileşimleri vardı.

(L) Etkileşim derken neyi kastediyorsun Pierre? [Kahkaha]

(Pierre) İngilizce benim ana dilim değil! Maymun dansı belki, bilmiyorum. [Kahkaha]

(L) İngilizcenin ana dilin olmadığını söylerken neyi kastediyorsun?! [Kahkaha] Sorgulayan zihinler bilmek istiyor...

(Athena) Aman tanrım...

(Pierre) Tarihin önemli bir noktası!

(L) Sorgulayan zihinler Sezar'ın Kleopatra'yla aşna fişne yapıp yapmadığını merak ediyor. [Kahkaha]

C: Bir veya iki kere...

(Pierre) Veya üç kere ya da dört kere...

(L) İlginç birşey, çünkü Sezar'ın metinlerini yazanlar, Galya Savaşlarını ve iç savaşları izleyenler... Afrika savaşı vardı, İspanya savaşı vardı... Ama Kleopatra'yla herhangi bir ilişkiye dair hiçbir şey söylenmiyor. Ve bunu bilmesi muhtemel kişiler bundan bahsetmiyor. Bilimcilerin varsayımı, Sezar bundan hiç bahsetmediği için o yazarların da bunu sessizlik içinde "es geçtikleri" şeklinde. Onun bu konudaki suskunluğunu onurlandırmışlar. Ama bana göre bu hususu es geçmiş olmalarının nedeni, söyleyecek birşey olmamasıydı. Eğer aralarında öyle birşey olduysa, bu son derece geçici ve önemsiz birşeydi... Yalnızca iftiracılar olayı şişirdiler ve büyüttüler...

(Pierre) Kleopatra Sezar'a aşık mıydı?

C: Hayır.

S: (Chu) Caesarion'un kendi çocuğu olmadığını biliyor muydu?

(L) Caesarion Sezar öldükten sonra doğdu. Sezar'la ilgili başka soru? Gerekirse daha sonra da sorabiliriz.

(Alana) Benim bir sorum var. Derin düşünme düzleminde bulunduğu yerde bizim bir grup olarak yaptığımız şeyi görüyor mu ve ilgi duyuyor mu?

(Perceval) Derin düşünmeyle çok meşgul.

C: Onunla ilgili düşünceler yoğun ve odaklı olduğunda, "duyuyor".

S: (Pierre) Bu dualar için de kilit bir husus olabilir. Ona ulaşmak için, kişinin duasının yeterince yoğun ve odaklı olması gerekiyor demek ki.

C: Bu aynı zamanda yalanların, ilüzyonların vs elenmesine de yardımcı oluyor.

S: (L) Sezar hakkında birşeyler bilmek, onun hayatının gerçekliğini, gerçekte ne yaptığını, neye niyet ettiğini bilmek, Sezar'a ulaşmana yardımcı oluyor...

(Perceval) O halde ÇOK AZ e-posta alıyor demektir...

(L) Evet, muhtemelen çok az e-posta alıyordur. Şu anda çok az insan biliyor.

(Pierre) Çok çok az.

(L) Eğer daha fazla sayıda insan Sezar'la ilgili gerçeğin farkına varırsa ve onun hakkında daha niyetli bir şekilde düşünürse ve gerçek üzerinde odaklanırsa, bunun bilgi alma veya güç kazanma üzerinde herhangi bir etkisi olur mu? Dualara yanıt almak veya iletişim kurmak veya uyumlu hale gelmek vs?

C: Öyle birşey, evet.

S: (PoB) Peki bunun onun tefekkürüne de faydası olur mu?

C: Hayır.

S: (L) Pekala. Konuyu değiştirelim. Bildiğiniz gibi Ukrayna üzerinde bir uçak düşürüldü. ABD hemen Rusya'yı suçladı ve sonra da Doğu Ukrayna'daki Rusya destekli özgürlük savaşçılarını suçlamaya başladı. Bu arada Ruslar o uçağı düşürenin ABD/NATO/İngiltere vs ile işbirliği halinde olan Ukraynalılar olduğunu söyledi. Sanırım sormamız gereken ilk şey şu: Uçağı kim düşürdü?

C: [işaretleyici spiral çiziyor] Uçağa kalkışı öncesinde bomba yerleştirildi.

S: (Pierre) Schiphol havalaanı, yine! Ünlü Külot Bombacısının teşebbüste bulunduğu yer! Yani MOSSAD mı?

(L) Bu iş kimin başının altından çıktı?

C: Uçağın "imza" için yaptığı irtifa değişikliğine dikkat edin.

S: (Perceval) 35 bin fitten 33 bine...

(L) 33. Burada ipucu 33 mü?

C: Evet. Konsorsiyum. Peki bu KH piramidinin tepesinde kim var??

S: (Perceval) MOSSAD.

(L) MOSSAD mı? İsrailliler mi?

C: Evet.

S: (Perceval) Öyle görünüyor ki amaç Putin'i ve Rusya'yı daha da karalamaktı. Peki amaç aynı zamanda dikkatleri Filistin'de olanlardan saptırmak mıydı?

C: Kesinlikle!

S: (Pierre) Bu MH 17 no'lu uçuştan önce MH 370 no'lu uçuş vardı. Aynı Malezya şirketinin o uçağı kaybolmuştu. Şimdi aynı havayolu şirketinin ikinci bir uçağının bu şekilde bir olaya karışması yalnızca bir tesadüf mü?

C: Bir başka "imza".

S: (Data) Uçak neden normal rotasından saptı?

C: HTK'dan talimat aldı.

S: (L) Schiphol'deki Hava Trafik Kontrolünden mi?

C: Kiev.

S: (Perceval) Yani bir ajan...

(L) MOSSAD Kiev'de belirli bir kontrole sahip. Orada dönen o Nazi olayları...

(Kniall) ON YILLARDIR oradalar!

C: Evet!

S: (L) Sanırım Kniall'e verilen bir yanıttı bu.

(Data) Madem uçakta bomba vardı, neden uçağın rotasının değiştirilmesi gerekti?

(L) Düştüğü yere düşmesi için. Savaş bölgesinin ortasına düşmesi için değiştirildi rotası.

(A) Ruslar uçağın düşürülme zamanlamasının yanlış hesaplandığını, çünkü amacın uçağı Rus bölgesine daha yakın bir yerde düşürmek olduğunu söylüyorlardı. Böylece Rusya'nın suçlanması daha kolay olacaktı.

C: Evet.

S: (Pierre) Erken patlatıldı yani.

(L) O kadar tembeller ki, hiçbir şeyi mükemmel yapamıyorlar.

(Chu) Veya fazla sabırsızlar.

C: Ama çoğu insan o kadar kolay aldatılabiliyor ki, fark etmiyor.

S: (Perceval) Çok doğru.

(Kniall) Bir diğer imza dediler. Yani ilk Malezya uçağını düşürenlerin seviyesinde bir planlama vardı...

(L) Hayır. İlk uçağın başına gelene yanıt vermek gibi.

(Pierre) "Onlar 370'i kaybettiler, biz de 17'yi indireceğiz!" gibi.

C: Evet

S: (Pierre) Ve düşündüğün zaman aslında tam bir çuvallama. 4 KH güçlü bir sinyal vermişti. MH 370'yi gözden kaybettiler ve aşağıdakilerin daha dikkatli davranmasını istediler. Ama alttakilerin yaptığı şey MH 17'yi düşürüp yalanları ve acıyı arttırmak oldu.

(Perceval) Peki o imzalar ne için kullanılıyor? Eğlence olsun diye mi? Kimin faydasına oluyor?

C: Gurur, kibir, ve olayı anlayanlara uyarılar.

S: (Chu) Yorumculardan falan bahsettiğimiz celsede, 370 no'lu uçuşu gerçekleştiren uçağın kaybolmasının bir mesaj olduğu söylenmişti...

(L) Uyarı...

(Chu) Çok ileri gitmemeleri için bir uyarı.

(L) Ve alttakilerin verdiği yanıt da orta parmak göstermekti.

C: Evet.

S: (Chu) Bu da demek oluyor ki topyekün bir savaş başlatmalarını önleyen bir "yasa" var, öyle değil mi?

(L) Bunu yapmalarını önleyebilecek bir yasa olduğunu sanmıyorum.

(Chu) Savaşa girmek isterlerse girerler. Sadece çok ileri gitmek onların çıkarına uymuyor.

(L) Neyin onların çıkarlarına olduğunu düşündüklerini sanmıyorum. Bence çok fazla ileri gittiler.

(Perceval) Bir saniye... Verilen yanıt, o uçağın kaybolmasına neden olan şeyin bir 4. yoğunluk sızıntısı olduğuydu. Yani doğal birşeydi. İlle birisinin verdiği bir uyarı olması gerekmiyor. Sadece o şekilde yorumlandı. Belki de olayı "Sakın!" gibisinden bir uyarı olarak görmediler.

(L) Evet, öyle görmüyorlar. Ama yeterince dikkat ediyor olsaydılar, bunun bir uyarı olduğunu anlamaları gerekirdi.

(Perceval) Bir tür sebep-sonuç ilişkisi. Bunu yapıp durmaya devam ederseniz...

(Chu) "O yoldan çok ileri gidemezsiniz" sonucunu çıkarırlardı o zaman.

(L) Eğer anlasalardı. O sızıntılara neden olan koşulları anlamış olsalardı, falanca olayların onların dünya genelindeki faaliyetlerinin sonuçları olduğunu bilselerdi, "Hmm, garip şeyler oluyor. Neler olduğunu ve ne yapmakta olduğumuzu yeniden düşünelim!" derlerdi. Bunun yerine...

(Pierre) Tam tersini yaptılar. Şanslarını iyice zorlayıp durumu daha da kötüleştiriyorlar.

(Perceval) Verilen mesaj o şekilde fazla ileri gidemeyecekleri şeklindeydi, yani NATO'yu Ukrayna'ya yollamaları durumunda bu Rusya'yla büyük bir savaş başlatacaktı. Malezya uçağının kaybolmasını yorumladıkları zaman bu hamleden vazgeçtiler... Uçak kayboldu, bu biraz şüpheli bir durumdu. Neler olduğunu anlayamadılar ve sakin davranmaya karar verdiler...

(L) Biri geri adım attı...

(Perceval) Biri geri adım attı. Eğer bu senaryo doğruysa, bir uçağı düşürmek topyekün bir savaşa neden olmayacak ikinci bir seçenekti. B planıydı.

(L) Şunu sorayım: 20 yıl önce, 3 Aralık 1994'te bir dizi kısa kehanette bulundunuz. Çok eski bir celsedeydi ve bir bakıma karavanaya gittiler ama ilk kehanetlerden biri "Ukrayna patlaması: kimyasal veya nükleer. Hawaii uçak kazası: havacılık, muhtemelen orduyla ilgili." şeklindeydi. Bu kehanetler peşpeşe verildi ve bir noktadan veya iki nokta üst üsteden sonra diğer bir kehanet dizisi verildi. Bir sonraki dizi Kaliforniya'da depremler, Kaliforniya'nın yıkılması, Lassen Dağı ve ABD'nin batı kıyısındaki çeşitli diğer volkanların patlaması, deniz tabanının çökmesi falan hakkındaydı.

3 Aralık 1994
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote">
C: Ukrayna patlaması: kimyasal veya nükleer. Hawaii uçak kazası: havacılık, muhtemelen orduyla ilgili. İlk aydan itibaren Kaliforniya'da yeni sismik faaliyetler: San Diego, San Bernardino, Kuzey Bakersfield, Barstow: hepsi kırılma noktaları. Hollister, Palo Alto, Imperial, Ukiah, Eureka, Point Mendocino, Monterrey, San Luis Obispo açıkları, Capistrano, Carmel: bunlar sırasına göre kırılmalardaki gerilim noktaları. "Zaman" belirsiz. İnsanların kitlesel terkedişinin başlaması nedeniyle Kaliforniya ekonomisinin aşamalı olarak çökmesi söz konusu olabilir. Ayrıca Shasta dağı patlıyor; Lassen'de etkinlik. Okyanus tabanı alçalmaya başlıyor.[/quote]

Soruma gelecek olursam: "Hawaii uçak kazası" aslında yakın zamanlarda meydana gelen, örneğin MH 370 ve MH 17'nin başına gelenlere bir referans mıydı? Esas yanıt Hawaii olmasına rağmen, Malezya da aşağı yukarı Pasifik'te. Yani bir bakıma gelecekteki bu olaylara yönelik çok önceden bir referans mı yapıldı?

C: Evet.

S: (Perceval) Yani dünyanın gidişatını etkileyecek kadar büyük birer olay olarak çok önceden görülmüşlerdi. Hiç bahsetmedikleri pek çok olay da oldu. Peki 20 yıl önce verdikleri o kehanetler neden önemli? Hepimiz hapı yuttuk mu yani şimdi?

C: Burada önemli olan yorum. Unsurlar mecazi. O kadar zaman önce ancak yaklaşık bazı tahminler verilebilirdi. Ama kilit hususlardaki benzeşime dikkat edin.

S: (L) Yani Ukrayna bir parlama noktası olarak önceden biliniyordu. Peki denebilir mi ki bu tür şeyler o kadar önceden bazı planlayıcıların zaten aklındaydı?

C: Evet.

S: (L) Yani şimdi planlarını değiştiriyorlar ve...

(Perceval) Planlayıcılar derken...

(L) İnsan planlayıcıları mı kastediyorsunuz?

C: Ve 4 KH.

S: (Perceval) Zamanda ileri geri sıçrayanlar.

(L) Yani zihinleri karıştırmak için birşeyleri değiştiriyorlar. Bir keresinde 4 KH'nin birşeyleri nasıl değiştirebildiğiyle ilgili birşeyler söylemişlerdi. Zamanda ileri ve geri giderek yaptıkları birşey.

7 Ocak 1996
<blockquote id="quote"><font size="2" face="Trebuchet MS, Verdana" id="quote">Eklenti:<hr height="1" noshade id="quote"> C: Burada çalışan güçler bu kadar kolay öngörülmek için fazla zeki. Ne tür dönüş ve sapmaların olacağını asla bilemezsin ve kehanet ve filozofik kalıplarınızın farkındalar ve genellikle sabitlenmiş geleceğe inananları kandırmak ve cesaretlerini kırmak için yön değiştiriyorlar.[/quote]

(Perceval) Bu MH 17'nin bombalanması olayının ne kadar önceden planlandığını sorabilir miyim? Pratik anlamda yani? ...

C: 3 hafta.

S: (PoB) Kiev'in savaş zeminini füze rampalarına yaklaştırması da iyi ayarlanmış...

(L) Evet, plan yapmışlar ve zihinleri karıştırmak için rampaları da yaklaştırmışlar. ... Bombanın uçağa yerleştirilmesi muhtemelen kolay olan kısımdı. O havaalanını İsrailliler işletiyor. Zaman ayarlı bir bomba olabilir veya tetiklemeli bir bomba olabilir. Belki de o uçağın yanında uçtuğu görülen diğer uçaklar tarafından tetiklendi. Eğer o uçaklar vardıysa.

(Perceval) Buna gerek olduğunu bile sanmıyorum.

(L) Saatli bir bomba olabilir. Bir telefon numarası aranarak bile patlatılmış olabilir.

(Pierre) Yaklaşık üç hafta önce planlanmış. Yani aşağı yukarı Gazze işgalinin başlangıcı. Gazze'yi bombalamaya başlıyorlar ve sonra da şöyle diyorlar: "Şimdi tüm o sivilleri bombalayıp öldüreceğiz ve uluslararası bir kargaşa olacak. İki-üç hafta içinde dikkat saptıracak bir olay ayarlasak iyi olacak. Bir uçak düşürelim!"

(Perceval) Sürecin nasıl ilerlediğini görüyorlar. Herşey planın bir parçası...

(Pierre) Evet, gerekirse o uçağı düşürürüz.

(Perceval) Peki o üç İsrailli çocuğun öldürülmesinin ardında da İsrailliler veya onlar adına çalışan birileri mi vardı?

C: Evet. Başka nasıl çatışma çıkarılır?

S: (Perceval) Her zaman yaptıkları şey.

(Timotheos) O uçakta yüz küsür AIDS araştırmacısının olmasının herhangi bir önemi var mı?

(Perceval) O kadar çok mu?

C: O kadar çok sayıda değildi.

S: (Perceval) O kadar çok sayıda araştırmacı yokmuş.

C: Ve, hayır.

S: (L) Sadece oradaydılar.

(Perceval) Plana uyan herhangi bir uçaktı.

(L) Ve o uçakta öldürmek istemedikleri biri olmadığından emin oldular.

(Perceval) Propaganda savaşı ve alt-seviye çatışma bakımından olayın ABD ile Rusya arasında olduğu söylenebilir sanırım...

(Kniall) İsrail acaba ABD ile Rusya arasında ne yapacağı belli olmayan bir joker mi?

(Perceval) Hayır, benim kastettiğim o değil. Piramidin tepesindekiler Putin'in ve Rusya'nın yaptığı şeyler karşısında kendilerini tehdit altında hissediyorlar mı? Yoksa Rusya'nın yaptıkları jeopolitik satranç oyunu saçmalığının çok alt seviyelerinde mi cereyan ediyor?

C: Sonuçları görme kabiliyetleri yok; yalnızca arzuladıklarını görüyorlar.

S: (Perceval) Sanırım 11 Eylül olayından sonra Rusların elinde o olayla ilgili bazı kanıtlar olduğu söylenmişti, yoksa yanılıyor muyum?

(L) Hayır, celselerde değildi o bilgi.

(Perceval) Rusların elinde 11 Eylül saldırılarının ardındaki gerçekle ilgili herhangi bir veri var mı?

C: Evet.

S: (Perceval) Mevcut bilgi savaşında o tür bilgilerin yayılıp ortalığın karıştırılması ihtimal dahilinde mi veya Putin'in gücü dahilinde mi?

C: Halkın algısının gel-giti ayarlanabilirse güçlü olasılık.

S: (Pierre) Peki o kanıtlar ABD ve/veya İsrail'le mi ilgili?

(L) O olayı kimin yaptığı konusunda gayet iyi bir fikrimiz var ve o sorunun yanıtını biliyoruz. Bu da beni birkaç gündür zihnimi meşgul eden bir soruya getiriyor. "Siyah şapkalılar", yani kötü adamlar, yani bütün o patolojik topluluk halka yönelik faaliyetlerinde son derece organize ve birleşik görünüyorlar. Örneğin İsrail tüm o öğrencileri Hasbara programına sokabiliyor; Pentagon bir sürü kişiyi siber savaş için işe aldı; internette dolaşıp halkın fikirlerini yönlendiren ve yorumlar yazan troller var. Edward Snowden çıkıp bunun tam olarak nasıl yapıldığını açıkladı. DEVASA ve özenli siber savaş programları var ve birilerini eğitip insanların zihinlerini kontrol etmede kullanabiliyorlar. Bu gerçekten afallatıcı birşey. Snowden'in pek çok büyük medya organında yayınlanan bu ifşasına rağmen, insanların durup da HERŞEYİN o dezenformasyon programının bir parçası olabileceğini düşünmüyor olmaları beni çıldırtıyor! İkincisi, neden barışçıl, iyiliksever fikirlere ve yaklaşımlara sahip vicdanlı insanlar kötüler kadar bir araya gelemiyor? Sanki kötülük birleşirken vicdanlı insanların vicdanı onları birbirleriyle kavga etmeye zorluyor! Tabi vicdanları varsa. Buradaki olay nedir? Bilmek istiyorum.

C: Öncelikle KH tarafının iki kanca kullandığına dikkat edin: para ve ayrıca güç vaatleri. Yani göründüğü kadar "amaç birliği" yok. İkincisi, psikoloji ve Gurdjieff çalışmalarından öğrendiğiniz gibi, "ruh" veya vicdan için uygun genetiğe sahip insanlar, aile ve toplum programlaması nedeniyle çok yaralılar.

S: (L) Yani yaraları, programlanmışlıkları ve Gurdjieff'in dediği gibi tamponları onların farklı fikirler, yaralar, korkular vs nedeniyle çok farklı noktaları işaret etmelerine neden oluyor. Ve bu da birleşmeyi engelliyor. Bunu değiştirebilecek herhangi birşey var mı?

C: Elbette!

S: [Kahkaha] (L) Nedir?

C: Ya çalışma ya da büyük bir şok!

S: (Perceval) Devasa bir ateştopu gibi bir şok mu? Devasa bir meteor veya bir deprem?

C: Yıllardır yapmakta olduğunuz gibi bilgi tohumlarının ekilmiş olması koşuluyla, kozmik bir faaliyet bunu yapabilir. Bir keresinde dediğimiz gibi, ışık ateşten gelir. Bunda çeşitli anlam seviyeleri var.

S: (L) Belki de kozmik bir ateş?

C: Evet!

S: (Pierre) Kozmik faaliyet bilgi tohumunun büyümesine yardımcı olabilir mi?

(Chu) Kastettiklerinin o olduğunu sanmıyorum.

(L) O olayın şoka neden olacağını söylüyorlar sanırım. Eğer bireyde bilgi tohumu veya herhangi bir potansiyel varsa ve eğer şok bireyi öldürmezse, o zaman...

(Pierre) Yani kozmik olaydan kaynaklı şok mu tohumun büyümesini sağlayacak?

(Ark) Hayır!

(Chu) İnsanların durumu yorumlayabilmeleri için bilgi tohumunun orada olması gerekir, değil mi?

(L) Bence tohumun içlerinde hazır olması gerekiyor, sonra şoka uğrayacaklar ve sonra...

(Pierre) Evet, şok bilgi tohumunun büyümesini sağlıyor...

(Ark) Hayır! Bilgi şokla büyümez. Bilgi ancak daha fazla gerçeğe ulaşarak büyür. Şok ancak tohumun bir iş yapmasına neden olabilir.

(L) Ne gibi?

(Ark) Birşeyler biliyor olabilirsin ve aynı zamanda hiçbir şey yapmayabilirsin! Sonra şok gelir ve bilgini o zamana kadar kullanmadığının farkına varırsın!

(Perceval) Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar.

(L) Ama durum ciddileşince...

(Perceval) "Aman tanrım, anlatılanlar sadece teori değilmiş! Bir meteor Washington D.C.'nin altını üstüne getirdi!" deyip gerçeklerin farkına vardıkları zaman... İnşallah... [Kahkaha] O zaman teori gerçek haline gelecek onlar için ve bu durum içlerinde yavaşça büyüttükleri bilgiyi etkinleşebilir.

(L) Yani şok korkuyu yok edecek çünkü insanları durduran şey aslında korku: tüm o programlar, tamponlar... Sezar'ın geçen hafta söylediği şey. İçsel doğaya sadık olunmasını ve korkulmamasını söylemişti. Hiçbir şeyden korkmadığın noktaya ulaşman gerekiyor. Kızılderili şamanı Kara Geyik'in savaşa girmeden önce dediği gibi "Ölmek için güzel bir gün" diyebileceğin noktaya ulaşman gerekiyor.

(Chu) Ama bir de madalyonun diğer tarafı var. Bazı insanlar bütün o koşulların kendileri için geçerli olmadığını veya gerekli bilgileri yarın edinebileceklerini veya...

(L) Olayların hep başka yerlerde olduğunu, kendi bulundukları yerde olmadığını düşünenler... SOTT üzerinde çalışmanın bu kadar önemli olmasının nedeni de bu; ÇOK SAYIDA şok sağlıyor!

(Chu) Bu sabah mutfakta insanlara bir video izlediğimi anlatıyordum. Gerçekten şok edici. Arjantin'e düşen bir meteorit. İnsanlar bir ışık, sonra da bir krater görmüş. Yetkililer hemen olayı örtbas etmiş. Yüzlerce insan otoriteleri yalan söyledikleri için protesto etmiş ve evi yakıp yıkan şeyin bir gaz sobası olmadığını haykırmış. Ama bu kişilerden HİÇBİRİ yıkıma neden olan şeyin bir meteorit olduğunu söyleyememiş, çünkü bu konuda bir örnekleri yok. O insanların "Bize yalan söyleniyor! Gerçeği istiyoruz!" diye haykırışını izlemek çok moral bozucu. Bağırıyorlar. Ve hiçbiri asıl nedeni bilmiyor... Olayın bir füzeyle veya bir saldırıyla ilgili olduğunu düşünüyorlar...

(L) Tıpkı uçaklardan püskürtülen kimyasallar (chemtrail) meselesi gibi. İnsanlar devletin kendilerine yalan söylediğini BİLİYORLAR ve devletin üst atmosfere tonlarca kimyasal püskürttüğü komplo teorisini yaratıyorlar. İz bırakan her uçağı otomatikman bir "chemtrail" uçağı olarak görüyorlar bu sefer.

(Chu) İnsanların zihinlerinde en çok eksik olan şey ise kozmik bağlantı. Perde arkasındaki gücün ille de devlet veya şüphelendikleri başka bir dünyevi güç olduğunu düşünüyorlar...

(L) Aristo hala egemen.

(Pierre) Cevaplanmasını istediğim soru şu: O tür bir kozmik faaliyetten kaynaklanan şoklar... Bu şok psikolojik seviyede mi gerçekleşecek? Yani insanlar korkup "Oo, bu gerçekmiş!" diye mi düşünecek? Yoksa buna ek olarak kozmik olay elektromanyetik ortamı değiştirip bazı insanlarda bazı değişimlere mi neden olacak?

C: İkisinden de biraz. Ve şimdilik Hoşçakalın.

(Perceval) Gittiler mi öylece?

(Ark) Bu bir şoktu! [Kahkaha]

(Alana) 11 Eylül olayı bir şoktu, değil mi? Tıpkı benim gibi Avrupa'da pek çok insan "Bayağıdır haberleri izlemiyordum. Bu nasıl oldu? Bu neden oldu?" diye düşünmeye başladı. Çok sayıda insan sorular sormaya ve olan biteni anlamaya çalıştı. Pek çok insan forumu bu şekilde buldu. Bunun için bir şok gerekti.

(L) Evet, büyük bir şoktu o. Çok büyük bir şok daha olursa, insanların olaylara yaklaşımında da büyük bir değişim olacak; tabi ancak insanların durumu analiz edecek bilgileri varsa.

(Perceval) Bence seçici olmayan bir şok olması gerekir. Sadece falanca bir yerdeki insanların başına gelen bir olay olarak gözardı edilemeyecek birşey. Herkesi tehdit eden birşey olması gerekir. İçgüdüsel bir "Aman tanrım! Şimdi boku yedik!" dedirtecek birşey.

(Chu) O tür olaylarla ilgili sorun, eğer tüm dünyayı tehdit eden bir durum varsa genellikle birşey yapmak için çok geç olmasıdır.

(L) Çok büyük bir şok çok sayıda ölümü de kapsayacaktır.

(Perceval) Ama ben bilgi tohumu ekilmiş kişilerden bahsediyorum. İnsanların büyük çoğunluğu o tohuma sahip değil.

(Bubbles) K'ların çok vakti yok mu? Nereye gittiler?

(L) Yorgunluğumu algıladılar sanırım.

(Perceval) Intermarche'ye gitmeleri gerekiyor. [Kahkaha] Tüketmeleri gereken yağ bombaları için yumurtaları kalmamış. (ç.n.: "Intermarche" Fransız süpermarket zinciri imiş).

(Ark) Şoklardan bahsetmişken... Deprem kesinlikle bir şok ama insanlar bir depremden sonra uyanıyor mu?

(L) Eğer birşey bilmiyorlarsa, hayır.

(Chu) Pek çok insan 11 Eylül olayından sonra da uyanmadı.

(L) Yani yalnızca bilgi tohumunu ekmiş olanlar... Tohum kök salacak, yavaşça büyüyecek. Ama henüz...

(Perceval) Uçak düşmesinin yarattığı şokun etkilerine bakın. İnsanların çoğu bunu bir tür şok olarak algıladı. Ama bu onları DAHA otorite takipçisi yaptı. Devletin kollarına fırlattı. Bilirsiniz, "Putin'i indirin! Bizi mahvedecek!" Yalanı yuttular ve tıpkı 11 Eylül olaylarından sonra pek çok insanın yaptığı gibi daha fazla Karanlık Tarafa gittiler. Uçmayı bilmeyen 19 Arap'ın bu işi yaptığına dair resmi komplo teorisine inandılar.

(Andromeda) Onların farklı tohumları var.

(Perceval) Kesinlikle. Bizim forumumuzda bulunan, Sott'u ve çalışmalarımızı okuyanlar dahil az sayıda insan bunu pozitif anlamda bir şok olarak deneyimlemiştir. Ama bu olayların nedenleriyle ilgili bilgi tohumlarına sahip olanlar, yani yalanları görenler, daha fazla uyanmaya ve olayların giderek ciddileştiğini anlamaya yöneliyorlar! Anlatılanların gerçek olduğunu, gerçekten bir karanlık grup olduğunu, gerçekten bir KH piramidi olduğunu anlamaya başlıyorlar... Bizim zaten bildiğimizle ilgili daha fazla doğrulama buluyorlar. Ve bu bir şok.

(Ark) Ama birşey daha var. Pierre elektromanyetikten bahsetti. Öyle bir şok KH'nin programlama frekanslarını parçalayabilir.

(L) Evet.

(Perceval) Frekans çitini mi?

(Ark) Ve o zaman daha üst seviyelerde farkındalık edinme konusunda bloke durumda olduğumuz için, bilgiye sahip olanlar ve olmayanlar çeşitli ışınlara maruz kaldığında...

(L) Kozmik bir olay kesinlikle frekans çitini parçalayabilir.

CELSE SONU

bozadi

#1
Orijinal celse linki:

http://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,35463.0.html

Bu arada ben bu celseyi çevirirken, Kasyopya forumda yeni bir celse yayınlandı :) Onu da yarın gün içinde çevirip yayınlarım.

yucelulu

#2
Çeviri için çok teşekkür ederim.
 

KUTİ

#3
teşekkürler bozadi ...
 

bozadi

#4
Ben de sizlere teşekkür ederim dostlarım. İlgiyle takip edip bu bilgilerin tartışılmasına, üzerinde düşünülmesine yardımcı olduğunuz için.

Bu celsede çok güzel bilgiler vardı.

Ukrayna'da düşürülen uçakla ilgili verilen bilgileri çok etkileyici buldum. Sezar'la ilgili önceki celsede verilen bilgileri doğrulayıcı bilgiler ve konuyla ilgili yeni bilgiler de güzeldi bana göre. Ama özellikle celse sonunda verilen ve "bilgi tohumları" ve "şoklar yardımıyla" bilgi tohumlarının etkinleşmesi kavramı çok hoşuma gitti. İnsanların büyük ve çok sarsıcı şoklar yaşamak zorunda kalacak olmasına değil de, hayatımızın gerçekleriyle ilgili belirli bir bilgi tohumuna/potansiyeline sahip olan ama bu bilgilere göre yaşama cesareti gösteremeyen insanların (ki bu kapsama bir ölçüde kendimi de dahil ediyorum) şoklar yoluyla bile olsa o bilgileri etkinleştirme fırsatına sahip olacak olması çok güzel birşey bence.

Celseyle ilgili bir-iki not:

Külot Bombacısı: Bu şahısla ilgili daha bugün bir haber vardı: Link

Ukrayna'da düşürülen Malezya uçağının irtifa değişikliği: Türkçe vikipedi'de konuyla ilgili maddede aynen şu ifade geçiyor:

Malaysia Airlines'a göre, MH17 Ukrayna hava sahasındayken 35.000 feetten gitmeyi planlıyordu ama Ukrayna hava sahasına girdiğinde Ukrayna hava trafik kontrolü MH17'ye 33.000 feetten gitmesini söyledi.

Malaysia Airlines yayınladığı bildiride "Ukrayna Hava Trafik Kontrolü'nden MH17 ile olan bağlantının Rusya-Ukrayna sınırına 50 km kala saat 14:15'te kaybolduğunu bildirdi." deniyor.


Malaysia Airlines'ın iki ayrı uçağının anormal olaylara karışması: MH370 no'lu uçak bilindiği gibi aylar önce gizemli bir şekilde kayboldu ve bir daha da kendisinden ve yolcularından haber alınamadı. Kasyopyalılar uçağın bir 4 KH müdahalesi sonucu meydana gelen bir 4. yoğunluk sızıntısı sonucu bir çeşit "ara boyuta" girerek bizim açımızdan kaybolduğunu söylemişlerdi ve ayrıca uçağın enkazının bulunduğuna dair bir haber çıkması durumunda bu haberin bir örtbas çabası olacağına dair uyarıda bulunmuşlardı. Gerçekten de uçağın enkazının bulunduğuna dair yapılan haberlerin hiçbiri doğru çıkmadı.

Bu arada aynı havayolları şirketine sahip ikinci bir uçağın Ukrayna üzerinde düşürülmesi gerçekten ilginçti ve bu celsede konuyla ilgili verilen bilgiler bir o kadar "şok edici" aslında.

Bilindiği gibi ilk (kaybolan) uçakla ilgili olarak Kasyopyalıların yaptığı açıklamaya göre Ukrayna ile Rusya arasındaki çekişmede faşist global güçler Rusya'ya bir müdahale planlıyordu ama 4 KH güçleri bunun bir dünya savaşına neden olabileceğini ve böyle bir savaşın mevcut koşullarda kendileri için verimli sonuçlanmayacağını sezdikleri için 3 KH'deki gözü dönmüş uzantılarına bir çeşit uyarıda bulunma zorunluluğu hissetmişler ve Malezya uçağını "kaybetmişler". Dünya genelinde dikkat çeken bu gelişme üzerine 3 KH ekipleri mesajı alıp biraz geri adım attılar Rusya karşısında. Ama görünüşe göre MOSSAD ebeveynlerine meydan okuyan yaramaz bir çocuk edasıyla 4 KH'nin baskısına inat aynı havayolu şirketinin bir uçağını Rusya'yı zor duruma sokabilecek şekilde düşürdü.

Kasyopyalıların verdiği bilgilere göre KH'nin en büyük dezavantajı KH olması. Yani bencil, egoist olması ve kendi kendini sürekli zor/kötü durumlara düşürmesi. Yaptıklarının sonuçlarını yeterince öngörememesi, her durumu kendi arzuladığı gibi görmesi.

Herhalde KH güçlerinin birbirlerine ve/veya kendi kendilerine verdikleri zarar olmasaydı, dünya insanlığının (hiç değilse bir bölümünün) BH yolunda ilerlemesi çok daha zor olurdu.

maiterya

#5
Teşekkürler celseleri bekletmeden çeviriyorsun okuyoruz ,bu celse ile ilgil olarak;
"Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar."
bu cümle acaba  bu mesajları okuyup anlayıp bilincimizi geliştirmeye çalışmak dışında yapabileceğimiz bir şey varmı? sorusunu sormama neden oldu ?
 

Thot

#6
teşekkürler.
 

bozadi

#7
Ben de sizlere teşekkür ediyorum sevgili dostlar.

Alıntı Yap
Alıntı Yap"Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar."
bu cümle acaba bu mesajları okuyup anlayıp bilincimizi geliştirmeye çalışmak dışında yapabileceğimiz bir şey varmı? sorusunu sormama neden oldu ?

Şu an için yapılabilecek başka çok fazla şey olmayabilir belki ama biliyoruz ki bilincimizi geliştirdiğimiz ve güçlendirdiğimiz sürece o bilinç hayatımızı yaşama biçimimizi de giderek daha fazla etkiliyor, şekillendiriyor olacaktır. Yaşamımızdaki değişimler ise bilincimizi çok daha fazla genişletme ilhamı ve cesareti kazandırabilir. Ve Kasyopyalıların söylediği gibi belki de insani ve doğal çevremizdeki yıkım ve dönüşümler de hayatımızın temel bazı koşullarıyla ilgili farkındalığımıza daha fazla güvenmemizin ve bilgilerimizi daha büyük bir güven ve cesaretle kullanmamızın önünü açabilir. Gönül ister ki en büyük şoklardan çok daha öncesinde, nasıl bir ortamda bulunduğumuz konusunda bilincimizi zaten yeterince derinleştirmiş, güçlendirmiş olalım ve şok dalgalarında sörf yapalım. Ama yaşamımızın negatif koşulları muhtemelen sandığımızdan çok daha güçlü olabilir. Kasyopyalıların belirttiği gibi aile ve toplum koşullandırmaları, programlanmışlıklar, korkular sandığımızdan çok daha fazla belirliyor/etkiliyor olabilir bilincimizi ve özellikle de eylemlerimizi. Çevremizde hem toplumsal hem de doğal afetlerdeki tırmanmalar, bizleri ortamda üzerinde düşündüğümüz, sorguladığımız bazı gerçekleri çok daha fazla özümsememize neden olacak muhtemelen, ki buna da sevinebilmek gerek derim. Hayatın bize sunduğu bu sonsuz katalizörlere şükretmek gerek. Yeter ki niyet uyanmak doğrultusunda olsun; hayatın yardımları çok çeşitli ve zengin.

Kasyopya celselerinde (ve ele aldığımız diğer çeşitli bilgi kaynaklarında) söylenen herşeyi ciddiye almamız, herşeye inanıp bel bağlamamız gerekmiyor. Zaten kendi yaşamlarımızdan, vicdanımızla, kalbimizle, deneyimlerimizle, sezgilerimizle doğrulayabildiğimiz ve defaatle doğruladığımız bazı şeylerin gerçekliğini giderek daha fazla ciddiye almamız ve buna göre davranmamız gerekiyor yalnızca. Benim Kasyopyalıları, Kasyopya bilgilerini bu kadar çok sevmemin nedeni bununla ilgili. Kendi hayatımda, içinde yaşadığımız düzenin aşırı negatif ama nedense bir türlü tartışma konusu haline gelemeyen nitelikleri ve bu niteliklerin farklı boyutlarla ve o boyutlardaki varlıklarla veya varlık gruplarıyla bağlantılarına dair çocukluğumdan beri gözlemlediğim, sezdiğim şeylerin o kadar berrak, o kadar açık, o kadar doğrudan ve neredeyse "tatlı" diyebileceğim şok dalgalarıyla bilincimde akması, hayatımda yaşadığım en güzel şeylerden biriydi.

İçinde yaşadığımız düzenin, neredeyse "hayatımız" diyebileceğimiz şeyin çok büyük ölçüde "SAHTE" olduğunu, çok etkili bir şekilde aleyhimize çalışan bir "makinenin" çarkları içinde hipnotize edilmiş bir vaziyette kendimizi sömürtmekte olduğumuzu, din, devlet, eğitim, askerlik, toplum, ekonomi, meslek dahil, o makinenin hayatımızın her alanında son derece etkin bir şekilde çalıştığını ve yakıtının da biz olduğumuz gerçeğini kaç kaynak bu kadar güçlü bir şekilde haykırıyor ve bizi sürekli uyanmaya teşvik ediyor? Üstelik tüm bunları söylerken varoluşun en pozitif hakikatlerini de tekrar tekrar vurguluyor. Maharaj'ın da söylediği gibi bizden daha büyük, daha yüce bir hakikat olmadığını (varolan herşey Tanrı'dır), kendi kaderimize kendimiz karar verdiğimizi, yaşanan herşeyin sadece ve sadece bir eğitim/ders süreci olduğunu ve kendi hayatımızın ve dünyanın bu yüzleşmekten çekindiğimiz vahşetleri karşısında bile neşeyi, mutluluğu, ümidi bırakmamaya hangi kaynak bu kadar teşvik ediyor? Ben tüm bu hususlarda Kasyopya bilgilerinden daha iyi bir kaynak göremiyorum. Elbette başka çok iyi kaynaklar da var ve herkes elbette kendine en uygun bulduğu kaynakları daha fazla esas alabilir. Ben Ra ve Pleiades bilgilerini ve pek çok başka kaynağın çeşitli parçalarını Kasyopya bilgileriyle bütünleştirerek kabul ediyorum şahsen. Ayrı görmüyorum. Bütün doğru bilgileri aynı ve tek kaynak olarak görüyorum. Elbette doğru kabul ettiğim şeylerin bir kısmı yanlış çıkabilir, eksik olabilir, kaynakta ve kaynaklarda ve bende çeşitli sapmalar olabilir ama dediğim gibi, kendi hayatımızdan zaten fazlasıyla iyi bildiğimiz ama yeterince yüzleşemediğimiz şeylerle beni ve bizi daha fazla yüzleştiren, bu konuda bizlere güven ve cesaret veren kaynakları çok seviyorum, çok derin bir saygı duyuyorum.

Uzatıyorum ama birşeyi hatırlatmak istiyorum:

Hepimizin içinde, zamana ve koşullara göre elbette yükselip alçalabilecek olan, gerçek iyilik ve sevgi duygusu/bilinci var.

Gerçek sevgi bilincinde tüm insanların (potansiyel olarak) birbirinin biricik kardeşi, dostu, herşeyi olduğunu biliyoruz. Kocaman ve aslında sonsuz bir aile olduğumuzu, tüm evrenle, tüm boyutlarla, tüm varoluşla bir ve tek ve aynı şey olduğumuzu biliyoruz. Hepimiz tüm varoluşun, tüm hayatın en yüce ve tek gerçeğiyiz. Varolan herşey budur. Ama varlıkların bir kısmı varolmayı sevmiyor, var olmamayı tercih ediyor. Varoluşun doğal ve iyi olan düzeninden nefret ediyor. Ve egosunu, iradesini başka varlıklara, evrene dayatmayı seçiyor. Bu bir tercih. Özgür irade. Varoluşta böyle bir ikilik ve böyle bir seçenek de var. Artı ve eksi kutuplarının mevcudiyeti ve doğallığı gibi. Ve bizim içinde bulunduğumuz 3. varoluş seviyesi ile çok yakınında bulunduğumuz 4. varoluş seviyesi arasında varlıkların karşı karşıya olduğu en temel ders, varoluşa bu iki yoldan hangisiyle devam edileceğine karar vermeyi içeriyor.

Bahsettiğimiz gerçek iyilik/sevgi/vicdan bilinci dediğimiz şeyin pozitif ("+") yol olduğu açıktır. Ve biz kendimizde bunun mevcudiyetini biliyoruz. Ama bu bilince (düzensiz ve bazen de tesadüfi bir şekilde) erişebiliyor olmanın, o bilinci hayatımızda tam bir yürekle, tam eylemle, tam kabul ve güvenle uyguladığımız anlamına gelmediği de açıktır.

Gerçek bir ailede, gerçek sevgide, grup ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunda bir araya gelip o sorun konusunda ne yapabileceklerini belirler ve yaparlar.

Şimdi kendi durumumuzla yüzleşelim. İster dünya insanlığı grubu olarak bakalım, ister Türkiye toplumu grubu olarak bakalım ve veya ister bu foruma iştirak eden bireyler grubu olarak bakalım. Hangi açıdan, hangi seviyeden bakarsak bakalım, gerçek bir aile, gerçek bir grup, gerçek bir sevgi/iyilik/vicdan topluluğu olmadığımız açıktır. Evet, bir niyet var ama niyet de kolektif olarak henüz yeterince gelişmiş, güçlenmiş, birleşmiş değil. Bunu yadırgamak veya kötülemek manasında söylemiyorum. Durum şu anda bu ve kendi vaziyetimi de diğerlerininkinden farklı görmüyorum.

Devlet denen şeye bakın Allah (Hayat) aşkına! Partiler üstü kastediyorum. Hangi siyasi parti olduğunun bir önemi yok gerçekten her ne kadar AKP bu marazileşmiş, şeytanileşmiş mekanizmanın işletmeciliğini yapıyor olsa da. Her bir siyasi partiye bakın! Dine bakın! Askeriyeye bakın! Ekonomiye bakın! Nereye bakarsanız bakın! Hiçbirinin gerçek sevgi ve iyilik bilinciyle işlemediğini anlamak hiç zor değil. Sonu gelmez bir aldatma, uyuşturma, sömürme düzeni. Onların işleyiş biçimi de halka, halklara bağlı ve en temelde insanlara bakın zaten! Kendimize bakalım! Herşeyin sonu dönüp dolaşıp bize gelecek. Bize bakın! Dünyanın neden bu durumda olduğunu, neden bu kadar çok acı, işkence, vahşet, keder olduğunu anlamak hiç zor değil. Bu bir gizem değil! Kötü ("-") güdümlü bir mekanizmanın içindeyiz hepimiz ve bunun kendi kolektif egomuzla da çok yakından ilgisi var! Bu ahtapotun kollarına nasıl yakalandığımızın çok fazla bir önemi yok artık, ondan kurtulup kurtulamayacağımıza bakmamız gerekiyor. Her gün bir sahteliğe uyanıp o sahteliğin içinde çeşit çeşit sahteliklere girip çıkıyor, sonra aynı şeyi günler, haftalar, aylar, yıllar boyunca tekrarlayıp duruyoruz. Yüzleşemiyoruz. Durup tüm yaşadığımızın, tüm bu düzenin sahte ve sömürücü ve yok edici olduğunu söyleyemiyoruz. O derecede bir bilinç zehirlenmesi içindeyiz. Doğrusu açıktır: gerçek sevginin, gerçek iyiliğin, gerçek vicdanın, temiz bir bilincin olduğu (hiç değilse bunun yeterince mevcut olduğu) yerde insanlar büyük bir aile olarak yaşar. Oturup sorunlarını ele alır, en iyi çözümleri tespit edip uygularlar ve sorunları çözerler. Kendi halimize bakalım bir de! Düzenin sahiplerinin (elbette egomuzun sağladığı açıkları kullanarak) insanları nasıl sonsuz şekillerde sahte/yapay kutuplara bölüp birbirine düşürdüğüne, katlettiğine, işkence ettiğine, sömürdüğüne bakın!

Gerçek sevgiye, gerçek vicdana, iyiliğe ne kadar ciddi bir mesafede olduğumuza bakın! Belli ki insanların geneliyle öyle bir arayışa girmekte fazla fayda olmayacaktır. Artık uyanmaya niyeti olanların kendi aralarında topluluk oluşturması, dayanışması gerekiyor. Cehenneme sürüklenen niteliksiz (derslerini alma konusunda şu anda fazlasıyla niteliksiz) kitlelerle birlikte sürüklenip gitmemeliyiz! Geniş kitlelere bile ilham ve cesaret verip seslerini yükseltmelerini sağlayacak birşeyler olacaksa, uyanma ve işbirliği yapma cesaretini gösteren "gruplar" sayesinde ve öncülüğünde olabilecek bu.

Artık kendimizi toplum yığınlarıyla karşılaştırarak hareket edemeyiz. Hangi etnik, dini, siyasi vs kökenden geliyor (ve hatta hala bunları önemsiyor ve hizmet ediyor) olursak olalım, gerçek sevginin, gerçek vicdanın, gerçek iyiliğin iyileştiriciliğine, çözüm sağlayıcılığına, birleştiriciliğine, güçlendiriciliğine ihtiyacımız var, eğer gerçekten kaderimizi, gidişatımızı değiştirmek, gerçekten iyi olabilmek istiyorsak. Ama kabul edelim ki bunu da bir anda şıp diye yapabilecek durumda değiliz. Bunun bir süreç içinde gerçekleşmesi kadar doğal birşey olamaz. Yeter ki niyetimiz o yönde olsun. Kasyopyalıların referansta bulunduğu gibi, içinde bulunduğumuz toplumsal ve doğal düzendeki yıkımlarda ve dönüşümlerde meydana gelen tırmanma süreci, yaşanacak şoklar, bu konuda bize katalizör/yardımcı olacak gibi görünüyor.

Tekrarlamak istiyorum: Kasyopya bilgilerinin benim açımdan en önemli yanı, içinde bulunduğumuz bilinç zehirlenmişliği halinde bize ayna tutup ne durumda olduğumuzu ısrarla hatırlatıyor olması ve aynı zamanda ihtiyaç duyduğumuz tüm kudrete de sahip olduğumuz konusunda güven ve cesaret veriyor olmasıdır. Özellikle kolektif olarak, grup olarak, ağ çalışması yoluyla.

bozadi

#8
"Kıyamet" denen bir süreç hiç olmayacak olsa ne olur? (ki oluyor ve olacak) Bizi gözüne kestirmiş faşist dünyasal ve dünyadışı negatif varlıklar olmasa ne olur? (ki varlar ve yüzlerini giderek daha açık gösterecekler)

Gerçek sevgiden uzakta, sahtelikler, savaşlar, işkenceler, vahşetler ve aldatmalar içinde binlerce yıldır bir kıyamet / cehennem hali içinde sürünegeldiğimizin, parçalandığımızın, giderek yok olma tehdidiyle karşı karşıya kaldığımızın farkında değil miyiz?

Alemtac

#9
Teşekkürler Bozadi...İyi bayramlar herkese :)
 

bigsenfoni

#10
Ceviri icin tesekkürler Bozadi...

Kalbiniz, gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Tgur

#11
Teşekkürler Bozadi ve herkese mutlu ve sağlıklı günler..

bozadi

#12
Var olun dostlar ve 26 Temmuz celsesini de şimdi ekledim.

beyrutkapı

#13
teşekkürler sevgili bozadi. emeğine sağlık.
bu celsede forumda daha önce de tartıştığımız, konuştuğumuz bir kaç şey açıklanmış sanki. kendi bilincimizi ve farkındalığımızı arttırmak dışında, başkalarına yönelik olarak onları kasyopya ile tanıştırma, dünyanın içinde bulunduğu duruma yönelik olarak özellikle güncel olaylardan yola çıkarak insanlarla konuşup tartışmak önemli. buna ''tohum atma'' da denebiliyormuş demek ki... burada sorun şu ki, insanların bu düşünceleri anlatan bize deli gözüyle bakması yada saçmaladığımızı düşünmesi gibi kaygılarımız kendi çevremiz içinde sessizleşmemize neden olabilir. bunları daha öncede yazmıştım. hatta en son, insanların objektif realitiye neden bunca az ilgi duyduğunu sormuştum. sorularımıza bu kadar ince ve açıklayıcı cevaplar almak motive ediyor insanı. bilgimizi cesaretle ve yılmadan paylaşıp, sonuçlarına kafamızı takmadan yürümek yolumuzda... kozmik bir şok yada devasa bir yıkım yani insanlar kaçacak delik bulamadığında hatırlayacaklar söylediklerimizi. ilüzyon tam anlamıyla parçalana dek...