Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

14 Nisan 2018

Başlatan bozadi, 17 Nisan 2018, 19:58:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Majisyen

Ceviri icin tesekkurler. Bu arada sahsi yogunluklarimdan dolayi psikopatiyle ilgili calismayi bi turlu halledemedik. Insallah kisa surede halledecegiz.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

zeytin

#16
Çeviri için teşekkürler bozadi
 

macka

#17
Çok teşekkürler bozadi
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi

#18
Ben de sizlere teşekkür ediyorum arkadaşlar :)

Astre

#19
Geçen internette görmüştüm bazı hastalıkların tedavisi için DNA değişimi yapılacakmış. Hastalığın tipik bir bahane/dayatma olduğu bariz bir şekilde belli..
 

bigsenfoni

#20
Çeviri için teşekküler bozadı... :) Işık parlamaları konusu bende uzun zamandan beri var.Bazen küçük bazen büyük,genelde beyaz ve siyah olmak üzere,kırmızı,mavi parçalı siyah beyaz isik...
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

ogeday

#21
Bende Putin in özel DNA lara sahip askerler yetiştirmeye çalıştığını duydum
 

bona fide

#22
teşekkürler bozadi. bu Dionysius sendromu tanımından farklı bir yorumu ben mi öyle anladım. bu sendrom kendilerine düşkünlükten eğlenceden ziyade tamamen hayattan kopmak düşkünleşmek, herşeyden el etek çekmek kendini bırakmak pasif hale gelmek değil miydi.
 

Tgur

#23
Teşekkürlar Bozadi ,KH nın omurgasını teşkil eden hedonizmin çılgınlığa dönüştüğü an lar yaşıyoruz kolay gelsin seyredip bir şey yapamayan bizlere.

Ama en azından sağlam kaynaklardan sizlerin de yardımı ile bilgilenip güçlenmeye çalışıyoruz.


gerçek tosun paşa

#24
Bozadi eline sağlık teşekkürler. Çok başarılı bir celse olmuş ama biraz daha ayrıntılı sorular gelebilirmiş. Sanırım ölçümlemeye fazla kafa yordukları için sorulara ağırlık veremediler.

Dünya baştakilerin toplumu etkileyerek ve manipüle etmesi ve yönlendirilmesiyle değişen gelişen ve yok oluşa giden bir yerdir. Doğal olarak kitlelerin etkilenmesi çok önemlidir. Bunu en iyi yapan ülke algı operasyonları ve meşrulaştırma teknikleriyle (medya, reklamlar, çeşitli yayın organları ve sosyal ağlar vs.) ile ABD olduğu için global düzen bu hale gelmiştir. KH güçleri her zaman için toplulukları etkilemek zorundadır. Yoksa o kadar ürünü kim satın alacak? Kim düşünülmesi gereken ( KH tarafından belirlenen) şeyleri düşünüp algı ve farkındalığını köreltecek, kim savaşmaya gidecek ve kötülüğün tohumlarını atacak?

Celse çok yerinde ifadeleri barındırdığı için Kas.lar üzerine çok fazla yorumda bile bulunmamış. Medya servisleri hızla artacaktır ama buna inanan ve inanmayan insanlar arasında olan fark bariz açığa çıkacaktır. Çünkü panikle yapılan iş illa bir noktada sırıtır. Kh güçleri bunu yaşayacak.

Irksal genetik üzerine Kas.lar yıllardır çok fazla şeyler söylediler. Bunun boşuna olduğunu sanmıyorum. Gaia'nın dediği gibi humanoid formun dünyadışı oluşturulmasıyla ilgisi olduğunu sanmıyorum. En azından doğrudan değil dolaylı olarak uç bir etkisi olsa bile "atalarımızın sandığımız gibi olmadıklarını öğreneceğimiz gerçeği" daha çok Batı dünyasının insanları yanlış yönlendirmeleriyle ilgili gibi geliyor bana. Sonuçta insanlığın afrikadan yayıldığı teorisi yıllardır var ve DNA hakkında bilinenlerin çok az olması ve yanlış bilgileri barındırabiliyor oluşu etnik köken meselesi için bir şok yaratmaya yeter bu konu için orion a kadar gitmeye gerek olmadığını düşünüyorum.Muhtemelen ırkların genetik kodlamalarını yanlış verilere dayandırarak hesapladılar ve yıllarca okullarda öğrendiğimiz bilgilerin çoğu da yanlış.

Hedonizmle ilgili çok alakasız bir şekilde geçtiğimiz haftalarda konuşmak zorunda kalmıştım. Hatta bir espri yapmıştım ve kafamda bu konu yer edinmişti. Bunun üzerine celsede konuyla ilgili bir şeyler görmem çok manidar oldu. Bunun bir hak-hukuk mücadelesi olarak lanse edilmesi ABD nin her zaman yaptığı kendini haklı gösterme (meşrulaştırma) operasyonlarının kitleler üzerinde artık çok işe yaramayıp sağlam muhalefetlerle karşılaşabileceği ve bunun global düzende istemedikleri yapısal bozukluklara sebep olabilecek olmasıyla ilgili olduğunu düşündürdü bana.

Buradan öncelikle Kasyopyalılara, sonrasında da Laura ve ekibine sevgiler... :)

gerçek tosun paşa

#25
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bigsenfoni

Çeviri için teşekküler bozadı... :) Işık parlamaları konusu bende uzun zamandan beri var.Bazen küçük bazen büyük,genelde beyaz ve siyah olmak üzere,kırmızı,mavi parçalı siyah beyaz isik...


Yaklaşık olarak 1 senedir saydam ve beyaz karışımı arada da siyahımsı olarak ben de yaşıyorum. Bu konunun da üstüne gidilen sorular gelebilirdi ama gelmedi. Sanırım araşatırmamız gerekiyor.

Celsenin altında celse anında yapılan işleme dair Chu'nun notu:

Seans sırasında Neurofeedback üzerine notlar:

Birçoğunuzun bildiği gibi, Neuroptimal'in sağladığı grafiklerin nasıl analiz edileceğine dair herhangi bir eğitim olmadan, akıllıca bir değerlendirme yapmak zordur. Söyleyebileceğimiz tek şey, seans sırasında bir şeylerin değiştiğidir!

Genellikle, sistemi bilmeyenler için, çubuklar çok dengesiz olabilir, bazen sol taraf (hemisfer) sağdan daha aktif olabilir veya tam tersi olabilir. Seans başlar başlamaz ve tüm süresi boyunca ÇOK eşittiler. Laura ne zaman elini planchette'e koysa ve hareket etmese, sadece konuşsa ya da düşünse, grafik mükemmel bir denge gösteriyordu. Ve biraz hareket ettiğinde, sigara içtiğinde veya her harfi alabilmek için elini hareket ettirdiğinde, grafik sadece biraz değişti, hala oldukça dengeli. [Yukarıdaki videoya bakınız].

Bilinçaltı alanı (0-7Hz) sürekli genişti ve orada çok fazla aktivite olduğunu gösteriyordu. Bazı insanlar için çok daha küçüktür ve diğerleri için dalgalanır. Seans sırasında geniş kalmıştır.

Dikkate değer bir başka husus da, insanların çoğunluğu için, daha yüksek düşünme, rasyonellik, daha büyük resim muhakemesi ile ilişkili olduğu varsayılan gama dalgalarının (kırmızı) da çok dengeli ve çoğu vakadan daha büyük olması olabilir.

Başlangıç değeri (gözler 15 saniye açık, sonra 15 saniye daha kapalı tutularak yapılan ilk ölçüm) 324'te başladı. Başlangıçta çok az yükseldi (375, ve sonra, tüm seans boyunca 190 ile 220 arasında kaldı) Çok istikrarlı! Ancak seans durur durmaz ölçüm 1513'ü gösterdi. Bu oldukça büyük bir sıçrama.

Transferlerin resimlerine gelince, sözde bunlar her iki hemisfer arasındaki dengeyi gösteriyor. Bize birbirlerini geçmemeleri gerektiği söylendi. Pembe çizgi sağ beyin, mavi ise sol beyin. Herkes (Laura dahil) dalgalanma eğilimindedir. Bazen çizgiler çok paralel ve kesişmiyor, bazen de farklı genlikler ve dalga desenleri ile biraz karışık ve birbirini kesiyor. Burada bir kez daha, tüm seans boyunca "mükemmel" idiler (bize söylenene göre).

Yani, NE olduğunu kesin olarak söyleyemesek de, seans sırasında bir denge var gibi görünüyordu. Baştan sona ve her zamanki kalıpların aksine.

NOT: Bu seans Laura elektrotlara bağlıyken sadece yazılım çalıştırılarak yapıldı. Seans sırasında beynine herhangi bir geri bildirim gönderilmedi.

Genel olarak, tüm bunların verdiği izlenim, kanallık sırasında Laura'nın beyninin mükemmel bir çalışma düzeninde olduğu ve bilinçaltı ile yüksek düşüncenin uyum içinde çalıştığıdır. Eğer durum buysa, o zaman bunun bir tür "neurofeedback" olduğu söylenebilir, beyne sağlıklı sinirsel kalıpların nasıl olduğunu anlatması anlamında.

Orijinal gönderiye ekleyemediğimiz bazı resimler:

Dördüncü ölçümler, Artemis dedikten sonra: "Bu harika. Bu, pek çok insana pek çok konuda yardımcı olabileceği anlamına geliyor."

İkinci ölçümün ekran görüntülerini almadık, ancak her şey daha önce paylaşılanlarla neredeyse aynıydı. Tek fark, aktarımın bir miktar kesişme göstermesiydi.

https://cassiopaea.org/forum/threads/session-14-april-2018.45814/post-757680

gerçek tosun paşa

#26
Celsede geçen kavramlar için ektir:

Alıntı YapEklenti:
Dionysus veya Dionysos (Yunanca: Roma mitolojisinde Bacchus olarak da bilinir), bazı mitolojik eserlerde ve özellikle tragedyalarda Bromios, Euhios, Dithyrambos, İakkhos, İobakkhos olarak da adlandırılır. Çal'lı şarap tanrısı. Şarabın sadece sarhoş ediciliğini değil, sosyal ve faydalı etkilerini de temsil eder. Medeniyetin destekçisi ve barış aşığıdır.

On iki Olympos tanrısından biri olan Dionysos, Zeus ile Semele'nin oğludur. Doğuş efsanesi şöyle anlatılır: Zeus Semele'ye aşık olur, ama karısı Hera onu kıskanır. Hera yaşlı bir kadın kılığına girer ve Semele'ye Zeus'un ona güçlerini göstermesini söylemesini söyler. Zeus bütün parlaklığıyla gücünü gösterirken Semele yanar ve karnındaki yedi aylık bebeğini düşürür. Zeus bu sırada mucizevi olarak orada biten sık yapraklı bir sarmaşığın yanmaktan koruduğu Dionysos'u kurtarır ve baldırında saklar. Daha sonra Tanrı Dionysos Zeus'un baldırından doğar. Fakat bu sefer de Ama Hera, Kuretalar'a rüşvet vererek çocuğa eğlenmesi için oyuncaklar verir, ustaca yapılmış bir ayna çocuğu bir çalılığın içine çeker ve Hera'nın emri üzerine Titanlar, Dionysos'u kaçırıp küçük parçalara böler ve bir kazanda pişirirler. Ancak çocuğun büyükannesi Rhea torununa acır ve Athena'nın yardımıyla onu kurtarır ve parçalarını birleştirir. Bundan sonra Dionysos (İki kere doğan) Hera'dan saklamak için çocuk önce kız gibi giydirilir, sonra Semele'nin kızı kardeşi İno ve eşi Athamas'a yollanır. Ama bunu fark eden Hera ise İno'yu delirtir ve İno da oğlunu bir kaynar su kazanına atıp öldürürken kocasını da bir geyik zannedip vurur. Zeus ise Dionysos'u kıskanç Hera'nın elinden zor kurtarır ve onu bir keçiye dönüştürerek Nysa dağındaki nemflerin arasına yollar. Daha sonra genç Dionysos, Nysa Dağı'nda şarabı icat eder. Sonra, nemflerden ve satirlerden oluşan alayı ile dünyayı dolaşmaya başlar. Apollodoros'a göre Şarap Tanrısı Mısır'a gittiğinde delilikten hala kurtulamamıştır. Frigya'ya vardığında Rhea tarafından iyileştirilir. Daha sonra Trakya'ya geçer. Kral Lykorgas, üzüm ve şarap düşmanıdır. Dionysos'un bütün alayını tutuklar. Dionysos'un kendisi ise, deniz dibinde Thetis'in yanına zor sığınır. Ama kutsal öç gecikmez ve Kral Lykorgas delirir. Asma ağacı sanarak oğluna saldırır ve onun bacaklarını yok ettikten sonra kendisine gelir. Şarap Tanrısı Dionysos Adalar'a geçer. Bu yolculukla ilgili şu efsane anlatılır: Dionysos, kayalık bir adanın sahilindeyken korsanlarca yakalanır ve bir köle olarak satılmak üzere Mısır ya da Kıbrıs'a götürülmek istenir. Ama Dionysos'u her bağlayışlarında, üstündeki iplerin kendiliğinden düşmesi dümencinin dikkatini çeker; bu gencin bir Tanrı olabileceğini düşünerek onu salıvermeleri için arkadaşlarını uyarır. Ne var ki dümenciyi kimse dikkate almaz. Bu sırada bütün gemi şarap terler, yelken ve direkleri asma dalları, üzüm salkımları kaplamaya başlar. Tutsak genç ise kaptanın üstüne atlayarak kükreyen bir aslana dönüşür. Bunu gören korsanlar korkudan denize atlarlar ve atlamalarıyla yunus balığına dönüşürler. Bu felaketten sadece dümenci kurtulur. Naksos adasına gittiği zaman ise Theseus'un bırakıp gittiği Ariadne'yi bulur. Apollodoros, Dionysos'un, Minos'un kızı güzel Ariadne'yi Lemnos adasına götürdüğünü, ondan üç veya dört çocuğu olduğunu söyler. Ariadne, sonunda, Zeus'tan ölümsüzlük armağanını elde eder ve Şarap tanrısının sürekli eşi haline gelir.

Bekilli yöresinde yaşamıştır. Helen pantheonuna aykırı düşen bir tanrıdır. Bütün efsaneleri bir tek motif üstüne kuruludur: tepki ve direnç.


Dionysos ve nemfler, John Reinhard Weguelin
Sembolü olan asma ağacı gibi ölüp yeniden doğar, haz ve acı arasında iki uçta gider gelir. Bu yüzden psikiyatride manik depresif duygu durumunu temsil eder.

Genel olarak Zeus ile Semele'nin oğlu olarak geçse de, bazı kaynaklarda Zeus ile Persephone'nin ya da Zeus ile Demeter'ın oğlu olarak gösterilir.

Dionysos kültünün, Hristiyanlık dinini de doğrudan etkilediği iddia edilmektedir.

Dionysos bağ bozumu tanrısı olarak da bilinir. Onun adına düzenlenen bağ bozumu şenliklerinde tiyatronun temeli atılmıştır. Bu şenliklerde bir koro bulunmaktaydı; daha sonraları koronun önüne bir oyuncu, daha sonra ikinci bir oyuncu geçmiş, böylece tiyatronun temelleri atılmıştır.
----

Hedonizm kavramsal olarak 2 şekilde ele alınmış. Hem maddesel hem ruhsal olarak. Yani haz hem bedensel zevk hem ruhsal dinginlik olabilir, farklı görüşler mevcut. Ülkemizde "sefacılık" gibi bir karşılığı var.

Hedonizm yada diğer adıyla hazcılık, hazzın en yüksek iyi olduğunu ileri süren felsefi görüştür. Yunanca #7969;#948;#959;#957;#942;(h#275;don#275;) kelimesinden türetilmiş bir kavramdır. Bu akıma göre hayatın gerçek manada anlamı haz peşinde koşmaktır. Ayrıca bu akıma göre iyi veya kötünün mutlak ölçütü hazza göre belirlenir.

Hedonizme göre insanın dünyadaki yegane amacı acıdan kaçmak ve haz peşinde koşmaktır. İnsana haz veren davranışlar ahlaki anlamda iyi, üzüntü ve keder veren davranışlar kötüdür. Buradaki iyi veya kötünün ölçütü olan haz duygusu bireyseldir. Bu açıdan hedonizm veya hazcılık evrensel ve genel geçer bir ahlaktan ziyade öznel ahlaki doğruları kabul eder.

Hedonizme göre insan eylemlerinin temel itici gücü haz ve bunun karşıtı olan acıdır. Ahlaki olarak bir şeyin değerinin tek ölçütü onu deneyimleyen kişide oluşan tatmin duygusudur. İster zihinsel isterse bedensel olsun kişide tatmin duygusu yaşatıyor ve acıdan kaçmasına yardım ediyorsa o şey iyidir.

Hedonizm veya hazcılık kavramını ilkçağda özellikle iki filozof üzerinden açıklama eğilimindeyiz. Bunlar Aristippos ve Epikuros'tur. Fakat bu iki düşünürden çok daha önce bir hint felsefi akımı hedonizmden bahsetmiştir.

Bu yazıdan neden zevk ve kaous kavramlarının birbiriyle beraber kullanıldığını anlamamız için yararlı olabileceğinden paylaşma gereği duydum. Mitolojik ve antik yunan felsefesiyle ilgili kavramlar fakat alıntıda paylaştıklarımı okuduğumuz zaman celsenin seyri daha net ortaya çıkıyor.

Hedonizm tanımı bana çok fazla 2.boyut algısını anımsatıyor. Zevk ve acı arasında gidip gelen bir doğruya göre şekillenen hareket ve gereksinimler kuşkusuz yüksek oktav bir farkındalığın alameti değil. Ouspensky'ı okumuş kişiler 2.boyut algısıyla ilgili ne demek istediğimi daha net anlayacaklardır.

bozadi

#27
Katkılar için teşekkürler arkadaşlar. Bir yoğunluk nedeniyle fazla takip edemedim, ilk müsait vaktimde dönüş yapacağım.

Tgur

#28
"(Artemis) Sinirsel geri bildirimle ilgili okumakta olduğum kitaba göre, bu, potansiyel olarak insanların belirli zehirlere, toksinlere ve hatta belki hastalıklara karşı bağışıklık sahibi olmalarına yardımcı olabilir. Bu doğru mu?
[Yanıtın ortasında kaset duruyor ve diğer tarafının çevrilmesi gerekiyor. Artemis mutlu.]
C: Evet ve devam etmen gerekiyor!
S: (Artemis) Bunu biliyordum. İnsanları ışınlara ve HAARP'a karşı da koruyabilir mi?
C: Evet
S: (Artemis) Grip ve veba? [kahkaha]
C: Evet
S: (Pierre) Peki Ebola?
(Artemis) Ebola? [kahkaha]
C: Evet
S: (Artemis) Bu harika. Pek çok insana pek çok konuda yardımcı olabilir yani.
(L) Tamam. Yani, sinirsel geri bildirim deneylerimizi sürdüreceğiz ve bu gece beyin tarama çalışmamızdan ilginç görüntüler aldık.
(Artemis) Ou, bir saniye! Andromeda ve ben ara sıra ışık parlamaları göyüyoruz. Gördüğümüz şey nedir?
C: NO etkileri!
S: (Artemis) Etki yok mu?
(L) Bence NeurOptimal etkileri kastediyorlar.
C: Evet
S: (L) Başka bir deyişle, beyninizin oküler bölgesinde bir uyarım var.
(Artemis) Anlamı bu mu?
C: Evet "
------------------------------------------
Celsenin uygulama seansında NO etkileri için ilginç çalışma yapılmış bu sinirsel geri bildirimin beyin üzerindeki etkileri başka bir cihazla kontrol edilmiş ,sonuçta aşağıda bir çalışma neticelerinde de okuyacağınız gibi beynin dış etkenlerle kendini değiştirebilen ve celsede de belirtildiği gibi HAARP e bile karşı gelebilecek duruma gelen harika bir organ olduğu ortaya çıkmış, PDF biraz uzunca onu da belirteyim.

Ve şu meşhur tekrarı yine yapalım "Bilgi korur"

http://www.kso.org.tr/upload/KEND%C4%B0N%C4%B0%20DE%C4%9E%C4%B0%C5%9ET%C4%B0REN%20BEY%C4%B0N.pdf

İlave olarak çok eski celselerden bir alıntı,
-----------------------

"S: (L) 1981 ve 82'de kızım A___ uykusunda sık sık penceresinin önünde timsah olarak tanımladığı birşey görüyordu. Uyanıp çığlık atıyordu, biz de uyanıyorduk ve bir keresinde elbise dolabının köşesinde duran bir figür gördük. Tüm bu olaylar bir ejderle karşılaştığım rüyama kadar...
C: Kertenkele.

S: (L) Ne yapıyorlardı?
C: İnceleme.
S: (L) O incelemelerinde ne keşfettiler peki?
C: Kaçırılabilecek potansiyel kişiler.
S: (L) Herhangi birimizi kaçırdılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: Durdurdun.
S: (L) Nasıl durdurdum?
C: Bilginin kökleri farkındalıktadır.
S: (L) Yani benim farkındalığım bunu durdurdu, öyle mi?
C: Yakın."

Ysengrimus

#29
Çeviri için teşekkürler
Enter the core of nature,
No earthly mind can enter,
But I will wear the sun,
Bound to others,
We see many things