Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

13 Mart 2021

Başlatan bozadi, 17 Mart 2021, 03:58:25

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beyrutkapı

Çeviri için teşekkürler bozadi emeğine sağlık
 

fidelista

#1
Çeviri için teşekkürler.
mRNA aşılarındansa bizim yaptığımız aşının daha güvenli olduğunu duymak sevindirici,uzaydan gelecek virüs tehdidinden bahsedildi, evde kalarak bağışıklığımız zayiflatıliyor maskenin amacı bu galiba dünya nüfusunu azaltmak projesi.

Tgur

#2
Bozadi çok teşekkürler üzerinde durulacak çok konulu zengin bir celse emeğine sağlık..
(bu arada benim p.c. de sorun var galiba tarih 17.03.2021 saat 08:00
olamaz zira bu kaydı 18.03,2021 de attım)

bozadi

#3
Ben teşekkür ederim arkadaşlar. Forumdaki saat-tarih sorunu, sunucu / hosting firmasından kaynaklı. Sunucularında düzenli olarak yaptıkları bakım ve güncellemelerden bazılarından sonra saatin bir saat geri görünmesine neden olan bir sorunları var ve bunu fark ettiğim ve çözülmesini rica ettiğim birkaç defasında hemen düzelttiler ama sonrasında zaman zaman tekrarlanmasını önleyemediler. Dün akşam sorunun tekrarlandığını fark edince yine mesaj attım. Müdahale ettiklerini ve sorunu kalıcı olarak çözmeye çalıştıklarını söylediler. Ama görünüşe göre beceremedikleri gibi bu sefer tarihi de şaşırdılar. Tekrar irtibata geçeceğim kısa süre içinde. Buna çözüm bulamazlarsa alternatif firmalara bakmaya başlayacağım.

bozadi

#4
Celse Tarihi: 13 Mart 2021

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Chu, Ark, PoB, Scottie, Niall

S: (L) Merhaba. Buradayız.

C: Tekrar sizinle birlikte olmak harika. Kasyopya'dan Gosurya şimdi burada.

S: (L) Tamam. Neyle başlamak istiyoruz? Şu çılgın kavanozlarla başlamak ister miyiz?

(Artemis) Buradaki herkesi ve tarihi bildirdin mi?

(L) Oo! Evet... Bugün... Bugün ne? Bugün 13 Mart 2021. [Mevcudun gözden geçirilmesi]

(Artemis) Herhangi bir evcil hayvan?

(Joe) Hayır.

(L) Joe, sen başlamak ister misin?

(Joe) Önceki bir celsede çektiğin acıyla ilgili soru sorduğunda...

(L) Ne acısı?

(Joe) Genel olarak farklı zamanlarda farklı sağlık sorunları veya başka şeylerden dolayı çektiğin acılar... Verilen cevap, dünyaya verilen bilgiyi dengelemek için acı çekmenin gerekli olduğu anlamında birşeydi. Yani bilgi yaymanın bir sonucu olarak acı çekmek gerekliydi. Bunun neden gerekli olduğunu merak ediyordum.

C: Denge.

S: (Joe) Evet. Bunu söylemişlerdi. Ama biri bilgiyi keşfetmek ve dünyayla paylaşmak için çok çalıştığında zaten o bilgiyi elde etmek için acı çekmiştir. Görünüşe göre bu bilgiyi yaydığında tekrar acı çekmesi gerekiyor.

(L) İlave acıya neden olan şey yayma mı?

C: Evet. Mouravieff'in "Genel Yasası" gibi birşey düşünün.

S: (L) Yani diğer bir deyişle eğer bu bilgiyi kendime saklasaydım, ortalığı karıştırmasaydım, insanları Genel Yasaya karşı mücadele etmeye teşvik etmeseydim bu kadar acı çekmezdim, öyle mi?

C: Evet

S: (Artemis) Bilgi ışık ve gerçek gibi. Karanlık ışıktan ve gerçekten nefret ediyor...

(L) Diğer insanların bilgi eksikliğiyle ilgili üzüntüm kendi acımla ilgili endişemi aşıyor sanırım. Başkalarının acı çekmesindense kendim acı çekmeyi tercih ediyorum. Belki çiğneyebileceğimden fazlasını ısırıyorum ama şimdiye kadar hep buna değdiğini düşündüm. Pekala, başka birşey?

(Joe) Güzel. Loch Ness Canavarının... [kahkaha] Klasiklere dönüyoruz! Loch Ness canavarının ve var olduğu söylenen, K'ların var olduğunu söylediği diğer benzer yaratıkların neden gezegende yaşayan diğer hayvanlar gibi görülüp belgelenmediğini merak ediyorum?

(Artemis) Bizim gerçekliğimizle tam olarak kesişmediklerini falan söylememişler miydi?

C: Boyutlararası.

S: (Artemis) Buradalar ama burada değiller.

(L) Bizim gerçekliğimizde çok kısa bir süreliğine gözükmelerine neden olan kendi frekansları mı var bu yaratıkların?

C: Evet

S: (L) Bir tür zaman sapması gibi birşeyin içinde yaşamak gibi mi bu?

C: Evet

S: (Joe) Gözlemcinin inancıyla da ilgisi var mı?

C: Evet

S: (L) "Flight 19" gibi birşey sanırım.

(Joe) Loch Ness canavarıyla ilgili olarak bir keresinde bunların son buzul çağından kalma plesiosauruslar gibi birşey olduklarını söylemişlerdi.

(L) Ve son buzul çağı muhtemelen farklı bir kozmik ortamda gerçekleşti.

(Artemis) Zavallı Loch Ness canavarını serbest bırakmanın bir yolu var mı?

C: Hayır

S: (Andromeda) İyi yiyor mu? [kahkaha]

C: Evet

S: (Andromeda) Ne yiyor?

C: Ne isterse!

S: (Joe) İnsanlar dahil ne isterse!

(Andromeda) Ben de bunu merak ediyordum. İnsan yiyor mu? [kahkaha]

(Niall) Andromeda, onu veterinere götürecek kimsesi var mı? [kahkaha]

C: Ağzı çok küçük. Çoğunlukla vejeteryan ama her zaman değil.

S: (L) Başka kriptomundo sorumuz var mı?

(Joe) Kripto saatinin sonu.

(L) Bugün daha önce konuştuğumuz o devasa kavanozlara ne dersiniz?

(Joe) Oo, evet! Laos'taki o arazide bulunan taş kavanozları kim yaptı?






C: Artık var olmayan hominidler ırkı.

S: (Joe) O kavanozların amacı neydi?

C: Depolama.

S: (Artemis) İri mi yoksa normal boyutlu insanlar mıydı bunlar?

C: Devler.

S: (Andromeda) O kavanozları nasıl taşıyorlardı?

C: Teknoloji. "Mercan Kalesini" düşünün.

S: (Andromeda) Teknolojik devler.

(Joe) Bira yapmak için o kavanozlarda tahıl depoluyorlar mıydı?

(L) BİRA yapmak mı?! [kahkaha]

(Andromeda) Teorilerden biri buydu.

C: Bazıları.

S: (Joe) Büyük içicilerdi demek, anlıyorum... [kahkaha]

(L) Gezegendeki yüksek teknolojiler ve dev insan ırkları hakkında epeyce kanıt olduğu hakkında düşünmemiz gerekiyor sanırım... Bu da gizleniyor. Smithsonian meselesine bak. Doğru hatırlıyorsam, kaydedilmiş tarihte bile, Patagonya veya başka yerlerde yaşamış ve soyu tükenmiş devler keşfedildi. Kanarya Adaları ve Kuzey ve Güney Amerika'da çift sıra dişleri olan devasa türlerin yaşamış olduğuna dair de kanıtlar var.

(Joe) Çeşitli yerlerde devasa baltalar da buldular.

C: Evet. Gezegeninizin gerçek tarihi çok az biliniyor. Bay Hancock'unuzun yaptığı koleksiyonlara bakın.

S: (L) Graham Hancock'u kastediyorsunuz sanırım?

C: Evet

S: (L) Evet, ezoterik şeyleri kendi başına çözmeye çalışmadığı sürece oldukça iyi bir araştırmacı.

(Pierre) Son kitabının ikinci kısmı Amerika'daki devlerle ilgili.

(L) Kitabın adı ne?

(Andromeda) 'Giants in America' (Amerika'daki Devler) sanırım.

(Niall) En son kitabı 'America Before' (Eski Amerika) gibi birşey. Üst katta var o kitap.

(Pierre) Epeyce şey belgelemiş. Höyük insanları ve...

(L) Pekala. 'Amerika'daki Devler' veya adı neyse, bendeki diğer kitap olmalı. Amerika'da keşfedilmiş, Smithsonian Enstitüsüne gönderilen, ortadan kaybolan ve sonra varlıkları inkar edilen buluntularla ilgili pek çok makalenin görüntüleri var kitapta. Çok büyük bir örtbas olduğu açık.

(Joe) Dört – dört buçuk metre boyundaki gerçekten uzun devlerin bugünküyle aynı çekimsel koşullar altında yaşadığı doğru mu?

C: Tam olarak değil. Roma İmparatorluğunun yıkılması zamanında gezegeninizdeki koşullar ciddi ölçüde değişti. O devirden sonraki devler giderek zorlaşan koşullarla karşılaştı ve hayatta kalmaları imkansızlaştı.

S: (L) O devirlerde kıyıda köşede az sayıda da olsa varlardı yani, öyle mi?

C: Evet

S: (Joe) Karanlık Çağlardan sonraki kaşiflerin keşfettikleriydi onlar.

(Chu) Son devirlerindeki dilleri bizim aşina olabileceğimiz bir dil miydi?

C: Evet

S: (L) Hangi dil?

C: Baskçaya benzer.

S: (Andromeda) Atlantisçe gibi.

(Scottie) Sanırım 'merhaba' onlarda "fii-fi-fo-fum" idi... [kahkaha]

(L) Ve favori sözlerinden biri şuydu: "Bir İngilizin kanının kokusunu alıyorum!"

(Joe) Demek çekim daha azdı ve bu onların işini kolaylaştırıyordu...

C: Evet. Gezegenin elektrik yükü de.

S: (L) Bu bana Greko-Romen kayıtlarına geçmiş tüm o gerçekten garip elektriksel olayları hatırlatıyor; eski dünyanın yıkılmasından sonra tutulan kayıtlarda bu olaylar sona ermiş gibi görünüyor. Ama elbette o tarihten sonra bile çok garip şeylerin olduğu dönemler olmuş. Yani Roma İmparatorluğunun sonundan önce insanlar bizim bugünlerde görebileceğimizden çok daha fazla plazma olayları görüyorlardı demek?

C: Evet

S: (Andromeda) Devler küçük insanlarla birlikte mi yaşıyorlardı o zaman?

C: Evet

S: (L) Peki o zamanlar hayat normal insanlar için de daha mı kolaydı?

C: Evet

S: (L) Muhtemelen daha önceki dönemlerden itibaren kötüleşmeye başlamıştı...

C: Evet

S: (L) Bu son büyük değişiklikti sanırım; MS 540 gibi birşey.

(Joe) Roma İmparatorluğundan sonra gidip devler falan bulan kaşiflerin raporlarına göre, devlerle savaşılan durumlarda, devler büyük ve yavaş oldukları için kolayca yeniliyorlarmış gibi görünüyor.

(L) Çevresel koşullarla baş edemiyorlardı muhtemelen.

(Andromeda) Aptal mıydılar?

C: Başlangıçta değil.

S: (L) Çevresel değişimlerde sağlıkları kötüleştikçe aptallaştılar, öyle mi?

C: Evet

S: (Chu) Taşları hareket ettirecek teknolojileri vardıysa çok akıllı olmaları gerekir.

(L) Ama o daha önceydi muhtemelen. Denisovalıların çok büyük dişleri yok muydu? Onlar bazı bakımlardan devlerle bağlantılı mıydı?

C: Evet. Bağlantılı ama aynı değil.

S: (Artemis) Buradaki herhangi biri devlerle uzaktan akrabalığa sahip mi?

(Andromeda) [fısıldıyor] Scottie! [kahkaha]

(L) Diğer bir deyişle, herhangi birimizin devlerden genetik bir kalıntısı var mı?

C: Hayır

S: (Chu) Beau bile mi?! [kahkaha]

C: Hayır

S: (L) Pekala... Şimdi? Pierre'in soruları var. Pierre, gel yanıma otur yoksa seni duyamam çünkü sesin giderek azalacak. [Pierre yer değiştiriyor]

(Pierre) Pekala. Elektromanyetik bir alandaki DNA'nın fraktal bir anten gibi davrandığını gösteren bir makale okudum. Şunu sormak istiyorum: Bizi bilgi alanına bağlayan elektromanyetik sinyalin fraktal bileşenleri var mı?

C: Evet

S: (Pierre) Şimdi... [Pierre normal koltuğuna dönmek için ayağa kalkıyor]

(Joe) Nereye gidiyorsun?

(Pierre) Herkesin ortasında otururken rahat edemiyorum... [kahkaha]

[Pierre 'Kırmızı Koltuğa' dönüyor]

(Pierre) İkinci soru: Sulandırma arttıkça homeopatinin neden güç kazandığını açıklamaya yönelik bir teorimiz var, dugdeep ile benim. Sezgiye ters görünüyor ama bize göre elektromanyetik alanın fraktal bileşen boyutunun ışığında... [kahkaha]

[Arkaplanda birkaç kişi, Pierre ne zaman bilgi alanından bahsetse yaptığı meşhur 'Bilgi Alanı el hareketini' yaptığı için Laura kahkaha atıyor... Bunun bir videosunu yayınlamamız gerekecek! Hatta belki hareketli bir GIF resmini...]

(Pierre) Aman Tanrım... Karmaşık bir cümleydi. Tekrarlayamayacağım. Tamam: Fraktal...

(Chu) Sen konuş, el hareketini biz yaparız! [kahkaha]

(Pierre) Fraktal bileşenler... [kahkaha]

(Joe) Sana yardımcı olmaya çalışıyoruz!!

(L) Şunu yapmayı bırakır mısınız! İzin verin sorusunu sorsun. [kahkaha]

(Joe) Sinyali artırıyor! [kahkaha]

(Andromeda) Homeopatik sulandırmayla ilgili teoriniz nedir?

(Pierre) Bilgi alanıyla insanlar arasındaki elektromanyetik bağlantının fraktal boyutu düşünüldüğünde, bize göre sarsma ve sulandırma arttıkça homeopatik çözeltiler güçleniyor çünkü her sarsma ve sulandırmada, bilgi alanının şu veya bu parçasına olan bağlantıyı teşkil eden aynı geometrik imzayı farklı bir ölçekte tekrarlamış oluyorsun ve böylece temelde farklı bir ölçekte tekrarlayıp artırdığın bir bilgi imzası olan gücü artırıyorsun. Kastettiğim şey anlıyor musunuz? ('Sarsma' cam şişeye vurduğunuz zaman olan şey. Sağlanan enerji, geometrik imzanın farklı bir ölçekte tekrarlanmasına yardımcı oluyor.)

(Joe) Küçükle başla... Diyelim ki altıgen gibiler. Sarstığın zaman bir altıgeni beş-altı küçük versiyona bölmüş oluyorsun. Bunu sürekli tekrarlıyorsun ve sonunda onu imzaya doyurmuş oluyorsun...

(Pierre) Ve bu bir fraktal anten olduğu için her frekans aralığında sinyal alıyorsun, anladın mı?

C: Yalnızca o değil, ayrıca bölünme daha az maddi, daha saf ve bilgi alanıyla daha "uyumlu".

S: (Pierre) Bununla ilgili bir benzetmem var. Göle bir taş attığında, eğer gölde adalar varsa, adaları olmayan bir gölle karşılaştırıldığında frekans veya bilgi aynı derecede uyumlu yayılmaz. Bir sorum daha var. Kimse söylemeden ben söyleyeyim, bu bir Watson anı... Yıllar önce Rockefeller'lar için üçlü kötü bir günden bahsetmiştiniz. Pandemi ve gerçek veba hakkındaki son bilgiler düşünüldüğünde, Rockefeller gibiler için üçlü kötü bir gün olacak: sağlık bakımından (gerçek veba), ekonomi bakımından (gerçek kriz) ve toplumsal açıdan (çünkü insanlar sonunda kendilerine ne yapıldığını anladıklarında onları avlayacaklar). Üçlü kötü günün anlamı bu mu?

C: Yakın. Ama yalnızca bunlar değil. Frekans uyuşmazlığı pek çok "parçalayıcı" olaya neden olacak.

S: (L) Diğer bir değişle, frekans, kozmik ışın ortamı veya gezegenin ve uzay-zaman alanımızın frekansı değişiyor ve onlar buna uygun olmadıkları için ruh parçalayıcı olaylar yaşayacaklar, öyle mi?

C: Yakın.

S: (Joe) Özellikle çok kötü olan bazı insanların kendi üzerlerine göktaşı çekecekleri anlamına da geliyor olabilir mi bu?

C: Bu da mümkün!

S: (Artemis) Bunun bana hatırlattığı; forumda bir başlıkta biri birşeylerin parçalandığından bahsediyordu ve insanlar tüm çevrelerinde birşeylerin düşüp kırıldığını anlatıyordu. Sanki enerjilerdeki değişim epeyce psişik fenomeni etkinleştiriyor veya artırıyor.

(L) Üzerine yedi kere yıldırım düşen zavallı adamın durumuna da benziyor. Adamın DNA'sı, yıldırımları çeken bir anten görevi yapmış olmalı. Buna benzer şekilde, bazı kötü insanlar da henüz bilinmeyen enerjileri veya şeyleri onlara çekecek DNA değişimleri geçirebilir.

C: Evet

S: (Andromeda) Üzerinde adlarının yazılı olduğu göktaşları var mı gerçekten?

C: Yakın

S: (Pierre) Yıldırım demişken... Bizi bilgi alanına bağlayan elektromanyetik bir bağlantı... Merak ettiğim şey... Bu elektromanyetik bağlantıların fraktal bir bileşeni olduğunu biliyoruz. K'lar bize bu elektromanyetik bağlantı hakkında daha fazla şey söyleyebilir mi? Doğası veya frekansı....

(L) Kollarımızın dayanabileceğinden birkaç saat daha fazla süre gerektirebilecek bir soru soruyorsun sanırım! Sorularını daraltıp başka bir celseye saklaman gerekecek. Virüsler hakkında birşeyler sormak istiyorum!

(Joe) Evet!

(L) Bu konuya geçelim çünkü virüsler de bununla bağlantılı sayılır. Virüs denen birşey olmadığını yazan birileri var. Bu doğru mu?

C: Hayır. Virüslerin 4Y ile 3Y arasında kolayca gönderilebilen bilgi paketleri olduğunu söylemiştik.

S: (L) Diğer bir değişle, eğer doğru hatırlıyorsam, virüslerin belirli evrimsel değişimlerin sağlayıcılarından biri olduğunu söylemişlerdi ama bu yönlendirilmiş bir evrim gibi. Virüsler yoluyla Akıllı Tasarım gibi.

C: Evet

S: (L) O iddialarda bulunan kişiler, tüm meselenin, virüslerin aslında hiç görülmediği mekanla ilgili olduğunda ısrar ediyorlar. Buradaki olay nedir?

C: Mekan önemli ama FRT ile yakından bağlantılı. FRT hem içsel hem dışsal çeşitli yollarla değiştirilebilir. Bilginin korumasının nedenlerinden biri budur. Dışarıdan değiştirme yollarıyla ve yöntemleriyle ilgili bilgi sahibi olduğunuzda buna karşı koyabilirsiniz.

S: (L) Ve eğer içsel değiştirme yolları ve yöntemleriyle ilgili bilgin varsa, kendi FRT'n üzerindeki içsel kontrolünü bilinçli olarak değiştirebilirsin. Kendini belirli şeylere kasıtlı olarak maruz bırakarak iradeni, gücünü falan artırabilirsin. Belirli bir FRT'yi güçlendirmek için belirli faaliyetleri seçebilir, diğerlerini reddedebilirsin. Belirli insanlarla etkileşebilirsin. Sarkaçlardan bahsedilen kitaptaki gibi... Belirli bir gruba dahil olmak veya belirli şeyler yapmak FRT'ni veya FRT'nin gücünü artıracaktır. Yani mekan önemli ve içsel veya dışsal olarak değiştirilebilir. Eğer dışsal değişimler varsa, o zaman....

(Andromeda) Dışsal veya içsel değişimler virüsle etkileşme biçimini belirliyor olabilir.

(Chu) Hangi virüsleri çektiğini.

(Andromeda) Evet. Eğer Korona gibi bir virüsü çekersen, bu belirli bir yükseltme etkisi yapacaktır; aşırı semptomların olup olmamasından veya belirli semptomlara eğilimin olup olmadığından bağımsız olarak.

(L) Geçen gün konuştuğumuz şeye benziyor: vücut, yani "mekan" bir şehir gibi karmaşık bir organizma ve küçük bile olsa tek birşey bile yanlış gittiğinde mekanın artık sağlığını kaybetmesine neden olan bir olaylar dizisine neden olabiliyor. Çöpçüler grev yaptığında şehir çöple doluyor, bu da farelerin ve diğer haşerelerin çoğalmasına neden oluyor ve eğer birşey yapılmazsa bu da salgına neden olabiliyor. Ve çöpçüler, üst düzeylerde rüşvet ve yolsuzluk olması nedeniyle grev yapabilir. Ayrıca eski zamanlarda şehir devletleri vardı ve bunlar birbiriyle savaşırdı. Bu da mekanın parçalanmasına yönelik başka bir tür dış etki örneği sayılabilir. Yine de mekanın parçalanması tek başına herşey değil. Peki neden bu insanlar virüs diye birşey olmadığında ısrar ediyor?

C: Çünkü virüsleri var!!

S: (L) Alaycı bir cevap mı verdiniz?

C: Yalnızca biraz.

S: (Joe) Çok maddeci bir bakış açısı bu. Terörist saldırılardaki herkesin aktör olduğuna hükmeden insanların durumuna benziyor. Devletin onlara gerçekten zarar verebileceği, siyasi amaçlarla masum insanları kasten öldürebileceği fikriyle karşılaştıklarında kapanıyorlar, bunu kabul edemiyorlar.

C: Bilgi gerçekten korur.

S: (Chu) Virüslerden?

C: Koruyabilir.

S: (L) Geçen gün konuştuğumuz konu gibi... Pavlov'un transmarjinal inhibisyon deneyleri.... Bir canlıyı kafa karıştırıcı veya işkenceli sinyallerin öyle bir bombardımanına maruz bırakabilirsin ki, bir noktada artık o canlıdaki birşey kırılır. O canlı zihinsel veya duygusal olarak değiştirilebilir. Kasıtlı olarak sağlığını bozmak dahil çeşitli yöntemler kullanılabilir bunu yapmak için. İnsanlar sürekli olarak böyle şeylere maruz bırakılıyor. Günlük yaşamın stresleri, propaganda, çelişkiler... Bunlar birer sabit. Dalgalar, ki bir keresinde frekans çiti tanımı kullanılmıştı, ve benzeri çeşitli yöntemler kullanıyorlar; baz istasyonları gibi. K'lar YILLAR önce bu şeylerin insan beynini jöleye çevirdiğini söylemişti. Ondan sonra yanlış şeylere inanmaya başlıyorsun. Yanlış şeylere inanmaya ve belirli bir şekilde düşünmeye başladığında mekanın tamamen alt üst olur ve daha fazla zarar görebilir hale gelirsin.

(Pierre) Evet, ışınlar ve bu etki var ama az insanlar o yalanları yutuyor, bazılarıysa yutmuyor. Daha önce konuştuğumuz bir özgür irade bileşeni var. Yakın bir celsede konusu geçtiği gibi, bilgiyle veya temelde düşüncelerle olan bağlantımız proteinlerimizle bağlantılı ve proteinlerimizi kodlayan DNA büyük ölçüde virüslerden oluşuyor. Uçak Yok teorisi veya Boston Bombalamalarında Ölüm Yok teorisini gördüğünde, aynı kitlesel inkar kalıbını görüyorsun ve BAZI insanlar bu yalanı yutuyor. İnsanları bu tür bilgileri tekrar tekrar almaya eğilimli hale getiren belirli bir virüs dizisi olabileceğini düşündürüyor bu durum.

(Joe) Evet. Ama o kadar uzağa gitmeye gerek var mı bilmiyorum. Aktör teorisiyle ilgili olarak daha önce bunun temelde zıvanadan çıkan bir kalıp tanıma olduğunu söylemişlerdi.

(Andromeda) Veya Düz Dünyacılar. Kavramı anlamak için gereken şeye sahip değiller.

(Joe) Aşırı bir uca götürüyorlar. Siyah-beyaz düşünüş. Herşey komplo; herşey! Bugün Batı dünyasındaki insanların çoğu materyalist bir paradigmanın içinde yaşıyor. Bir adım geri atıp büyük resmi görebiliriz çünkü arkada büyük bir kozmolojik veya felsefi kavrayış var. Fakat yalnızca dünyaya odaklanan kişiler bu pandemi olayıyla ilgili yanlış birşey olduğunu görüyorlar ve bunda haklılar da ama bunu TAMAMEN maddi veya dünyevi güçlere atfediyorlar. O zaman da doğal olarak herşeyin yanlış olduğuna hükmediyorlar; virüslerin bile.

C: Daha önce de söylediğimiz gibi, önemli olan nerede olduğunuz değil, kim olduğunuz ve ne gördüğünüzdür.

S: (L) "Ne gördüğünüz" derken, görünmeyeni, yalanların ardındaki gerçeği görmeyi mi kastediyorsunuz?

C: Evet

S: (L) Ama kişinin nerede olduğunun, bazen o kişiyi FRT'sini değiştirmeye yönelik dış unsurların bombardımanına daha fazla maruz bırakabileceği de doğru mu?

C: Evet

S: (L) Ve o durumlarda kimliğini ve görüşünü daha doğru bir şekilde sürdürmek için ek tedbirler alman gerekir, değil mi?

C: Evet

S: (L) Yani o küçük beyanın çeşitli bileşenleri var.

(PoB) Bu insanların gerçeğe saygısı yok ve istisnai veya eşsiz olmayı tercih ediyorlar veya gerçekliğin aksine ne olduklarını düşünüyorlarsa.

(L) Evet, doğru. Kendi düşüncelerimde o kadar çok defa yanıldığımı gördüm ki, yalnızca K'lara değil, aynı zamanda insan ağı bağlantılarına güvenmem gerektiği ve kendi kafamdaki şeylerin bile kabuğunu soyma konusunda acımasız olmam gerektiği sonucuna vardım. Kendi üzerlerinde hiç çalışma yapmayan medyanın veya hatta alternatif kaynakların savunduğu birşey duyduğunda, gerçeğin onların söylediklerinin tam tersi olduğunu varsayabilirsin neredeyse. Ama bu her zaman doğru değil. Kurnazlar. "Protokol 17"yi düşünün; herkes için bir program var.

(Joe) Evet.

(Andromeda) O tür fikirlere sabitlenen insanların gerçek bir sorgulama yeteneği yok; özellikle de kendi düşüncelerini sorgulama konusunda.

(L) Bu noktada, isabetlilik kayıtları düşünüldüğünde K'lara epeyce güvenilirlik atfetme eğilimindeyim. Hatta K'ların söylediklerine zıt veya çelişkili bir sonuca vardığımda bile. K'lar virüslerin var olduğunu ve değişim araçları olduğunu söyledi. Bu görüşe bağlı kalacağım.

(Joe) Konuyu değiştirecek olursak, görünüşe göre grip bu kış en azından Batılı ülkelerden büyük ölçüde kayboldu. Gerçekten öyle mi oldu ve eğer öyleyse neden?

C: Kısmen. Tecritler ana bulaştırma vektörlerini engelledi.

S: (Andromeda) Koronavirüsün gribin yerini aldığı, yani koronavirüse yakalanırsan gribe yakalanmanın daha zor olduğu fikrinin geçerliliği var mı?

C: Hayır.

S: (L) Yani aslında iddia ettikleri kadar çok kişi hastalanmıyor. Öyle mi?

C: Evet

S: (Pierre) Bu aynı zamanda epeyce grip vakasının Covid listesine...

(L) ...kaydırıldığına işaret ediyor.

C: Evet

S: (Chu) Ama çocuklardaki mide mikropları için de aynı şey söyleniyor, okullar kapatıldığı için. Peki bunun genel bağışıklık bakımından anlamı ne? İnsanları evine kapatırsan, kapanma bittiği zaman zarar görmeye daha açık durumda olacaklar.

C: Genel bağışıklık başarısız olacak.

S: (L) Yani insanların sürekli birbiriyle etkileşim kurarak sürü bağışıklığı geliştirmeleri gerekiyor?

C: Evet

S: (Pierre) Ve sürü bağışıklığımız, gerçek pandemiden kısa bir süre önce başarısız olacak...

(L) Yani zaten ortada olan ve gelişip değişen şeye karşı bile sürü bağışıklığı geliştiremediysek, o zaman birşey gelip GERÇEKTEN feci bir iş çıkarabilir...

C: Evet. Özellikle de patojen dış uzaydan gelirse ve tüm dünyada herkesin içine çektiği havayla yayılırsa.

S: (L) Bu da akla şunu getiriyor: Bunun planlanan bir sonuç olması mümkün mü? Bu virüs pandemisi saçmalığıyla insanlığın zayıflatılması, bir şekilde dış uzaydan gönderilen bir virüsle büyük bir nüfus kırımı olayına hazırlık olabilir mi?

C: Evet

S: (L) Bu çok çirkin.

C: Evet, bu "evrim".

S: (Pierre) Ben de onu söyleyecektim. Temel özellikler kitlesel bir yokoluşa çok benziyor.

C: Evet

S: (L) Pekala. Herkes favori sorularına cevap aldı mı?

(Niall) Çin Sincan eyaletinde yüz binlerce Müslümanı haksız bir şekilde mahpus tutuyor mu?

C: Hayır.

S: (Joe) Bu muhtemelen oluyor ama büyük ölçekli değil.

C: Yalnızca aşırı radikalleşme vakalarında.

S: (Niall) Yani Çin'in konuyla ilgili açıklamaları doğru. "Patokrasi" iddiası doğru değil.

(L) Bir saniye, bu Çin meselesiyle ilgili birşeyler daha sormak istiyorum. Bu "kitlesel hapis" iddiasının kaynağı ne?

(Joe) "Çin Vürüsü" terimi sürekli tekrarlanıyor ve "Çin'in ABD kurumlarını kontrolü altına aldığı", "ABD'deki radikal solun arkasında Çin komünist ideolojisinin olduğu" iddiaları sürekli tekrarlanıyor. Pek çok insan Çin'in hala komünist bir ülke olduğunu sanıyor. Anaakım medyadan duyduğun tek şey Çin'in dünya süperstarı ABD'yi kontrolü altına almakta olduğu. Komplo fikirleri genellikle alternatif muhafazakar kaynaklardan geliyor.

(L) Geçmiş isabet kayıtları açısından o kaynaklardan herhangi biri genel olarak güvenilir mi?

(Joe) Hayır. Bugünlerde "haber" diye sunulan şeylerin çoğu gibi tamamen histerik saçmalık.

(L) Kitle imha silahlarıyla ve zalim Saddam'ın öldürdüğü bebeklerle ilgili iddialar yoluyla Irak Savaşını getiren da bu muhafazakar kaynaklardı. Saddam tertemiz biri değildi ama kesinlikle tasvir edildiği kadar kötü de değildi ve işgale mazeret olarak karalandı. Bir kez daha kulağa "Protokol 17" gibi geliyor; herkes için bir program var.

(Joe) İnsanların bugünlerde nelere inandıklarına inanamazsın! Beyinleri pelte olmuş! Gerçek düşünüş yok, dikkatli analiz yok, sonuçları, permutasyonları dikkate almak yok!

(L) K'lar "virüsleri var" derken bunu kastediyorlardır belki?

(Joe) Belki kısmen, bazıları için. Kültürel, toplumsal ve psikolojik/duygusal parçalanma süreci hızlanıyor bana göre; özellikle ABD'de. Virüs konularına dönecek olursak: Grip aşısına kıyasla Covid-19 aşıları sonucu normalden daha fazla kişi öldü örneğin...

C: Evet

S: (Joe) mRNA tipi olmayan aşılarla ilgili yanlış herhangi birşey var mı? Herhangi kötü birşey?

C: Daha güvenli.

S: (Pierre) Batılı güçlerin mRNA aşılarını zorlamasının nedeni bu aşıların itaat dizilimleri içermesi mi?

C: Evet

S: (Artemis) Deckard hakkında sormak istemiyor muyduk?

(L) Deckard neden kanser olduğunu öğrenmek istiyor.

C: FRT.

S: (Pierre) Entropik FRT mi?

C: "Entropikten" ziyade negatif içselleştirmeler.

S: (L) Yani gerçekten FRT'si üzerinde çalışması gerekiyor, öyle mi?

C: Evet

S: (L) Daha önce kendi aramızda konuştuğumuz gibi yapılması gereken şey karmik ve basit kavrayışlarla ilgilenmek mi? Bugün aşk romanı başlığında bununla ilgili bir mesaj yazdım [Yeni başlık: Romantic Fiction, Reality Shaping and The Work (Romantik Kurgu, Gerçeklik Şekillendirme ve Çalışma)]. Bu meseleye faydası olacak yollardan biri bu mu? Bu okuma projesine katılmak, hakkında düşünmek ve deneyimlediklerini ve öğrendiklerini diğerleriyle paylaşmak insanı gerekli bazı süreçlerden geçirebiliyor sanırım?

C: Evet. Neredeyse herkes için doğru.

S: (L) Projedeki insanlardan bazıları 2-3 kitap okuyabileceklerini, bunun işlerini göreceğini düşündü. Benim görüşüme göre 100 kitap gerekebilir.

C: Evet

S: (L) Çünkü kendi özel durumunla ilgili herşeyi bulamazsın, ayrıca geçmiş yaşam malzemelerini işlemeyle de uğraşıyorsun. Dolayısıyla bu şeyleri öğrenmek için epeyce okuma yapmak, epeyce farklı senaryoları incelemek gerekiyor.

C: Evet

S: (L) Pekala o zaman. Kimsenin başka sorusu yoksa.

(Joe) Revici?

(L) Soru nedir?

(Joe) Revici'nin felsefesinde ve tedavilerinde herhangi bir fayda var mı?

C: Evet ama August o kadar sezgili değil ve bazen bazı şeyleri deneme-yanılmayla çözmesi gerekiyor. Ama bunu genellikle başarıyor.

S: (L) Diğer bir deyişle August'ta Revici'nin içgörüsü yok ama sistemi biliyor ve sistemde kendi yoluyla ilerleyebiliyor?

C: Evet

S: (L) Başka önemli birşey?

(Chu) Grup üyeleri için herhangi birşey?

(L) Evet, bizim için veya grubumuz için herhangi bir mesajınız var mı?

C: Evet, etrafınızdaki gerçeklik parçalanırken çalışabileceğiniz bir süreniz var, bunu boşa harcamayın!!! Hoşçakalın.

S: (L) Yani aşk romanı okuma projesine dahil olmaları gerekiyor!

(Andromeda) Kesinlikle. Tembellik yok! Aşk romanı şart! [kahkaha]

(L) Bunu yapmanın çılgınca bir yolu ama lanet olsun, işe yarıyor gibi görünüyor! O forum başlığını okurken görüyorum da, insanlar pek çok kavrayış geliştiriyor. Pek çok kişi kendilerini ilk kez gerçekten görüyor. Başka tüm yöntemleri denedik. Ve ŞİMDİ kendi düşünüşleri ve davranışlarına dair gerçekten kavrayışlar geliştiriyor, kendilerini başkalarının onları gördüğü gibi görüyorlar. Bu ÇOK önemli birşey.

ŞİMDİ OKUMAYA BAŞLAYIN!!
[Yeni başlık: Romantic Fiction, Reality Shaping and The Work (Romantik Kurgu, Gerçeklik Şekillendirme ve Çalışma)]

CELSE SONU

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/threads/session-13-march-2021.50291/

bigsenfoni

#5
Ilk yorum :)) Tekrar tesekkürler bozadi :)
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#6
Tarih/saat sorunu şimdilik çözülmüş gibi görünüyor (sorun yaşandığı sırada gönderilen mesajların yanlış sıralaması maalesef değişmese de). Sunucu şirket ("Güzel Hosting") bu sorunun bundan sonra tekrarlanmasını önleyemezse başka bir sunucu şirkete geçmeyi acilen değerlendireceğim.

bozadi

#7
Çeviriyi gözden geçirip birkaç imla düzeltmesi ve geliştirme yaptım.

Homeopati konusunda geçen ve "sulandırma" diye çevirdiğim terimin orijinali "dilution". Bu "seyreltme" anlamında da kullanılmış olabilir. Homeopatik ilaçlardaki seyreltme sadece suyla mı yapılıyor, bilmiyorum. Dolayısıyla "sulandırmanın" yanlış bir karşılık olma ihtimali var.

"Virüslerin varlığı-yokluğu" tartışmasında geçen ve "mekan" diye çevirdiğim sözcüğün orijinali "terrain". "Arazi, yer, çevre" gibi anlamları da var. Virüsün gözlenmesinin beklendiği "yer" anlamında sanırım. Ki virüs belki en kolay vücutta gözlemlenebileceği için, "yer"den başlıca kasıt "insan vücudu" olabilir, ki Laura öyle bir imada bulunuyor bir cümlesinde. Bu anlamda insan vücudu için "konak" (host) tabiri de kullanılıyor, belki o daha uygun bir karşılıktır ama emin olamadım.

Daha önceki celselerde de konusu geçen ve önemi vurgulanan FRT = Frekans Rezonans Titreşimi (İngilizce "FRV": Frequency Resonance Vibration). Bunun temel olarak BH-KH ayrımını (BH frekansı, KH frekansı) ima eden bir terim olduğunu hatırlıyorum (veya sanıyorum).

"Protokol 17" denen şeyi ilk defa duyuyorum. Araştırmaya çalışacağım.

bozadi

#8
"Aşk romanı" konusu şimdilik çekmiyor beni ama kitap önerileri, paylaşmak istedikleri olan varsa çekinmesin lütfen :)

bozadi

#9

Olcay

#10
Ellerine emeğine sağlık.

Yalnız dışarıdan gelen ve hava yoluyla dağılan bir felaketin sonuçları çok ciddi felaket ve kaos yaratacaktır.
İşte o zaman topluluklardan izole uzak yaşam etkili olabilir ve anladığım kadarıyla zamanınızı iyi kullanın dediler bu da yakın zamanda zor şartlar başlayacak demek olabilir.

sercany

#11
Bozadi emeğine sağlık, uzun bir celse olmuş, FRT kısaltmasını anlayamamıştım, açıklama için teşekkür ederim...
Bundan 2-3 sene önce telefonlardan oynanabilen Plague denen bir oyun vardı, virüsleri mutasyonu uğratıp en fazla sayıda insanı enfekte etme idi oyunun amacı hatta bir ara medyada da çıkmıştı Corona pandemisi populer olmaya başlayınca. Fakat oyunda virüsleri geliştirdikten sonra tüm toplumu enfekte edip tüm insanlığı yok edebilmek için kritik geliştirme yolu virüsleri havadan bulaşılabilir seviyeye getirmek idi sonrasında gerçekten istediğiniz kadar uçuşları deniz ulaşımını kapatın tüm insanlık enfekte oluyordu.
C: Evet. Özellikle de patojen dış uzaydan gelirse ve tüm dünyada herkesin içine çektiği havayla yayılırsa.

bu cümle o bakımdan gerçekten çok düşündürücü ve K'ların kendi tabirleri ile "evrimsel" zor bir yolculuğun kapanış sahnesine hazırlanan biz bu dönem insanları için izlemesi ve oynaması yorucu bir yolculuk ile kapanıştaki yerimizi alacağız ..
 

gerçek tosun paşa

#12
Yine algının ve bilginin ne kadar önemli olduğu ve FRT üzerine yaptığı etkinin önemi üzerine çok net açıklamalar getiren bir celseydi.

Sürekli üstünde durdukları gerçek pandeminin şekillenmesi için önemli bazı açıklamalar geldi. Kas.lar sanırım insanların içinde bulunduğu hali (sorgulamadan uzak, iradesiz bilinçleri) gerçek pandemiden daha tehlikeli buluyorlar.

Ve her şeyin sadece derslerden ibaret olduğu tüm süreçlerin olağan ve doğal olduğunu güzelce izah ettiler.

Şu kalan süreyi iyi değerlendirme meselesi de sıkça geçiyor ve dikkatimi çekiyor.

Fraktal konusu bana nasıl yapıldığını bildiğim bir enerji şekillendirme işlemini anımsatıyor. Enerji alanlarını tersine çevirmeye yönelik olarak su ve kristal kullanarak yapılan uygulamalar var. Açıkçası bu konuyu kendi açımdan yönlendirici buldum.

Yine Dalga serisinde geçen "canavarlar" konusuna değinmeleri de ilginç çünkü boyut sınırlarının ne kadar kalkacağı ve ne gibi fenomenleri deneyimleyeceğimizi çok merak ediyorum.

Son derece verimli ve aynı zamanda keyifli bir celse olmuş.

Emeğine sağlık bozadi.

Gaia

#13
Çeviri için teşekkürler bozadi. Güzel ve motive edici bir celseydi. Gerçekten dedikleri gibi eski celseleri, o doluluğu hissettiren bir celse olmuş.

Dev konusu ilgi çekici. Devasa depolama kaplarını yorumlama işini modern arkeolojiye bıraksaydık, muhtemelen defineciler tarafından tahrip edilmiş küp mezarlar gibi bir açıklama ile karşılaştırdık. :D kas'lar iyi ki var.

Yer çekimindeki değişikliklerin hem zekaya hemde yaşama tutunmalarını zorlaştırici etkisi baya düşündürücü bir tespit. Bilirsiniz ki devir genlerle oynama devri. Geçmişte nefilimi bu yoğunlukta yaratma girişimleri olduğunu eski celselerden biliyoruz. Gelişen klonlama teknolojileri ve dünyanın değişen çehresi,(iklimsel,meteorlar vs) göze alındığında yerçekiminde değişmeler olması bence olası. Bu da akla gelecekte yeniden nefilim oluşturabilirler mi gibi düşünceler getiriyor. Üzerinde teori kasmalık güzel bir konu bence. :) Gerçi meteorların taşıdığı olası bir hastalık tüm teorileri yıkıp geçecektir. :D

Frekans olayını artık oturtmamız lazım. Yıllardır bu tür konuların içindeyiz ve hala eski tip kalıplarla düşünerek kendimize zarar veriyoruz bence. Gerek monoteist kalıplar, gerek toplumun çoğunluğunun kullandığı kültürden gelen kalıplar olsun ne kadar frekans düşürücü olduğunu yaşıyoruz. Ben en iyisini bilirim, ben daha iyisini bilirimciliği bir kenara bırakmak lazım. Yok şu kehanet tutmadı bütün yılların birikimini çöpe at, yok bilmem ne cemaatinin liderinin fikri emperyalist düzeni bozacak vs. gibi çatışmalar bizi komplolardan beyni yanmış insanlara dönüştürür ancak... Elimizde maharaj, gurdjieff gibi güçlü program kırıcı isimlerin kitapları var. Devir geç olmadan dersleri bitirip yükselmenin devri...

Onun dışında aşk romanı okuma fikri banada uzak geliyor. Pek çekmiyor içine. Bence orada Laura kurgu romanların tümünü kastederek konuştu. Kendi aralarındaki eğlence, espri anlayışı gibi geldi bana aşk romanları derken. Çünkü daha önceki celselerde de bahsi geçmişti bunun.

Bilimkurgu, fantastik, gizem türleri epey ilgimi çekiyor açıkçası. Arthur c Clark sağlam bir bilimkurgu yazarı. İlgisini çekene tavsiye edebilirim. MS 2150 diye de bir roman var. Bir ara Tgur da bahsediyordu bununla ilgili. Spiriüel bir gelecek dünya tasviri yapan sağlam bir kitap. Astral seyahat ile geleceğe yolculuk eden bir adamın tekamül yolculuğunu anlatıyor. Ben kitabı üç dört kez bitirmiştim. Gayet başarılı bir kurgu roman.

Covid konusunda da diyecek söz yok. Görebilen gözlere herşey her zaman apaçık ortada. Bilgi her zaman koruyor.

gerçek tosun paşa

#14
Yok Gaia espri yok ortada gerçekten aşk romanlarından bahsediyorlar. Burada mevzu insani duygularla, insana külfet edilen duyguların ayrımını yapabilmek ve empati duygularını güçlendirip aynı zamanda kişinin kendine objektif bakabilmesini sağlamak için gerekli görülüyor.

Diğer yandan ben de roman okumayı pek sevmem. Başkalarının aşkı, acıları vs. hiç ilgimi çekmez ve bana boş gelir. Fakat Laura'nın yaklaşımını inceledikten sonra ona hak vermedim değil. Aşk romanı okuyacağımı sanmıyorum fakat yapıcı bir etki yaratabileceği konusu mantıklı geliyor.