Sirera Dikenlerini Koruyor

Başlatan sirera, 01 Kasım 2009, 17:26:42

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#16
Sevgili ahu-ela:)) Öncelikle sizin saf kalbinizi gördüğüm için; neden ilk gördüğümde cevap veremediğimi(fırsat bulduktan sonra demiştim hani) açıklamak istiyorum -ki bundan alınmayın diye:))- o gün geçmişimde yaşadığım bir eski olayın, tam ondokuz yıl önce olan bir olaydı, o saatlerde olmasına zihnim bu olaya takılmıştı...Ve sanırım zihnim bunun etkisinde idi o saatlerde ve açıkçası Siz ile ilgili değildi, o saatlerde zihinsel, duygusal bir kitlenmişliğim vardı...Alınmayın diye anlattım ve doğrudur ve de öyledir...

Aklıma şu düşünce geldi; Ra bilgilerinden, gezginler için "oldukça saf ruhlar" olarak söz edilir. Daha önce gezgin (yani üst meleksi katlardan bu dünyaya hizmet için doğan ruhlar) olduğunu düşündüğüm bir kızı hatırlattınız bana. Yani ruhsal olarak oldukça saf, temiz, şevkatli, sevgi dolu...Ancak işte bu yoğunluğun dualite(ışık ve karanlık) kutubundaki varlıklar, bu tür ruhların "bilgi" den uzak kalmaları için, onlar ile oldukça uğraşırlar... Bilgi ve sevgi (Bilgelik), güvercinin kanatları gibi, ancak güvercin böylece uçabilir ya da yaratıcılık oluşur...En azından bu yoğunlukta bu böyle. Yani bilgisiz olmak bu yoğunlukta çok büyük tehlike demektir. Aklıma şu soru geliyor: sitemize yönelişiniz/çekiliminiz/itkilenmeniz arkasındaki cezb-edici olayınız, duygunuzun ne olduğu? Elbette bunu en güzel siz bilir siniz:)) Sorayım dedim...Ve bence hiç bir şey "tesadüf" değildir, mutlaka sizin için ve bizim için hayırlı/iyi dersler vardır...Tekrar hoşgeldniz:)) Ve cevap vermeyebilirsiniz de...İnaın bugün bu saatlerde bunları düşündüm. Ve siz paylaştıkça bizler size (diğer üyelerimiz ile birlikte) çok daha faydalı tavsiyelerde bulunabiliriz, elbette siz kendi özgür iradeniz ile bunları uygulamak isterseniz, uygularsınız...Genel olarak şu sıralama, müthiş önem de diye düşünüyorum: Bilgi---> Farkındalık------> Uygulama/Olma-----> Enerji (uygulama bir iş olduğundan)------> IŞIK...Yani okumak ya da ezberlemek ancak bir farkında olma durumuna yol açar, sadece bu. Bence huzurun da "inşaa" edilmesi gerekiyor, elbette seçenler için bu önerim. Bu bir süreç ve aslında Ruh'un sonsuz bir süreci. Yani, öne sürdüğümüz kelimelerin nihai/son içerikli olduğunu düşünmek hayalciliktir. Burada huzur belki yüzde 51 oranında yakalnasa bile bir önceki duruma göre elbette son nokta olmamakla birlikte huzurdur.

Selamlar, Sevgiler...

Alemtac

#17
Her zaman buradayım, Sevgili ahuela :)) Yarım kalmış gibi görünen herşey aslında bizlere ne çok şey kazandırıyor, anlatmak istediğim buydu :)) Bilgi paylaşıldıça çoğalır derler, ayağımıza gelen bilgiyi bilemeyiz, farkedemeyiz...Şimdiye kadar anlatılanlarda ne kadar çok bilgi gizli, örneğin Sevgili Tiversonus'un bir paragrafa sığdırdığı cümlelerde, Sevgili Gregorsamsa'nın verdiği cevaplarda, Sevgili Sireranın yazdığı satırlarda ve Sevgili Gülay'ın sizi yönlendirdiği sayfada :)) Sevgi bilgiyle gelir, ve bilgide sevgiyle :) Sevgi dolu oluşunuzdan dır bize ulaşmanız diye düşünüyorum :) Aslında bildiğiniz şeyleri hatırlamak için aramızdasınız :) Ve çok seviliyorsunuz...
 

Alemtac

#18

İNCİ

Bir istiridye komşu istiridyeye dedi, 'İçimde büyük bir sancı var. Ağır ve yuvarlak ve bana çok ıstırap veriyor.'
Ve öbür istiridye tepeden bakar bir hoşnutlukla yanıtladı, 'Göğe ve denizlere şükürler olsun ki benim içimde hiçbir sancı yok. İçimde ve dışımda her şey iyi ve tamam.'
 
O sırada oradan geçmekte olan bir yengeç iki istiridyenin konuşmasını duydu ve içinde ve dışında her şey iyi ve tamam olan istiridyeye dedi, 'Evet, iyi ve tamamsın; ama komşunun taşıdığı sancı gerçekte son derece güzel bir inci.'

Halil Cibran'ın Gezgin isimli kitabından alıntıladığım bu hikayesinden bir anlam çıkardım kendimce :) sıkıntılarımızın arttığı zamanlar, sancılı dönemlerimiz içimizdeki inciyi büyüttüğümüz anlardır :) İçimizdeki inci "sevgi" dir. Sevgi tüm bildiklerimizi içine alan oluştur. Sevgimizden kuşku duymayın, her bir paylaşımımız sizi sevdiğimizden dir :))
 

sirera

#19
Hamurumuz sevgi, korkuyu salınca her ânda, her olay ve olgudaki itki potansiyel sevgi. Nefes verip nefesi kabul ettiğimiz-aldığımızda içimize dolan sevgi ile atmosferimiz genişler, özümüz bize geçmişin ve geleceğin şimdide- bululunduğumuz ânda olduğunu hatırlatır aniden. Neşe ve huzuru gönlümüzde var ettikçe bu alan genişler ve yakınlarımız ve tüm dünya değişir, evren değişir yenilenir. Bir çiğ tanesine aşkla baktığınızda içinizde yeşerir sevgi aniden, ne yüce bir yol katetmiş buraya gelmişsiniz dünyadasınız ve o çiğ tanesi kadar güzel var oluşunuzu yaşamaktasınız. Bilginin sarmalayan sevinciyle doyasıya şükran doyasıya neşe ve huzur ile.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#20
Hernekadar aşırı meşguliyetten şimdilik sessizliği oynuyorsak da sevgi, sessizlikle boğulamıyor sevgili ahuela ,

Hoşgeldiniz,

Sevgiler..

sirera

#21
14.yıl olacaktı birarada geçirdiğimiz yılların toplamı köpek dostumuzla. Bizi 31 aralık günü terketti. Gitmeden önce alışmamız için bir süre vardı. O süre içinde onunla gezdiğimiz yerleri, bakışlarını, gülüşünü ve bazen bize yaptığı şakaları anımsamamız için bize verdiği bir süre vardı. Birkaç aydır hastaydı, son serum verilişlerinde hep veda ettik, konuştuk onunla. Zor değil şimdi hayal etmesi, ona dokunmak sesini duymak hiç zor değil. Bu duyumsamayı da serbest bırakmalı biliyorum, onun da rahatlaması adına. Gökkuşağının ardında istediğimiz ân beraberiz.
Sadece görmek.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#22
Sevgili Sirera, çok üzüldüm. Doğru söylemişsiniz, sadece görmemeye alışmak.
 

sirera

#23
Görmemeye alışmak değil, görebilirsiniz. Bağlılığı bırakmak. Devam eden süreçte duygularınızın acı ile benlik tarafından ne kadar şişirildiğini duyumsamak. Sizin size yaptığı oyunlar, içinizden suçlamadan ödüllendirmeden salt somut öz anıları ayrıştırabilmek ve kattıklarını çevrenizdekilere kendinize. Abartmadan. Sükunetle.Yavaş yavaş. Neşeyle.
Şişme evresinde salarken durum bu :)
Tüm yaşayan varlıklar için ve dünya için de koruma ve esirgeme duygusu ile hareket ederken de aynı ayrıştırma yapılabilir hem içsel hem ürünlere darılganlık ile. Hidroelektrik santralleri için yaşayan nehirleri minik dereler haline getiren. Derelerin de ve çevresindeki varlıkların da hayatını hiçe sayan anlayış ve ürünlerini protesto ettiğimizde bu anlayışlarını dengeleme yoluna giderler mi.
Nasıl olacak bu anlayış ah! Sevgili Alemtac.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#24
Geçen akşam bir film seyrettim, dünya koşullarına uyum sağlamak için plesanta içinde dünyaya gönderilen bir varlığın insanlara ilk sözleri olan "dünyanın dostuyum, dünyayı korumaya geldim" insanlar tarafından sevinçle karşılanıyor. Oysa dünyaya zarar veren insanlardan korumak için geldiği anlaşılıyor ve içimizden biri, sona gelindiğinde insanların birlik olabildiğine ikna edebiliyor dünya dostunu. En hoşuma giden dialogsa, savunma bakanı ile varlığın arasında geçen; "bizim dünyamıza ne niyetle geldin?", "sizin dünyanız mı? dünya sizin değil ki"...

Yukarıda sıraladığınız firmaların oluşturduğu holding gibi dünyayı sahiplenip, dilediklerini maddi olanaklara daha fazla erişmek için yapmaya devam eden daha birçok kuruluş var. Plastik endüstrisi, çimento fabrikaları, aluminyum tesisleri çevreye zaralarını ve en zararlı olanlardan Termik santraller kondanse sularını boşaltırken öldürdükleri canlı sayısını biliyorlar mı? Bilselerde ne değişir? Henüz sona gelmedik Sevgili Sirera.
 

sirera

#25
Değerli Tgur'un yazdığı dörtlükleri yorumlama çabası bana 2000de yazıp hala yorumlayamadığım şiirimsileri hatırlattı:) Bazen bunlar saklanmamış olsaydı da olurdu diye düşünüyorum. Bu kadar çok kelime kullanıp süsleyip delice bir ânda minnacık bir ândaki duygulanımları anlatma isteği. Yılları zihnin karmaşına takılmaksızın, şefkat ve güvenle tamamlayabilmektir dileğim.
------------------
Gökçember camdandı ışığa dolanmıştı, cansıkıntısı olmalı
Yürek devriyesi gündüzdü geceyi ören sevdaydı
İşçilik etten kemikten
vücud ister
Işık suya yansımıştı hüzünden olmalı sanki kızıldı
Kişi haklarını ışığın hançerlediklerine adamıştı
her ansızın susayıp su içen gökçemberin iradesine yaslandı
bir çeşit sefalet çetrefil düzen içinde
kar tanesinin avucunuza yaslanmasına o anda az kalmıştı
nerdeyse
daha çok vardı
gözleriniz bir avuç içinde kavanoza hapsolmuştu masa üzerinde
masa da masa değildi ha
eriyordunuz
camdan kavanozda
o anda uçuşan kelebek
belki de kelebeğin ta kendisiydiniz
gökçemberin yedeğine
kendinizi ona yedeklemiştiniz hani
bir kalp atışı daha yudumladığınızda
çemberin tek hüzmesi size aydınlanışı hatırlattı
karmaşık ne karmaşık dediniz
sesiniz sizden ötede yankılandı
gururla sundunuz
keyif için
ne varlıklı gösterişti
görkemliydi
farkettiniz
ömrünüz sanki size eşdeğer değildi de gösterişinizin izdüşümüydünüz
su muydu o duruyordu
duran sulara bir daha asla bakmak istemediniz
bir daha görkemle bakılmak istemediniz
görkemliydi telaş yeterince evrenin her yerinde

yola girmek istediniz
yolda olmak istediniz

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#26
--------------
pencereden hep diğer pencereye görünenin çoğaltıldığı anlar tekrarında
soluk alıp verebilen ufuk çizgileriydi bir diğeri tarafından bakılan
dördüncü kişi hiç olmadı arzusu yeterli kılıyordu varlığını yine de
beşincisindeki kibir miydi neydi o sormadan işleyen mekanizma, hayvansı
altıncı kartalın çığlığı, işleyen rüzgardı savruldu, toz gibi otsu
çoğaldılar
çıplak bedenler oldular
ellerinin üzerlerindeki esnemeyi duydular
uzandılar çığlığa, toza, soluk soluğa bakındılar
akşamdı taze bir akşam
kaybolduklarını bilemediler
rüzgar dindi esneme dindi
bakışlar bakışımsızlıkta tekrarladılar çizgilerini ufuğun
sonrası koca bir yalan
bölündüler günlere mevsimlere senelere
kuvvetler oldular
ittiler birbirlerini esnedikçe
kanı keşfettiler
evi keşfettiler
evcilliği sonrasında atlar ve otlar için
yayıldılar yeni yolların haritasını çıkaranlar

kendilerine koşanlar kum tanelerinin izinde
denizi buldular
Ve onlar anlattılar yazıya.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#27
------
Çaresiz bekliyoruz
birşeyler diyeceksiniz biliyoruz
Bir engel var vardı yine de
tutan eylemlerimizi
ve tutumlarımızı değiştiren
tam o anda susturan sizi
bunca çabaya değer mi diyen bakışlarınız
gecenin derinliklerine karışıyor
çaresiz işçilik
Kristal boşluğunuzda sallanımlarınız çoğalıyor
aklınızın küllerinde bir kez daha yıkanınca
beklentiler
kışkırtıcı birikimlerle
susmak devam ediyor
dize getirelemeyen sessizlik
evrenin sarsılmayan gerçekliği
çaresiz bekliyoruz
birşeyler diyeceksiniz biliyoruz
bir engel var vardı yine de
kıpırdatan gölgelerimizi
ve kapıyı aralayan
tam o anda silkeleyen sizi
karşılıksız çağırışı adımlarınızın
pusudaki karanlığa yansıyor
örülen ağ mavi ışıktan
kristal çatlayacak sanıyorsunuz
bir kez daha yansıyorsunuz
bir kez daha geriliyor sessizlik
cam kırığının derinliklerinde sanırken kendinizi
susmak devam ediyor
hala bütün sessizlik
çaresiz bekliyoruz
birşeyler diyeceksiniz biliyoruz
bir engel var vardı yine de
devam edecek olan
tam o anda düşündüren sizi
bıraktığınız boşluğu seyretmek için dönen başınız

bütünlük
gökyüzü genellemelerine asılı kalıyorsunuz
koşulsuz tanımsız
yansıma çoğaldıkça yankı köreliyor
yalnızlık bir tek dile getirişle
ışığı boşaltacak
zehir gibi
ilaç gibi
deniz güneşleniyor
kapılar eskiyor
güneş kör ediyor sizi
sağır, dilsiz, kokusuz ve dokunmasız
çaresiz bekliyoruz
birşeyler diyeceksiniz biliyoruz
bir engel var vardı yine de
daha önceden söylenmeyen
ve sivriltecek unutmanın iğnesini
tam o anda benzerinizi aratan
uyandıran sizi
yaşantısız bir sele kapılan bedeniniz
ışığında ısınıyor
ayrıntıları körlüğün
soyluluğun soyağacını silgiliyor
çingeneler çalışıyor
çingeneler dansediyor
ağır bir melodinin son notasında
kristal kırılıyor
yüreğim diyorsunuz
karanlık bölünüyor
gidiyorsunuz
birşeyler diyecektik biliyoruz
hiç beklenmedik
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tgur

#28
Sevgili Sirera ,
Gerçekten üzerinde düşünceler üretebilinecek ,yorumlar yapılabilecek sözler yoğunluğu,
bu yüzden Sevgili Tiversonus bölümünden alıp buraya koyuyorum dörtlüğü,uygun görürseniz ,
Benim ki basit ,ancak dilinin ucunda birşeyler söylüyor gibi ve bahsettim, sırrını çözemedim,
henüz ,sevgiler..

            19.01.2007
Aslında kristal bir prizmanın döngüsüdür varoluşlar
Ve bu dünya hayatına hapsoluşlar
Bu kristali döndürmeye bilgi gerek
Onun için oluyor,bütünlük bölümüne kaydoluşlar

sirera

#29
Saygıdeğer Tgur, dilinizin ucundakileri sözcüklerle dile getirmek ve anlaşılmaz olanı anlatabilmek isterdim.
Ama ne mümkün. Kendimi izlediğimde hiçbirşey bilmediğimin netliği dışında başka bir netlik göremiyorum.
Akıl yürüterek hayal ettiğimde kristallerin önceki döngülerden kalan saklı verileri barındıran, şimdi ân içinde programlanabilir madde varlıklar olduğu bilgisi ile düşüncelerin de farklı boyutta bir kristalleşme ile maddeleştiğive yaşamımıza mı geçtiği sorusunu getiriyor. Diğer taraftan da doğu öğretilerinde içsel çalışmanın solar pleksusta kristalleşmeye neden olması,bir kum tanesinin içinde üçbin dünyanın varolması, ne kadar arzu ile çalışılırsa varılmanın mümkün olmaması bunun yerine bir sahte maddeyle kaplanmak gibi durumlar da  bir yaprak kadar doğal akışında hayatın içinde varolmayı kabullenişten başka sonuca getirmiyor.
Şükran ile varolmak. Bayezid i Bistami'nin bir sözü Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır. Sizin sade ve neşeli yazılarınız, şiirleriniz, Tiversonus'un bir çocuk kadar içten, sevgili Rinda'nın heyecanı ve macerayı taşıyan, Alemtac'ın şefkat dolu (özlediğimiz) varlıkları, Hnd ile Gregorsamsa'nın bir defa okuyabildiğim muhteşem öyküleri ile yaşamımda var olmuş olan bilgi ve duyumsamalarımızı zevk, neşe ve şükranla paylaştığım dostlar, bu yaşamda huzurla olmaya onurlandırıcı nedenler.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)