Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Karma Hakkında Merak Ettiklerim

Başlatan Scyth, 30 Haziran 2010, 03:43:00

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

Karmanı tam olarak nasıl çalıştığını anlamıyorum. Bunun mantığının iyilik yap iyilik bul; kötülük yap kötülük bul şeklinde çalışmadığına eminim. Zira öyle olsa bu mantıkla hayat daha kolay olurdu ; fakat hayat bu döngüyle işlemiyor. Ramtha Beyaz kitap da  karmanın olmadığını söylüyor; ayrıca Kasyopya çevirilerinde okumuştum sanırım karmayı kırmanın tek yolu temiz bir kalp ve merhamettir, diyor. Anlayamıyorum bunun tam olarak hangi kiriterlere göre işlediğini bilen biri varsa lütfen bu konu başlığı altında beni de bilgilendirsin. Aklımı kurcalayan bu soruya bir türlü net bir yanıt bulamıyorum sevgili arkadaşlar.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

sirera

#1
Merhaba Scyth, öncelikle hoşgeldiniz. Şöyle düşünüyorum. Bizim zamanı algılayışımız, öncesi ve sonrası olan, kapladığımız alanın ve nesnelerin olduğu görsel-işitsel vs.algı içerisindeyiz. Burda biz aslında belirlenmiş olan bir döngüdeyiz, hızımız ve verdiğimiz kararlar ile irademizi değiştirir eylemsel anlamda varoluş içinde değişikliğe neden oluruz. Bu görebildiğimiz anlamda değiştirdiği gibi boyutların ritmini de değiştirdiğimiz anlamını taşır. Bu sürekli değişen döngüde çeşitli düzeylerde çalışmalar yaparız. Bu çalışmalar bilinç düzeyine çıkarıldıkça ve bu görüş ile temiz bir kalp ve merhamet ile baktıkça artık ne bir etki ne de tepkimiz bulunmaz. O kadar bu doku ile bütün ve bunun bilişindesinizdir ki, ne yaptığınız eylemler bu dokuya nüfuz edecek ne de değiştirebilecektir. Her bir varlık bu çalışmanın içinde ise bu sürekli olan bir eylemsel döngü ise o zaman karma yok da diyebiliriz. Reenkarnasyon bizim anladığımız anlamda da öldün eski hatalarının cezasını çekmek için geri geldin gibi bişey de olmamalı bu durumda. İçsel benliğimiz ne olduğundan haberdardır her daim. Konuya odaklanıp an içinde bunun farkına vardığımızda, bu bir rüzgar yaratır, hem içsel hem evrensel anlamda. Bu rüzgarın ritmi bedenimizde bu inançla döndüğünde sağlıklı kalabiliriz. Ve varolan her varlık evrenin bir timsalidir. Varolan her benliğin bu çalışmayı yaptığını bilirsek ve bu çalışmayı içimizde hissedersek her varlığa merhamet duymamız kaçınılmazdır, zorla merhamet olmaz, oluşmaz. Taşıdığınız yükü ve taşıyanı bildiğiniz, onu bıraktığınızdaki hissi hatırlamanız gerekir. Eylemlerimizin en yüksek hayır için varoluşu ile hareket etmesi niyeti ile.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#2
Merhaba Scyth,

Karma kavramının kuantum bir yanı olduğunu düşünüyorum. Örneğin aynı an'da bir çok eş-zamanlı hayat yaşadığımızın konusunun kuantum olması ve bunun da dualite olan 3. yoğunluk bakışımızla kavranmasının çok zor olduğunu düşünüyorum.


Kanal bilgileri konusunda bazen şu söylenir 'sizinle rezonansa giren', işte bir çok kanal bilgisinde dek armadan bahsedilir. Örneğin Kasyopya celselerinde "karmaya fazla krebilite vermek" ten bahsedilir, örneğin Kryon'da "nötr aşı" dan bahsedilir, örneğin Ruhların Yolculuğu/M.Newton'da "Karmik-Kadersel Daire" den bahsedilir ve orada Ruh'un tekrar bedenlenme öncesi hiç bir şeye "zorlanmadığı" ndan bahsedilir, buna Siz'de vurgu yapmışsınız zaten. Zorlanma yok ise alınan kararı Ruh, duyguların kimyasal onından arınmış ve "açık" bir zihin ile üst bilinçten bir bakış ile ancak kendi karar veriyordur. İşte bu durumda da karmik dairenin işlevinin pek de klasik olmayan bir yapıda olduğunu görürürz. Bu biraz da var/yok tan daha çok kelimeye hangi anlamları yüklediğimiz ile ilgili olmalı. Düşünün Yüksek Benliğin kendinden "farklı" bir şeymiş gibi algılayan bir bilinç için karma bir şekilde cezalandırma gibi anlaşılabilir. Bu bir ayrılık ilüzyonudur. Varoluş bir ölçüde saf olan durumdan uzaklaştırma ve fraktal olarak ta parçalara bölünme hali olarak düşünülebilir ve evrim ise aslında gelecek ve arada titreşimin oktav olarak artması dahilinde bir kalıp, başı ve sonu olmayan ancak artan bir titreşimin ifadesi/oktavı olarak aynı bir nota; belki OM notası veya sonsuzluk...Kuantumu kavrayabiliyor muytuz? Duyu ve kavramalarımızın, anlamada sınırlarımız var mı? Şimdi o kadar uzun ve çeşitli konular sözkonusu ki; bu tamamen Spiritüalizmin belki de en önemli konularından olabilir. Ben hiç bir kaynağa direkt atıfta yapmadan -rezonansında olduğum kendi fikrimi- söylemek istiyorum; bilimsel mi? Olduğunu iddia edemem ama içinizde 'rezonans bulduğumu kabul ederim' diyen bilinçler ile bu konuda ortak davranacağım: Kaynağı kendim olan düşüncemi çok basit anlatmak isterim, aksi durumda tam kavramak için onlarca konuya Varoluşun bilgisi dahilinde girmek gerekir ki bunun bir sakıncası da kavramanın zorlaşacağı şekilinde bir düşüncem var.


Şu benzetmeyi kullanıyorum: "Işık parçacık yapı da mı dalgasal yapıda mı?"...Deneylerde bazen dalgacık özellikler gösteriyor bazen de parçacık özellik. Buradan hareket ile; şunu söylüyorum: "Karma hem var hem de yok"...


Belki de daha anlamlı soru şu: Karmanın etkisi ne kadar? Örneğin Türk tatlısı olan baklavada da "tuz" vardır hamurunda:)) Bunu biliyorum. Ama işte yine de o bir tatlı.


Karma ve Özgür İrdemiz: Bu hangisini ne miktarda kullandığımıza bağlı olarak karma hem var hem de yok. En azından şu: Hangi titreşimi taşıyor isek o titreşimi, kendimiz, özgür irademiz ile kendimize çekeriz, bu rezonans yasası. İsa 'isteyin verilecektir' dediğinde; istenilen şeyin rezonansında olunmayı kast ediyordu diye düşünüyorum. Ve şimdi düşünelim; herşey eş zamanlı hayatlarımızdan oluşuyor ise, işte kuantum anlayışını kavramak şimdiki kavrayışımız açısından zor.


Benim içsel düşünceme göre; ne kadar çok bilgin var ise o kadar çok özgür iraden olduğunun farkına varırsın ve o kadar özgür iraden var ise de karma edilgen bir durumdan çok, etken olduğumuz, -birlikte-yaratan olarak üst yoğunluk Benliklerimiz ile birlikte yarattığımız- bir duruma dönüşür. İşte hem var hem de yok; bunu da biz seçiyoruz; hem burada hem de eşzamanlı bir çok hayatımızda.


Ve bu konuda söyleyebileceklerimin ancak çok küçük bölümünü söyleyebilmiş hissediyorum. Ve aslında da amacım buydu; net düşünceyi söylemek bazen detaylar içinde açıklamaktan daha fazla anlaşılabilir olabiliyor: Ne kadar çok Yaratan olunur ise; kendi kaderimizin Yaratıcısı olarak; Karmamızı şekillendiririz. Belki de Ramtha; Yaratan'lar olduğumuzu vurgulamak için Karma yok demiştir. Ama Atlantis'in Karması var mı acaba? İşte eğer var ise, bu karma bile bir bakış ile rezonansta olduğumuz şeyi kendimize çekmek değil midir, İnsanlık toplu bilinci olarak. Bir bakışla kendi kaderimizi/geleceğimizi yaratıyoruz, ve tam bu nokta vda gelecek ve geçmiş aynı an'da yaşanıyor ise? İşte bu zamanda, 'karma yok' denilebilir.


Gözlemcinin bilgi seviyesine göre ve farkındalık seviyesine göre; 'Karma' hem var, hem de yok, bunun başka bir ifadesi Bizler Tanrı ve Tanrıçalarız. Şeyleri yaratırız; yukarı doğru çıkan bir spiral ile de artacak şekilde...Kaşık bükebilen bir bilincin, bükemeyenlere bir mesajı vardır diye de düşünürüm.




Not: Çoğu yazımı anlık düşüncelerime göre yazdığımdan dolayı, evet bazen ve çokça bazen yazıma ilaveler yapıyorum ve neyse işte, sonradan yazımın arkasından yazan dostlar oluyor ve benim yazım değişmiş:) Aslında biraz düzeltme ve net eksik gördüklerimi ilaveler...Ve işte hoş görün diye belirtmek istedim malum kağıt tasarrufu oluyor:) ama binlerce çizdiğim reiki sembolleri için kağıt kullanmak zorundayım, bu durumda işin denge tarafı.

Tgur

#3
Çok güzel bir açıklama,Sirera kardeşimiz,
bundan doyurucu olamazdı..

Bu oluşturulmuş döngüde, yapılan faaliyetlerde ,içsel tatmin oluşmamışsa,onu tamamlanmamış
bir bilgi baloncuğu olarak düşünürüm ,bir yerleri eksik ve tamamlanmak için çaba isteyen balon,
karma belki bu boşluğu dolduracak uygulamalar olarak tanımlanabilir,

Çok doğal olarak denge kanunun işlediği evrensel uygulama mantığında, dengeyi bozan davranışlar
dengeyi tutturmaya varlığı zorlayacaktır  ve tekrarlayan döngüler oluşturacaktır,

Ancak, bütün bu anlatılanlar ,söylediğiniz gibi ,temiz bie kalb ve olgunlaşmış bir bilinçte nötralize olacak ve kendi realitesinde diğer bir bilgi baloncuğunu inşa etmeye başlayacaktır..



Scyth

#4
Yanıtlar için önecelikle teşşekür ederim ve kavrayışı artırmak için bu konu ile ilgili bir kaç soru ile devam etmek istiyorum. İntihar etmek hemen hemen bütün dinlerde yasak olsa gerek. Monoteist dinler bunun cezasını cehennem olarak nitelendirriyor. Ayrıca intihar edenlerin bir daha ki enkarnelerinin müthiş zor geçeceğini sevdiğim bir üstatın ağzından duymuştu. O halde bu dünyaya engelli (özürlü, zihnen ve bedenen sağlıklı olmayanlar)olarak gelenler sizce karmalarınımı gerçekleştiriyorlar. Tabi bunu intihar sebebi ile sınırlandırmayalım daha başka nedenler yapılmış kötülükler ya da aşırı derecede negatif duygulara yoğunlaşanlar içinde sayabiliriz. Örneğin Ra Bilgileri kitabında General Patton (II. Dünya Savaşın da savaşmış Amerikalı General) hakkında  yöneltilen bir soruda onun ışığın tarafında olduğu belirtilmekle beraber savaşa karşı olan aşırı eğilimi yüzünden daha güçsüz bir bedende yeni bir deneyim yaşadığından bahsediliyor. Ben hayatımda bir çok kez neden bunlar benim başıma geliyor neden bu kadar şansızım dediğim defalerca anıya sahibim; geçmişte ki şikayetlerimin şimdi bir şanssızlık değil tekamülümün bir parçası olduğunu biliyorum. Buna rağmen bu hayatımda deneyimlediklerim geçmiş yaşantıarımda yaptığım eylemlerin bu hayatımda karşıma çıkması olarakda değerlendirmiyor değilim. Şu da aklıma takılıyo eğer yapılan her eylemin iyi ve ya kötü bir karşılığı varsa dünya bugün neden böyle bir çöp kutusu şeklinde bizlerde çöp kutusu etrafında dövüşen sokak kedileri...
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Tiversonus

#5
İşte tam bu arada, denklemin dengesizliğinde ortaya koyduğunuz sorunuza ancak çok anlamlı olabilecek cevapları kişisel olarak ben; Pleiades Öğretileri, Ra Bilgileri ve Kasyopya Celseleri nde verildiğini düşünüyorum: Üst yoğunluk negatiflerinin ağırlıklı ele aladıkları bir Evren bölgesi burası.


Gurdjieff, galaksinin sibiryası der bu bölge için. Bir vucut düşünelim ve bu Evren olsun; toplam büyüklükte bir denge var olabilir ancak vucuda mikropların genel orandan daha fazla kümelendiği vucut bölgeleri sözkonusu olabilir. Bu benzetmedekine benzer şekilde Dünya gezegenin bu şekilde Evren2in oldukça negatif bir bölgesi olduğunu düşünüyorum. Ve bunu sadece, burasının üçüncü yoğunluğun kendi içerisindeki seçimlerinin genel olarak negatif ağırlıklı olması ile açıklayabilmek çok zor. İşte bu nedenle Orion işgal ve fetihcilerinin ya da kertenkelelerin ya da vesveseci denilen üst yoğunluk negatif varlıklarının bir bölgesi olduğu yönündeki yukarıdaki üç kaynağın açıklamalarını anlamlı buluyorum. Temel olarak orjinal planı bozmuşlar açıklaması da çok mantıklı, DNA ayarlamaları yapmaları da mantıklı...Kısaca buradaki durum ruhların kendi orjinal planları ya da özgür seçimleri dolayısı ile bu kadar fazla negatif olmasını açıklayamıyor. Yada pozitiflerin sesinin bu kadar az çıkması ile de pek açıklanmıyor...Üst yoğunluk Kendine Hizmet'in bu Dünya bölgesinde hüküm sürdüğü fikrini anlamlı buluyorum...


Olayı sadece karmik düzenin kendi içinde, seçimler ile oluşan negatiflik olarak açıklamak gerçekten çok zor. Özellikle bu konu hakkındaki Pleiades Öğretileri'nin ilk bir kaç bölümünde anlatılanları çok tatminkar buluyorum. Elbette ikibin yıllık bir pozitif planın da devreye sokulduğunu ancak bunun da Kadim Yasalar çerçevesinde yapıldığını düşünüyorum. Kryon yüzde yarım kritik kitleden bahseder, kuantum sıçraması için, bu da bir şeylere işaret ediyor sanırım. Düşünün yüzde birin yarısı bile bir hedef bu Dünya'da. Ve nasıl bir Dünya?...

masterphidias

#6
Öncelikle Ramtha, karma yoktur derken hemen şunu ekliyor "ona inananlar için vardır".Tabii Ramtha'nın sözünü ettiği Tanrı-insan olarak kendini bulmuş bir varlık haline gelebilmenin onun söylediği kadar kolay olamadığı çok açıktır.Aydınlanmış ve Tanrısal yeteneklerini geri kazanmış bir varlık elbette karmayı da aşmış demektir.Peki karma nedir? Kısacası karma "ne ekersen onu biçersin"e denk düşen birşeydir.Aslında bunun böyle olmasında gizli olan ders şuydu: İnsan bu gezegendeki iyi veya kötü olarak nitelendirdiği herşeyi deneyimlemek zorundadır, çünkü potansiyel tanrı olarak kendi varoluş alanındaki her şeyi deneyimlemek zorundadır,böylece tüm varlık alanını deneyimleyerek yeniden Tanrı-insan olmaya geçebilir.Davranışlarının ve düşüncelerinin sonuçlarını deneyimlemekten başka birşey değildir yani karma.Otomatik bir yasadır,kötülük yaparsan kötülüğü, iyilik yaparsan iyiliği deneyimlersin ve bu eski dönemde aynı hayatta olmuyordu.Örneğin bu hayatında sen bir katil ve tecavüzcü olmayı seçmişsen bunu deneyimlersin ama öldüğünde bu sefer yasa gereği tecavüze uğrayan ve öldürülen kişi olmayı deneyimleyeceğin yaşam programı yani karma ile doğuyorsun ve bu program gerçekleşiyordu.Yasayı bilmeyen de bu adaletsizliği anlayamıyordu elbette.Bugün gezegende yürütülmekte olan büyük kurtuluş planı çerçevesindeki hızlı dersler,yoğun enerjiler ve kritik aşamaların geçilmesi önce karmanın yaşanma ve reaksiyon süresini aynı hayata sığdırdı ve şimdi de karma zorunluluğunu ortadan kaldırmış bulunuyor.Çünkü tüm derslerin amacı insanın kendisinin tanrısal yeteneklerle ve bilgiyle dolu bir varlık olduğunu idrak etmesi esasına dayanıyordu.Gelinen aşamada artık karma zorunlu değildir.Bu konuda hem Kryon hem de diğer kanallardan yeterli bilgi mevcuttur.
İntihar konusu oldukça çetrefil bir konu,bütün dinlerde olduğu gibi aslında sprituel dünyada da intihar yasak,sebebi de esas olarak aynı,çünkü intihar ettiğinizde bu gezegende yapmak için sözleşme imzaladığınız bir işi yarım bırakmış ve bir boşluk yaratmış oluyorsunuz; bir hizmet zincirinden kopuyorsunuz ve sizi o yüzden kimse tutamıyor,bu yüzden de hizmete baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz.İntiharın yasak olmasının sebebi bu.Engelli olarak gelenler karmalarını mı gerçekleştiriyorlar? Bu sorunun iki cevabı var: Birincisi, duruma göre evet,karma gerçekleştiriyor olabilirler.İkincisi de hayır,özürlü olarak gelenler çekim yasası gereği hayatlarına doğdukları veya geldikleri kişi-kişilerin kendilerine almak için seçtikleri dersler için oraya çekilmiş robotik varlıklar olabilirler.Örnek, yeni doğmuş özürlü bir bebek gibi...
Bir konuda da Tiversonus'a atıfta bulunmak istiyorum.Kasyopya Bilgilerini Ra Bilgileri ve Playades Öğretilerinin yanında teorik bilgi olarak sayamam,onlar büyük yüzdeyle  pratik değerler içeriyorlar bana göre ama Ra Bilgileri ve Playades Öğretileri gerçekten muhteşem genişlikte bilgiler içeriyorlar.Ama hiç tartışmasız insanın içinde bulunduğu durumu aydınlatmak açısından Playades Öğretileri eşsiz bir aydınlatıcılıktadır.Ramtha'nın anlattıkları ile Playades Bilgileri biraraya geldiğinde insanın bu gezegendeki varoluşunu  gecenin karanlığını dağıtan gün ışığı gibi aydınlatmaktadır.Bu arada,Tiversonus, geçişi sağlayacak enerji dinamoları olan kişi sayısının 144000 olduğunu biliyorsun sanırım...
 

Scyth

#7
Yorumlar için teşşekür ederim. Aydınlatıcı oldu. İyilikle kalın
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.