Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

Karalama Defteri

Başlatan isiklidusler, 30 Eylül 2014, 03:38:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera


Buddha'nın  sutralarından birinde şöyle yazılmış;

"Kazanım denilen şey değişkendir,

Açık farkındalık denilen şey açgözlülüktür.

Değişkenlik ve açgözlülük şeytani aldanışın işleridir.

Büyük gurura sahip olanlar, 'Bunu elde ettim,' derler.

Açık farkındalığım denilen şey düşünceye dönüşür"

Belki de bu yazınla 30 yıllık arkadaşında düşünceye dönüşürsün arar seni. 
Tanıdığım herkesi birbiriyle tanıştırıp onların konuşmalarını dinlemekten zevk alırım. 
Öyle bir gayretim olsa da buna yanaşmak isteyen kişiler seyrek bulunur.


Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: sirera - 23 Mayıs 2025, 05:07:53 Belki de bu yazınla 30 yıllık arkadaşında düşünceye dönüşürsün arar seni.

Belki de sevgili Sirera, hepsi mümkün...

Bilmem arar mı ama olur da ararsa şayet, şimdiden tahmin edebiliyorum, muhtemelen yine her seferinde olduğu gibi ilk soracağı şey; "Gelişme var mı?" olacaktır... Ben genelde hep "Hayırlısı" derim, o da; "Hayırlısı bir strateji değil kardeşim" der. :) Yav, ne diyim ki, Evet! Var kardeşim gelişme...İsmail Balaban elendi en son Survivor'dan, yazık oldu, şampiyonluk adayı idi iyi mi...:)

Neyse artık...

Alıntı yapılan: sirera - 23 Mayıs 2025, 05:07:53 Tanıdığım herkesi birbiriyle tanıştırıp onların konuşmalarını dinlemekten zevk alırım.
Öyle bir gayretim olsa da buna yanaşmak isteyen kişiler seyrek bulunur.

Enteresan...

Değişik bir insansınız sevgili Sirera, size sevgiler, Buddha'ya da selamlar olsun...:)

sirera

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

benguonat

Yazıları süsleme yeteneğim yok ama önceden yazdığım iletilerden birini şiirsel bir dille yeniden yazmasını istedim chatgpt'den. Bir nevi köşe yazısı gibi oldu ama güzel oldu. Yapay zekadan bunu beklemiyordum:

Sevgi Sadece Bir Duygu Değildir

Aslında neşe, sevgi, iyilik... bunlar sadece gelip geçen hisler, yüzeysel duygu halleri değil.
Bunlar bir bilinç seviyesinin kokusu, bir ruh hâlinin frekansı, bir varoluş hâlinin ışıması.
Gerçekten neşeli biriyle karşılaştığında, onun gülümsemesi sadece dudaklarında değil, kalbinde çiçek açar ya...
Çünkü o neşe sadece bir "his" değil; bir varlık hâli, bir "olma" biçimidir.

Yüksek seviyeli bilinç hâlleri insanda sezgiyi açar.
Bir sabah uyanırsın ve "bir şey olmuş" dersin...
Hava aynı havadır, kahven aynı kahvedir, ama sen değişmişsindir.
Kalbinin derinliklerinden bir bilgelik yükselir:
"Her şeyin özü tanrısal."
Evet, her şeyin.

Ve bu, iki gözle görülecek bir şey değildir.
Bu, gözlerin ötesiyle görülür. Kalbin gözleriyle. Ruhunun sezgisiyle.
Bu bir bilgi değildir aslında; bu bir bilme hâlidir.
Birine anlatılamaz, sadece yaşanır.
Kimse kimseyi buna inandıramaz.
Çünkü bu, inançla ilgili değil; bu, hatırlamakla ilgilidir.
Kendini bilmekle.
Ruhunu hatırlamakla.
O kadim, o sonsuz özü yeniden selamlamakla ilgilidir.

Ama o bilme hâline ulaşabilmek için, seni aşağıya çeken her şeyi bırakman gerekir.
Korkuyu, kızgınlığı, yetersizlik hissini...
Suçluluğu, utancı, çaresizliği...
Bunlar sadece duygular değil; bunlar, algını karartan sislerdir.
Negatif duygular sezgiyi kapatır.
Senin hakikatinle arana perde çeker.
Ve ne zaman ki o perdeleri aralarsın...
İçeriden bir ses gelir:
"Evren sana dosttur."

O ses tanıdıktır.
Çünkü o ses sensin.

Sen evrenin bir parçası değilsin sadece.
Sen evrenin ta kendisisin.
Senin özün tanrısaldır.
Senin titreşimin sevgiyle aynıdır.

Bu yüzden bırak gitsin seni aşağı çeken yükleri.
Bırak, kalbinin penceresi sonsuza açılsın.
Bırak, sezgin yıldızlarla konuşsun.
Ve hatırla...
Neşe bir histen ibaret değil, senin doğal hâlindir.
Sevgi, senin unuttuğun dilindir.
Ve evren, senin en eski dostundur.

gerçek tosun paşa

@benguonat oldukça iyi olmuş  :D

sirera

@benguonat nasıl güzel bir iletiymiş ki o, yz ya birlik halin anlatmak için ilham olmuş. Aslında iletini de merak ediyorum.
Üstteki kocaman kahkahayı silecektim neredeyse. Aslında gerçekten sesli güldüm ve sadece bu sesi yazmışım. Sevgili @Qui-gon jinn ilgilendiğim konuları konuştuğum kişileri biraraya getirip dinlediğimde aslında anladığımı sandığım konuların ne kadar farklı pencerelerden farklı anlamları da olduğunu görebilme hevesim bana bunu yaptıran. Büyük bir zevk ancak belki de yine Kh bir eğilim her zamanki gibi. Bu arada eğer hastaysan kalbindeki huzuru pompaladığın bedenine  acil şifalar diliyorum eğer sadece miskinlikse acil ashawaganda ☺️
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: sirera - 15 Haziran 2025, 19:04:36 Bu arada eğer hastaysan kalbindeki huzuru pompaladığın bedenine  acil şifalar diliyorum eğer sadece miskinlikse acil ashawaganda ☺️

Maalesef her ikisi de sevgili Sirera. Genelde hasta olan hassas bir bünyenin yanında, en kötü özelliğim olan aşırı tembel ve üşengeç yapımdan dolayı da bu hastalıklarıma ya yenisi ekleniyor veya eskileri daha kötü hale gelip nüksediyor diyebilirim. Kendi sağlığımla ilgilenme konusunda da çok tembelim maalesef...

Velhasıl, ben iyi temennilerin için teşekkür etmek isterim. Ayrıca tavsiye etiğin ashawaganda'yı da denemek isterim doğrusu, daha önce hiç deneme fırsatım olmadı, söylediğin gibi faydalı olabilir. Tekrardan teşekkürler.

İÇ: Nerde deneyeceksin oğlum, evde zeytin yok.
Qui: Bakacağız artık, limonlu soda varmış dolapta onu içtim şimdi, o belki iyi gelir biraz...:) 

benguonat

#757
Alıntı yapılan: sirera - 15 Haziran 2025, 19:04:36 @benguonat nasıl güzel bir iletiymiş ki o, yz ya birlik halin anlatmak için ilham olmuş. Aslında iletini de merak ediyorum.
Üstteki kocaman kahkahayı silecektim neredeyse. Aslında gerçekten sesli güldüm ve sadece bu sesi yazmışım. Sevgili @Qui-gon jinn ilgilendiğim konuları konuştuğum kişileri biraraya getirip dinlediğimde aslında anladığımı sandığım konuların ne kadar farklı pencerelerden farklı anlamları da olduğunu görebilme hevesim bana bunu yaptıran. Büyük bir zevk ancak belki de yine Kh bir eğilim her zamanki gibi. Bu arada eğer hastaysan kalbindeki huzuru pompaladığın bedenine  acil şifalar diliyorum eğer sadece miskinlikse acil ashawaganda ☺️


Buldum 😁👍🏻

Alıntı yapılan: benguonat - 20 Mayıs 2025, 20:32:42 Ben bir de şöyle bir şey yazmak istiyorum, diğer bir başlıkta Dionysos gözüyle görmediği bir şeye inanmayacağını söylemiş. Aslında bu neşe, sevgi, iyilik vb. kavramlar sadece duygu/hislerden ibaret değil. Yüksek seviyeli bilinç halleri insanda sezgiyi de açıyor. Kendimizi aşağı çeken duygulardan kurtulursak  en nihayetinde her şeyin özünün 7Y olduğunu ve evrenin özünde dost olduğunu görürüz. Bu iki gözle görülecek bir şey değil. Birinin birine inandırma meselesi de değil kimse kimseyi inandıramaz. Bu bir bilme meselesi. Kendini bilmek 😃  Onun için bırak sezgiyi, algıyı bile kapatan negatif duygulardan arınmak gerekiyor.

@Qui-gon jinn geçmiş olsun 👍🏻


benguonat

Tanrısal Maji diye bir kitaba başladım şu satırlar hoşuma gitti buraya da yazayım dedim. Ben de her gün doğayı selamlamaya başladım. Çok iyi geliyor.

Alıntı Yap"...Fakat el yalnızca insanlarla ilişkiye geçme imkanı değildir, doğayla da ilişkiye geçirir. Gerçek bir büyücü sabah kapısını açtığı zaman bütün doğayı, ağaçları, göğü, güneşi selamlar ... Elini kaldırır ve gün ile bütün yaratıma günaydın der.

Bunun ne işe yaradığını soracaksınız ... Eh, bu şekilde hemen hayatın kaynağına bağlanılır. Evet, çünkü doğa size cevap verir. Bir göle, dağa, ormana yaklaşırken onlara selam veririm ve onlarla konuşurum. Ve sabah bahçemden çıkarken tüm doğayı, dört elementin niteliklerini; havanın, toprağın, suyun ve ateşin meleklerini, hatta cüceleri, su perilerini, hava perilerini, semenderleri selamlarım. Ve o zaman onlar ortaya çıkar; şarkı söyler, dans ederler, mutlu olurlar. Ve ağaçlara, taşlara, rüzgara da " Selam! Selam! Selam!" derim.

Deneyin, bunu siz de yapın, içinizde bir şeyin dengelendiğini, ahenge girdiğini hissedeceksiniz ve pek çok karanlık düşünce, yanlış anlama sizden uzaklaşacak. Ve bu sırf canlı doğayı, içindeki yaratılmışları selamlamaya karar verdiğiniz için olacak. Tüm doğayla bağ kurmayı öğrendiğiniz gün gerçek hayatın içinize dolduğunu hissedeceksiniz.*"

Dün ek olarak yıldızları selamlamıştım. Bugün de aytaşlarımı selamladım. Hayat bana güzel  ;D  ;D  ;D

gerçek tosun paşa


Qui-gon jinn

Alıntı YapVe sabah bahçemden çıkarken tüm doğayı, dört elementin niteliklerini; havanın, toprağın, suyun ve ateşin meleklerini, hatta cüceleri, su perilerini, hava perilerini, semenderleri selamlarım. Ve o zaman onlar ortaya çıkar; şarkı söyler, dans ederler, mutlu olurlar.

Madem "Cüce"ler çıkıp dans ediyor, belki diyorum "Elf"ler de çıkabilir, bi denemek lazım. Ama ya "Isengard"dan "Uruk-hai"lar çıkarsa?... Yok, düşündüm ve vazgeçtim bu işten, çok riskli. Varsın Elfler de çıkmasın, kusur kalsın artık...:)

sirera

Apartman dairelerinde belki de bu bağı kaybetmeyen kişiler çiçek yetiştiriyorlar ve onları selamlıyorlardır. 
Köpekler her sabah ellerini uzatarak güne başlarken ilk görüşlerinde çoğunlukla selamlarlar. 
Köpeklerle kurulan derin bağın erkeklerde bile annelik hormonunu tetiklediği bilimsel olarak ispatlanmış. 
Bu hormon erkeklerde de oluşabiliyorsa kimbilir belki de  bu hormon bh ye olan bağımızı güçlendiriyordur.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

#763
Herhangi bir şeyin "sonlu", geçici olması, onu bir nevi anlamsız kılıyor çok kişinin nezdinde, lakin tersine ben asıl "sonsuzluk" kavramının kendisinin herşeyi anlamsız kıldığını düşünüyorum.Bilmem ki yanlış mı düşünüyorum...

"Anlam" konusunda her daim bu paradoks ve bir boşluk içerisindeyim. Belki de hiçbir şeyin "gerçek" olmaması sorun...

İçsel olarak sonsuz bir boşluktan durmadan düşüyor gibi hissediyorum.Elimi uzatıyor, tutunacak birşey arıyor ama bulamıyorum, hiçbir şey gerçek değil çünkü, öyle biliyorum.Bilmem ki yanlış mı biliyorum...

Velhasıl sabah olmuş gene. Ruhu şad olsun,"Uykusuz gecelerin sabahını bana sor" demişti bir şair, o geldi aklıma şimdi. Ne diyeyim ki, vallahi bana sor...

Neyse artık, sanırım benim için en iyisi yatıp uyumak yine...:)  (Ayrıca o sivrisineği de Allah bildiği gibi yapsın...:)

benguonat

Bir gün özsevgi özşefkat hakkında bir şey okurken a a aa dediğimi hatırlıyorum. Çünkü buna benzer bir şey yazıyordu:

Sevdiğiniz bir insana/hayvana gösterdiğiniz sevgi, şefkat, anlayış ve bağışlayıcılığı kendinize gösteriyor musunuz?

Benim cevabım hayırdı. Ondan sonra köpeğime gösterdiğim bütün sevgiyi şefkati anlayışı bağışlayıcılığı kendime de göstermeye başladım. Ne kadar başarılıyım bilinmez. Ama bende madem böyle bir sevgi potansiyeli var, niye ilk olarak kendime vermiyorum dedim. Birini veya bir hayvanı beklemek yerine.

Bi bu farkındalığa varmakla, bir de hayatımdaki şeylere teşekkür etmeye başlamakla hayatım çok güzel bir anlam kazandı. Sürekli mantığı çalıştırdığım zamanlarda bulamamıştım.