Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Karalama Defteri

Başlatan isiklidusler, 30 Eylül 2014, 03:38:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#705
Tam olarak tarif ettiğin şeyi denedim :) Çok rahatlatıcı. Ben de bunu kendimi duvara dayayıp çok yaparım. duvar biraz taş gibi ya, sanki üzerimdeki negatifi alıyor gibi hissediyorum. Yere uzanıp ayakları duvara dikip kurbağa pozisyonu.

Çok ilginç iki keredir kendi mezarımı görüyorum. Ama hiç korkmuyorum. Sadece uzaktan izliyorum. İlkinde eşim beni ziyaret etti. İkincisinde de bir bayanla birlikte gelen bir sürü çocuk vardı. Sanırım 5y sızıntıları, ilginç. Sanki birisi ziyaret edince hissediyormuş gibi oraya çekiliyorum. Acaba mezar ziyaretlerimizde de bizi bu şekilde görebiliyorlar mı? Sanki 5y de olan ruh bunu hissediyor ve oraya gitmek istiyor o anda ve gidiyor. His olarak çok acayip, hava vs. hissedilmiyor. Koku vs. de yok. Ve sanki zamanla oynayabiliyoruz, yavaşlat, ileri geri sar gibi. Sanki gitmelerini istemiyor gibi zamanı yavaşlattım hepsine tek tek uzun uzun baktım izledim.

Dionysos

#706
Orwell şunu ayzdı

Savaş barıştır
Özgürlük köleliktir
Cehalet güçtür

Dr. Uğur Yılmaz bunu yazdı

Modern tıbbın özellikleri nedir?

Modern tıp günümüzde uygulanan tıp demektir.

Modern tıp, TIBBİ ÜRÜN TİCARETİDİR; tıp kartelinin ürettiği ürünlerin satılması ve pazarlanması için düzenlenen sağlık piyasası sistemi demektir.

Modern tıbın hedef kitlesi: Sağlıklı kişilerdir.

Modern tıp GEREKSİZLİKLER TIBBIDIR: Bu piyasa sistemi tıp kartelinin gerçekte hiçbir hastalığı iyileştirmeyen ve iyileştirici bir etkisi olmayan ürünlerinin özellikle sağlıklı kişilerde gereksiz olarak kullandırılmasını amaçlar. Gerçek hasta ve hastalıkların tedavisinde de gereksiz teşhis ve tedavi yöntemleri kullanılır.

Modern tıp İATROENİK TIPTIR: Hem sağlıklı kişilerde hem de gerçek hastalarda gereksiz tedavi ve girişimlerin aşırı oranda kullanılması, tedavi ve girişime bağlı yeni hastalıkların, tıbbi sorunların, sakatlık ve ölümlerin gelişmesine neden olur.

Sağlık giderlerinin artması için tıbbi tedavi ve girişim adı altında gereksiz işlemlerin aşırı oranda yapılması gerekir. Bu gereksiz tıbbi tedavi ve girişimler zararsız işlemler değildir. Gereksiz tedavi ve girişimler de yeni hastalık ve komplikasyonlara; bunlar da gene gereksiz başka tedavi ve girişimlere yol açar. Sistem uygulanan tedavilerin başarısızlıkları ve komplikasyonlarından da beslenir. Bu daha fazla tıbbi ürün, ilaç ve teknoloji kullanılması demektir. Gereksiz tıbbi işlemlere (tıbbi ürün ve ilaç pazarlanması) bağlı gelişen komplikasyonlar ve ölümler denetlenmez ve sorgulanamaz. Zarara uğrayan kişiler ancak kazanamayacakları davalar açarak haklarını arayabilirler.

Sağlık piyasası sisteminde devletlerin bir kontrolü, denetimi ve tercihi söz konusu değildir. Bu piyasada kullanılan ürünler her türlü gümrük, vergi ve kontrolden muaf olarak ithal edilebilir ve serbestçe kullanılabilir. Her ülkede iç piyasada tıp kartelinin ürettiği ürünlerin dışında sisteme dâhil olmayan ülkelerin ürünlerinin kullanılması yasaktır. Devletin gümrükleri neoliberal sisteme dâhil olan ülkelerde açık; diğer ülkeler için kapalıdır. Bu da devletin ABD imparatorluğunun sınırları içinde olması anlamına gelir.

Sistem tekelci bir sistemdir: Bütün SHS bu sisteme bağlı olarak çalışmak zorundadır. Sistemin motoru zorunlu sağlık sigortacılığı sistemidir. Esas sistem bu olduğu için sağlık piyasasında yer almak isteyen resmi devlet ve üniversite hastaneleri ve özel hastaneler her ülkede merkezi sağlık sigortacılığı sistemine sağlık hizmeti SATAR.

Herhangi bir SHS na (Sağlık Hizmeti Sunucuları) başvuran hastalarda kullanılabilecek teşhis ve tedavi yöntemleri SGK, Sağlık Uygulama Tebliğinde yer almaktadır. Henüz listede yer almayan çok pahalı SMA ve kanser ilaçları gibi ilaçlar da toplumsal kampanyalar ve davalarla listeye eklenmektedir. Hastanelerde çalışan hekimler bu teşhis ve tedavi yöntemlerini canlarının istediği gibi özgürce kullanır. SGK na sağlık hizmeti satan SHS, ne kadar fazla gereksiz teşhis ve tedavi yöntemini kullanırsa o kadar fazla kar edebilir. Bu sistem gereksiz tedavi ve girişimerin yapılmasını teşvik etmektedir.

Sağlık piyasasının temelinde neden SGK merkezli zorunlu sağlık sigortacılığı vardır? Bütün SHS'larının SGK'na bağlanmasının bir amacı da tıbbi ürünlerin kullanıldığı hastane faturalarının düzenli bir şekilde ödenmesinin sağlanmasıdır. Sistemin bir amacı da hem sigorta sisteminin hem de kişilerin kendi keselerinden yaptığı sağlık harcamalarının arttırılmasıdır. SHS'nın faturalarının düzenli ödenebilmesi için herkesten düzenli para toplanması gerekmektedir. Bu amaçla para toplanması da aslında bir sağlık vergisidir. Özel ve üniversite hastanelerinin daha fazla gereksiz tıbbi işlem yapması için bu hastanelere hastalardan da ilave ücret tahsil edebilme hakkı verilmiştir. Hiçbir kontrol olmadığı için hastalardan ilave ücret adı altında haraç tahsil edilmektedir.

Bu sağlık sistemi başlı başına bir YOLSUZLUK VE DOLANDIRICILIK sistemidir. SGK sisteminde sağlık hizmeti satın alınması işlemi beyana dayanır. SHS, SGK'dan tahsil etmek istediği tutara göre faturaları düzenler. Beyan edilen aylık fatura tutarı dijital ortamda SGK MEDULA sistemine yüklenir. Bu faturaların örneklenen % 5'i üzerinden, hastanenin tek taraflı düzenleyip sisteme eklediği bilgi ve belgelere göre bilgisayar ekranından sözde bir hak ediş belirleme işlemi yapılır. Hastane tek taraflı olarak fatura düzenlediği için yapılan muayene ve işlemlerin sayısını arttırabilir; yapılmayan işleri yapılmış gibi gösterebilir; basit tıbbi müdahale ve tedavileri daha büyük ameliyat ve tedavi gibi gösterebilir; kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan pahalı tıbbi malzemeleri kullanılmış gibi göstererek SGK sisteminden para tahsil edebilir. Bu konu daha sonra ayrıca ele alınacaktır. SGK sistemi kuruma hizmet satan hastaneleri korumak için düzenlendiği için, hastalardan gelen herhangi bir şikâyet ve soruşturma daima SHS lehine sonuçlandırılmaktadır. Bu sistemde % 0.5 oranında da olsa hak ediş kesintileri, cezai işlem ve yersiz ödeme kesintileri olabilmektedir. Bu kesintiler de hastanelerin SGK aleyhine açtıkları sahte alacak davaları ile tekrar geri alınmaktadır. Bu davalar daima SGK aleyhine sonuçlanmaktadır. Kurumun denetim birimi ve avukatları daima bu davaların kaybedilmesi için çalışır.Bunların örnekleri Kurum aleyhine Cumhuriyet Savcılığına yaptığım suç duyurusunda ayrıntıları ile belgelenmiş ve gösterilmiştir.
Türkiye'de bir sağlık sistemi sorunundan bahsettiğiimde, daima benim için böyle bir sorun yok! Hasta olduğumda hastaneye gidiyorum; muayene olup ilaçlarımı alıyorum. Hastaneler eskisinden daha iyi; beş yıldızlı otel görünümünde. Mini etekli sekreter ve hemşireler bizi karşılıyor. Her yerden ilacımı alabiliyorum, diyorlar. Bu kişiler kendilerine uygulanan gereksiz tedavi ve cerrahi girişimleri "sağlık hizmeti" sanıyor. Düzenlenen ilaç raporları ile gereksiz ilaç tüketmeleri istendiği için; zamanında almadığı ilaçlar için eczanelerden aranmalarından memnun oluyor; hatta bazı eczaneler bu ilaçları evlere servis ediyor.

Dr. Uğur Yılmaz

https://www.facebook.com/groups/375248866422585/posts/1258016711479125/
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#707
Orwell şunu yazdı ( savaş barıştır, özgürlük köleliktir ve cehalet güçtür) Dr Uğur Yılmaz bunu yazdı 2



Sağlık hizmeti:

"Sağlık hizmeti" nedir?; bir kişide mevcut olan, belirti ve bulguları olan, teşhis ve tedavi edilebilen gerçek sağlık sorunları ve hastalıklarının saptanması ve iyileştirilmesi için yapılan işlemlerdir. "Sağlık hizmeti" dediğimiz zaman anlaşılması gereken kavram budur. Bugün sağlık kuruluşlarında yapılan işlerin çok azı "sağlık hizmeti" kavramı içindedir.

İlaç pazarlama ve satışı:

Sağlık kuruluşuna başvuran kişilere gereksiz tetkiklerin yapılması, gereksiz tedavi ve girişimlerin yapılması ve insanlara hiçbir etkisi ve yararı olmayan ilaçların tükettirilmesi bir sağlık hizmeti değil bir "ilaç pazarlama ve satış" faaliyetidir. Bu aynı zamanda İATROJENİK tıpdır.

Büyük İlaç Pazarlama (Big Pharma) için "sağlık hizmeti" gerçek bir hastalığın teşhis ve tedavi edilmesi değil; kartel tarafından üretilen bütün tıbbi ürünlerin, özellikle sağlıklı kişiler üzerinde kullandırılarak satılması ve tüketilmesidir. Bugün bütün dünyada gereksiz tetkik, ilaç ve ürünlerin kullandırılması ve gereksiz ameliyatların yapılması hatalı olarak "sağlık hizmeti" gibi algılanmaktadır. Sağlık kuruluşlarında yapılan işlerin çok azı 'sağlık hizmeti'; büyük çoğunluğu da 'gereksiz tedavi ve girişimler'; başka bir deyimle 'tıbbi ürün ve ilaçların gereksiz olarak kullanılması ve kullandırılması'; yani pazarlaması ve satılmasıdır.

Tıp endüstrisinin tıbbi ürünlerinin kullandırılması için sistemin kurulması yetmez; halkın da bu sistemin hevesli bir müşterisi ve hatta pazarlamacısı haline getirilmesi gerekir. AmWay gibi pazarlama sistemlerinde olduğu gibi gereksiz tıbbi işlem ve tedavilerin müşterileri de sistem için müşteri bulmakta ve başkalarının da aynı ürünleri tüketmesini sağlamaktadır. Bu nedenle bu sisteme karşı olan kimse yoktur.

Tıp Karteli veya Büyük İlaç Pazarlama insanlar üzerinde kullanılmak için aslında hiçbir hastalığı iyileştirmeyen, hiçbir faydası olmayan birçok tıbbi ürün üretmektedir. 2017 yılında FDA tarafından kabul edilen ilaç patenti sayısı 1027'dir. Bunların hepsi insanlarda kullandırılacak; yani satılacaktır. Üstelik bu ilaçların SGK, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) geri ödeme listesine alınması kampanyalarına herkes katılacaktır.

İnsanlardaki gerçek hastalık ve sağlık sorunları gün geçtikçe artmadığına ve yeni hastalıklar oluşmadığına göre bu ürünler nerede kullanılacaktır? Önceki ilaçlar da çok etkili ve yararlı olduğu için pazarlanmamıştı? Ne değişti? Bunlar birdenbire etkisiz hale mi geldi? Piyasaya yeni çıkan sözde tıbbi ürünlerin kullanımı için sahte gerekçeler üretilmiştir.

İlaç bilgilerini (prospektüs bilgileri) okuduğumuzda hiçbir yerde bu ilaç şu hastalık veya hastalıkları iyileştirir gibi bir ifade ve iddia yoktur. Genellikle bir farmakolojik etkiden bahsedilir. Bu etki de kesin ve kanıtlanmış bir etki değildir. Şu şekilde etki ettiği düşünülmektedir gibi bir yorum vardır. Sadece bu bile geliştirilen, ruhsat verilen ve piyasaya sürülen ilaçların çoğunun etkisinin bilimsel olarak kanıtlanmış bir etkisinin olmadığı anlamına gelir. Bazı hastalıklarda veya durumlarda kullanılabilmesi için bunların bazı etkilerini bulunduğu varsayılmıştır. Öncekilerde olduğu gibi yeni ruhsat verilen ilaçlar için de bu böyledir. Önceki tedavilere bir üstünlük söz konusu değildir. Zaten tedavi edilen (iyileştirilecek, hastalıkla ilgili sorunları ortadan kaldıracak) bir şey de yoktur. Belirli durumlarda nasıl, hangi dozda ve sürede verileceğini belirten kullanım tarifleri yer almaktadır. İnsanlar ilaçları da cep telefonu, televizyon gibi düşünerek yeni ürünlerde daha öncekilerde bulunmayan daha ileri etki şekillerinin ve faydalarının olduğunu sanmaktadır.
Bugünün sağlık sistemi, tıp kartelinin tıbbi ürünlerinin düzenli ve artan bir oranda serbestçe satılması için düzenlenmiştir. Bu ürünlerin satılabilmesi için bunların kullanılacağı sahte hastalık ve sağlık sorunları üretilmiş; kullanımı kontrol altında tutmak ve bilimsel bir hava vermek için algoritmalar belirlenmiş ve rehberler düzenlenmiştir.
 Günümüzdeki tıp eğitimi de bu pazarlama ihtiyacına göre düzenlenmiştir. Hekim kendisine başvuran kişide gerçek bir hastalık ve tıbbi sorun bulunup bulunmadığına bakmadan gereksiz binlerce tetkiki takiben varsayılan hastalıkların tedavisine başlamaktadır.
Varsayılan hastalıklardan bazıları: Kan basıncı yüksekliği, koroner kalp hastalığı, tip I ve II şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, kemik erimesi osteoporoz), bütün psikiyatrik rahatsızlıklar, bütün duygu durum bozuklukları (sizde muhakkak bir veya birkaç tanesi vardır), astım ve KOAH, viral (virüs) hastalıklar (grip, kovid, hepatit, rotavirüs, vb.,), bel fıtıkları, menisküs hastalıkları, reflü (bir hastalık olmadığı halde kolayca bu teşhis konulmaktadır), kanser ve benzeri malign hastalıklar...

Herkesin zihni bu uyduruk hastalık ve tedaviler için yeteri kadar doldurulduğu için hiçbir kişi bu hastalıkların kendilerine sürekli ilaç kullandırmak için uydurulduğunu anlayamamaktadır. Aksi görüş ve eleştirilere bütün kapıları kapatmaktadırlar.

Hem tıp hem de halkın eğitimi, bu gereksiz hastalık ve tedavilerinin satılabilmesi için düzenlenmiştir. Bu hayali hastalıklar ve gereksiz ve zararlı tedavileri ve girişimleri geçiren kimse bu nedenle en doğru kararı verdiğini ve en doğru ilaçları kullandığını düşünmektedir.

Tıp ve eczacılık fakültelerinde okutulan dersler ve kitaplar da bu pazarlama ihtiyacına göre düzenlenmiştir. Bu tür yayınların arkasında da tıbbi ilaç ve ürün endüstrisi vardır. Endüstrinin ürettiği ilaçlar ve ürünlerin kullanılacağı girişim ve tedaviler hemen tıp kitaplarına girmekte ve öğretilmektedir. Hekimlik yaptığım dönemde yeni çıkan bir antibiyotik ve pahalı herhangi bir ilacın bir ay gibi kısa bir sürede bütün hekimlerde hastalara kullandırıldığına birçok kere şahit oldum. Hekimler tedavi şekillerini adeta bir emirle anında değiştirmektedirler.

Günümüzde tıp kartelinin ürünlerinin pazarlanması için düzenlenen tıp eğitimi ile hekim ve eczacılar tıp kartelinin tıbbi ürünlerini her koşulda savunan kartelin savaşcıları ve fedaileri haline getirilmiştir. Tıp kartelinin ekonomik gücü çok fazla olduğu için satın alamayacağı bir kişi yoktur. Herkesi kendi davası için savaştırabilir. Bugün SMA ilaçları, HPV, €ocid sıvıları, kanser ilaçları dâhil tıbbi ürünlerinin satış ve pazarlama faaliyetlerinde bütün siyasi partilerin, TV kanallarının, aydınların, belediye başkanlarının satış ve pazarlama faaliyetinde katıldıklarını görmekteyiz. Bu da kartelin askerlerinin sadece hekimler ve eczacılar olmadığını göstermektedir.
Bazıları için sağlık sorunu sağlık kuruluşlarının yeterli sayıda olmaması, eşitsiz dağılımı, hastanelerde yeterli sayıda hekimlerin bulunmaması, bazı ilaçların bulunmaması, SGK ödeme listesine alınmaması, her türlü tetkiklerin ve görüntüleme işlemlerin yapılmaması gibi şeylerdir.

Sağlıkta Dönüşüm de tam bunun için yapılmıştır. Dönüşümün amacı kartelin ilaçlarının satılması için neredeyse her mahalleye bir sağlık tesisi kurulması hedeflenmiştir. Tesisler arttırılacaktır. Sağlık kuruluşlarının sayısı artacağına göre, sağlık kuruluşlarında çalışan hekim sayısının arttırılması gerekir. Bu tesislerde her türlü tahlil, tetkik, görüntüleme işlemlerinin yapılabilmesi için yeterli laboratuvar ve görüntüleme merkezleri açılacak ve başvuran herkese bu tanı ve görüntüleme yöntemleri satılacaktır. Bunun için laboratuvar ve görüntüleme cihazlarının; bu cihazların kullandığı kitlerin ve bakım hizmetlerinin de satılmış olduğu görülecektir. Cihazların belirli bir sürede bakım ihtiyacı ve çok pahalı bazı parçalarının da değiştirilmesi gerekir. Yaşlı cihazlara izin verilmediği için belirli bir süre sonra bunların satılması ve yenilerinin alınması da gerekecektir.

Burada bir algı sorunu vardır: Herkes sağlık tesislerinde gerçek sağlık sorunlarının tedavi edildiğini, sağlık tesislerine giden herkesin gerçekten hasta olduğunu, sağlıkta dönüşüm uygulaması ile herkesin birçok hastane bulabildiğini, kartelin ilaç ve ürünlerinin artık her yerde bulunduğunu ve SHS da en ileri sistemle teşhis ve tedavilerin yapıldığını sanmaktadır. Bu algı nedeni ile insanlar bir sağlık sistemi sorunun bulunmadığını ve bu sorunun çoktan çözümlendiğini düşünmektedirler. Bu nedenle; sağlık tesislerine başvuran kişilerin nerede ise tamamının gerçekte sağlıklı kişiler olduğu, bunlara gereksiz tedavi ve girişimlerin yapıldığı ve gerçek hasta ve hastalıkların tedavi edilmediğini kavrayamamaktadır. Gereksiz teşhis ve tedavi yöntemleri ve iatrojenik sorunlar bu nedenle ciddi bir sorun gibi görülmemektedir.

Bazılarına göre gereksiz tedavi ve girişimler yetersiz tıp eğitimi ve tecrübe ile ilgili bir sorundur. Hekimlerin eğitimleri düzeltilirse gereksiz tedavi ve girişimler olmaz. Gereksiz tedavi ve girişimin üstün bir teknikle yapmasının kişilere ne gibi bir faydası olacak? Gereksiz tanı ve tedavi yöntemlerinin uygulanması bir tedavi ve girişimin iyi bir teknikle yapılmaması ile karıştırılmaktadır. Bu da gerçek sorunun teknik bir yetersizlik ve beceriksizlik gibi algılanmasına neden olmaktadır. Her konuda olduğu gibi algı paradigmasının (paradigm shifting) alakasız bir konuya hemen yönlendirildiğini görmekteyiz.

Hekime verilen görev kartelin veya Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)'un listelerinde bulunan tedavi ve girişimleri yapmasıdır. Bunları yaptığı zaman doğru bir iş yapmış olacaktır. Bu tedavi ve girişimler listelerde vardır. Bunların yapılması da hekim açısından gereksiz bir şeyin yapılması olarak algılanmayacaktır.

Birçok kişi gereksiz tedavi ve girişim ile yapılan bir girişimin kalitesini birbirine karıştırılmaktadır. Onlara göre yapılan her tedavi gereklidir. Kalitenin de bir fiyatı vardır. Daha iyi ve kusursuz sağlık hizmeti almak isteyen kişiler parasını vererek en iyi ve tecrübeli hekimlere muayene ve tedavi olabilir. Kaliteli ustalar işi en pahalı yapan ustalardır.

Gereksiz tedavi ve girişimlerin insanlara ne gibi bir yararı vardır? Öncelikle herhangi bir sağlık sorununun veya hastalığın iyileştirilmesi anlamında bir yararı yoktur. Fakat gereksiz yapılan tedavi ve girişimler, kullanılan ilaçlar insanlarda birçok hastalık, sakatlık ve ölümlere neden olmaktadır. Biz buna iatrojenik hastalıklar veya komplikasyonlar diyoruz. Günümüz tıbbı bu nedenle aynı zamanda İATROJENİK BİR TIP'dır.

https://www.facebook.com/groups/375248866422585/posts/1249309429016520/
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

Bir düşünme anı sırasında şunu farkettim. Aslında hepimizin madde veya eterik boyut için hikayelere ihtiyacımız var. Öğrenme ve ders alma sürecinin bir parçası olarak. Madde aleminde yaşadığımız arkaşlıklar, aile ilişkileri, olaylar, olayların sonucunda ortaya çıkan duygular. Bir geri bildirim olarak bize dönüyor. Bunlara ihtiyacımız olduğu için. Eterik boyutta ise işte deneyimler, astral seyahatler veya farklı bilinç durumları gibi hallerde yaşadığımız gördüğümüz durumlarla öğreniyoruz. Aslında gördüğümüz, işittiğimiz veya yaşadığımız hiç bir hal yanlış değil. O anlık o kişinin ihtiyacı olan durumları görüyoruz. O kişinin bilinç seviyesinde neye ihtiyacı varsa onu yaşıyor. Bir kişi mevlana öğretisine tutunup oradan ilahi aşkı buluyor. Bir diğeri insan aşkından ilahi aşka varıyor. Bir diğeri vatan ve millet sevgisinden.. Birisi hayvanlara duyduğu sevgiyi merhamete dönüştürüp kalbini açıyor. Bir diğeri astral boyutta varlıkları görüp onlara hayran olup oradan ilahi aşka varıyor. Ne gerekiyorsa onu yaşayıp onu görüyoruz. Hikayeler bunun için var. Benim için olan hikaye başkası için de olabilir ama olmayabilir de. O ders veya bilinç hali oluşuna kadar bu süreç devam ediyor. Kendinden kendine sonsuz yollar... Hepsi doğru yanlış yok.

gerçek tosun paşa

Evet sybleman, burada konu edindiğimiz, referans aldığımız kitap ve kanal bigilerinin en önemli ortak noktalarından hatta temel fazlarından birisinin kapısını aralamışsın. :)  Güzel nokta...

sybleman

#710
Sağol gtp. Tuhaf ya. Kimin gerçekliği neyse ona çekiliyor bir şekilde. Hepsi de doğru. O da bir gerçeklik ve gerekli.  Ki grup grup bu hikayeleri gerçeklik boyutuna taşımışız. Hatta iç içe geçirmişiz. Yaşadıklarımızla da harmanlayınca daha da tuhaf. Bir de bunu ülke senaryosuna dökersek bir ülke gerçekliği oluşuyor gibi.

Hikayeler, senaryolar olmasa nasıl öğrenirdik ki.. Olmazdı.

Dervişlerin her dinden ve bilgiden insana sende haklısın sende haklısın demesindeki temel bu sanırım. Herkes kendi bilgi, inanç ve bilinç düzeyince haklı,doğru ve gerçek.

Bizim yanıldığımız taraf kendi bulunduğumuz noktaya bakıp bir diğerine sen yanlışsın demek oluyor sanırım.

Tgur

#711
Yine paralellik sevgili sybleman ,
Şu ara fizikselliğin değişkenliği hakkında çalışmam var ve orada Albert Einstein buluşlarından falan bahsediyorum..
Genel görecelilik görüş, kuantum v.s.

Tgur

#712
Bu arada GTP dost bu düzeltim ve kullanım ne kadar kolay olmuş takdir..

sybleman

Tgur abi yazını göremedim. Nerede paylaşmıştın okumak isterim. Merak ettim doğrusu.

Tgur

#714
Hazırlanma aşamasında yakında yayınlarım🙂


Dionysos

K'ların bunu siz seçtiniz dediği şey var hatta Ark'a dünyaya gelmeden bunları bir önizleme olarak izlemiştin dediği şey var. Kişisel durumuma bakıyorum ve bunlar aklıma geliyor. Dışarıdaki kedilere bile insan olmayın başka dünyalar bulun diyorum..
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Kişisel sağlık durumum/sorunum bir kaç ekle buna yakın olabilir mi bilmiyorum ve bu tanı da eğer öyleyse işimize yaramıyor.
Barfiks direklerine asıl diyen arkadaş var çok asıldım ben

https://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1735559086400225554
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

sybleman

Zihinde boşluk oluşturma, düşüncesiz hale geçme sonrası oluşan bilinç durumları gibi kalp çakrasında da oluşan haller var gibi. Keşfetmeye çalışıyorum. Sanki duyguların enerjisi kalp çakrasını yoğunlaştırıp yoruyor. Onları sessizleştirdiğimizde akan bir enerji ve sevgiden öte bir heyecan veya hayran olma gibi bir duygu. Tarif edemedim. Ve sanki alttaki çakra ile arasında bir akış hali ortaya çıkabiliyor. Tgur abinin de tarif ettiği içinin kıpır kıpır olmasıyla birlikte tuhaf bir hal alıyor. Sanki bir şeyi ilk kez görünce hayran olma ve şaşırma halinin sürekliliği gibi.

Sanki o duygular sessizleşince orada olanın farkına varıyorsun gibi. kalp çakrası biz bu duyguları hissettikçe onları dönüştürmeye çalışıyor. duyguların enerjisini dönüştürmekten oradan akan enerjinin saf haline rast gelemiyoruz. Bir anlık bile susturabilirsek ufak bir nokta yakalarsak ona odaklanıp çoğaltabiliyoruz. Ne kadar sessiz kalırsak o kadar çoğalıyor ve kalıcı hale geliyor.

duyguları sakinleştirmek beyni susturmaktan daha zor. anlık yakalıyorum. uzun süreli o hali tutmak çok zor. Pratik yaparak arttırmak lazım. Aslında tuhaf. duyguları oluşturan zihin ve onun aracalığı ile kendi oluşturduğumuz enerjiler ise zihin susunca kalp neden rahat edemiyor. Sanırım önceki duyguların enerjisi kalmaya devam ediyor. Vücudumuzda. Zihin sussa da beden hissetmeye devam ediyor.

Belki de o anlık yakaladığım halde kalp çakrasının dönüştürme görevini kapatıyorum. Kendi içine dönmesini sağlıyorum. Yoksa bir anda o enerjilerden kurtulmuş olamam. Öyle olsa süreklilik sağlardı. demekki duygulara odaklanmasını engelliyorum o anlık durumda. O yüzden odaklanabildiğim kadar sürüyor.

sybleman

Tabii ya. düşünürsek evrende hiç bir şey yok olmuyor. O zaman duyguların enerjisi de yok olmuyor. Ya kalp çakrasında dönüşüyor ve bizi terk ediyor. Ya da dönüşemezse hastalık olarak bedende tezahür ediyor. Yoksa o duygulardan bir türlü çıkamazdık. Bir şekilde o duygu enerjisinin bir şeye dönüşmesi lazım. Ya da öğrendiğim gibi o duygunun enerjsinin vücuttaki yerini hissedip bedenden uzaklaştırma da olabilir.

Hastalıkları duygu veya travmalara bağlayan bir akım var. Belki görmüşsünüzdür. O zaman o da çok doğru. O hastalık hastalık aslında vücutta yerleşmiş bir enerji. O travmanın farkına varıp o duyguyu saldığımızda o enerjiyi bedenden uzaklaştırıyoruz. Ve hastalıkta iyileşme oluyor.

sybleman

Tekrar o hali yakalayamadım. O nasıl bir haldi öyle? Sanki kesseler acımaz, dünya yıkılsa size işlemez. Tamamen dünyasal etkilerden kopma. Görme duyma işitme devam ediyor ama beyinde etkileri duygusal karşılıkları oluşmuyor. Ve kalp artık onları çevirmek ile uğraşmayınca kendine dönebiliyor. Ne o bilinç halini yakalayabildim ne o duygusal boşluğu. Bakalım tekrar yakalarmıyım...