Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Işıklı Düşler

Başlatan isiklidusler, 29 Eylül 2014, 16:02:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dionysos

#90
Alıntı YapTolstoy'un bir yöntem olarak savunduğu pasif direniş ilkesi Mahatma Gandhi'de hayat bulmuştur; Hindistan'ın İngiliz sömürgesinden kurtulmasında "anarşizm" temel bir eylem felsefesi haline gelmiştir

 Çünkü Mahatma Gandhi'nin özerk köy komünlerinden oluşan merkezi olmayan toplum tasarımı anarşizme oldukça yakındır. Tolstoy, devleti zayıflatmanın onunla işbirliği yapmaktan kaçınmakla mümkün olduğunu savunmuşken, Gandhi, Thoreau'nun sivil itaatsizlik kuramından etkilenerek daha aktif bir tutumu, şiddet içermeyen direnişi savunmuştur

https://acikerisim.cumhuriyet.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12418/12226/%C3%96mer%20Taylan%20KAMU%20Y%C3%96NET%C4%B0M%C4%B0%2010059052.pdf?sequence=1&isAllowed=y

'Gandhi isek iyi zaman' Bozadi

Onu biliyorum...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#91
Bu çocuk koca bir iktidarı nasıl korkuttu?

Dindar olsa Mehdi ilan ederlerdi. Bekliyorlardı...

Tek Yol Anarşi


BH yolu için her zaman aklımda bir kaç şablon vardı açtım

Bir kabile grup toplumu örgütlenmesi

İki Anadolu Aleviliği halkçılığı köylülüğü gibi şeyler

Üç bunun gibi felsefeler

Ben bunu verdim başka bir şey vermedim yapmadım

Düşüncemi açtım paylaştım niyetim fayda katkı

Bu budur

Bunu lafla bozamazsın alıp içime bakacaksın çıkarıp söküp bakacaksın, aklıma fikrime

Benim gözümden empatimden göreceksin sonra karar ver

Bu lafla bozulmaz

Gruba ve sana katkı için anarşizm fikri sunuldu
Çekine ıkına sıkıla
Yanlış anlarsınız diye ucun kıyı

İstediğiniz yere doğrulatın yanlışlatın
İçim burda gelin sökün açın bakın beni sorun araştırın
43 yaş beni tanıyan bilen herkese beni sor
Ben buradayım
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Beni beni hiç sevmeyen eski kar?ma sor

?sterse içine yalanda kats?n öyle diyor ?ark?
dürüstlü?üme içtenli?ime toz kondursun

Kendisini bi kez avuttu?umu yalan söyledi?imi söylesin 13 tamam y?l da.

?udur budur der bunu diyemez....

?nanmad???ma dilim içim dönmez
ve ?uysam ?uyum buysam buyum onu bilmem
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#93

....
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#94
Alıntı YapHenry David Thoreau

 Harvard Üniversitesi'nden 1837 yılında mezun oldu. Hiçbir zaman geleneksel bir öğrenci olmamıştı, okul yıllarında transandantalizme ve Ralph Waldo Emerson'a olan ilgisi başladı.

Düşüncesel anlamda fazlasıyla etkisinde kaldığı ve ömür boyu dostu olacak Emerson 1841'de onu evine davet etti ve Thoreau 1843'e kadar sık aralıklarla Emerson'da kaldı. Emerson'ın asistanı gibiydi, The Dial isimli transendentalist dergiye şiir ve nesirleri ile katkıda bulundu.

1854'te yayınladığı başyapıtı "Walden" Amerika'nın en önemli entelektüel akımlarından biri olan New England Transandantalizmi için bir örnek eserdir.

 Amerikan düşünce tarihi, transendentalizm ve naturalizmde bıraktığı izler ne kadar önemliyse, "Sivil İtaatsizlik" (Civil Disobedience, 1849) isimli makalesi de siyasi tarihe bıraktığı iz de o kadar önemlidir. Meksika savaşı yüzünden, ki ona göre bu savaş sadece köleliği geliştirmek içindi, ödemeyi reddettiği vergi sonucu hapiste geçirdiği bir gece, onun "Sivil İtaatsizlik" isimli makalesini yazmasına neden olmuştur. Daha sonraları Gandi'nin en büyük ilham kaynağı olacak bu makale Thoreau'nun belki de en ünlü eseridir. Gandi'nin dışında Tolstoy ve Martin Luther King gibi önemli isimler de Thoreau'nun düşüncelerinden ve eserlerinden ilham almışlardır.

Alıntı YapTransandantalizm (Deneyüstücülük), on dokuzuncu yüzyıl başlarından itibaren Amerika Birleşik Devletleri'nin New England bölgesinde edebiyat, din, kültür ve felsefe alanında ortaya çıkan yeni fikirler toplamıdır.

Temel inançları arasında, aşkın ideal spiritüel durumun; fiziksel ve empirik olduğu ve kurumlaşmış dinlerin doktrinleriyle değil yalnızca bireyin bağımsızca kendi içine dönmesi yoluyla idrak edilebileceği bulunmaktadır. Transandantalistler varolan toplumsal kurumların bireyin kendi içindeki iyiliği fark etmesi ve ona dönmesine mâni olduğuna inanmışlar, bu yüzden bireyin kendini keşfine önem vermişlerdir.

Bu akım dünyanın ve Tanrı'nın birliğine olan temel bir inanca dayanıyordu. Her bireyin ruhunun dünyayla aynı olduğu, dünyanın birebir bir mikrokozmozu olduğu düşünülüyordu. Kendine güven ve bireycilik doktrini, bireysel ruhun Tanrı ile kendini özdeşleştirmesine olan inançla gelişti.

Alıntı YapBir kitap okumakla, hayatında yeni bir çağ başladığının tarihini ne kadar çok sayıda insan kaydetti. Thoreau

https://tr.wikiquote.org/wiki/Henry_David_Thoreau

Sanırım Transandantalist Thoreau'nun satırları olmasa Gandhi olmuyor

Bu kavramla başka bir anım var

Ayrıca bir Thoreau-cu

https://twitter.com/jeffsekerak
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#95
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

1. SEMBOLLER İLE SUNULAN GİZLİ DERSİ OKU, SEMBOLLERİN BİREBİR ANLAMLARINA TAKILIP KALMA.


94. YOLDAKİ İŞARETLERİ OKUYUN, İŞARETLER HERYERDE: SEZGİ BUNLARDAN BİRİ, EŞZAMANLILIK BİR DİĞERİ.

117. DÜNYA PERİYODİK BİR TEMİZLİK ŞEKLİNDE BUNDAN FAYDA GÖRÜYOR. İŞARETLERE DİKKAT ETME ZAMANI. İŞARETLER ÇOĞALIYOR.


146. YOLUNUZDA SABIRLILIKLA VE AÇIK FİKİRLİLİKLE DEVAM ETTİĞİNİZ SÜRECE YOL İŞARETLERİ SİZLERİ DOĞRU CEVAPLARA YÖNLENDİRECEKTİR.

https://baskalarinahizmet.com/post.asp?method=ReplyQuote&REPLY_ID=167&TOPIC_ID=11&FORUM_ID=5

En yakın arkadaşı Ellery Channing göre, Thoreau ,Julius Sezar la fiziksel bir benzerlik taşımaktadır

İngilizce ve Fransızca vikipedia

Thoreau'nun tıpkı Haluk Levent bir vergi borcunu devlete ödememek ve isyan etmek ve belki de sadece bunu yapmış hissetmek ya da ödemek içinden gelmediği için ödememek nedeniyle hapiste yatarken yazdığı "Sivil itaatsizlik" makalesini Gandhi yine hapishane de okuyacaktı..

Thoreau yaşamını aşkıncı (trancendet) denen bir eğilimle bir dağ orman göl kenarında yaşamak dinlemek ve yazmaya adamıştı

İsmini Türkçe okunuşu şöyle

Thor o...

Alıntı YapThor, İskandinav mitolojisinde en güçlü tanrılardan biridir. Gücü babası Odin tarafından teslim edilmiş iki sihirli nesneye dayanmaktadır.[1] Bu nesnelerden biri Mjölnir'dir.[1] "Miyölnir" diye okunur. Mjölnir, adının anlamı "parçalayıcı" olan kocaman bir çekiçtir.

Onun güçlü olmasını sağlayan bir diğer sihirli nesne de altın Megingjord adlı kemerdir.[1] Bu kemer Thor'un gücünü 2 kat arttırır.

Ayrıca Thor'un iki tane keçisi vardır.

Yani bunu kabaca bir sembolizma olarak alsaydık çekici tutan o ya da kemer/bağlantı sahibi o olarak alabilirdik

Alıntı YapHenry David Thoreau,

Amerikalı harita mühendisi, yazar, filozof, şair, tarihçi, kölelik karşıtı, vergi direnişçisi, kalkınma eleştirmeni ve natüralist.

Bekle Henry Higgins bekle
ve felsefe ve matematik arasındaki bağlantı

Bu ilgisiz bir yorum ama aklıma geldi takıldı.

Felsefeyle matematik arasındaki bağıntıyı farklı yorumluyorum.

Harita mühendisi....??

Diğer bir yorumda Thor Odin'in oğlu ve Odin Zeus'a karşılık geliyorsa oğlu 6. seviye mi?

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#96
Uzaydan gelen virüs
Komet yağmurları
Day after tomorrow yarından sonraki gün
Mini buzul çağı
Covid
Değişim yaklaşıyor

%79

Eğer olgu buysa diyagram buysa kimse kimseye yardım edemez
Güney e taşınmak en akıllıca ama yaşamanın ne anlamı var
Doğal kader

Eğer insanlığın %79 u ölseydi sadece sanırım ekvator hattı sıcak kuşakta insan kalırdı..
Sadece Hindistan nüfusu 1.5 milyara koşuyor ve bir buzul çağı olsa en az etkilenecek yerlerden biri olurdu.

Eğer olgu buysa bilmiyorum belki de yapılacaklardan biri hayvan hareketletini gözlemek onların içgüdüsü bizden iyi olmalı

Yukarıdaki yoruma ya da olasığa kendi içimde oldukça tuhaf bir değerlendirme sürecinden sonra vardım . Yani K ların işaretler dediği bir kaç spesifik olası işarette dahil.

Değişim yaklaşıyor .. İlginç buzul çağı için yapılan bilimsel tarihleme önümüzdeki 30 yıl.

Ya da bu değilse nedir?
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#97
Alıntı YapSize, dersinizin otorite olduğunu söylemiştik;

kendi kendinizin otoritesi haline gelmek ve karar sürecinizi hükümettekilere, ebeveynlerinize, öğretmenleriniz ya da tanrılara bırakmaya son vermek olduğunu. Dünya halkının özerk olmasının zamanı gelmiştir.

Neye boyun eğdiğinizi, liderlerinizin bütün dünyada neler yapmasını kabullendiğinizi gösteriyorlar. Hükümet ve medya karşısındaki boyun eğici tavrınız, kullanılış biçiminiz dünya dışı varlıklar tarafından mutasyona uğratılan bir inekten çok mu farklı? Buraya gelen dünya dışı varlıklar kendi türünüzün yaptığından farklı hiçbir şey yapmıyor. Kitleler liderlerine kendi adına istedikleri şeyi yapmasına izin veriyor çünkü ayağa kalkıp, "Hey! Bunu onaylamıyorum!" demiyor. Dünyada bir kendinden hoşnutluk söz konusu. Gezegendeki bilinç, "Bunu benim için sen yap. Ben sorumlu olmak istemiyorum. Sen benim hükümet görevlim ol. Sen benim öğretmenim ol. Sen benim patronum ol. Birisi bana ne yapmam gerektiğini söylesin." bilinci.

 Dünya dışı varlıkların size yansıttıkları tavrınız bu.

https://kasyopyadeneyi.tr.gg/Pleyades--Oe-%26%23287%3Bretileri-1.htm

...............
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#98
"Kendi kendinin otoritesi haline gelmek." Güzel... K'ların "Kendi üzerinizde çalışın / ustalaşın" dedikleri şey de bununla ilgili zaten.

"Boyun eğmeyin" dedikleri şey de yine K'ların "Kurallara uyarsanız, hayatta kalamazsınız" anlamında söyledikleri bir sözü çağrıştırdı bana.

Alıntı Yap
C: "Kurallara" uyan kimse hayatını sürdürmeyi başaramaz, ama eğer sana oynaman söylenen oyunu reddedersen, durumun giderek düzelir.


Bunu "ekonomi / piyasa / yatırım" konusuyla ilgili bir tartışmada söylemişler gerçi ama ben anlamının biraz daha genişletilebileceğini düşünüyorum; burada tartışmakta olduğumuz şeyle de yakından bağlantılı olarak.

"Kurallar" denen şeyin KH egemenliğini güçlendirmeye çalışanların kuralları olduğu düşünülebilir. Kurallara uymamak ise şiddetle dayatılan KH'leştirici "kurallara" rağmen BH kutbiyetini artırmaktır bu durumda. Burada tamamen yasasızlığa, kuralsızlığa, ilkesizliğe, kaosa yapılmış bir övgü veya öneri yok, görebildiğim kadarıyla. "İlle de KH yasalarına itaat etmek zorunda değilsiniz, BH seçeneği de var." deniyor. BH yasalarına da uyabilirsiniz. Evet, BH de yasasız, kuralsız, ilkesiz değildir. Ama insan BH'leştikçe, BH'nin yasaları, kuralları insana şu anda genel yaşam şartlarımızdan aşina olduğumuz sınırlayıcı ve hatta bazen sinir bozucu olan "yasaklar" gibi gelmez. Bu kurallar iyidir, güzeldir, gereklidir, doğaldır ve bunlara uyum kendiliğinden, otomatiktir. Kimsenin size onları dayatması gerekmez. Kendi bilinciniz, vicdanınız sizi zaten o kurallara, doğal yasalara uymaya teşvik eder. O kurallar dış bir güç tarafından yapay olarak dayatılmaz, onların bilgisi kendi varlığınızdan türer. Kendi varlığınızın ve tüm varlığın iyiliği içindir ve bunun eğitiminin alınması, bekçiliğinin yapılması gerekmez. Tabi bu BH olduktan sonra veya BH'leşmişlik ölçüsünde geçerli. KH yasalarına büyük ölçüde itaat ederek yaşadığımız için, bu bahsettiklerim ciddi tartışma konuları haline gelir.

İsyan etmemiz, boyun eğmeyi reddetmemiz gereken başlıca otorite, kendi içimizdeki, bilincimizdeki, varlığımızdaki KH'liktir, sahte benliktir, egodur. Dış dünyada KH'liği bize dayatan güçlere karşı itaatsizlik de doğal ve hatta gereklidir bir bakıma; hatta bu çabayı örgütlemeye, büyütmeye çalışmak gereklidir ama yine de her zaman bizim başımıza en büyük belaları açan KH dışımızda değil, içimizdedir; bizi azımsanamayacak oranda ele geçirmiş sahte benliktir o. Onun farkına varıp onun üzerimizdeki kontrolünden giderek kurtulmak, KH otoritesine / hastalığına karşı en önemli mücadelemizdir. Dış dünyadaki mücadele de aslında buna paralel yürüyecektir; ikisi birlikte ilerlemelidir ama kendi üzerimizdeki gücümüz, başkaları üzerindeki gücümüzden doğal olarak daha büyüktür veya önceliklidir bir şekilde.

Bu forumda dış KH güçlerinin / otoritelerinin baskı ve işkencelerini eleştiri konusu yapıp itirazımızı dillendirmek, bu konuda bilincimizi geliştirmek iyidir, doğaldır, gereklidir ama bundan da önemlisi, kendi içimizdeki KH'nin, egonun, hastalığın farkına varma ve ondan iyileşme konusunda işbirliği yapmaya çalışmaktır.

Dionysos

#99
Aşı salgın kilitlenme gündemine dair kitlelerin fikri değişir mi?

Şu ana kadar sanmıyordum, işin aslı hala da sanmıyorum

Kitlelerin algılarının/algısının değiştirebilecek bir şey varsa sanırım çocuk/bebek açılanması ya da 4. sü ve 5. si istenen ve hiç değişmeyen aynı spike ve aşı olabilir. O da çocuklara ulaşamdılar ve hala ondan yapıyorlar -devam ettiyorlar- diye addediyorum. Yani eminim çocukları aşılanabilseydi endemik bir hastalığımız var deyip geçiştireceklerdi

Kitleler birleştiremese bile tüm geçerli ve onaylı aşılar blackrock diye ortak bir tekelin firması (pfizer, moderna, johson&johson ve astra zeneca) hepsinde aynı spike var, spike hiç değişmedi.

Pfize CEO sunun spike ı salgındaki bibir virüsten almadığını doğruladığına dair bir haber var ancak haberde laboratuvarda sars virüsü üretiyoruz demiş. bu da eksik bir bilgi. Hayır. spike NIH (Amerikan ulusal sağlık sistemi) veritabnından salgın öncesinde kayıt altına alınan bir gen dizimi.

Bu ve bir kaç şeyi daha  insanlara açıklamak biraz fark yaratıyor çünkü kendi hiç bir şey araştırıp bilemdiklerini farkediyorlar

mrna, spike ve dna kod şablonları hepsi sentetik

Yazdığım bir kaç yer de (gergin süreçlerdi ve uzun süre sessiz kaldıktan sonra yazdım) zorunlu aşı savunanlar ve yazılanlara adeta saldıranlardan biri ki 4,5,6 kaçıncıya kadar alır almazsınız diye soruyordum onlara daha ikinci dozlar felandı eğer aşılama sürerse dördüncüyü de alacağım daha da almayacağım diyor ama işin ilginci ilk kez insan gibi konuştu ve iletişim biçimi değişti

Çocuk aşılamasına gelince baştan beri reklam slognalarıyla yürüyen bu şey ve özellikle aşı almayanların salgını ve asemptomatik süper iletim ve bulaştırıcılık söyleminin birleşimi çocuk aşlılamasına giden yol için döşenmiş taşlar gibi.
Bunu baştan bir kaç yerde yazıyorum ve  hala da ekim de bir yolla açılışın  özellikle 5-12 yaş aşılamasına vurgu yapılacak şekilde açılacağını umuyorum. Yani yetişkinler artık 4-5-6 yılarsa onlarla eminim farklı aşı ya da ilaç kombinasyonları önerip çocukları aşılamamız gerekiyor diyecek ve direteceklerdir. Yani ası algı değişimini belki de bu olursa burası üretebilir. Onun dışında Pfizer ın 0-5 yaş için onay isteyip daha sonra alinde veri olmadığını açıklayarak  geri çekmesi bile hiç bir etki üretmedi ki bunlar ne kişilerin ne medyanın gündeminde bile değil
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#100
Eğer gönderinin adı ışıklı düşlerse, olacaksa;

Müzikten/sesten/titreşimden ve ya da bunun duyumsamasından ibaret yapılma/olma -oluşan- bir yerde olmak/varolmak - yaşamak - istiyorum.
Titreşimleri emen duyumsayan bir şey gibi ve onlara bileşik ve bozuk titreşimin/müziğin olmadığı bir uzay ve öylece oluş..
Bu şey benim için müzik dinlerken sık oluşan bir düş parçası ve izi. Yani, çevrende sadece seslerin kalması ve diğer herşeyin sadece canlı sese dönüşmesi ve bunun içinde olma
 Tek duyulabilen /olunabilen her tarafını kuşatmış ses/müzik/titreşim gibi bir şey olduğu ve diğer varsayılan gürültünün ince uzak yoz bir sis olduğu ya da hiç varolmadığı ya da sileütinden başka erişemediği
Bazıları ne istediğimi bilmediğimi sanıyor ne istediğimi biliyorum / bildiğimi sanıyorum
Boşlukta/boşluklarda ses ve tireşimlerinin kuşatmasında titreşebilmek, duyumsamak

Müzik, ses, titreşim, duygu hissetme, daha yüksek yüce bir şey yoktur.
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#101
Bunu izleyen bir ortalama orta dünyalının (uygar dünya orta sınıf yetişkinin diyelim) ilk (ya da muhtemel) tepkisi, (ya da tepkileri)
Özellikle kendi çocuğu için ya da yerine koyduğunda

- Ay düşerse ne olur
- Ayy üstü başı
- Ay kırılır

Çocuğu buranın/bunun muhtemel bir parçası olamayacak kadar çoktan sınırlarmış ve budamıştır
-gözlükleriyle kitap okuyan -herşeyi çok bilen bilimsever- çocuk canlandırın

Sonra bunlar (duvarı tırmananlar) (çöpçü bile olsa) uygarlığın -gizli- alfaları olduğunda; kadere, tanrıya, toplumsal ahlak ve öğretiye başkaldırı ve içsel ihanet lanet başlayacak -kurban duygusu- -çok geç kalınmışlık olacak (En ileri biçimi Nietzcshe, Cioran olur belki de Marks olurdu)

Daha da kapanıp kendi türünü yoketmeye uğraşan şey bu, onunla (duvarı tırmananla) rekabet edemezdi. (Örnek. Nasıl sevişeceğini ve ilişki kuracağını bile annesi diş macunu kapağı için yapılan gibi anlatmalıdır ya da komut dizgeleriyle vermelidir çünkü yoksa sınırlamalar, emirler, direktifler ve doğrulamalar arardı ve en doğruyu doğrulayıcı olmadan bocalar ve davranışı ölçemezdi. Ayrıca muhtemel bir ileri ortayaş genç buhranı hepsi içiçe yaşardı.)  Bu yüzden din, tarikat, öğreti ve topluma ait oluruz yeterince özgür değiliz ve sınırlandık. Herşeyi bir hoca (otorite, bilirkişi) söyler ve ortamın alfaları izlenir, tv kültür ve diğer uygar kültür içsellenir izlenir yol aranır) ve herkes için aynı yol ve kafan karıştığında danışacağın şeyh oradadır ve bunlar yatak odasını bile anlatır/gösterir. Lüküs hayat ,en az çatışkı

Alçaklık duygusu (ya da kompleksi denen de ki ; özgürlük yoksunluğu çünkü)  çoğu bunu ömür boyu atamayabilirdi çünkü farkettiğinde büyümelisin yani sonuçta göz açamazdı muhtemel kış uykusunu ömür boyu sürdürürdü bilimini ya da diğer verili şeyini örneğin dinini vatanını severdi vs çünkü bu rahat ettirir, aidiyeti ve onlarda öyle ve o durumda hissini pekiştirirdi ve bu ona pek az çatışkı sağlardı)

https://twitter.com/bilginzolsun/status/1580322353782743040
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#102
Kendime bir ek..

Ukrayna'nın Rivne ve Hmelnitski santralleri. Santralleri düşür ülkeyi düşür..

Askeri hareketlilik açık. Olgu, olgular açık. Stratejist yok, haber akışı yok, haber yok ,gözlem yok. CNN ne yazarsa o. CNN yazamazsa takip yok.
Dünya hep böyle miydi? Aşıdan sonra mı aptallaştı.

...
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#103
Matematiğin yan ürünü olarak istatistik dediğimiz bir bilgi sistemi var

Bugünkü modern insanın yaklaşık %10'u diyabettir ve her gün ya da sürekli artar
Diyabet eğrisi yukarı eğrilir. Bunun kesilerek duraksadığı ve sonra tekrar yükseldiği noktalar bulamayız, bu süreklidir
Yani, matematiksel çıkarımlarla insanlığın %100 ünün diyabet olacağı bir tarih aralığı hesaplayabiliriz. Bu hesaplama oldukça tutarlı ve gerçek olacak.
Bu mevcut insan türünün yokolması demektir
Bu mutlak olarak bir şeyi yanlış yapıyoruz şu an yaptığımız bir şeyleri -radikal biçimde ele almaz ve değiştiremezsek ya da doğa denen radikal biçimde araya girerek bir şeyleri değiştirmezse bu olacak demektir
Başka bir bilime bilince ve bilgi sistemine gerek yok
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#104
Yaşadığım şeyi yedi milyon kelime/cümle açıklayamaz. Ne yaşadığımı ben de bilmiyorum. Yaşadığımı sandığımı şeyi yaşıyor muyum ya da onu mu yaşıyorum.
Kabaca sağ tarafıma yeni bir akciğer eklenmiş gibi .En azından yeni yarım akciğer.
Muhtemelen bir hayli bir süredir kronik bronşit ya da viral vurgun yükü olabilir böyle bir şeyin solunum oksijenlenme sıkıntılarını taşıyordum.

İyi ki burdasınız...

Akciğerim
Sönmüş müydü? Dolu muydu? (her nasıl oluyorsa)
Kapasite kaybı mıydı?
Ne zaman nasıl oluştu gelişti
bir buçuk yaş ilk zatürre/bronşit penisilinde mi ama gençken iyiydim -efor
Düşme travmalarında mı gitti? Askere gittim o kadar iş gördüm iyiydim
Bazen akciğer sıkıntılarımı eski işyerimin verdiği lojmanı sabahlara kadar boyayıp en son sıcak kaloriferleri boya ve tinerle boyamama bu tip şeyler solumama yorardım
Bazen bir sunta fabrikasına ve onun tüm gün balkonda sigara içilerek ya da zaten eve dolarak maruz kalınan sunta tozuna

Geçen sonbaharda buna benzer bir dönem geçirdim .Yine o zaman bu şu an olan sandım ama o zaman eğer kayıp varsa geri adlım sanmıştım

Ketozlarım hariç son 5 yılın en iyi nefesi olabilir ya da kap krizi geçireceğim gibi olmadan ya da akciğeri zorla şişiriyormuşum gibi hissetmeden güvenli nefes/solunum hissetsem tam değil yakın hissediyorum
Daha kendimi test edemedim çünkü o doktora gidince hızlı soluyarak verilen ani nefes gibi sürekli akciğerden akıntı atıyorum. Bu dakikalar bazen saatlerce sürüyor .Geçen sonbaharda öyleydi

Yine geçene sene ki gibi böyle hissedip önümüzdeki kış/sonbahar bunu yaşar mıyım bilmiyorum

Artmış oksijenlenme kelimeleri harflerin yeri dolaşmadan yazabiliyorum gibi hissediyorum.
Var dolaşma ama daha az.
Daha iyi dikkat.

Hayatımın en kesiksiz konuşması ya da şarkı söylemesi varmış gibi olacakmış gibi .Hafiften denedim öyleymiş gibi. Bunlar uyduruyor muyum gibi .

Bir şekilde tıkalı ya da dolu ya da kapalı akciğer kesecikleri geri alıyorum gibi. Fazladan oksijenleneme ayağa kalkınca başı döner gibi olan şey olup duruyor. Gerçi üç yıldır oluyor .
sanırım soğukla dolaşımı hazırlayınca vücut bunu yaptı.
3 gündür ara versemde neredeyse şoka girene kadar kendime soğuk uyguladım .Bir gün sol omzum sol bacak arka kasımı duyamıyordum. Su kaç derece hiç bilmiyorum. İki üç gün özellikle akşamları tuhaf bir baş dönmesi sersemlikle duşa ara verdim ve gün boyu zaten 10-15 derece arası soğuğa havadan maruz kalıyorum

Hayal mi duyuyorum uyduruyor muyum bilmiyorum ama nefesi yetmez hissedenlerdenim konuşur şarkı söylerken az önce denemeye çalıştım tersi oldu ya da olacak gibi. Zorlayamıyorum çünkü boğaz biraz tahriş etmiş olabilirim gıcık ve öksürük istemiyorum tam öyle olacak gibi
Bu yüzden konuşmak istemem. Yaşam boyu. Böyleydim.

Her neye her ne oluyor ve olmuyorsa iyi ki varsınız ve burdasınız çünkü böyle bir şeyi ifade edebilecek hiç kimsem yok

Bunu düşündüm gerçekten yok
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com