Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Basından

Başlatan Mordevrim, 14 Haziran 2009, 20:36:28

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#15
Şunu ilave ederek sizin "geri kalmış" sözünüze katılıyorum. Bu sadece son 2-3 bin yılın sözü değil ancak; Atlantis medeneyetinin (insanlığın) de bir karması var. Karma öğrenilmemiş dersi doğa yasası ile çeken bir şey. Yani sözünüz çok doğru ve benim inancıma görede buraya şimdi yardımın artmasının (çok artmasının) bir nedeni de bu. Üst üste yapılan yaşama ve doğaya saygısızlık sonucunda çok daha fazla negatiflik oluşması evrenimiz de istenmiyor. İlgisi olmayanların ilgilerinin artmasının sebebi budur diye düşünüyorum. Evren ve evrenler içiçe çalışan Tek bir varlığın veya organizmayı işaret ediyor bize. Dolayısı ile yardım fazla diyorum bu zamanlarda.

Tiversonus

#16
Elbette "yardım", özgür iradeleri aşmadan ve buradaki insanlığın çabası ile olabilecek bir şeydir. Diğer türlüsü "geliştirmeyen" bir şey olacaktır. Sevgi, bilgi ile derinleşen bir kavram işte.

Tiversonus

#17
HERKES ÖĞLE YEMEĞİNE HAZIRLANIRKEN ORTALIK BİR ANDA KARANLIĞA GÖMÜLDÜ, GÜNDÜZ GECEYE DÖNDÜ!

Herkes öğle yemeğine hazırlanırken ortalık bir anda karanlığa gömüldü, gündüz geceye döndü. Olay, Çin'in başkenti Pekin'de meydana geldi. Pekin, güpegündüz gece yarısı gibi karanlığa gömüldü. Daha önce de fırtına gören Pekinliler, bu kadarına hiç tanık olmadıklarını söyledi.

Hürriyet'in haberine göre, Amerikan ABC televizyonunun Pekin muhabiri Stephen McDonell ve kameraman Rob Hill'in çektikleri ve ABC kanalında yayınlanan görüntüler, yaşanan doğa olayının tüm ürkütücülüğünü ortaya koydu.

McDonnell, hazırladığı haberde "Dışarısı bir anda karanlığa gömüldü. Gece yarısı gibiydi. Oysa insanlar artık öğle yemeğine hazırlanıyorlardı. Böylesini daha Önce gören yok" dedi.

Fırtına Sinjiang bölgesini ve Çin'in kuzey-doğusunu da etkiledi.

Önceki gün, Çin'in Ahui bölgesinde etkili olan dolu ve fırtına ise 14 kişinin ölümüne, 180 kişinin yaralanmasına, 10 bine yakın binanın hasar görmesine neden olmuştu.

 Yetkililer fırtınalı havanın süreceği yolunda uyarılarda bulundu.

http://video.haberturk.com/Video.aspx?v_ID=39220&k_A=haberturk





UZAYDAN DAMARIMIZA KADAR BÖYLE İZLİYORLAR!..

Dünyanın etrafında sürekli dolaşan süper güçlerin süper teknolojik uyduları, yerde karınca hareket etse anında haber alıp ülkelerinin gizli servislerine bildiriyor.


Bir bilim dergisi bu uydularda kullanılan Süper Mikroskobik çekimleri kare kare yayınladı. Çekimlerde önce dünyayı hedef alan bu teleskoplar, bir bahçedeki bitkinin yaprağına kadar iniyor. Yaprağın üzerinden damarlara inen görüntüler çekilerek merkeze yollanabiliyor.Hedef alınan bitkinin hücreleri bile bu yöntemle görüntülenebiliyor.


Bunu yapan teknolojinin insanlarla ilgili neler yapabileceğini varın siz düşünün.

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=406954



Air France ile ilgili şok iddia!

Otopsilere göre çıkan ilginç sonuç...
Fransız Havayolları Air France'in Rio-Paris seferini yaparken Atlas Okyanusu'na düşen uçağındaki kaza kurbanlarına yapılan otopsilerin, uçağın havada parçalandığını düşündürdüğü bildirildi.
AP ajansına göre, Brezilya morg sağlık ekibinin adı açıklanmayan bir sözcüsü, otopsi sonucu cesetlerde çoklu ayak, kalça ve kol kırıkları tespit edildiğini belirtti.

ABD Ulusal Ulaştırma Güvenlik Kurulu'nda da bir dönem görev yapan bir adli uzman da bu tür kırıkların uçağın havada parçalandığı anlamına gelebileceğini kaydetti.

AA


http://www.internetajans.com/default.asp?NID=76970


 Ölen yolcuların otopsi sonuçlarından çıktı bu iddia: 'UÇAK HAVADA PARÇALANDI'
Cesetlerde yanık izi yok, ciğerlerde su yok... Çoklu ayak, kalça ve kol kırıkları var...

Fransız Havayolları'nın Rio-Paris seferini yaparken Atlas Okyanusu'na düşen uçağındaki kaza kurbanlarına yapılan otopsiler, uçağın havada parçalandığına işaret etti.

AP ajansına göre, Brezilya morg sağlık ekibinin adı açıklanmayan bir sözcüsü, otopsi sonucu cesetlerde çoklu ayak, kalça ve kol kırıkları tespit edildiğini belirtti.

YANIK İZİ YOK, CİĞERLERİNDE SU YOK

Otopsi raporunda, cesetlerde herhangi bir yanık izi olmadığı, bunun da uçakta bir patlama meydana gelmediğini gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca ciğerlerinde su bulunmaması, ölümlerin suyla temastan önce, havada gerçekleştiğini gösterdiği belirtiliyor.

CESETLER ÇIPLAK VE GENİŞ ALANA YAYILMIŞ

Cesetlerin çoğunun çıplak olması, giysilerinin olmaması, okyanusta birbirnden uzak yerlerde bulunmaları da çok yüksekten düşüş meydana geldiğini gösteriyor.

ABD Ulusal Ulaştırma Güvenlik Kurulu'nda da bir dönem görev yapan bir adli uzman da bu tür kırıkların uçağın havada parçalandığı anlamına gelebileceğini kaydetti.

UÇAK PARÇALARI DA AYNI SONUCA İŞARET EDİYOR

Adli uzman Frank Ciacco, uçağın bulunan büyük parçalarının da havada parçalanmış olabileceğine yönelik başka belirti olduğunu söyledi. Chiacco, uçağın havada parçalanmadan düşmesi durumunda, cesetler ve enkazın şiddetli biçimde parçalanmış olmasının bekleneceğini belirtti.

Air France uçağı içinde 228 kişiyle 31 Mayısta Atlas Okyanusu'na düşmüştü.

http://www.nethaber.com/Dunya/105737/Olen-yolcularin-otopsi-sonuclarindan-cikti-bu-iddia

Tiversonus

#18
Kilisenin Haydar Dümen'i!

Seks kitabı yazan papaza göre orgazm Tanrı'ya ulaşmanın bir yolu...
Yazdığı kitapla kilisenin tepkisini çeken papaz son açıklamasıyla Hıristiyanları şoke etti. Hıristiyan dünyası bu papazın açıklamasını konuşuyor. Papaz Knotz, cinsel ilişkiye girmenin tanrıya giden yollardan biri olduğunu söyledi. Ksawery Knotz 43 yaşında bir papaz. Ama bu onun tek özelliği değil; o aynı zamanda bir cinsel ilişki danışmanı!

Papazlığın yanı sıra yüzlerce çifte cinsel ilişkilerinde danışmanlık yapan Knotz Hıristiyan dünyasının tepkisini üzerine çekti. Knotz orgazm gibi cinsel sorunları bulunan çiftlere verdiği tavsiyelerle çözüm buluyor. Papaz Knotz bununla da kalmayıp "Seks" adlı bir kitap yazmıştı.

Polonya'da bu özellikleriyle konuşulan Knotz yaptığı son açıklamayla da şok etkisi yarattı.

Polonyalı papaz çiftlerin sorunlarının genellikle iletişim veya aşk eksikliği veya aşık olmamaktan kaynaklandığını öne sürdü. Tezine göre bu sıkıntılar çiftlerin cinsel hayatlarını sıkıntıya sokuyor ve onları birbirlerine soğutuyor.

Çiftlerde bir tarafın cinsel isteksizliği durumuyla çok karşılaştığını belirten Knotz bu durumda şok tezini öne sürerek çözümü cinsel ilişkinin tanrıya giden yol olarak açıklanması şeklinde bulduğunu belirtti. (Hürriyet)

http://www.internetajans.com/default.asp?NID=76701



TÜRÜNÜN SON ÖRNEĞİNİ YEDİLER

Bir yüzyılı aşkın süredir görülmemiş ve kayıtlara geçmemiş olan kuşun resmini çektiler ardından da akşam yemeği oldu

Filipinler Yabani Kuş Kulübü üyesi kuşbilimci Desmond Allen'ın gördüğü kuşun bir bıldırcın türü olan "buttonquail" olduğu öğrenildi. Fotoğrafın Fransız Haber Ajansı'na satılmasıyla olayın ortaya çıktığı açıklandı. Kuş, resmi çekildikten kısa bir süre sonra 20 sente satıldı ve Filipinli bir ailenin akşam yemeği oldu.

http://www.objektifhaber.com/yeni/objhab/default.aspx?id=2O37O194027



"26 SİVİLİ ÖLDÜRMÜŞ OLABİLİRİZ"

Amerikan askeri yetkilileri, ''ABD uçaklarının 4 Mayısta Afganistan'ın batısında yaptıkları bombardımanda yaklaşık 26 sivilin ölmüş olabileceğini'' kabul etti.

Askeri yetkililer, ''söz konusu saldırıda çok sıkı olan kurallara uyulmadığını ve bunun da sivil kayıplara yol açmış olabileceğini'' kaydetti.

Konuya ilişkin olarak uzun süreli bir araştırmadan sonra hazırlanan askeri raporda, ''B-1 bombardıman uçağı tarafından yapılan saldırıda 26 sivilin öldüğünün sanıldığını, bu sayının daha fazla olabileceğinin de gözardı edilmediği'' belirtildi.

Afgan yetkililerin bu saldırıyla ilgili açıklamasında 140 kişinin hayatını kaybettiği ifade edilirken, ABD saldırılarındaki sivil ölümler, Kabil ile Washington arasında gerginliğe de yol açmıştı.

AA

http://www.objektifhaber.com/yeni/objhab/default.aspx?id=3O33O194065


2012 De Bir Şey Olmayacak Dünya Cennet Olacak

Bu haberin kaynağı nı bulursam ve sağlam bulursam yayınlayacağım. Masa mıydı nasa mıydı? İnsanlık kanser hücresi gibi olmuş, zaten temizlik olmaz ise ben doğa yasalarından da vazgeçeceğim:))


http://www.orionhaber.com/dünya_frekans_kontrol unitesi/NASA_bolumu/default.aspx?id=21.12.2012

rinda

#19
#9829; Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür. #9829; Amerika'da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor. .#9829; Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.

#9829; 18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
#9829; ABD'de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
#9829; Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
#9829; Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı.
#9829; Amerika'da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.
#9829; Amerika'da satışa sunulan ilk cd, Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür.
#9829; Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
#9829; Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
#9829; Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.
#9829; Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
#9829; Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
#9829; Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
#9829; Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur
#9829; Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokardı.
#9829; Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.
#9829; Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
#9829; Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
#9829; Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
#9829; Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
#9829; Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
#9829; Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
#9829; Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki kadar gelişmiştir.
#9829; Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
#9829; Bir kromozom bir genden daha büyüktür.
#9829; Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
#9829; Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir.
#9829; Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
#9829; Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
#9829; Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
#9829; Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya'nın İshigaki Adası'nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
#9829; Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
#9829; Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.
#9829; Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
#9829; Çocuklar baharda daha fazla buyuyor.
#9829; Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
#9829; Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
#9829; Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur...
#9829; Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
#9829; Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
#9829; Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
#9829; Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.1878 yılının şubat ayında #9829; Connecticut New Haven'da yayımlanmıştı.
#9829; Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
#9829; Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba'dır.
#9829; Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=.
#9829; Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı.
#9829; Eiffel Kulesi'nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
#9829; Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
#9829; En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa'dır.
#9829; En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine uzaklıkları dört km `den daha azdır.
#9829; Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
#9829; Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
#9829; Fareler kusamaz.
#9829; Filler zıplayamayan tek memelidir.
#9829; Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
#9829; Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
#9829; Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır.
#9829; Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez #9829; Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir.
#9829; Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını Benjamin Franklin başlatmıştır.
#9829; Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.
#9829; Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
#9829; Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.
#9829; Hapşırırken Burnu ya da Ağzı Kapamak, Felce Neden Oluyor.
#9829; Havuca rengini karoten verir.
#9829; Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
#9829; Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
#9829; Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.
#9829; Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay'da düello yapmak yasaldır.
#9829; Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta cin'dir.
#9829; Hindistan`da oyun kâğıtları yuvarlaktır.
#9829; Hindistan'daki yıllık doğum sayısı, Avustralya'nın toplam nüfusundan fazladır.
#9829; Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
#9829; İleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.
#9829; İlk çamaşır makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co. Tarafından pazarlandı.
#9829; İnciler sirkede erir.
#9829; İnek sütünün pH değeri 6'dır.
#9829; İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikâyesinde kullanılmak üzere uydurulmuştur.
#9829; İngiltere'deki bütün kuğular kraliçenin malidir.
#9829; İnsan beyninin % 80'i sudur.
#9829; İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg'dır.
#9829; İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak başparmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
#9829; İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
#9829; İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
#9829; İnsanlar beyinlerinin sadece %10'unu kullanırlar.
#9829; İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.
#9829; İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar.
#9829; İnternetin yıllık büyüme yüzdesi 314.000'dir.
#9829; Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.
#9829; Kanada, Kızılderili dilinde "büyük koy" anlamına gelmektedir.
#9829; Kangurular geri geri yürüyemezler.
#9829; Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
#9829; Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kaşı harekete geçirmek gerekiyor.
#9829; Kediler ultrason seslerini duyarlar.
#9829; Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
#9829; Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
#9829; Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.
#9829; Kış aylarında, Moskova'daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
#9829; Kıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayıp ayni harfle biter.
#9829; Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
#9829; Kopeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
#9829; Kutup ayıları solaktır.
#9829; Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
#9829; Marilyn Monroe'nun altı ayak parmağı vardı.
#9829; Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
#9829; Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.
#9829; Mickey Mouse'dan önce en meşhur çizgi film kahramanı Felix The Cat'di.
#9829; Monako'nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.
#9829; Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
#9829; New York bir zamanlar Amsterdam`dı.
#9829; Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.
#9829; Norveç'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
#9829; Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.
#9829; Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tıraş olmak için harcar.
#9829; Ortalama bir insan hayati boyunca iki yılını telefonda konuşarak harcıyor.
#9829; Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.
#9829; Ortalama olarak, Amerika'da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.
#9829; Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.
#9829; Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.
#9829; Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kustur.
#9829; Peru'da hiç umumi tuvalet yoktur.
#9829; Rodin'in unlu 'Düşünen Adam' heykeli aslında İtalyan şair Dante'nin portresidir.
#9829; Rusya'nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.#9829; Rusya'da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
#9829; Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir
#9829; Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
#9829; Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
#9829; Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.
#9829; Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
#9829; Salatalığın yüzde 96'si sudur.
#9829; Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
#9829; Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.
#9829; Sığırların dört tane midesi vardır.
#9829; Sihirli sözcük'Abrakadabra' ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.
#9829; Sineklerin beş gözü vardır.
#9829; Suudi Arabistan'da hiç ırmak yoktur.
#9829; Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
#9829; Tarantulalar iki bucuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.
#9829; Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
#9829; Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.
#9829; Timsahlar renk korudur.
#9829; Tom sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.
#9829; Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
#9829; Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz.
#9829; Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.
#9829; Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
#9829; Venus saat yönünde dönen tek gezegendir.
#9829; Virginia woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.
#9829; Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
#9829; Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
#9829; Yazar Rudyard Kipling sadece siyah mürekkep kullanırdı.
#9829; Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülkedir.
#9829; Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
#9829; Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.
#9829; Yıllara göre ortalama alındığında, her sene eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla.
#9829; Yunuslar bir gözleri açık uyurlar.
#9829; Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
#9829; Zürafalar 35 cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.
#9829; Zürafalar yüzemez. Yüzse bile kesin boğulur
#9829; Zürafaların ses telleri yoktur.

http://www.ilginchaber.com
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

rinda

#20
İlginç bir gelenek..Genç yaşta ölen oğluna gelin aramaya kalkınca ortaya çıkanlar şaşırttı. Ölü gelin pazarı olduğu anlaşıldı..

Çin'de akla zarar bir olay yaşandı. Beş kişi, araba kazasında ölen bir adama 'öbür tarafta' eşlik etmesi için bir 'ölü gelin' bulmaya kalkınca, tutuklandı.

Tuhaf olay, oğlunun ölümüyle sarsılan yaşlı bir adamın, dört kişiye 'öteki hayatta' oğluna eşlik etmesi için bir 'ölü gelin' bulmak üzere yaklaşık 5 bin dolar vermesiyle başladı.

Çin'in Shaanxi bölgesinde gerçekleşen olayda, beş adam, geçen yıl üniversiteye giriş sınavında başarılı olamayınca zehir içerek intihar eden genç bir kıza ait mezarı açıp, kalıntıları çıkardı.

İKİ CESET İÇİN DÜĞÜN TÖRENİ YAPILIYOR

Beş adam olayın anlaşılması üzerine yakalanarak tutuklandı. Çin'in kırsal kesimlerinde yaşayan köylülerin yüzyıllardır süregelen batıl inançları nedeniyle bu tür olaylar yaşanabiliyor. Bekar ölen erkeklere öbür dünyada eşlik etmesi için, yakın zaman önce ölmüş genç kızlar 'ölü gelin' adayı olarak aranıyor. Daha sonra iki ceset için düğün töreni yapılıyor ve gelin, kocasıyla aynı mezara gömülüyor.

DİRİSİ DEĞİL ÖLÜSÜ PARA EDİYOR
İki cesedi evlendirmeye kalktılar

Mao döneminde, batıl inançlardan kaynaklanan bu tür uygulamalar karşı sıkı bir mücadele verilmişti. Ancak bazı kırsal kesimlerde bu gelenekler hala sürdürülüyor. Geçen yıl, genç bir kadını 'ölü gelin' olarak satmak üzere boğarak öldüren bir çete yakalanmıştı. Olay, Tim Burton'un animasyon filmi 'Corpse Bride'ı (Ölü Gelin) anımsattı.
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Tiversonus

#21
"PİŞMİŞ VE YANMIŞ" MEVLANA

[maroon]Beyinlerimiz ufak yaşlardan itibaren öylesine yıkanmışlar, manipüle edilmişler ki, gerçekler bizi artık korkutur hale gelmiştir. İşte Mevlana gerçeği de böyledir.

"Mevlana gibi konuşan" bir çok insan görürürz toplumda ve hatta onu savunmak için de "saldırıya" geçip hırçınlaşırlar bilgisizce. Hani ömrümüzün bir gençlik dönemi, bir de olgunluk dönemi vardır ya ama son durumumuz şu an'dır. Gençliğimizde savunduğumuz görüşleri, felsefeleri, "izm" leri düşünelim ve şimdi onların ne kadar da bizlere uzak olduğunu düşünelim. Brirsi gelse de "bak sen şunu söylemiştin" dese ve o söylediğimiz 20 yaşlarımızın bir kelamı olsa ve biz şimdi o kelimelerden çok uzak olsak ne olacak? Mevlana, hayatının bir döneminde eski bütün yazdıklarını yakar. Fakat şimdi onun yaktığı (bir şekilde diğer kopyaları) eserlere bakarak Mevlana'yı anlamak mümkün müdür?

Yirmili yaşlarda söylediğimiz kelimelere, cümlelere bakarak bu biz miyiz dir?

Sevgi ile anıyorum Mevlana ve Şems'i ve şu alıntıyı koyuyorum ve aslında üzerinde çıkarılacak dersler için de düşünmeye katalizör olsun diye umuyorum:[/maroon]


Yorumsuz Mevlâna şiirleri
Kültür - Sanat  -  23.06.2007 - 15:44

Mevlâna Celaleddin Rumi, doğumunun 800. yılında çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı. Komedyen Yılmaz Erdoğan, Mevlâna Celaleddin Rumi rolüne soyununca kendisi de dahil, çok kişi şaşırmıştır sanırım. Yazılarına, tiyatro eserlerine ve oyunculuğuna bir şey diyemeyeceğimiz Yılmaz Erdoğan, Mevlâna rolüne nasıl uygun görüldü, anlamakta zorluk çekiyorum. Bu zorluğu çekmemdeki neden ise, Mevlâna'nın her hangi bir boyutunun Erdoğan'la uyuşmadığıdır. Bu boyut hem manevi hem de maddi anlamdadır.

Sanatçılar çeşitli yöntemlerle gelir elde ederler. Kendine "şovmen" dedirten hokkabazlar, seyirciye küfür ederek ve küfür ettiği seyirciden alkış alarak vergi rekortmeni olmaktadırlar. Diğer yazılarımda sık sık belirttiğim gibi, Cumhuriyet yönetiminin en büyük kazanımı eğitimli ve kültürlü bir toplum yaratmak olacaktı. Fakat, Mustafa Kemal'in 1938'de erken aramızdan ayrılması ve karşıdevrimcilerin iş başına gelmesiyle bu kazanımı sürdüremedik. 1950'li yıllardan sonra başlayan "paraya tapan insanlar" topluluğu ise, eğitim ve kültürden bihaber bütün bedenimizi sardı. Eğitim ve kültürden habersiz bugünlere gelen toplumumuzun aynasını "Ananı da al git" diye halkına bağıran yöneticiler olurken, "şovmen" denen kişiler de, bu kültürsüz insanlardan yararlanıp büyük servetlere kavuştular. Yaptıkları belden aşağı programlar ve halkla alay etmekti.

Yılmaz Erdoğan bunlardan farklıdır. Onun yapıtları belli bir düzeydedir ve kalitelidir. Bu nedenle Erdoğan'a söyleyecek bir sözümüz yoktur. Ona itirazım Mevlâna rolünü neden kabul ettiğidir. Para içinse, ne gereği vardı. Zaten Erdoğan belli bir serveti hakkıyla elde etmiştir. Şöhret için desek buna hiç ihtiyacı yok. O halde, dinci kesimlere hoş gözükmek için mi? Gerçi, Mevlâna bizim dinci kesimlerin çok ötesindedir, ama, bu dinci kesimler Mevlâna'nın şiirlerini ve özellikle Mesnevi'sini okumadıklarından, Mevlâna'nın yalnızca :

"Gene gel, gene.
Ne olursan ol,
ister kâfir ol, ister ateşe tap, ister puta,
ister yüz kere tövbe etmiş ol,
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni.

Umutsuzluk kapısı değil bu kapı;
nasılsan öyle gel"

Şiiri var sanırlar. Oysa Mesnevi'yi okuduklarında oradaki bugün bile erotizmden çok daha ötelere giden öykülerin olduğunu görürler.

Hz. Mevlâna'nın doğum yeri bugünkü Afganistan'dır. O zaman ki adı Horasan'dır. Doğum yeri ise Belh kentidir. Mevlâna'nın bütün eserleri farsçadır. Türkçe bir tek satır bugüne kadar rastlanmamıştır. Günümüzde, Konya'da her yıl düzenlenen Şeb-i Aruz törenlerinin kaynağı Mevlâna'nın oğlu tarafından düzenlenen anma törenlerinin bir sürecidir.

Hz. Mevlâna kendisinin de söylediği gibi Tebrizli Şems'den sonra "Pişmiş ve yanmış"dır. Ondan önce "Ham"mış. Hz. Mevlâna'nın yaşadığı dönemde değişik arzular, değişik biçimlerde giderilebiliyordu. Bunun en büyük belgeleri Divan Edebiyatında vardır. Dileğen meraklı okurlar, Abdülbaki Gölpınarlı üstadın "Divan Edebiyatı Beyanındadır" adlı kitabını bulup okuyabilirler. Bu kitabı bulamayanlar meraklılar ise, Türkçeye çevrilmiş divan şiirlerini dikkatle okuyabilirler.

Ben de sizlere Hz. Mevlâna'dan şiirler seçtim. Kendimden hiç bir şey katmadım ve zaten katamam. Şiirleri günümüz Türkçesine çeviren A. Kadir'dir.

"Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun, ey cânımın cânı.
Ey, dostların canına can katan,
gül bahçesine böyle bensiz gitme, istemem.

....

Seb benimle beraberken
hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.
İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen
o dünyaya bensiz gitme, istemem."

*

"......
Sen her gece ay değirmisini
başına yastık edince yollarda,
dizime yattığın geceleri, hatırla ama.

Sen ey, Hüsrev'i kendine kul
Şirin gibi bir nice güzeli esir eden
aşkının ateşiyle tıpkı Ferhat gibi benim
ayrılık dağını delmede olduğumu, hatırla ama."

*

"Bu ne güzel koku böyle,
bu ne güzel koku.
Gül bahçesinden yoksa gelen o mu?
Gece mi bu gelen, misk mi bu, amber mi bu?
Bu ne güzel koku
O pazardan tezcecik yoksa o mu geliyor,
yoksa güzelimiz geri mi geliyor ne?"

"Yollara sular dökün,
bahçelere müjdeler edin
bahar kokuları geliyor
o geliyor o
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor."

*

"Güneşim ayım geldi.
Gözüm, kulağım geldi.
Gümüş bedenlim geldi.
Altın madenim geldi.
Başımın şarhoşluğu geldi.
Gözümün nuru geldi.
Başka bir şey dilediysen
işte o başka bir şeyim geldi.

.....

Bir anda aydınlık içinde dünya.
Bir anda dünya sabahlar gibi.
İşte bağırmanın tam zamanı şimdi.
İşte kükremenin tam zamanı geldi.
Benim koca arslanım geldi."

*

"Bugün yüzünde bir başka güzellik var senin
bugün dudağında bir başka tat var,
boyunda bir başka yücelik.
Bugün kırmızı gülün bir başka daldan."

*

"Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
talih kapısı ardına kadar açık,
güneş kucağımızda.

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunuşunda
diyordu aklını başına al.

Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!"

*

"Gene ne oldu sana böyle birdenbire,
neden gene suratın asık?
Yoksa bir başka dost mu buldun kendine?
Gene neden uzattın cefa elini,
neden ayağını bizden çekiverdin?

Ay parçam benim, sevgilim,
kötü şeyler söylemiş düşmanlar sana
Yalancılık etmişler, kandırmışlar seni.
Dün gece içlendim, acındım, bir hal oldum.
Gözüme bir damla uyku girmedi.

...

Bir çıkar yol nasıl bulayım, bilemem ki,
seni gördüğüm günden bu yana
akıl mı kaldı bende,
fikir mi kaldı sanki.

...

Bizim dudaklarımızı emdiğin günden bu yana
aklımda hep senin dudakların, ağzın.
Nerde senden bir söz açan görsem,
hep onun ağzına bakar biterim.
Onda senden bir şey görsem
aklıma kötü şeyler gelir,
sakın bu hırsız falan olmasın drim,
derim, sen bunu nerden buldun,
sen bunu nerden aldın derim."

*

"Ey aşıklar, gelin bakın,
gelin bakın, ey iş erleri.
Gelin de bizi görün işte.
Bakın nasıl yıldızlar gibi ateş kesilmişiz,
ayın yöresinde bütün gece nasıl oynayıp dönmeye koyulmuşuz."

*

"...
Dostlarım, gün bugün
oynayın, raksedin, dönün.
Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
bir bölük halk dalga dalga secdede.
Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
bir bölük halk kanımızı içmede.
İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
işte astım davulumu boynuma."

*

"....
Ey Tebriz'li hak Şems'i
yüzünü göstermeseydin sen
yoksul, çaresiz kalırdı kulun;
ne gönlü olurdu, ne dini."

*

....

Ey Tebrizli Şems,
dinim aşktır benim, senin yüzünü gördüm göreli,
benim dinim senin yüzünle övünür, ey sevgili
Bunu unutma, hatırla ama."

Bu şiirler Mevlâna Celalleddin Rumi tarafından, bir erkek olan Tebrizli Şems'i için yazılmıştır. Ben olduğu gibi yazdım. Umarım bu şiirleri Mevlâna rolüne soyunan Yılmaz Erdoğan seslendirmez.

Tipi "müsaid" değil.




http://blog.milliyet.com.tr/Print.aspx?BlogNo=48149

Tiversonus

Çok hassas bir yeniay

Bugün geç saatler gerçekle?ecek olan yeniay günün çok hassas geli?meler getirece?ini anlat?yor. Yengeç ülkemizin de yükselen burcu oldu?u için bugün milli konular özellikle dikkat çekici olabilir. Duygusal zorlanma, duygusal yaralanma ve hassasiyetler içindeyiz. Pluton ile aç? kuran yeniay derecesi güven içinde eskiye ba?l? kalma arzumuzu vurgularken, gerçekleri de göz ard? edemeyece?iz. Duygusal ili?kilerimizde sert bir z?rh giymek zorunda kalabiliriz.

Ak?am saatlerine kadar ?kizler burcunda kalan Ay, pek çok ikilemin, huzursuzlu?un ve gizli kalan ?eylerin olabilece?ini göstermekte. Yeniay'?n gerçekle?ece?i saat 22:34'e kadar yenilik yapmamak, yeni bir ?eye ba?lang?ç yapmamak en iyisi. Bugün ba?lanan, önemsenen projeler de?i?ik nedenlerle kolayca bozulabilir. Ö?leden sonra saatlerinde sezgilerimize güvenebilece?imiz çok ?ey var. De?i?imden yana olmal?y?z.

http://astroloji.milliyet.com.tr/Astroloji/Default.aspx?aType=MayaDetay&parCATID=148&ARTICLEID=11665&RD=994

Tiversonus

#23
Chavez'den Ahmedinejad'a destek

  Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, ''Dünyanın İran'a saygı göstermesini'' istedi.
Haftalık TV programı ''Alo Başkan''da konuşan Chavez, ''Bazılarının İran devrimini baltalamaya çalıştığını'' söyleyerek, 12 Haziranda ikinci kez başkan seçilen Mahmud Ahmedinejad'a desteğini tekrarladı.

''Ahmedinejad'ın zaferi bütün cephelerde kazanılmış zaferdir'' diyen Chavez, ''İran'ın büyük başkanı Ahmedinejad'a, dini lider Ali Hamaney'e ve İran halkına selam olsun...'' ifadesini kullandı.

''Bütün dünyanın İran'a saygılı olmasını istiyoruz, çünkü bazıları İran'daki devrim kalesinin altına dinamit koymaya çalışıyor'' diyen Venezuela Devlet Başkanı, sözlerinin kimi hedef aldığına açıklık getirmedi.

Chavez, ''Ahmedinejad'a çamur atarak İran devrimi ve hükümetini zayıflatmaya çalışıyorlar, ama adım gibi eminim ki, bunu asla başaramayacaklar...'' dedi.

http://www.sabah.com.tr/Dunya/2009/06/22/chavezden_ahmedinejada_destek

Gülay

#24
İrandaki bu ayaklanmadan kryon un celselerinden birinde bildirdiğini hatırlıyorum, sanırım değişim üzerineydi ve ''2009 yılı irandaki indigoların uyanış yılı olacak, iranı gözleyin'' diye bildirmişti, bence bir kehanet daha gerçekleşti:))))
 

Kardelen65

#25
Sevgili Gülay'in bahsettigi Kron Celsesi:

KRYON On İkinci Kitap: PERDEYI KALDIRMAK
2007'de yayınlandı


"İki şeyi gözleyin. Bunların zamanlamasını size veremem, çünkü bu size ve sizin serbest seçiminize bağlı. Dilerseniz buna kehanet diyebilirsiniz, ama sadece eğer siz sözünü ettiğimiz burada olan potansiyelin enerjisini izlerseniz bu gerçekleşecektir. Bu gezegende politik olan iki şeyi izleyin. (1) Yumuşak devrimler. Bu terimi dilediğiniz şekilde tanımlayabilirsiniz. İki önemli ülkede yumuşak devrimler. Biri Çin. Biri İran. Ve bu devrimler – bütün zorluklara rağmen – bir bilinç değişimini, geri kalanınızda bir barış hizalanmasını tetikleyecek. Bunu gözleyin. Eğer bu yolda kalırsanız bu kaçınılmazdır. [2] Sonra büyük bir şey daha var. Orta Doğu'da, İsrail'de, tam Kudüs'te bir değişim. Bunu gözleyin. Beklenmeyeni. (3) En sonunda, daha önce sözünü ettiğimiz daha genç bir insanı göreceksiniz [İsrail'de].
 
Bu gerçekleşiyor, ama şu anda sizin için saklı olan bir şekilde. Bunu göremeseniz bile benimle kutlayabilir misiniz? Gerçekten meydana gelen şey budur. Bunu haberlerinizde göremezsiniz, ama oradadır.
 
'Perde'nin Ötesi, İllüzyonlar ve Karışıklık'tan alıntı
 
2008'de yayınlandı - Ariane Publications –Kryon ile bir görüşme – Sadece Fransızca.

Kryon'un İran ile ilgili verdiği bilgi...
 
"İran ile ilgili, Sovyetler Birliği ile ilgili olan kötümser bakış açısı kehanetlerinden bir fark yok. Gerçekte, mekanikler benzerdir. Geriye gidersek, Rus insanları düşman değildi, ama diktatörlük liderliği düşmandı. Liderlik dağıldığında, "son savaş" olmadığını fark edebilirsiniz. Bunun içeriden gerçekleştiğini ve Rus insanlarının bunu sona erdirenler olduğunu fark edebilirsiniz. Onlar bilge olanlardı ve bu barış çabasında onlara katılan dünyadaki tüm diğerlerinden gelen ışığı kullanarak, tarihi değiştirme kararını verenlerdi. Savaş yoktu, ölüm yoktu, bombalar yoktu... ve batı şaşkınlık içinde kaldı.
 
İran'ın insanları çok bilgedir. Onların çoğu gençtir... sizin uygarlığınızın ortalama yaşından daha genç. Sizin sahip olduğunuz sayıda yaşlı insanlara sahip değiller, farklı düşünmekteler. Ve tamamen radikal olmak ve kendi Tanrıları için bir tür son savaşta kendilerini buharlaştırmak yerine, çoğu liderlerini nasıl denetime alacaklarını sessizce merak ediyorlar, ama hala imanlarını taşıyorlar. Onların çoğu kendi dinleri içinde onlara bolluk ve daha huzurlu bir hayat getirebilecek bir durumu yaratmayı diliyor. Hata yapmayın. Onlar batı ile müttefik (batıya bağlı) değiller veya olmak üzere değiller. Bu onların arzusu değil. Onlar kendi soylarını ve kendi peygamberlerini seviyorlar. Ama riske girmeye ve onları yıkımın eşiğine getirmeye hazır olduğu görünen yaşlı insanları tarafından idare edilen, emre hazır (harcanabilir) şehitler oldukları fikrini değiştirmeyi diliyorlar.
 
O küçük topraklarda oradaki neredeyse her vatandaşa zenginlik getirecek türde kaynaklara sahipler. Bu nedenle, onların bilgelikleri barış yapıcı ve sanayici bir bilgeliktir. Onların büyük peygamberleri onlara BİRLİĞİ öğretti ve buna rağmen hükümetleri en yüksek seviyede bölünmeyi arıyor... ve gezegenin karmik nesline karşı (Museviler). İran'ın bu vatandaşları liderlerinin budalalığını düşünüyorlar ve yaşamlarını ve ülkelerini kaybedecekleri korkusuna sahipler... ve eğer hiçbir şey yapmazlarsa haklı olabilirler. Böylece işte burada da tekrar serbest seçim var.
 
(Çeviri: Saffet)


 

rinda

#26
Yakın Mesafedeki Gizemli Bir Nesneden Gelen Kozmik Işınlar Keşfedildi

Uluslararası bir araştırma ekibi uzaydan Dünya'yı bombalayan yüksek enerjili elektronların şaşırtıcı fazlalığını keşfetti. Bu kozmik ışınların kaynağı bilinmiyor, ancak güneş sistemine yakın olmalı ve karanlık maddeden yapılmış olabilir. Onların sonuçları Nature dergisinin Kasım 20'inci sayısında bildiriliyor.

Louisiana Eyalet Üniversitesi'nden ortak-yazar John Wefel, "Bu büyük bir keşif, genel galaktik geri plandan fırlayıp gelen hızlandırılmış kozmik ışınların farklı bir kaynağını ilk kez görüyoruz." dedi.



Galaktik kozmik ışınlar, uzak süpernova patlamaları ve diğer şiddetli olaylar tarafından neredeyse ışık hızına hızlandırılan atom – altı parçacıklardır. Bunlar Samanyolu'nda kaynaşır, güneş sistemine tüm yönlerden giren yüksek enerjili parçacıkların hafif sisini oluştururlar. Kozmik ışınlar çoğunlukla protonlardan ve karışımı çeşnilendiren elektron ve fotonların çarpışmasıyla daha ağır atomik çekirdekten oluşur.

En güçlü ve ilginç kozmik ışınları incelemek için, Wefel ve çalışma arkadaşları son sekiz seneyi, Antarktika üzerindeki stratosferde bir seri balon uçurarak geçirdi. Her seferinde taşınan yük, NASA'nın finanse ettiği ATIC olarak isimlendirilen kozmik ışın detektörü idi [ATIC: İleri İnce İyonizasyon Kalorimetre]. Ekip ATIC'in başlıca proton ve iyonlardan oluşan olağan parçacık karışımını saymasını umuyordu, ancak kalorimetre ekstra bir şeyler buldu: bol miktarda yüksek – enerjili elektron.

Wefel bunu otoyolda aile otomobilleri, mini – karavanlar ve kamyonlar arasında araba kullanırken – aniden normal trafikte bir grup Lamborghini'nin dolup taşmasına benzetiyor. Yolda o kadar çok yarış arabası görmeyi ummazsınız – veya kozmik ışınların karışımında o kadar çok yüksek – enerjili elektron ummazsınız". 2000 ve 2003'te beş haftalık balon uçurma sırasında, ATIC 300 – 800 GeV enerji aralığında 70 fazla elektron saydı. ("Fazla" galaktik geriplandan beklenen olağan sayının üzerinde anlamına geliyor.) Yetmiş elektron büyük bir rakam gibi görünmeyebilir, ama otoyoldaki yetmiş Lamborghini gibi, bu önemli bir fazlalıktır.

NASA Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nden ortak – yazar Jim Adams "Bu egzotik elektronların kaynağı göreli olarak güneş sistemine yakın olmalı – bir kiloparsec uzaktan fazla değil" diyor. [Parsec: 3,26 ışık yılı]

Kaynak neden yakında olmalı? Adams açıklıyor: "Yüksek – enerjili elektronlar, galakside uçarken hızla enerji kaybeder. Enerjiyi iki ana şekilde bırakırlar: (1) daha düşük – enerjili fotonlar ile çarpıştıkları zaman; bu ters Compton saçılma denen bir işlemdir. (2) Galaksinin manyetik alanında spirallenerek enerjilerinin bir kısmını yayarlar." Zamanla elektron tüm bir kiloparsec yolculuk eder, artık o kadar 'yüksek enerjili' değildir.

Bu nedenle yüksek – enerjili elektronlar lokaldır. Araştırma ekibinin bazı üyeleri, kaynağın birkaç yüz parsek (parsek: 3,26 ışık yılı) uzaklıktan daha az mesafede olabileceğine inanıyor. Karşılaştırma için, spiral Samanyolu galaksisi diski yaklaşık otuz bin parsek genişliğindedir.

Wefel, "Ne yazık ki, gökyüzünde kaynağı tam olarak saptayamıyoruz" diyor. ATIC gelen parçacıkların yönünü ölçebilmesine rağmen, bu varış açılarını göksel koordinatlara tercüme etmek zordur. Detektör yüksek irtifadaki rüzgarların türbülent vorteksindeki Güney Kutbunda turlayan bir balonun sepetinde idi; bu işaretlemeyi çok zorlaştırır. Daha fazlası, gelen elektronlar kendi yönlerine sahipler, bu hesaplamayı birkaç derece karıştırıyor.

Sağda: ATIC kozmik ışın detektörü, yüksek – irtifalı araştırma balonunun ucuna asılmış, stratosfere yükseliyor.

Bu belirsizlik hayal gücünün dizginlerini salıveriyor. En az egzotik olasılıklar şunları içeriyor, örneğin, yakındaki bir pulsar (titreşen yıldız), bir 'mikrokuasar' veya yıldız – kütleli bir kara delik – hepsi elektronları bu enerjilere hızlandırma yeteneğine sahiptir. Gizlice dolaşan, belirlenmemiş böyle bir kaynağın uzakta olmaması olasıdır. NASA'nın son zamanlarda fırlattığı Fermi Gamma – ışını Uzay Teleskobu, bu nesnelerin bazılarını ortaya çıkarmak için yeterli hassaslıkla gökyüzünü incelemeye henüz başlıyor.

Daha fazla heyecan uyandıran bir olasılık karanlık maddedir.

Ekstra boyutları varsayarak diğer temel kuvvetler ile yerçekimini bağdaştırmayı arayan "Kaluza – Klein teorileri" denen bir fiziksel teori sınıfı vardır. Aşina olduğumuz 3B insan deneyimine ilave olarak, etrafımızdaki uzaya dokunmuş olan sekiz adet boyut daha olabilir. Karanlık maddenin popüler ama kanıtlanmamış bir açıklaması, karanlık madde parçacıklarının ekstra boyutlarda yerleşik olmasıdır. Onların varlığını yerçekimi kuvveti vasıtasıyla hissedebiliriz, ancak başka bir şekilde onları hissedemeyiz.

Karanlık madde fazla kozmik ışınları nasıl üretir? Kaluza – Klein parçacıkları garip özelliğe sahiptir, onlar kendi anti – parçacıklarına sahiptir. İki tanesi çarpıştığında, birbirlerini imha ederler, bu yüksek – enerjili fotonlar ve elektronların püskürtülmesini üretir. Elektronlar saklı boyutlarda kaybolmazlar, gerçek 3 – boyutlu dünyada materyalize olurlar, ATIC bunları "kozmik ışınlar" olarak belirleyebilir.

"Verilerimiz güneş sisteminin yakınlarındaki karanlık madde bulutu veya kümesi ile açklanabilir" diyor Wefel. "Özelde, farzedilen bir Kaluza – Klein parçacoğı vardır, bu 620 GeV2ye yakın kütleye sahiptir, imha olduğunda gözlediğimiz aynı enerji spektrumuna sahip olan elektronlar üretmelidir."

Bu olasılığı test etmek saçma değildir, çünkü karanlık madde, karanlıktır. Ancak gamma – ışınları gibi diğer imha ürünlerini arayarak bulutu bulmak mümkün olabilir. Tekrar, Fermi Uzay Teleskobu kaynağı belirlemenin en iyi şansına sahip olabilir.

"Ne olursa olsun, şaşırtıcı olacak" diyor Adams.

Kaynak: İndigo Dergisi
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

Tiversonus

#27
Her üç evden birinde silah var


Türkiye'de son aylarda birbiri ardına işlenen cinayetler toplumda tedirginlik meydana getiriyor.

Her üç evden birinde silah bulunan Türkiye'de, yılda 4 bin kişi ateşli silahlarla işlenen cinayetlerle hayatını kaybediyor, 13 binden fazla insan da yaralanıyor. Silahlı suça karışanların yüzde 55'inin 28 yaşından küçük olduğu belirlenirken, işlenen cinayetler bireysel silahlanmadaki artışla paralellik gösteriyor. Asayiş olaylarında, 2007'ye kıyasla, 2008 Ocak-Mart döneminde silah kullanımında yüzde 57 artış tespit edildi. Cinayetlerin yüzde 60'ında ateşli silah kullanıldığı, bunların yüzde 15'inin ruhsatlı olduğu belirlendi. Trafikteki 13 milyon araçtan yüzde 8'inde silah bulunuyor ve 10 cinayetten 1'i de trafikte gerçekleşiyor. Bireysel silahlanmayla mücadele veren Umut Vakfı'nın araştırmasına göre ruhsat için başvuranların yüzde 50'den fazlası ilkokul mezunu. Yüzde 24,5'i esnaf, yüzde 14,6'sı ise işçi. Silah sahibi olmak isteyenlerin çoğunluğunu Karadenizliler oluşturuyor. Aynı araştırmaya göre yüz kişiden 30'u silahı, bir tehlikeye karşı 'evde bulunsun' diye, yüzde 30,9'u da iş riski yüzünden satın alıyor. CİHAN

http://www.stargazete.com/guncel/her-uc-evden-birinde-silah-var-haber-196259.htm

Tiversonus

#28
Dünyada ne kadar aç insan var?

Dünyanın gidiş istikameti hakkında bir bilginiz var mı?

Eğer yok diyorsanız, lütfen şu aşağıdaki bilgilere bir bakın.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), dünyadaki aç insan sayısının 1 milyara ulaştığını açıkladı.

Bu rakam, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 17 si civarında.

Bu insanları doyurmak için ne kadar maddi kaynak gerekir?

Kaynak sorununa sonra bakarız. Şimdi Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü (FAO)nün yayınladığı açlık raporuna devam edelim.

FAO tarafından yapılan açıklamada, küresel mali kriz nedeniyle aç insan sayısının 100 milyon daha arttığı ve rekor seviyeye ulaştığı tespit edilmiş.

Aslında bu rekorlara, rekor açısından bakacak olursak iyi de diyebiliriz!

Ne de olsa rekor!

Tıpkı bizim teğet geçen krizimizde, İsizlik ve Sanayi üretiminde her ay rekor üstüne rekor kırdığımız(!) gibi...

Raporun en can alıcı tarafı; yetersiz beslenenlerin büyük kısmının gelişmekte olan ülkelerde yaşadığı, açlık sınırı altındaki en fazla insanın, 642 milyon kişiyle, Asya Pasifik bölgesinde olduğu. Sahra altı Afrika'sında da 265 milyon kişinin açlık sınırının altında yaşadığı belirtiliyor.

FAO yetkilileri, dünyada bu kadar fazla açlık çeken insan olunca, dünya barışı açısından bir tehdit oluşturduğunu vurguluyorlar.

Dünyada bu kadar aç insan yaşarken, 2008 yılında askeri harcamalar için ne kadar para harcandığını biliyor musunuz?

Evet, 2008 yılında dünya genelindeki askeri harcamalar 1.5 trilyon Dolar. Bu harcamaların son 10 yılda yüzde 45 artış gösteridiğini de biliyor muydunuz? Tabi bu yeni bir rekor anlamına da geliyor.

Yani sizin anlayacağınız dünyada rekorlar alt üst!

Durun daha bitmedi. Dünyada bu kadar aç insan yaşarken, 2008 yılında insanlar bakımlı ve güzel görünmek için ne kadar harcama yaptılar dersiniz?

Evet, 2008 yılında güzellik için kozmetiğe harcanan para, dünya genelinde 200 milyar dolarla ifade ediliyor.

Tabi böyle bir harcamadan ülkemizde nasibini almalı değil mi?

Kozmetik için ülkemizde harcanan para miktarı 1, 5-2 milyar dolar!

Bu rakamlar, ülkemizde faaliyet gösteren birçok büyük şirketin cirosundan çok daha fazla.

Son bir örnek daha;

Dünyada bu kadar aç insan yatağa girerken, Golf Turizmine harcanan miktar ne kadar dersiniz?

Sizi daha fazla bekletmeye gerek yok.

2008 yılında Golf Turizm'i için harcanan para 12 milyar Dolar.

Daha fazla söze gerek var mı?

Bir yanda avladığı sinek tüm dünya tarafından izlenen Amerikan Başkanı Barck Obama, öbür yanda sineği öldürdü diye ona karşı çıkan Hayvan Hakları savunucuları!

Ya bu 1 milyar aç insanın hakkı?

http://blog.milliyet.com.tr/Print.aspx?BlogNo=187133


Yorum: "Gerçek ihtiyacımız" nedir? Evet, insan olarak gerçek ihtiyacımızın "ne" olduğunu sorgulamak gerekiyor, elbette hijyen önemli, şu saçma sapan harcama kalemlerine, silahlara harcanan kaynaklara bakınca ve Dünya (Home)'ın durumunu da görünce evet insanoğlu tam bir pislik "gibi" davranıyor, tam bir pislik veya "kanser" gibi!!! Gerçeğimiz bu. Tesbiti doğru yapabilir isek, sorumluluğu kabul edebilir isek; derslerimizi alabiliriz. Her şey dengesini bulacaktır, yarattığımız realite bizim.

Pınar

#29


Rusya FSB Pop Ikonu Michael Jackson'a suikast yapildigini bildiriyor
 
26 Haziran 2009
 
Sorcha Faal
 
FSB kaynaklari, Amerikan pop ikonu Michael Jackson'un ABD Merkezi Istihbarat Teskilatinin suikasti ile öldürüldügünü bildiriyor. Rus Ordusunun Kosmos 2450 uydusunun aktardigi verilerin incelenmesinden sonra, müzik yildizinin ölümünden hemen önce ABD'nin pop yildizinin evinin "tam koordinatlari"na EMR silahlari modelinde elektromanyetik titresim gönderdigi bildiriliyor. ABD bunu eski Sovyetler Birliginden ele geçirmisti.
 
Eski Sovyetler Birligi arastirmasina dayanan, bu tür suikastlerde kullanilan ABD Askeri – Sanayi Kompleksi tarafindan mükemmellestirilen teknoloji türüne dair, 'Insan Haklari Suistimaline Karsi Vatandaslar'in baskani Cheryl Welsh'in 2001'de yazdigi "Elektromanyetik Radyasyon (EMR) Silahlari: Atom Bombasi Kadar Güçlü" raporunda sunlari okuyabiliriz: [http://www.mindjustice.org/emr13.htm]
 
"Yakin zamanda gizliligi kaldirilmis ABD Savunma Istihbarat Teskilati raporu sunlari söylüyor; mikrodalgalar ile ilgili kapsamli Sovyet arastirmasi insanin zihninin karismasina, sinir rahatsizliklarina, hatta kalp krizlerine neden olan yöntemlere yolu açabilir... Arastirmanin bir kopyasi istegi üzerine Associated Press'e verildi. Pentagon ajansi, ulusal güvenlik zemininde gizli oldugunu söyleyerek arastirmanin bazi bölümlerini yayinlamayi reddetti."
 
Daha da önemlisi, Bayan Welsh'in raporu 2001'de yayinlandigindan bu yana, ABD, Aktif Yadsima Sistemi (ADS) adini verdikleri bu sinsi teknolojiyi mükemmellestirmeye devam ediyor. 2005'te New Scientist'in "ABD Ordusu yeni öldürücü – olmayan silahi ariyor: phaser'in prototipi mi?" baslikli raporunda sunlar yaziyor: [http://techrepublic.com.com/5208-6230-0.html?forumID=8&threadID=169615&start=0]
 
"ABD Ordusu 2 kilometre uzaktan dayanilmaz agri nöbeti gönderen bir silahin gelistirilmesini finanse ediyor. Bu silahin isyancilara karsi kullanilmasi düsünülüyor, kurbanlari zararsiz birakmasi amaçlaniyor. Ama agri arastirmacilari, agriyi kontrol etme amaçli çalismanin bir silah gelistirmek için kullanilmasina çok kizginlar. Ve teknolojinin iskence için kullanilmasindan korkuyorlar."
 
Bu silahlarin "son" kullanilmasiyla ilgili, sunlari okuyabiliriz:
 
"Ocak 2007'de, ileri sistemler ve kavramlar için savunma bakan yardimci müsaviri Theodore Barna Reuters'e sunlari söyledi, "Servislerin bunu alet takimlarina eklemelerini umuyoruz. Ve bu 2010'un baslarina kadar gerçeklesebilir."
 
Görünüse göre ordu tüm testlerden sonra ADS den hala emin degil. Hava Kuvvetleri Sekreteri Michael Wynne, "agri isinini" Irak'ta kullanmadan önce ABD'deki kalabaliklara kullanmasi gerektigini öne sürdügü zaman, sorunun aydinlanmasina yardimci olmadi. Öldürücü olmadigina inansalar bile Amerikalilarin bu tür silahlarin kendilerinde denenmeleri ile ilgili iyi hissedeceklerini hayal etmek zor olurdu.
 
Wagner silah için yeni bir lakap öne sürdü; "ölüm isini", çünkü memelilerin mikrodalgalara maruz kalmalarinin, onlarin patlamalarina neden oldugu iyi bilinmektedir.
 
Bu rapora göre, CIA'nin Michael Jackson'a suikast düzenlemesinin nedeni, Jackson'un geçen Kasim'da Londra'da Bahreyn kralinin oglu Seyh Abdullah bin Hamad al-Khalifa ile imzaladigi anlasma. Buna göre, Seyh'in Jackson'a verdigi milyonlarca dolarin karsiligi olarak biletlerinin tümünün satildigi Ingiltere'deki konserlerinin Dünya'yi yakinda gerçeklesecek olan kitlesel soykirim olayi ile ilgili bir uyari "platformu" olmasina izin vermisti.
 
Hem Michael Jackson hem de Seyh Abdullah bin Hamad al-Khalifa, dünyayi insanlik tarihindeki en büyük suçun devam etmekte oldugu ile ilgili uyaran korkusuz Avusturyali arastirmaci gazeteci Jane Burgermeister'in uzun süreli destekleyicileri oldular.
 
"Jane Burgermeister biyoterörizm ve kitlesel cinayetler isleme tesebbüsleri ile ilgili Dünya Saglik Organizasyonu (WHO), Birlesmis Milletler (UN) ve birkaç üst düzey hükümet ve tüzel yetkililere karsi iddianameler hazirladi. Ayrica Amerika'da kayda geçirilen asi yapma zorlamasina karsi mahkeme emri hazirladi. Bu eylemler onun, bunun salgin hastaliklara neden olmak ve bu hastaliklardan kar saglamak için maksatli yapilmis olan bir hareket oldugunu ileri sürerek, kirletilmis kus gribi asisi üreten Avusturya'nin Baxter AG ve Avir Gren Hills Biyoteknolojisine karsi Nisan'da açtigi suçlama davasini izliyor.
 
Burgermeister suçlamalarinda, Merkez Bankasi, WHO, UN ve NATO'yu kontrol eden uluslar arasi bankerlerin talimati altindaki ABD'de isleyen bir grup tarafindan ABD yasasini ihlal eden biyoterörizm hareketlerinin kanitini sunuyor. Bu biyoterörizm, ölüme neden olma niyetiyle genetik olarak düzenlenmis grip virüsü kullanilmasiyla ABD nüfusuna karsi kitlesel bir soykirim gerçeklestirme amaci içindir. Bu grup ABD'deki yüksek hükümet devlet dairelerini ilhak etti (istila etti).
 
Spesifik olarak, davalilar ABD Baskani Barack Obama, UN Grip Sistem Koordinatörü David Nabarro, WHO'nun Genel Direktörü Margaret Chan, Saglik ve Insan Hizmetleri Depatmani Sekreteri Kathleen Sibelius, Homeland Security Departmani Sekreteri Janet Napolitano, banker David de Rotschild, banker David Rockefeller, banker George Soros, banker Werner Faymann, Avusturya Basbakani ve Avusturya Saglik Bakani ve birçok digerlerinin, finansal ve politik kazanç için ABD ve diger ülkelerin nüfusunu ortadan kaldirmak için biyolojik silahlar gelistiren, üreten, stoklayan ve kullanan bu uluslar arasi ortak suç birliginin parçasi olduklarinin kaniti sunuluyor.
 
Suçlamalar, bu davalilarin Baxter ve Novartis ilaç sirketlerini içeren gizli uluslar arasi biyosilahlar programinin yürürlüge konulmasinin son asamasina katilmak, planlamak ve fon saglamak için gizli ittifak olusturduklarini ileri sürüyor. Bunu, biyomühendislikle ve sonra ABD nüfusunun ölümüne ve zarar görmesine neden olacak toksik biyolojik etkenleri uygulama araçlari olacak olan zorla kitlesel asilama programini gerçeklestirmek üzere bir bahaneye sahip olmak için öldürücü biyolojik etkenleri, özellikle "kus gribi" virüsü ve "domuz gribi virüsü"nü salivererek yaptilar. Bu eylem Biyolojik Silahlar Anti – terörizm Yasasinin direkt ihlalidir".
 
Michael Jackson'un öldürüldügü gün, ABD Hastalik Kontrol ve Önleme Merkezlerinin matematik modellerinin 1 milyondan fazla Amerikalinin domuz gribine yakalandigini gösterdigini ve Dünyada 58,000 onaylanmis vaka (yarisi ABD'de) oldugunu bildirmesini not etmek ilginç..
Michael Jackson'un insanlik için gerçek sevgisi ondan asla alinamaz ve bu, onun 'Biz Dünyayiz' sarkisinda çok iyi ifade ediliyor:
 
Dünyayi iyilestir
Senin için, benim için ve tüm insan irki için
Daha iyi bir yer yap
Ölmekte olan insanlar var
Eger yasam için yeterince kaygilanirsan
Senin ve benim için daha iyi bir yer yaparsin.
 
© Haziran 26, 2009 EU and US all rights reserved
http://www.whatdoesitmean.com/index1244.htm
 
www.kosulsuz-sevgi.com
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)