Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#1200
Teşekkürler Bozadi :) Bana ne güzel yardımcı oluyorsunuz, çok mutlu oluyorum :) Sizleri seviyorum :)
 

bozadi

#1201
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Teşekkürler Bozadi :) Bana ne güzel yardımcı oluyorsunuz, çok mutlu oluyorum :) Sizleri seviyorum :)
:)

Tgur

#1202
PAVLUS YORUMU

Alemtaç zihninde oluşan İsa Sezar değil miydi sorusuna dostumuz Bozadi çok sade ve zihni çok karıştırmayan alıntılarla izah etmiş,çok güzel olmuş,

İlave etmek istediğim tahminen senin bu soruyu sormana sebep verdiğim celse bölümlerindeki Aziz Pavlus hakkındaki İsa ile anılma karmaşası,

Fazla uzatmadan kısaca Pavlus yahudiydi ve Roma baskıcılarına karşı Sezardan esinlenip gelen bilgilerle uğraşıp yeni bir anlayışı yani Sezarın karakteri ve davranış sözleri ile  yükselmiş ve yahudi inancına uymayan özelliği kendi gördüğü rüya ve vizyonlarla karıştırıp ve sonuçta bu çıkardıklarının kendi muhayyilesine ait olduğunu anlayan fakat vaz geçmeyen bir tavırla İsa, İncil ve Hristiyan dinini çıkaranlardan olmuştur,

Konuyu daha derin anlatmak üzere aşağıdaki alıntı parçalarını sunuyorum  ,bu sorular ve arayışlar iyi oluyor  zira bizim de bilgilerde bu arayışlarla genişleme ihtiyacımız var, sevgiler..

********
"ve diğer taraftan biliyorlar ki eğer insanların farklı ruhlarla ilişkisine dair tek bir olay kabul edilirse, havadaki kaleleri (deizm, ateizm, materyalizm) çökecektir. Bu nedenle, bu silahın ellerimizden alınmasına razı olmamalıyız. Gerçekten de, onların boş düşüncelerini rahatça çürüten çok sayıda başka argümanlar da var.
Ama bir tanesi yüzünden bile yuhalanmamız gerekmez; ne akıl ne de din bunu gerektirir. Tüm bu olay anlatımlarına yönelik başlıca itirazlardan biri, "Siz hiç kendiniz bir hayalet gördünüz mü?" sorusudur. Hayır, görmedim ve hiçbir cinayet de görmedim; ama böyle bir şey olduğuna inanıyorum. İtiraz edilemez tanıklıklar beni her ikisine de tamamen ikna ediyor."
(L) Materyalizmin bir kısmı bununla ilgili, yani insanları diğer dünyaya dair bilgi ve farkındalıktan mahrum bırakmak: bizi çevreleyen zekalar, ruhlar,  atalar,  4.  yoğunluk  varlıkları,  astrallar,  elementaller  vs.  Havari  Pavlus'un  deyişiyle  büyük  bir  tanıklar bulutu. Hayatın meydana gelmesine yardımcı olan büyük zekalar, K'ların söylediği gibi, Gezici Yolcular! Bunun gerçekliğinin inkar edilmesi yüzünden dünyanın ne hale geldiğini tüm çevremizde görüyoruz. İnsanlık kendi kendine kurduğu tuzak yüzünden "geçmişteki bir hayal" haline gelebilir. K'lar sağı ve soluyla gerçekliğe yakından ve dikkatle bakmamızı söylediklerinde, sadece 3Y gerçekliğini kastetmiyorlar! "
********
(L) Bu Havari Pavlus'un söylediği şey: İnanç görünmeyen şeylere güvendir ve yaratılmış olanı, yani GÖRÜLEBİLEN şeyleri gözlemleyerek Tanrıyla ilgili herşeyi BİLEBİLECEĞİMİZİ de söylüyor. Bunlar ışığı şekere, suya ve oksijene dönüştüren makineler. Bir I-phone pikselinin kapladığı alana 15 MİLYON tanesini sığdırabiliyorsun!! [kahkahalar]
(Andromeda) Çılgınca!
(L) Bu... Bu en muhteşem mühendislik...
(Joe) Bunu kabul etmemek aptallık. İnsanların teknolojik gelişimle ilgili bilinçli deneyimleri tam da böyle oldu: Herşeyi giderek daha küçük ölçekte tasarlayabilmek. Aynı şeyi doğada görüyorsan, bunun tasarlanmış birşey olduğunu nasıl anlamazsın? Ben bunu tasarladıysam öbürünü tasarlayacak zeka da bir başkasının zihninde neden olamasın? Bir mikroçip yapmak epeyce mühendislik, düşünce ve tasarım gerektiriyor. Sonra vücuda bakıyorsun ve çok daha karmaşık şeyler görüyorsun ve "Hayır! Bu tesadüf eseri olamaz!" diyorsun. Mikroçip tesadüf eseri mi oluştu? Hatta tesadüf eseri oluştuğunu neden düşünesin?
(Ark) Bugün bisiklet sürerken birşey oldu. Önümde bir kelebek var. Bisiklet sürüyorum ve kelebek önümde uçuyor. Bunu yapmak onun için muhtemelen eğlenceli. Yol var ve bu uçan kelebek var. Ve ikimiz de rüzgara karşı gidiyoruz. Sonra yapay zekalı Boeing'lerin arızalanıp düşmesi aklıma geldi. Hiç arızalanıp düşen bir kelebek görmedim! [kahkahalar] Üstelik rüzgara karşı uçuyor! Kelebeğin içinde ÇOK GELİŞMİŞ bir yazılım var... Kelebek bilinçli olarak hiçbir şey hesaplamıyor ama bunu yapan birşey var! Neredeyse hiçbir gücü olmadığı halde rüzgara karşı nasıl uçabilir?
(L) Ve o minik kelebeğin minik bir beyni var... çok küçük!
(Ark) Bilmek istediğim şey şu: Bu kadar güçlü ve bu kadar evrensel olan bu yazılım nerede?! Arıza yapmıyor! Onun kaynağı ne? Genlerde mi? Yoksa kelebek doğduktan sonra bu yazılımı bir yerden mi yüklüyor? Nereden? (Pierre) Bilgi alanı [patentli Pierre Bilgi Alanı Hareketini yapıyor].
(L) Bilgi alanı. Öyleyse, sorun şu: Kelebeğin yazılımı nereden geliyor?
(Ark) Evet.
C: Pierre'in dediği gibi, proteinlerin anteni yoluyla tam ve serbestçe verilen/alınan bilgi.

*******
S: (L) Pavlus hakkında okuduğum son kitap Pavlus'un vizyonlarında veya İsa'yla olan sohbetlerinde veya belki sizin deyişinizle kanallamalarında ne gördüğünü veya algıladığını açıklıyor temel olarak. Bizim bu bağlantı yoluyla aldığımız bilgilere çok benziyor. Bu yazar erdemliliği günahların bağışlanması olarak yorumluyor. Günahların bağışlanması/erdemlilik konusunu sormak istiyorum. Pavlus ne demek istedi bu konuda?
C: Sizin ve başkalarının "arınma" veya Gurdjieff'in tanımıyla vicdanın "açılması" olarak deneyimlediğiniz şeye çok benziyor.
S: (L) Diğer bir deyişle, bu "kurtarılma" veya "erdemli kılınma" veya günahlarının bağışlanması meselesi veya her neyse, ille de bir anda olması gereken bir şey değil, doğru mu?
C: Kesinlikle. Ama nadir bazı durumlarda öyle de olabilir.
S: (L) Ama bu çoğu insan için Jeanne De Salzmann'ın İlk İnisiyasyon'da tanımladığı şey gibi olacaktır daha ziyade. Önce kendini, yalanlarını, kendini nasıl sahte kişiliğinle özdeşleştirdiğini görebileceğin ve fiziksel benliğini değil de Pavlus'un deyişiyle "ruhsal benliğini" geliştirebileceğin bir noktaya ulaşman gerekiyor. Pavlus'un dediğine göre fiziksel beden Tanrının Krallığını alamıyor. Kastettiği şey ille de ölmen gerektiği değil, içsel benliğin, farkındalığın, vicdanın, ruhsal benliğin farkına varılması, sonra geliştirilip somutlaştırılması gerektiği, aşağı yukarı. "Kurtarılmak"tan kasıt bu, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Pavlus'un söylediği şey büyük ölçüde bu çünkü bir anda gerçekleşen bir şey olarak tanımlamıyor bunu. Korkarak ve titreyerek kendi kurtuluşunu sağlaman gerektiğini söylüyor. Yani çalışma ve zaman gerektiren bir şey. Ama bugünkü şekliyle Hristiyanlık bunu öylesine çarpıtmış ki, neredeyse "tüm yapmam gereken sunağa gelip inandığını söylemek" diyor; o kadar. Ama işin gerçeği bu değil.
C: Kötü niyetli bir şekilde metinler üzerinde epeyce oynama yapıldığını ve kafa karışıklığı meydana getirildiğini göz önünde bulundurun.
S: (L) Kötü niyetli derken.... Güce ve kontrole sahip olmaya çalışan kişileri mi kastediyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Anladığım kadarıyla Markos'un Kitabı, Pavlus'un Mesihinden bazı unsurların Galileli Yahuda'ya giydirilmesini kapsıyor ve Galileli Yahuda'nın devrimci karakteri veya herneyse tamamen çıkarılmış.
C: Evet.
S: (L) Yani bir Yahudi Mesih vardı, bir de Pavlus'un Mesihi vardı. Bunlar birleştirilerek Nasıralı İsa yaratıldı; sandaletlerle dolaşıp mucizler yaratan hippi. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Başka soru?
S: (Joe) Pavlus'un Mesihi kimdi?
C: Sezar!
S: (Joe) Pavlus bunu biliyor muydu?
C: Evet.



bozadi

#1203
Tgur bu alıntıları yapman benim için iyi oldu çünkü son alıntıda Pavlus'un Mesihi (Sezar) ile Yahudi Mesih "Galileli Yahuda" hakkında söylenenler tamamen aklımdan çıkmış.

Alemtac

#1204
tekrar tekrar teşekkür ederim sizlere :)

Dikkatimi çeken başka bir mevzu:

 "İnsan ruhları, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildi".

Filmlerde seyrettiğimiz meğerse bizmişiz :))
-"Mahalledeki bazı insanlar kaybolmaya başlar sonra da geri dönerler. Ama döndüklerinde eskisi gibi davranmazlar. Ruhsuz ve duygusuzdurlar".
-"uzaydan meteor sonucu gelen ve insan bedenine yerleşen bir uzaylı istilasını: İnsan bedenini ele geçiren uzaylı lideri, sülükleri ile bütün kasabayı uzaylı yapmaya çalışıyor".

Trailer larını buldum fakat paylaşmak istemedim; hiç olumlu değil




 

bozadi

#1205
 :o

Alemtac

#1206
Hristiyan değilim ne de musevi, ne müslüman ne de hindu, Budist, sufi ne de zen. Hiç bir dine ait değilim.

Hiç bir din ya da kültür düzenine ait değilim.

Ne doğu, ne batıdan geldim, ne deniz, ne de yerden çıktım.
Ne tabii, ne havai, ne de çeşitli maddelerden oluştum.

Ben yokum.
Ne bu dünyada varım, ne de öteki dünyada.
Ne Ademden, ne Havvadan, ne de başka bir başlangıc masalından çıktım.

Yerim yersiz, izim izsiz.
Ne vücut ne de ruhum.

Sevgiliye aitim.
İki dünyayı bir gördüm,
Bir onu çağırdım, bir onu bildim.

Önce, sonda, dışta, içte,
Sadece o,
nefes alan,
Ve nefes veren
İnsanım.

Mevlana
 

bozadi

#1207
Mevlana, Yunus Emre, Arabi...

En büyük tasavvufçuların söz birliği etmişçesine "İslam" da hariç olmamak üzere "din ideolojisinin" dışında olduklarını vurgulamaları çok ilginç gerçekten.


Alıntı Yap

Ariflerin dini olmaz! (Muhiyyiddin İbn Arabi)


Din ü millet sorar isen,
Aşıklara din ne hacet.
Aşık kişi harap olur,
Işık bilmez din, diyanet

Yunus Emre



Alemtac

#1208
Ne bu dünya nede öteki dünyadanım, bunun üzerine bir başka vizyonumu hatırladım...bu arada bu vizyonlarımı meditasyonlarda görüyorum, başka başka zamanlarda değil :)

Yaşayan insanlarla aramızda cam gibi ama geçirgen bir madde var, ben ve yanımdaki ailem görebiliyoruz, seyredebiliyoruz ancak sesimizi duyuramıyoruz. Bir zamanlar beraber olduğumuz, özlediğimiz insanlarla hasretimizi böyle gideriyoruz. (Aramızdaki bölmeye cam diyeceğim bundan böyle). Camın diğer tarafındakiler ise bizden habersizler. Bize göre zaman durmuş, camın öbür tarafında ise film gibi akıyor. Zamanla etrafımdaki kalabalık azaldı, sıkıldılar diye düşünüyorum.

Bazen düşünürüm, acaba camın öbür tarafındakiler/yaşayan dediğimiz bizleri böyle izliyorlar mı gerçekten? Hangi taraf rüya/vizyon, camın bu tarafımı öte taraf mı?
 

Alemtac

#1209
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


Mevlana, Yunus Emre, Arabi...

En büyük tasavvufçuların söz birliği etmişçesine "İslam" da hariç olmamak üzere "din ideolojisinin" dışında olduklarını vurgulamaları çok ilginç gerçekten.


Alıntı Yap

Ariflerin dini olmaz! (Muhiyyiddin İbn Arabi)


Din ü millet sorar isen,
Aşıklara din ne hacet.
Aşık kişi harap olur,
Işık bilmez din, diyanet

Yunus Emre




Evet aynen, Yunus Emrenin bu şiirini bilmiyordum.. hele birde mezhep ayrımcılığı varki iyice beter bir durum...Hanifilik. Şiilik vs gider böyle, vikipedi diyor ki:
"Sünniler günümüzde inanç açısından Maturidilik ve Eşarilik, fıkhi açıdan da Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbelî ve bazen ise Caferi mezheplerine bağlıdırlar. Bu dört mezhepten ilki olan Hanefi mezhebi itikad olarak Maturidiliğe diğer üç mezhep ise Eşariliğe bağlıdırlar."
 

 

fidelista

#1210
Alıntı YapAriflerin dini olmaz! (Muhiyyiddin İbn Arabi)


Din ü millet sorar isen,
Aşıklara din ne hacet.
Aşık kişi harap olur,
Işık bilmez din, diyanet

Yunus Emre




Belli bir noktaya gelince (dindar kişi için ) tasavvufta filan aşk boyutuna gelince şeriati dinin ötesine geçiyorsun,şeriati dinin cahil insanları tımarlamak için olduğunu görüyorsun ,hepsinin ötesindeki birlik,aşk boyutunda din olamaz çok doğru bunu algılayabiliyoruz.

Alemtac

#1211
Amaç "İnsan-ı Kamil" olmaksa, tek olana varmaksa gittiğin/ seçtiğin yolların ne önemi var?
 

fidelista

#1212
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Amaç "İnsan-ı Kamil" olmaksa, tek olana varmaksa gittiğin/ seçtiğin yolların ne önemi var?

Bütün yollar Roma'ya çıkıyor ama kolay ya da zor yollar olabilir sonuç değişmiyor evet.

sybleman

#1213
Ya ne güzel tasavvuf muhabbeti varmış kaçırmışım :) Elinize sağlık hepinizin.

Tasavvuf benim için de tam olarak bu. Nasıl katman katman yazmışlar o şiirleri. İşte o açılmamış zihinler okuyup 1. katmanı alır, sonraki diğer katmanı, bir diğeri diğer katmanı. Şifreli yazmışlar resmen, kelimelerle oynamışlar. O devirde yine de cesaret diyorum. Şimdiki gibi hakikat bilgisini bağıra çağıra söyleyemiyorlardı sonuçta.

Mezhep bilgisiyle korkutmayla terbiye yöntemine karşılık, sevgiyle, aşkla, merhametle özünü bulmak. Ne ararsan kendinde aramak. Bilmiyorum, tasavvufun yeri bende ayrı.

Alemtac

#1214
Bulunduğumuz yoğunlukta Yaratıcı/Allah/ O' nu idrak edebilecek seviyede değiliz ve bildiğimiz ögelere dayanarak şahsileştiririz. Cezalandırmak, kıskanmak aklıma ilk gelenler. Allah'ı da bizler gibi kızan sinirlenen biyolojik bir varlık yerine koyuyoruz çoğumuz...Çocukluğumda Allah baba olan, şimdilerde benim için karanlık madde oldu mesela.. Peygamberler muhakkak bir biliş yakalamışlar ve bildikleri kadar aktarabilmişler ve üstüne üstlük aktardıkları insanların anlayışlarıda ilave olunca insanın kendi aklından çıkan bir düşünce olmuştur dinler. Onun için akla mantığa sığmayan satırlar vardır çoğu dinde ve onun için herbir din bir diğerinin aşağı yukarı benzeridir.

Yazdıklarımı yeniden okuyuca bu satırları da ilave etmek gereği duyudm: peygamberleri belirleyen/seçende biziz.