Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#240
Sevgili Alemtac, belki de, her iki durum olacak; yani bilinçlerini, birliğe odaklayaıp, dengelenenler için harika bir geçiş ve bunu yapamayıp düşük frekansta demirleyenler içinse bir kıyamet. Elbette, sınav bozucu ve özgür irade yasası gereği hiç bir şeyin tam vaktinde olmayacağıcır. Bu da akıl yürütmem. İşin garip yanı, gezegenin, kendi mekansal olarak "4. yoğunluk gezegeni" olacağı, işte kalkan bir uçak gibi düşünün, uçağı kaçıranlar için başka bir deneyim, uçağa binenler için başka bir deneyim.

Bu yoruma şurdan geliyorum; bilinçlerini değiştirmeyenler olabileceği ve düşük frekansta tutanların olabileceği gibi; bilinçlerini yüksek tutup, birlik ve sevgiye demirleyenlerin de aynı anda bulunmaları olasılığının yüksek olması...

Burada kritik olay, gezegenin kendi bilincinin (insanlar hariç) yaşadığı değişimleri takip etmekte. Yani bu işaretler dikkatli takip edilir ise bazı varsayımsal olasılıklar tahmin edilebilir, insan bilinçlerinden ayrı olarak.

Elbette, işaretler var ve tıpkı Nuh'un durumundayız, yani belirsizlikte var, ama işaretler illaki var:))

Ve akıl yürütmekten ve işaretleri okumaktan başka bir değeri yok bütün bu söylediklerimin...

Alemtac

#241
Bilgi bizlere tek bir yerden, kaynaktan geliyor. Onun için dünyanın 4. yoğunluk gezegeni olacağı inancındayım. Geçişin tek bir seferde tamamlanamıyacağınıda hissediyorum. Yani 4,45 le sınıfta kalmak, 4,5 tan 5 alamamak gibi bir şey olmamalı :)) geride kalan kimse olmaz umuyorum.

Hep yazmayı düşündüğüm ve nedense yapmadığım birşeyi siz yaptınız Sevgili Tiversonus :) renkler ve notaların devamında... Çakralar, renkleri ve notaları ile ilgili yazınızdan bahsediyorum, kaynaktan gelen bilginin bir örneğide bu :))

Dersle ilgilenmeyen bir öğrenci, istesede istemesede anlatılanlardan nasıl birtakım bilgileri depolarsa, işaretler içinde diyorum ki, ne kadar farketmesediğimizi söylesekte bilinçaltımızda onları kaydediyoruz. Bazıları öylesine gözümüze sokuluyor ki, işte ekin çemberleri...ve önceki bilgilerle birleştirince karşımıza çıkan cevaplar.
 

Tiversonus

#242
İşte olay bu:)) Şu: Günümün 15-18 saatini geçirdiğim kardeşlerimi çağırsam şimdi yanıma ve "ekin çemberi" desem, sanıyorum ki; en az bir kaç defa da ismini bana söyletirler, bildiklerini hiç sanmıyorum:)) Ama bilgisayarımın anasayfa resmi olarak çokça kullandığım halde:)) İşte özgür irade yasası gereği bir talep yok ve/veya vermeye çalıştığımda ise dengesizleşiyorlar...

Alemtac

#243
Pazartesi gecesi İstanbul'a yola çıktık. Benim reiki masterım olan can dostum Neval'le birlikte, orada Nefes adlı bir kuruluşta ekolojik beslenme ile ilgili seminer varaceği için. Aslında regrasyonda yapılacaktı ama Sirius derneği bizi kabul etmedi. Aslında gidiş amacım başta bu olaya katılmaktı fakat olmayınca yinede gitmek istedim, benim orada yapacağım birşey yoktu ama gitmek istedim yinede.

Yolda 2012 ve sonrası, insanların farkındalığı, bunun için neler yaptığımızı, reiki masterları ve yaptıkları/yapmadıkları üzerine konuşmalarımız saat 2:30 a kadar sürdü ve Neval'cim ertesi gün verecek olduğu seminer için dinç olmak üzere uykuya daldı. Ben ne zaman uykuya dalacak olsam nefesimin kesildiği hissiyle uyandım ve diyagramdan nefes alarak kendimi rahatlatarak az da olsa uyuyabildim.

Gece yola çıkmadan önce Sevgili Gülay'ı da aramıştım, yarın sabah İstanbul'da olacağımızı haber vermek için, hemen program yaptı ve sabah Ortaköy'de deniz kenarında kahvaltımızı yaptıktan sonra sağda solda gezinirken de bizi aradı :) Facebook tan resimlerini bildiğimden hemen tanıdım :) Uzun yıllardır tanıyordum zaten Gülay'ı, yazdıklarından nasıl hissettiysem kişiliğini; hiçbir fark yoktu, bu kadar olduğu gibi, bu kadar kendi gibi, yapmacıksız, sevgi dolu Gülay :)) Neval ve Gülay'ın tanışmaları, bilgi paylaşımları adeta bir sihir gibi geldi bana. Dün gece yolda ne konuştuysak Gülay sanki bizi dinlemiş gibi aynı konular üzerine aynı sözlerle bizle konuşuyordu. Neval'in bana anlattığı reiki masterlarla ilgili konuda ki örnek kişisi bile aynıydı. Eh artık aynı ruh ailesinden olamanın nedemek olduğunu ispatlayacak birşeye gerek kalmadı :))

Birara yanı başımda duran gazeteye gözüm ilişti, onlar konuşurken uzun yıllardır okumadığım gazeteye göz attım ve içim karardı :( Tek bir haber ve en önemlisi, küçüçük köşelerde sıkışmış kalmış, dikkatimi çekti. "20 yaşında beygua 15 ay süren doğum sürecinden sonra kavuştuğu bebeği için sevinç çığlıkları attı" :)) Pregrasyon (hamilelik) sürecinin uzunluğu o canlının gelişmişliğinin göstergesidir. Yani bu deniz canlıları bizden çok daha gelişmişler, bizlerin onlardan öğreneceğimiz neler olduğunu bilmiyoruz daha...

Gülay'dan ayrılmak zor geldi, 17 dediki randevusuna gitmek üzere ayrılırken dönüp dönüp arkama baktım ve Nefes denilen kuruluşa gitmek üzere duraktan bir taksiye bindik. Neval'in verdiği bilgiye göre nefes egzersizleri ile negatiflerden kurtulma tekniğiymiş yaptıkları. Anladığım kadarıyla böyle, çokda derinlemesine beni ilgilendirmediği için üstün körü dinledim. Geldiğimizde kapı açıktı ve bir hanım bizi pekde misafirperver olamayan bir tavırla karşıladı. Her yerde mumlar yanıyor ve mis gibi kokular yayılıyordu. Oldukça şık bir mekan ve dergiler dikkatimi çekti; 3.göz, reiki vs vs...Gülen bir insan bile yok. Neval seminer için yanında getirdiği cici kıyafetlerini giymek üzere lavoboya girdi, bense olduğum gibi, yani benim seminerim değilki; bol bir t-shirt ve kot pantolonumla rahatım :) ikinci kata çıktık ve Nevşah hanım, yani ev sahibiyle karşılaştık, yüzünde sahte bir ifade farkettim, zorlama bir candanlık...yanındakilerin bakışlarını hiç değerlendirmiyorum bile ve hemen ayrıldılar. Nevşah hanım bizlere hiç pişirilmeden yapılmış, bulgurlu sarma, nohutlu bir meze ve ekolojik şarap ikram etti. Sonrada seminerin üst katta verileceğini ama seminer için henüz kimsenin gelmediğini, herhalde geleceklerini ve kendisinin çok yorgun olduğu için gideceğini, seminer bittiğinde kendisine haber vermemezi istediğini söyleyerek ayrıldı. Bizde şaraplar elimizde üst kata çıktık. Sigara içeceğim için balkona çıktım ve Neval'de geldi, ne kadar üzgün olduğunu anlıyordum ve yüzündede gördüm :( Hafatalardır hazırlanmıştı...Orta yerinden söze başladı; beni davet eden onlar, seminer vermemi istediler, ben talep etmedim ve ev sahibi çekip gidiyor, kimse yok. Haklısın dedim, ne biçim karşılamaydı o? Boşveer, bak ne güzel bir balkon :) eski cumbalı bir evdeyiz, görünen manzaranın güzelliğine bak:) Ah evet,dedi Neval; şu önümüzde duran ağaca baksana sanki kollarını açmış bizi kucaklıyor, hele yan evin çatısındaki sardunyalar, kırmızı bir bahçe, orada olmak isterdim :) Derken garson geldi ve elimdeki bardağı alması gerektigini ve çay bardağı içindeki kırmızı şarabı ikram edebileceğini söyledi...bende yok teşekkür ederim, daha fazla içmek istemiyorum, buyrun bardağınızı derken sesimdeki kızgınlık farkediliyordu sanırım. Neval'cim : Senden özür diliyorum, misafirim olarak seni gerektiği gibi ağırlayamadığım için ve seni böyle bir ortama davet ettiğim için çok üzgünüm deyince ne yapmama gerktiğini anladım. Hadi gel, bu duruma EFT yapalım dedim. O ne, duydum ama nasıl yapılacağını ve ne olduğunu bilmiyorum dedi. Neyse yaptık birlikte...ve orataya çıkan Neval'in geçmişiydi :) onun özeli...Sonra aklıma geçen gün Pınar'la konuştuğumuz bir mantra geldi: "Ben kendimin ne kadar değerli olduğunu biliyor ve kabul ediyorum. Ben kendimin değerini bildikçe başka insanlarda benim değerimi anlıyor ve kabul ediyor ve değerimi bilen insanların arasında oluyorum"...tamda bu sözlerle değildi Pınar'ın söylediği mantra ama olsun :)) aklıma böyle demek geldi...Ve orada çalışan hanımlardan biri kahve içmek isteyebileceğimizi düşünmüştü ve bizlere kakuleli birer kahve ikram etti. Bizlerle sohbet etmek için yanımıza gelmek istediğini ve iznimizi rica etti. Sonra seminere katılmak için bir hanım geldi. Balkon sohbeti yaptık bir süre. Seminer için gelen Meral hanımın Mevlana Kardeşlik Birliğinden olduğunu öğrendik ve içinde bulunduğumuz durumun farkındaymışçasına diğer gruplarda yaşadığı benzer örnekleri, ne kadar sevmediği şeyler olduğunu ve bu tür gruplarda asla bulunmak istemediğini anlattı. Bir yorum yapmadan seminere geçtik, bir kişi olsa bile Neval görevini yerine getirmek istedi.

Düşünüyordum; hiçbir maddi çıkarı yoktu, yol parasını bile kendi cebinden vererek geldiği bu ortamda istenmeyen kişi rolünü üstlenmişti ve severek seminerini tamamladı...EFT ile ulaştığımız neden onun kazancıydı. Peki diğer insanlar sadece bu sonuca ulaşsın diyemi bukadar zahmete girmişti???
 

Pınar

#244
Kesinlikle eveeet!:))))) Ve EFT'yi o kadar güzel bir zamanda ve duygu yoğunluğu içinde uygulamışsınız ki, hayran kaldım okurken.:) Sizleri anda kaldığınız için de ayrıca teşekkür ediyorum.Senin ve Neval'in adına da çok sevindim. Kötü diye bir şey yoktur, dersler vardır.:))

Veeee, Gülay ile görüşmenize de çok sevindim, ama ne yalan söyleyeyim içinde hafif bir burukluk oldu.Keşke dedim, keşke ben de orada olsaydım.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#245
:)) Teşekürler, paylaşım için...Her deneyim değerlidir, hem de herhangi bir kitapta, dergide veya yazılı kaynakta yazandan çok daha yüksek derecede değerlidir. Her deneyim, öğretecek potansiyeller taşır. Her deneyim içerisinde "bilgi" saklanmış bir kitap gibidir ama kitap sadece "veri" içerir, deneyim de ise veriler ve çok daha fazlası vardır.

Alemtac

#246
Teşekkür ediyorum Sevgili Pınar ve Sevgili Tiversonus :) Her ikinizin sözleri de ne kadar değerli ve her cümleniz yeni bilgiler taşıyor.

Pınar'cım Gülay'ın yanından arayacaktım seni, nispet olsun diye, ama karanlık yanıma uymadım :)) Biliyorsun Haziran sonunda İzmir'de olacak Gülay, o zaman acısını çıkarırız :)

 

Alemtac

#247
Sevgili dostum Tiversonus, bazen zorlanıyorum :)) özellikle yorgunsam. Taş ne taşı, kim karşı çıkmış, enerji emen kim, patika...yazınızı bölmek istemedim ve nasılsa açıklanır diye de bekledim. Ama olmadı,yeni konuya geçtiniz, rica etsem kafası ve bedeni yorgun olan biri, yani benim için biraz daha ipucu veririmisiniz :)
 

Alemtac

#248
şimdi neşelenme zamanı, hani başka zaman dediğim çadırımın üstüne şıp dedi damladı dediğim şarkının linkini veriyorum ve lütfen izleyin diyorum :)

http://www.youtube.com/watch?v=e3_261Z7R8A
 

Tiversonus

#249
:))Evet, baştan sona seyrettim, güzel bir frekans. Ah işte canlı müzik veya ses hiç bir zaman da kayıtı tutmaz, yani canlı olan çok fazla bir şey, keşke canlı seyretseydim:))

Alemtac

#250
Rachmaninov'un piyano konçertosunu dinliyorum şu an ve bir taraftan düşünüyorum...zihniniz boşalıyor gibi bir yerde...

Sözlü, yazılı ortamlarda algılar ne kadar değişiyor diyorum. En iyisi hiç bulaşmamak sohbet ortamlarına da nereye kadar...kesip atmak ne kadar doğru? hani Türk filimlerinde görürüz çoğu zaman; aslında kadın onu demek istememiştir ve bilmeden adamın canını yakmıştır sözlerinle ve adamda ona bunu hiç izah etmemiştir ve kadında asla açıklamamıştır nedemek istediğini...çatlarım orta yerimden, hadi be söylesene, neden söylemedi ki, bari adam söylese, tüh anlatamadılar bir türlü...Birde aynı durumu Charlie Chaplin'in filmlerinde yaşarım. Herkes eğlenirken ben azap çekerim; aman düşürecek, dur geçme adama çarpıcan, dur oraya gitme düşersin...onun için hiç seyretmem bu filmleri.
 

Gülay

#251
Sevgili alemtaç ve gıyabında sevgili neval

sizlerden ayrıldıktan sonra yaşıyacaklarınızı sanki hissettim, benim nefes koçu n.... a hissettiğim aynı o konuştuğumuz master gibiydi ve kişilerle ilgili sezgilerime teşekkür edeyim yeri gelmişken..
Bu arada ne nefes ne ekoloji, siz izmirden beni görmeye geldiniz ekoloji bahane hah hah hahhhh....

Bu arada kendi değerini bilme duası benim eserim şekerim, ve benim yaşantımda çok güzel açılımları oldu aslında onları formumuza da yazabilirim[;)]

Ayrıca benimle ilgili görüşlerine teşekkür ediyorum alemcim, bende gördüğün senin güzelliğindi...
Başkasında gördüğün de senin gölgen o da sana ait, ve o kişiye ve size yaptıklarına duygusal arınma eft yaptıkça bir müddet sonra etrafında gölgelerin değil güzelliklerin doluştuğunu göreceksin , gölgeler olsa bile seni acıtamıyor olacaklar,
canım benim bu vesileyle gene birşeyler sokuşturdum araya, tiver kızacak gene  hocalık yapıyorum diye :))))
 

Alemtac

#252
:))))
aynen Pınarla bunu konuştuk, nevalle seni tanıştırmaya geldim ben :)) ve yaz lütfen kendini bilme duasını, herkesle paylaşalım.
Sanmıyorum Sevgili Tiver'inde kızacağını, kimseye kızmaz, dimi...
 

Tiversonus

#253
Elbette kızmıyorum, ne yani ama bak sevgili Gülay, siz şu doktor M.Newton gibi "bayıltma" yani derin hipnozu yapın, yapmaya başlayın söz sizi görmeye geleceğim:)))) Ama bak hafif hipnozu söylemiyorum, yani söylediklerini duymayacan, hani Adil Maviş'in yaptığı gibi:)) Millet ingilterelere gidip eğitim alıyor ya sizde niye yapmıyorsunuz bunu anlamıyorum...Bu arınma teknikleri Ra kitabından aşırılmış şeyler zaten, orjinal olun yani, M. Newton gibi:))))

Aslında epeydir kızmıyorum, üzülüyor bazen değersiz hissediyorum ama dengeleniyorum ve Ra'nın "beden aklın eseridir" görüşüne ve "bilgi ruha dokunacak" fikirlerine uyarak bir tekniğim var benim...Bir de eskilerin "tahtaya vurma" tekniği var:))

Sevgiler, eski yaşam arkadaşım:))

Alemtac

#254
NE BİLİYORUM Kİ

"Derviş olaydı bir lokma bir hırka, Biz de aliverir idik otuzla kırka!" (Y.unus Emre k.s.)

Gerçek sufi, Allah sevgisi ile safi olmuş, huzur bulmuş kimsedir. Sufiliğin iç yüzü ilahi aşk, dış yüzü güzel ahlaktır. Önce kalbimizi temizlemek, yani manevi kirlerden arınmak gerekir, sonra da nefsimizi terbiye edebiliriz. Bunu ancak sevgi ile gerçekleştirebiliriz ve ancak o zaman yüksek ahlaka varabiliriz. Yüksek ahlaka erenler ancak iç huzuru duyanlardır. Onlara KAMİL İNSAN denir. Kamil insan herkese ait bir kıymet, insanlığın istifadesine sunulmuş bir cevherdir.

"Düzgün bir itikada sahip olup hak mezheplerden birisine uyarak farzları yerine getirdikten sonra, ibadetlerin en yücesi ve en faziletlisi gizli zikre devam etmektir." ( Mevlana )

Her varlığın kendine ait dua ediş şekli vardır ve her varlık bunu bilir, cansız varlıklar bile. Nefes alıp verirken bile zikrederiz, ancak bundan haberimiz bile olmaz. Dua ediş gibi zikirde de sınır yoktur ve hayatımızın her anını kapsar. Nasıl ki kalbimizi temiz tutmakla ahlaka varıyorsak, kalbimizi uyanık tutmakla da zikre varabiliriz. Kalbimizi uyandırmak için ona yönelmelmemiz gerekir, sonrada tüm vucudumuzu ona katmamız. Vucudumuzu zikre katabilmemiz yine kalbimizin temiz olmasını gerektirir. Zikirde kalbimizi, dilimizi ve herikisini de kullanabiliriz. Herkesin kalbine uygun zikir cümle veya kelimesi vardır ve sessiz olarak zikredersek buna gizli zikir deriz, nasıl ki ibadet gizlidir denir.

Anda kalmak diyoruz, yaşadığın anı bilmek diyoruz...sonra zihinden söz ediyoruz, konuşan zihin diyoruz...anda kalır ve zihinle kalbi ayırt edersek, kalbin içindeki sevgiye vakıf olabiliriz.

Geride kalanlara bakıp ne kadar ileri olduğumuzu ölçeceğimize, onların elinden tutmaya çabalamalıyız. Bilmeyenlere öğretmek, bilenlerden öğrenmek, bilmek istemeyenlere de saygı duymak gerekir. Herşeyi bilmeye çalışmamalı, bilmediğimiz ya da yarım bildiğimiz şeylerde biliyormuş rolu takınmamalıyız. Bilmenin sonu yoktur, bildiğini senden daha iyi bilecek birileri muhakkak vardır. Her bilgi vereni dikkatle dinlemek bildiğimiz anlatılıyor olsa bile bize ne kaybettirir ki, aksine bildiğimizin içinde de bilmediğimiz yeni bir şey öğrenebiliriz. Bilgi vereni küçük görme, bildiğini verdiğini zannetme, bilgi verilirken " evet biliyorum " deme, dinlerken ana odaklan ve başka şeylerle zihnini meşgul etme, bil ki her bilgi kıymetlidir, onda yıllar vardır, geçmiş ve verilen emekler vardır.

Kalbini temiz tutan insan kalbini bilgiye açandır çünkü bilir ki bilgi sevgiyle birdir. Bilirki bilgi kaynaktan gelir ve kaynak "İLAHİ SEVGİ" dir.