Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#900
Bize ayna olacagini dusundugumuz kiside ne aradigimizi soralim kendimize " benim gibi dusunen mi, görmediğimi gösteren mi ". Bizim gibi düşünenleri arayip, buluyor ve düşünncelerimizin doğrulugunu onaylatiyoruz, elele verip, ayna olma enerjisinden büsbütün uzaklasiyoruz, bu nedenle de öğrenemiyoruz. Bizim gibi düşünmeyenleri yargilamakla aynayi paramparca ediyoruz ne yazikki. Aynanin daha güzel göstereni, buğusuzu olmaz...bu sekilde bir düşünüş, yargilamaktir. Ayna degil güzel gösterecek olan, biz güzel bakmaliyiz o aynaya. Bizde olmayan bir özelliği nasil olurda yansitabiliyoruz? Her negatiflik olarak algiladigimiz, aslinda bizim birer parcamizdir. Bazi seyleri öyle derine itmişizdirki ve istemediğimiz şeylerden kacariz, kendimizde de bu özelliğin olduğunu / olabileceğini inkar ederiz. Aslinda en nefret ettigimiz herneyse, birzamanlar o olduğumuz hic aklimiza gelmiyor.
 

Alemtac

#901
- 7 - 8 - 9 - 10 önüm, arkam, sağım, solum spiritüalist..ebeee :) bu konuda uzun bir yazı yazmayı planlıyorum. Sonunu yazayım sadece; içselleştirebildiklerimdenmisindirki...
 

Alemtac

#902
İnsanların bedenlerindeki, bilinçlerindeki ayrılığı görüyorum, ruhlarında değil. Allahım sevgisizlikten olan; içimdeki öfkeyi, kini, nefreti, kıskançlığı, rekabeti, korkuyu almanı ve sevgiden doğan; neşeye, mutluluğa, sağlığa dönüştürmeni diliyorum. İçimdeki benlerin herbirini sevgiyle affediyorum.
 

Alemtac

#903
Sözdür sanma dökülen dillerde, diller ayrıdır özün Bir oL sa bile.
 

Alemtac

#904
Dünya cennet olabilir, anahtar ise SEVGİ :)

http://www.youtube.com/watch?v=PS91BaRaqZw&feature=autoshare

kendi sayfamda da paylaştım, ilham veren müziklerde de..öyle sevdim bu videoyu :))
 

Alemtac

#905
Genel Kurmay Başkanımızın istifasını okuduğum aynı anda heykelden bir kalabalığın seslenişerini duydum, çıktım baktım, fenerliler miting yapıyorlardı, fener için. Garip değil mi?

Bana garip gelense şu, ne zaman hükümette bir karışıklık olsa, maççılar çıkıyor ortalığa.
 

Alemtac

#906
Sound has vibration. Vibration has color. Color has form
Larry Rise

Sesin titreşimi vardır. Titreşimin rengi vardır. Rengin şekli vardır.
 

Alemtac

#907
Bu aralar Hathorların "Solar rüzgarlardan faydalanmak" mesajını tekrar okumak gerekebilir. Recep Tamer Çifter'e hatırlatmasından dolayı teşekkürler.

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=393&whichpage=2#top
 

Alemtac

#908
Para sözünü kullanmamaya çalışıyorum artık :) Kendi inancım ama yinede paylaşmak istedim, ben bolluğum, ben bereketim, ihityacım olan herşeye sahibim diyorum ve inanıyorum. herşey inanmakla başlar sözünü unutmuyorum ve inanın gerçekleşiyor. İhtiyacım olan ne ise o kadar para bir şekilde geliyor. Hemde tam gerektiği kadar. Arabamı satmıştım ve kaskoya bildirmiştim, o sıralar paraya pek ihtiyacım yoktu. Şimdi ihtiyacım olduğu anda, sattığımı bildirdiğim halde parayı almaya devam eden kasko şirketi beni aradı ve kaskodan aldıkları parayı geri ödeyeceklerini bildirdi, hemde toplam aldıkları parayı :)) Zaten benim olan paraydı ama gerekli olmadığı zamanda olsaydı bir şekilde muhakkak harcanacaktı.

Doğrusu ya tasavvufta var bunların hepsi. Hatta kuantum koçlukla başlayan, kuantum arınma, kuantum mutluluk diye devam eden hepsi aslında çoktandır haberimiz olan bir felsefenin özü ve hiçbir dini inancın bağlantısı olamaması bence en önemli tarafı. Neye inanıyor olsanızda, ister inançsız olun en güzel yanı bu. Bence önce kuantumu öğrenmekle başlamalıyız, nereden nasıl çıkmış, ne demekmiş, ben öyle yaptım. Sonra tasavvufla tanıştım ve gördüm ki, kuantumu anlatıyor. Sadece bir yoldur tasavvuf ama bildiğimiz, bilmediğimiz herşey onda bence. Bu arada belirtmek ihityacı duydum, mevlana kardeşlik cemiyeti falan gibi gruplar umurumda değil. Ben kendi yolumu böyle buldum, yine de yolum bu değil :)..

Var olan herşey enerjidir, bizlerin özümüzünde olduğu gibi. Bunu kabul ediyorsak ve var olan hiçbir enerjinin yok olmayacağına inanıyorsak, düşüncelerimizin de birer enerji oluşturduğuna inanmamız gerek diye düşünüyorum. Mesela Mesnevi'de şöyle bir bölüm vardır: " "Evlere, köşklere bak, bunlar da yapılmadan önce, mühendisin zihninde, düşüncesinde birer masala benzerdi. Hoşumuza gittiği için seyrettiğimiz, sofası düzgün, tavanı, kapısı uygun bir şekilde yapılmış filan ev, mühendisin zihnindeydi. Mühendisin zihnindeki o düşünce aletleri hazırladı. Ormanlardan kesilen direkleri getirdi. Böylece ev yapılıp meydana çıktı. Her sanatın, her hünerin aslı, temeli, mayası, hayalden, düşünceden başka nedir ki?" Demek istediğim, her zaman olumlu düşünmeye alıştırmalıyız kendimizi. Zihnimiz, olumsuz düşünür ve hep yaşadığımız olumsuzlukları hatırlar.  Onları unutmak bir daha aynı olaylarla karşılaşırsak hazırlıksız oluruz değil tam tersi aynı olayları bir daha yaşamıaycağız demektir. Tam anlamıyla unutur ve öncelikle kendimizi affedebilirsek yaşadığımız tüm olaylardaki kişileride zaten doğal olarak affetmiş oluyoruz. Önce derin bir nefes alın, karnınız şişsin, sonra bırakın. bunu en az üç defa tekrarlayın, sonra tüm yaşadıklarıma rağmen kendimi affediyorum ve seviyorum deyin. şimdi neden kendimi affediyorum diye sorabilirsiniz. Mevlena felsefesine göre veya kuantuma göre hepimiz aynı zerreler olduğumuz için, herşey bizim içimizdedir. Dışımızda ne görüyorsak aynen içimizde mevcuttur. Evren dahil :) Bu yüzden içimizde olan tüm benleri affediyorum demeliyiz diye düşünüyorum. Geçmişten gelen ne varsa severek, içimize alarak affetmeliyiz. Sonrası kendiliğinden gelir...

Elbette, zihin durmaz ve durdurmak da zor. Bunlar için benim bir zamanlar yaptığım; zihnime her gelen olumsuz düşünce için kendimi 100'e kadar saymakla terbiye etmiştim. Mesela, araba kullanıyordum ve işe en hızlı biçimde yetişmem gerekiyordu. Birkaç defa benzer tehlike atlatmıştım ve kendimi bu sefer bir kamyonun altında kalma tehlikesinde olabileceğim şeklinde düşünüyordum. Hemen gelen bu düşünceye çarpı işareti koyuyordum, benzer öğretiler ki sonradan öğrendim, iptal iptal dememiz gerektiğini söylüyor ve içimden yüze kadar sayıyordum. Benzer şekilde, iş yerinde müdürümün bana söyleyeceği hakaretleri hatırlatıyordu zihnim. velhasıl her aklıma gelen olumsuz düşünceye çarpı işareti koyup, yüze kadar saya saya baktım ki bir gün yolda işe giderken hiçbir olumsuz düşünce aklıma gelmiyor. Bu benim kendiliğimden bulduğum bir yol, sizinde kendinize göre yollarınız olur. mesela,aklınıza kötü düşünceler geldiğinde en mutlu olduğunuz yeri, en sevdiğiniz şeyi düşünmek gibi...

Birde yaptığım bir şey daha vardı,önce derin karından nefes alırdım, gözlerimi bir noktaya sabitlerdim, iyice konsantre olurdum ve mesela; ben başarılıyım, ben sevenim ve sevilenim, istediğim kilodayım gibi sözler söylerdim. bence motive edici oluyor ve düşünce gücü denilen şey oluyor aynı zamanda :) iyice konsantre olmak dan kastım: önce ayak parmaklarımızı düşünüyoruz, sonra ayak bileklerimizi, baldırlarımızı, karın alt bölgemizi, göğsümüz, ellerimiz, kollarımız, omuzlarımız ve boyun, baş bölgemiz. hepsinin karıncalandığınızı hissediyinceye kadar burundan derin nefes alıp, ağızdan bırakıyoruz. Her yerimizin uyuştuğunu hissediyoruz, bu arada gözlerimizi sabit noktadan ayırmıyoruz. Sonra istediğiniz sözleri söyleyebilirsiniz. Hehhe, bunlar bir büyü gibi görünebilir ama aslında mevlevilerin dönmesinden bir farkı yok. İsterseniz, gözlerinizi bir noktaya sabitleyerek dönebilirsinizde ama sakın ilk başta üç defadan fazla dönmeyin yani denemek isterseniz diye dedim :)
 

Alemtac

#909
Aklıma gelen son bir şey daha; olmasını istediğim herşeyi bir kağıda yazmıştım ve bir kutunun, bir dolabın içine koymuştum ve unutmuştum. Dolabı düzenlerken birgün bulduğumda şaşırmıştım, olmayacak sandığım şeyler bile olmuştu. Yani demek istediğim, olmasını istediğiniz şeyleri dileyin, sonra düşüncelerinizi salın ve umursamayın.
 

Alemtac

#910
Üçüncü boyut madde dünyası zihninden kurtulamadığımız için sanıyorum, tüm değişimlerde de görsel, elle tutulur değişiklikler bekliyoruz. Dördüncü boyuta geçmiş olmamaız için mesela, dünyanın değişmesini, bedenlerimizin ve akılı düzeyimizin farklılaşması gerektiğini düşünüyoruz. Yer yerinden oynamadan, seller basmadan, hayallerimizde olan birer varlığa dönüşmeden olmaz bu iş diyoruz.

Farklı bir şekilde de düşünebiliriz; dünya her zaman olduğu gibidir, her zaman olduğu kadar deprem, sel, volkanik patlamalar, tsunami, güneşteki patlamalar ve daha neler oluyorsa oluyordur. Boyut değişimi dediğimiz olgu ise kendi içimizde gerçekleşiyordur.

Kimbilir bundandır, uzun ayrılıklar. Bir dostumuzdan kopmamızın nedeni aniden. Konuştuğumuz, ilgi duyduğumuz konulardaki değişimler, bilimsel keşifler, ilerlemeler, evrene bakış açımız, inançlarımızdaki değişimler bundandır. Belki insanlık olarak, halihazırda üçüncü boyutla, dördüncü boyut arasında arayüzeydeyizdir. Çevremizde giderek artan bizim gibi düşünen insan sayısının olması, söylemlerimize kimsenin deli saçması olarak bakmamasının nedeni budur, kimbilir. Kendi içimizde değiştikçe, herkeste değişiyordur.

Birden bire gökyüzünün rengi değişmeyecek, ağaçlar konuşmaya başlamayacak, akıl okumayı, uçmayı biliyor olmıyacağız. Birden bire dünyadaki düzen değişmiyecek. Belki bu ömür yetmeyecek ama düşlediğimiz herşey gerçekleşecek. Daha çok sevgi, sevgiyi bilen varlıklar olmak; dünyayı değiştirebilecek tek şeydir. İçinizde öfke, nefret, hasetlik ve benzeri duyguları barındırmıyor, karşınızdaki varlıkları olduğu gibi kabul ediyor ve ne iseler o olmalarına izin veriyorsanız, kimbilir belkide dördüncü boyuttasınızdır. Keşke asıl bunları yapabiliyor olsak...
 

Alemtac

#911
Bugün, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Şeker Bayramı'nın da 1.günü. Bayramlarımız kutlu olsun. Dilerim ülkemizde ve dünyamızda barış ve huzur içinde bayram gibi günler yaşayalım.
 

Alemtac

#912
birkaç gün önce, bayram dı, işte o günün gecesi. Urla'dayım, geceler, uykum bölük pörçük nezamandır. Gecenin ortasında mı bilmiyorum, uyanıyorum ikide bir. Gözlerimi açtığımda gördüğüm, penceredeki parmaklıklarla uyumlu bulutlar ve şöyle dediğimi hatırlıyorum, yarı uyanık; ne güzel bir uyum, parmaklıklara ne kadar uymuş bulutlar ve içimde duyduğum inanılmaz mutluluk :))) ne olur bulutlarla uyumlu parmaklıklar kadar bir aşk dediğimi hatırlıyorum birde. Sonra uyumuşum yeniden. Tekrar uyandığımda ingilizce konuşuyordum, yani çok iyi bilirim de :)) en son aklımda kalan; love is god !!!
 

Scyth

#913
Bende rüyamda bir kaç kez İngilizce konuşmuştum. Aslında çok az biliyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Alemtac

#914
bana çok konik gelmişti, yukarıda anlattıklarım :))) Sevgili Scyth, rüyada zihnimizin bizi engelleyen halinden kurtuluyoruz sanırım ve öğrenimimiz bizler farkında olmadan sürüyor. Çok duymuşumdur, çözemediği matematik problemini rüyasında çözenleri ve uyanıp tamamlayanları :) Çoğu gece uyandığımda kendimi birileriyle konuşur halde bulurum, o birilerine teşekkür ediyorum :)))