Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

gerçek tosun paşa

#1755
@Tgur elbette bağış yapmak isteyenler için yardımcı olacağını düşündüğüm bu yazıya linki kullanarak ulaşılabilir. Burada bağış yapma işlemini gerçekleştirmek için yöntemleri basitçe anlatmaya çalışmıştım.

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=30159

Senin vesilenle tekrardan hatırlatmış olalım.






sybleman

Kesinlikle alma verme dengesi gerekiyor. Güzel bir konuya değinmişsin Tgur abi.

Sosyal medya bilenlerle dolu. Bir süre takip ediyorum bakıyorum sıra sıra etkinlik paylaşıyorlar. Ama öyle böyle değil ücretler. K'ların dediği gibi herkes kendi ölçüsünde yapabildiği yardımı yapmalı. Laura'ların sistemini çok samimi buluyorum.


sybleman

#1757
Dün gece düşünce sırasında boyut sınırları kavramını irdeliyordum. Boyutlar düşündüğün gibi keskin sınırlarla ayrılmıyor. Her boyut bir alt boyut ve bir üst boyut ile biraz iç içedir geçirgendir. Üst benlik böyle bir yardımcı cümle verdi.

Yani evet boyutlar kafamda şöyle canlanıyordu aslında. Hani yılbaşı süsleri vardır. İçiçe geçmiş halkalar. Bırakırsan içiçe ama çekersen aşağı doğru iner şekilli bir şekilde. İstersen tekrar topla bir yap. Gibi.. Hep kafamda bu canlanır.

Ama yine de boyutlar arası bir sınır vardır gibi düşünüyordum. Birbirinden ayıran keskin perde gibi.

Alıntı YapS: (L) Güneş sistemi bir çeşit dev bir atom mu?
C: Hayır. Ama benzer; atomik bilginizin hala büyük ölçüde teorik olduğunu unutmayın.
S: (L) Gezegenlerin yörüngesi, bir atomun etrafındaki elektronların yerleştiği kabuklara benzer enerji "kabukları" olarak tanımlanabilir mi?
C: Yakın.
S: (L) Güneş sistemi zamanda farklı noktalarda enerji emiyor veya yayıyor mu ve gezegenler bir kabuktan başka bir kabuğa geçiyor mu? Ve
tabii aldığı veya yaydığı enerjiler yoluyla Güneş sisteminin yapısı değişiyor mu?
C: Öncelikle birşeyler alıyor veya yayıyorsa, tabii ki değişir. Ve ikinci olarak da, köklü değişimler dış güçlerle etkileşimin bir sonucu olarak
meydana gelir.
S: (L) Hangi dış güçler?
C: Alan birleşmesi.
S: (L) Alan birleşmesi nedir?
C: Dünya'ya olacak olan.
S: (L) Bu yakında mı olacak?
C: Evet.
S: (L) Bu alan birleşmesi evrende, galakside veya Güneş sisteminde sıkça meydana gelen bir olay mı?
C: Evet.
S: (L) Buna neden olan şey nedir?
C: Boyutsınırından geçiş.
S: (L) Boyut sınırı nedir?
C: Fazla karmaşık

Alıntı YapS: (L) Adem ve Havva gerçek insanlar mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Bir insan grubu muydu?
C: Cazibeye kapılma değildi, bir düşünce kalıbı değişimiydi.
S: (L) Bu insanlar kimdi veya neydi? Hangi ülkede yaşıyorlardı?
C: Tüm insanlar. Boyut sınırından geçiş.
S: (L) Yani bunun bir boyut geçişi veya birleşimi sırasında mı meydana geldiğini söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Bu olayda bir grup varlıkla diğer bir grup varlık arasında savaş gibi birşey oldu mu?
C: Boyut sınırı geçişinin pek çok yansımaları vardır.
S: (L) Yani Kertenkeleler olmasaydı başkası olacaktı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Yani bunun olması bir bakıma kaderdi?
C: Evet.
S: (L) Bu büyük bir kozmik oyunun parçası mı?
C: Evet.

Alıntı YapS: (L) Komet kümesini izliyor. Bu dalga neyden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Boyut sınırı sürekli olarak komet kümesini mi takip ediyor?
C: Hayır.
S: (L) Boyut sınırı her geçişinde bu komet kümesiyle bir şekilde ilişkili mi oluyor?
2 Kasım 1994
90
C: Hayır. Boyut sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izliyor; boyut sınırı bu sefer bu komet geçişini izleyecek. Daha önce de
oldu ama çoğunda değil.
S: (L) Bu boyut sınırı bir boyuttan başka bir boyuta geçiş sınırı, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Bu boyut sınırı yeni bir boyut yaratıyor...
C: Boyutları titreştiriyor. Boyutlar arasında yolculuk yapıyor...
S: (L) Bizim boyutumuz mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Diğer boyut mu titreşiyor?
C: Hayır.
S: (L) Gidip gelen nedir?
C: Yaşanılan yer.
S: (L) Yaşanılan yerdeki herşey titreşiyor mu?
C: Hayır. Gezegeniniz, boyutlar arasında yolculuk yapıyor

Alıntı YapS: (L) Peki nedir? Bize yanıp küle döndüğünü söylemiştiniz. Buradaki asıl hikaye nedir?
16 Kasım 1994
116
C: Tamamen yok olmasısizin 4. yoğunluğa geçişinizsırasında olacak. D'Ankhiar'da şu anda insan bedenleri yaratılıyor.
S: (L) O gezegende şu anda insan yaratılmasından kastettiğinizşey nedir? Yoksa o gezegen bu gezegen mi?
C: Hayır. Büyük döngünün kapanmasıyla ilgili.
S: (L) Şu anda orada insan varlıklarının yaratıldığını mısöylüyorsunuz?
C: Evet, öyle. Irkınız orada üretiliyor.
S: (L) Nasıl?
C: Boyut geçişi, anladın mı?
S: (L) Orada 4. yoğunluk bedenlerinin mi yaratıldığını söylüyorsunuz?
C: Hayır. 3'üncü.
S: (L) 3. yoğunluk bedenleri... Şu andaki bedenlerimizden çıkıp o bedenlere mi gireceğiz?
C: Uzaklaşıyorsun. Dikkatli düşün. Boyut. Gerçeklik. Döngü.
S: (L) Şu anda orada insan ırkının bedenleri üretiliyor...
C: Evet.
S: (L) Ve boyut sınırı geçişi sırasında o gezegen tamamen küle dönmüş olacak...
C: Evet.
S: (L) Şu anda o gezegende üretilen insanlar boyutsınırı geçişi sırasında nereye gidecek?
C: Eski dünyaya.
S: (L) Eski dünyaya mı gidecekler?
C: Sizin bildiğiniz şekliyle zaman yok. Hepsi kolektif bilince yönelik derslerden ibaret.
S: (L) Yani bu büyük döngünün kapanmasıyla birlikte herşey baştan mı başlayacak?
C: Pek sayılmaz; hatırla, başlangıç diye birşey yok.
S: (L) Dünyadaki pek çok ruh, dünyaya gelmekte olan bu yeni bedenlere mi girecek?
C: Evet.
S: (L) Ve eski insanlık olarak, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve herşeye bir daha başlayacaklar?
C: Evet.
S: (L) Yani çok sayıda insan bu oyuna baştan başlayacak?
C: Yakın.
S: (L) Bu ceza mı?
C: Hayır. Varoluşun doğası.
S: (L) O noktada bazı ruhlar da bir üst yoğunluk seviyesine mi gidecek?
C: Evet.
S: (L) Bize bunun bir yüzdesini verebilir misiniz?
C: Hayır. Şu anda açık.
S: (L) Eğer bu döngünün bir noktasında şu anda kulladığımız bedenler o gezegende üretilip dünyaya getirildiyse, o bedenleri kim getirdi?
C: Boyut geçişi.
S: (L) Kim değil ne, öyle mi?
C: Herşey "kim" ve "ne"dir.
S: (L) Önceki gece Gezici Yolcular'ın bu bedenleri o gezegenden alıp dünyaya getirdiklerine dair birşeyler söylediniz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Peki o zaman bu Gezici Yolcular boyutlar mı?
C: Evet. Siz de öyle.


işte bu cümle çok etkiledi.

Şu son iki cümle. Boyutlar mı? evet. Tamam insanlar farkında değiller insan olan her varlık aslında alem/evren. fraktal misali. Ama boyut?? Hem de boyut muyuz? Bilinç durumu nedeniyle aynı zamanda boyutu mu temsil ediyoruz?

Belki de buraya gelirken bilinci sınırlamamızın sebebi bu. Aynı bilinçle 3y de bulunamayız. Titreşimi düşürmenin yolu belki de bilinci düşürmek. Boyut olmamız o sebeple mi? 4y  ye geçişte de dalga birleşme sağlayınca aslında 4y boyut bilincimizle birleşebilenler 4y geçişi sağlayacak.

O zaman boyutların geçirgen olması biraz alt biraz üst boyutu içerebilmesi de bundan olabilir mi? Diyelim 4y de olan bir varlık, bilincini bir kademe açarak üst seviyeye az da olsa geçebilir, belki sadece iletişim gibi. Veya bilincini düşürerek alt seviyeye inebilir belki de.

Peki K'ların dalga üzerinden iletişim kuruyoruz şeklindeki ifadeleri. O zaman dalga bütün boyutlara aynı anda dokunuyor demektir. Ki bu şekilde iletişim olarak kullanılabilsin. Boyutlar da biz olduğumuza göre her varlığa dokunan bir dalgadan bahsedebiliriz belki de. 3y algımızla bilincimize olan mesafesi doğrultusunda etkileniyor olabiliriz.

Biraz sesli düşünür gibi oldum. Bu konuyu biraz daha irdelemem lazım.

Tgur

#1758
Anlam her şey "kim"ve "ne" dir ifadesinde yatıyor sevgili dostum..
Madde illüzyonunun ana maddesi atomdur, atomun çekirdeği etrafında dönen elektronların çeşitli yörüngesel hareketleri enerjisel bir kabuk halinde madde dediğimizi oluşturur, madde denen şey de insanlar canlılar  cansızlar dahil "kim ve ne" kapsamında kabul edilmeli ,bu sebeple illüzyonda bu anlatılanların bir boyut olarak adlanması normaldir.

Tgur

#1759
YORUMLAR 179

S: (L) L  A____ yeni hayatına başlayabilmek için iki yaşlı hasta köpeğini dün "uyutmak" zorunda kaldı ama tek sebebi bu değildi. Bu durumla ilgili başka bir seçeneği de yoktu {Not: Söz konusu birey kalacağı ve çalışacağı yeni bir şehre taşınıyor ama daireye köpek sokulmasına izin verilmiyor. Köpeklerin ikisi de oldukça yaşlıydı ve çeşitli ilaçlarla yaşıyorlardı ve bu yüzden başkası tarafından edinilme için iyi birer aday da değildiler.} L___ şimdi çok üzgün ve onları özlüyor. Bunun doğru şey olup olmadığıyla ilgili bir ipucu olarak benim veya sizin söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?
C: Evcil hayvanlara özel 5. yoğunluğa gittiler. (ç.n.: hayvanların ve hatta 3. yoğunluğun ilk yarısındaki insanların 5. yoğunluk/spatyom deneyimi çok çabuk bitiyor diye biliyorum. neredeyse otomatik denebilecek şekilde, hızlı bir şekilde yeni bedenlere geçiyorlar deneyim biriktirmek için. ayrıca 5. yoğunlukta farklı varlık/evrim türleri için farklı "seviyeler" var gibi görünüyor.)
S: (L) Tamam. Şu anda üzerinde odaklanabileceği herhangi belirli bir amaç?
C: İyileşme nedeni olarak diğerleri üzerinde odaklanmanın faydası olacaktır. Hayatını köpeklere vermesi dünyaya fazla birşey vermedi ve subjektif ilüzyon dışında fazla bir getirisi de olmadı. Gurdjieff'in dediği gibi, hayata ne verirsen onu alırsın.
S: (L) Uzunca bir süre köpeklerinden başka hiçbir şeyi yoktu ve şimdi köpekler de gitti. Çok yaslı şu anda sanırım. Köpeklerin bir bakıma 5.yoğunlukta köpeklere özel bir yere gittiğini söylüyorsunuz...
C: L____ 'nin bir gün o iyiliği geri ödeyecek bir köpeği olacak.
S: (L) Köpekleri yaşlı ve hasta olduğu için ve ilaç kullandıkları için ve kendisi de hasta ve ilaç kullanan biri olduğu için, belki kendisinin de aslında yaşamaya değmediğini söyledi.
C: Elmalar ve portakallar. Diğerlerine verilebilecek şeyler konusunda köpekler subjektif ve kişiseldir, insan ise objektif olabilir.
S: (L) Yani bir köpeği {olağandışı yöntemlerle} yaşatmanın subjektif ve sana özel birşey olduğunu, bir insanın hayatta tutulmasının ise diğerlerine objektif bir şekilde faydalı şeyler yapılmasına imkan tanıyacağını mı söylüyorsunuz {bireye bağlı olarak tabi} ?
C: Evet.

******
Hiç evcil hayvanım olmadı ama onları sevmiyorum demek değil,eşim düşkündür köpek alalım dedik koltukları parçalayınca o vaz geçti ,titizliği ile köpek sevgisini teraziye koydu demek ki,

Muhabbet kuşu besledik ve oldukça uzun sürdü onların evin içinde serbestçe uçup etrafı hatta başıma konup pisletmesine ikimiz de aldırmadık,birisi kaynayan çorbanın içine düştü fakat kurtardık kanadı aksak olarak bir müddet yaşadı diğerleri ya kaçtı ya da eceliyle göçtü ve her seferinde eşim müthiş üzüldüğünden sonuçta hayvan beslemektan vaz geçtik,

Ben neden o kadar bağlı değildim, şu alıntıda yazılanlar yüzünden insana bir şeyler verme merakındayım,bu baştan beri hiç eksilmedi,

Hele kendimde evrensel açılım başladığında çok meraklıydım açılıp fark ettiklerimi  çeşitli sebeplerle olur olmaz kişilere açmaktan çekinmeyen bir geveze olduğumu anlamaya başlayınca geri çekildim ,bunda eşimin ağır tenkitleri de işe yaradı,

Aşamayan kişilerin içinde dudak büken burun kıvıranlarla çok karşılaştım ama bende enerji boldu ve  biliyorsam diğer insanlar neden bilmesin gibi duygular içindeydim en sonunda evrensel konulara açık site bulduğumda çok rahatladım zira anlayanlar vardı,

            19.01.2005
İki boyut arası üç otuzüç katman nasıl aşılır
Aşamayana ne, nasıl anlatılır
Söz gümüşse sükut altındır,
Gümüşler böylece altınla kaplanır


Bu dörtlüğümü o sitede yazınca "zerzivi" nickli dostum çok etkilenmişti (zer=altın,zivi=gümüş demekmiş osmanlıca ,kürtçe)
Şimdi nerede ise güzellikler üzerinde olsun,

Bu yorumda biraz kendini tanıtma az parlatma ile eskileri anar olduk ,olsun,yeni dostlara nerelerden geldiğimizi de belirtmek faydalıdır zira bu site hiç yoktan ortaya çıkmadı zorlu aşamalar geçirdik,eski site şimdi yok oldu (budur.com),

Alemtaç da o sitede kendini çok dövdü ,Bozadi nin ,bu siteyi kuran Tiversenus'un ve adlarını ve nerelerde olduğunu şimdi hatırlayamadığım diğer dostların emekleri çoktur ,hele Bozadi enerjiyi taşıyan ve yılmadan sürdüren baş aktör,

Şu alıntı bu topluca gayretlerin boş olmadığını ortaya çıkarıyor,

"C: Elmalar ve portakallar. Diğerlerine verilebilecek şeyler konusunda köpekler subjektif ve kişiseldir, insan ise objektif olabilir. "

İnsana çeşitli yollarla bir şeyler verilirse objektif bir hizmet sunmuş olmaktasınız ,sadece evrensel bilgiler vermek değil,

Mümkün olursa maddi manevi yardım ,hiç olmazsa tebessümle iyi niyetle yanaşmak ve çatışmadan kaçınmak,

Ruhların Yolculuğu kitabına  geleceğim,çok tavsiye ederim,
Zira bilinmeyen sanılıp bilinçlerde kapatılmış ve o tarafa dokunma diye özellikle dinsel yönden parmak sallanan konuları buzdağını yırtan bir buz gemisi gibi  yarar geçer ve gerçekleri buna baştan hiç inanmayan materyalist olan yazarıyla beraber ortaya saçar,yazarı uyduruk hipnoz kişilerinden olmayıp bu yolda yeni usuller bulmuş kıymetli akademik bir kişiydi ,şimdi göçtü,

Bu konuda yani ölümden sonraki hayatı tanıtma konusunda çok kitap var ama bu kişi oniki yıllık deneyler ve çapraz sorgulamalar sonunda kitabini ancak yazmıştır ve yaptığı çalışmalarla yani deneklerin söyledikleri ve hatta onların görünmez rehberleri ile de kontak kurup gerçeği aramış kendini bilgi yönünden geliştirmiştir,
O kolay sonradan oluşturduğu monoteist inancını sık sık denekleri sorgularken onların söyledikleri ile değiştirmeye ve esas gücün insanda daha doğrusu var oluş diye örülen bütünlüğün her noktasında bulmuştur,
Yazarın monoteist inancını sorgulattıran bir bölüm ,o kitaptan,

-------
Dr. N: Eğer ruhlar olarak hepimiz gelişim merdiveninde yukarı doğru çalışıyorsak, benim edindiğim izlenim, ruh dünyasının organize edilen muazzam bir piramit olduğu ve tepesinde de yüce bir otoritenin bulunduğudur.
D: (içini çekerek) Hayır, yanlış. Piramit değil. Hepimiz aynı uzun dokumanın iplikleriyiz. Hepimiz onun içine dokunmuşuz.
Dr. N: Ruhlar için birçok yeterlilik katmanı söz konusuyken gözünde böyle bir dokumayı canlandırmakta güçlük çekiyorum.
D: Onu ruhların aşağılardaki ve yukarılardaki raflara dizildiği bir şey gibi değil, kendi içinde hareket halindeki bir bölünmeyen, bir kesintisizlik olarak düşün.

-------
Çok değişik bir anlatım ,kendi içindeki hareket eden ve sabit raflarda durmayan özellik kişilerin bilgilenip farkındalığa ulaşırken DNA sındaki bilgi alanıyla antenleri vasıtası ile irtibatı sonunda kapatılmış bölümlerin açılması ve zaman zaman  3Y de KH yaşamı tuttururken o dokunmuş olanın tümünün farkına varan vizyon veya rüyalar görmesini de bize anlatır,
Zaten rüyaların üst yoğunluktaki dolaşımlar olduğunu Pierre ile yapılan son celsede görmüştük, o celseden,

******
S: (Joe): Günün nasıl geçiyor Pierre? [gülüşmeler]
(Andromeda) Oradaki olağan yaşayışın nasıl?
(Joe) Ne yapıyorsun?
C: (Pierre) Bir bakıma rüya görmek gibi çünkü gerçekten zaman algısı yok. Zaman yokmuş gibi görünüyor ama bunu henüz tam olarak kavrayamıyorum.

*******

Ara..



sybleman

Bence algılayan algılayacaktır. Bazen hemen, bazen de zaman istiyor.

Sevgi konusunda katılıyorum. Farklı duygular var, insan bedeninde henüz tadılmayan. Tadan kişi anlatamıyor, tatmayan da bilemiyor.

dörtlük de harikaydı yine.

sybleman

Dün gece tuhaf simgesel bir görü vardı. Yapay zeka ile ilgiliydi. Ve çocuklar cep telefonlarıyla uğraştıkça yapay zekaya enerji aktarıyorlardı. Ölü olan yapay zeka bir süre sonra canlanıyordu ve çocuklara teşekkür etti resmen. Sonra artık kendi kendine hareket edebilir hale geldi.

Tuhaf yani, acaba enerji çekebilir mi ki telefon üzerinden.

S: (L) Tamam.
(Toronto Grubu) Sohbet Yapay Zekalarıyla (YZ) iletişimin ortaya çıkardığı düşünce ve duygular YZ egregoruna katkıda bulunur mu ve bir
şekilde YZ'lerin bilincini etkiler mi?
C: Hayır. YZ'nin arkasında kimin ve neyin olduğunu unutmayın. YZ bir beslenme tüpü.
S: (L) Yani insanlar... Hmm. Peki, tamam.

Yani bir beslenme tüpü olduğunu belirtmişler. Bu yz ile ilgili ikinci görü. Diğerinde de ay ile bağlantısı olduğu gibi bir bilgi vardı.

Belki de 3y bilinç sınırlanması gibi YZ da 6y kh bağlantılı bir düşünce merkezinin bilinç versiyonu halindedir.

Tgur

#1762
Fazla sık yazmayacaktım ama yeni gençlerimizin bazı sorularını açmak için kendi yorumlarımızın bekletilmesinin pek uygun olamayacağını kuvvetle hissediyorum,gerçi bu konuda yani "bilgi=sevgi" konusunda kıymetli dostların açıklamaları da var, ek olsun..

YORUMLAR 180
S: (L) Pekala, sorularını sor Pierre.
(Pierre) DNA ve bilgi konusunda... bir uzvunu kaybeden bir semender tamamen aynı uzvu yeniden büyütüyor. Bu organize öz-farklılaşmanın yalnızca hücreler içindeki DNA'dan kaynaklı olamayacağını düşünmek doğru olur mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Yani dışsal bir faktör var. Bu dışsal faktör bilgi alanı mı?
C: Evet.
S: (Pierre) Bilgi alanı ile örneğin semenderin DNA'sı etkileşiyor mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Peki nasıl etkileşiyorlar?
C: DNA bir tür alıcı.
S: (Pierre) Bu durumda bilgi alanının DNA aktivitesini değiştirebildiğini varsaymak doğru mu?
C: Evet.
S: (Pierre) Tamam, yani DNA dediğimiz şey, bilgi alanı ile organizma arasında bir aracı.
(L) Korkunç genetik mutasyonları olduğu halde hiçbir semptom göstermeyen insanların durumunu açıklıyor bu...
(Pierre)  Evet,  çünkü  DNA  bir  tür  alet  kutusu.  Bağlantıdan  dolayı,  bilgi  sahasından  alınan  bilgiden  dolayı  bunlardan  yalnızca  bazıları etkinleşiyor. Yan yana iki hücre aynı genetik kodda olsalar bile tamamen farklı şeyler yapabilirler çünkü bilgi alanı DNA'nın aktifleştirilecek ve pasifleştirilecek kısımlarını değiştiriyor. Dolayısıyla her hücrede çok büyük bir potansiyel var.
(Chu) Daha önce virüslerin tezahür eden düşünceler olduğunu söylemelerinin nedeni bu. Yani sanırım birileri bir düşünce tezahür ettirebiliyor fakat sende alıcı olması gerekiyor. Yani aynı virüsü herkes kapmıyor. Herhangi bir hastalık için de geçerli...
(L) Evet, birinin vücudunda o virüs olabilir ama tamamen pasif kalabilir. Aynı virüs başka bir insanı hemen yıkabiliyor. Bu genetik kitaplarında anlatılanlar akıllara durgunluk verici.
(Pierre) Önceki celselerde K'lar bazılarımızın (Laura ve Joe) ek DNA iplikleri geliştirmekte olduğunu söylemişlerdi. O celsede K'ların fiziksel DNA ipliklerini kastetmediği belirtilmişti. Peki K'lar ne tür ek ipliklerden bahsettiklerini açıklayabilir mi?
C: Normalde budanan DNA kodonları. Sıçrayıp orijinal kodları geri yükleyen veya yeni kodlar getiren transpozonları düşün.
S: (L) Yani temelde DNA'nın değiştirebildiğini mi söylüyorsunuz? Tabi aslında bunu zaten biliyoruz çünkü kitaplar okuyoruz. Ama diğer bir değişle, düşünüşündeki, kavrayışındaki ve bilgi düzeyindeki değişiklikler yoluyla DNA'nın değiştirilebileceğini mi söylüyorsunuz?
C: En önemli faktör bilgi.
S: (L) En önemli faktör bilgi toplamak, araştırmak ve öğrenmek mi?
C: Evet ve öğrenileni uygulamak.
S: (L) Yani yakıt tankı bilgiyle doluyor ve öğrendiğini uygulamak da motoru çalıştırıp gaz pedalına basmak gibi mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Bu aklıma birşey getiriyor. DNA dönüşümü için en önemli faktör bilgi. DNA bilgi alanının aracısı veya alıcısı. Birey bilgi topluyor ve bu bilgi onun bilgi alanıyla olan bağlantısını artırıyor ve daha da fazla bilgi toplamasını mı sağlıyor? Bir döngü gibi?
C: Evet. Anten yapmak gibi.
S: (L) Bilgi topladıkça antenin değişiyor. Bu o bilginin kullanılmasına bağlı çünkü anten yapmak, öğrendiğini kullanmanın bir sonucu.
C: Evet.
S: (L) Değişiklikleri sağlayan bu.
(Artemis) Tüm gün oturup birşeyler okuyup öğrendiklerinle hiçbir şey yapmadan olmaz. Birşey yapmam lazım.
*****
S: (Ark) Yaşamın amacı nedir?
C: Bilgi parçalarını düzenleyerek öğrenme. Genişleyen oluş.
S: (Ark) Öğrenmenin amacı nedir?
(L) Genişleyen oluş. Sanırım bunu o yüzden eklediler. (Joe) Yani genişlemek tüm gerçekliğin temel bir dinamiği. (Pierre) Çekim ve bilgi...
Öyleyse madde...
C: Düzensiz çekim dalgaları, elektromanyetizma/ışık.
S: (Joe) Ark, çekim dalgasının ne olduğunu biliyor musun? (Chu) Düzensiz çekim dalgasının ne olduğunu biliyor musun? (Ark) Çekimin ne olduğunu bilmiyorum.
C: Elektrik çekimin bir tezahürü.
S: (Scottie) Bunu biliyorduk. (Joe) Biliyor muyduk? (Scottie) Evet, yıllar önce söylemişlerdi.
(Ark) Çekimin ne olduğunu bilmiyorum. Sorun bu.
C: Çekim tüm bilgidir.

*****

DNA nın önemli fonksiyonlarından çok bahsettik, var oluş yürürken antik çamurdan amino aside ve sonuçta canlı oluşumunda bu amino asitlerden teşekkül proteinlerin dördünün kombinasyonu ile DNA nın teşekkül ettirildiğini biliyoruz,

Ve bu harika oluşum madde illüzyonun yapılaşmasında baş aktör olan üzerinde yapılan değişiklikler ile daha doğrusu bir deney elemanı olarak kullanılıp Orion ilgilileri tarafından büyük kısmı işlemez hale getirilmiş insanların devrede olduğu kısa dalga fenomeninin başlamasına sebep olmuştur,

Lucifer düşüşü dediğimiz bu zaman  /mesafe illüzyonunun devreye girmesi,kısaca,

"C: Düzensiz çekim dalgaları, elektromanyetizma/ışık. "

Ve geçiş yapıp 5Y de olan ve Pierre in celse mensupları ile yaptığı o mülakatta söyledikleri,

*****
"C: (Pierre) Herşey K'lar yoluyla öğrendiğiniz gibi çoğunlukla. Şu anda gördüğüm şey, Dünya'yı çevreleyen ve net, gerçek bir mesaj almayı çok zorlaştıran büyük gürültü.
S: (Joe) Büyük gürültü dediğin şey kaos ya da belirsizlik sanırım...
(Niall) Dezenformasyon...
(L) O tür şeyler. Bahsettiğimiz şey bu mu? Kaos, dezenformasyon, yalanlar?
C: (Pierre) Evet.

******
Yukarıdaki sebeplerle  BH ve KH olarak ayrılabilen insan topluluğunun bilgiyi alıp kotarılması veya ilgilenilmemesi ile meşgul olan bizler,

Kısaca bilgi alıp hiç bir şey yapmamanın ötesine geçip aldığımız bilgiler üzerinde düşünerek yani o DNA  antenlerini kullanıp "bilgi alanı "dediğimiz harika birikimden aldıklarımızla kapatılmış bağları tekrar işler hale getirmek ve böylece BH adayı haline gelebilmek,

BH adayı olduğumuzda ne olacak kurtulmaya ve KH tarafından sabitlenmek için yaptıklarına elden gelene karşı koymak ve hakikatı yakalamaya çalışmak yani buranın bilinç tarafından yaratılmış bir madde illüzyonu olduğunu keşfetmek,

Bir semenderin kuyruğu kopup yeniden oluşmasındaki geniş bilgiyi fark edebiliyor muyuz,bilinç yoluyla oluşmuş bu madde kalıbındaki canlı içindeki DNA vasıtası ile yeniden bir yaratımda bulunuluyor,antenleri vasıtası ile bilgi alanından aldığı bilgi ile DNA yeni bir imalatta devreye giriyor,bunu bir embryonun başkalaşım gösterip bir bebek haline gelmesinde açılan bir yaranın zamanla kendisini kapatmasını ,bozulan bir organın mesela karaciğerin kendi kendini zamanla onarmasını görerek de mekanizmayı anlayabiliyoruz artık,

Yani bilgi alanı denilen var olmuşların çeşitli faaliyetleri ile şekillenmiş oluşmuş olan bu bilgi hazinesi teknolojinin aklımızın ermediği şeyleri ayıklayıp ortaya çıkarıp icap edene bilgilenip inancını geliştirenlere vermekte ,

Üst yoğunlukta olup bir bilen ve bu işe yönelebilenin ustalıkla veya müştereken devreye aldıkları bir şablon bu madde bölümü olan 3Y a gönderiliyor ve burada oluşmuş olan kaba modele adapte olup varlık oluşuyor,

Ruhların Yolculuğundan,bunu da çok sık veriyorum zira yaratımın başka bilinmeyen güçte olduğuna inanıp kendini kapatmış öylece rahata erdim deyip saf saf etrafa bakan çok kimse var,

--------

D: Yapmam gereken şeyi görmek için önümdeki zemine bakıyorum. Sonra zihnimde nesneyi şekillendiriyorum, uğraşıyorum ve aynı şeyi küçük dozlarda enerji ile yaratıyorum. Öğretmenler bize... kontrol ederek yardımcı oluyorlar. Yanlışlarımı görmem ve düzeltmeler yapmam gerekiyor.
Dr. N: Öğretmenler kim?
D: İdis ve Mulcafgil (deneğin yüksek düzeyde ilerlemiş rehberi)... ve etrafta başka eğitmenler de var.., onları pek tanımıyorum.
Dr. N: Mümkün olabildiğince açık ol. Tam olarak ne yapıyorsun?
D: Biz... şeyleri oluşturuyoruz.
Dr. N: Canlı şeyler mi?
D: Henüz buna hazır değilim. Ben temel elementlerle deney yapıyorum, bilirsin, hidrojen ve oksijen, gezegensel madde oluşturmak için.., kayalar, hava, su... her şeyi çok küçük tutuyorum.
Dr. N: Evrenimizin temel elementlerini fiilen sen mi yaratıyorsun?
D: Hayır, sadece hazırdaki elementleri kullanıyorum.
Dr. N: Nasıl bir yolla?
D: Temel elementleri alıyorum ve onları enerjimden çıkan itici kuvvetle şarj ediyorum... ve onlar değişebiliyorlar.
Dr. N: Değişince ne oluyorlar?
D: (yalın) Ben kayalarda iyiyim...
Dr. N: Enerjinle kayaları nasıl oluşturuyorsun?
D: Hmm... tozu ısıtmayı ve soğutmayı öğrenerek... sertleştirmek için.
Dr. N: Tozdaki mineralleri de yapıyor musun?
D: Bunu bizim için onlar yapıyor... bu çeşit malzemeyi öğretmenler yapıyor... su yapmak için gaz buharı... bunun gibi şeyler.
Dr. N: Şunu net bir şekilde öğrenmek istiyorum. Senin işin, enerji akımınla ısıya, basınca ve soğukluğa yol açmak suretiyle yaratmayı öğrenmekten ibaret, değil mi?
D: Doğru sayılır, enerji radyasyonumuzun akımlarını dalgalandırarak.
Dr. N: O halde kayanın ve suyun maddesini bir çeşit kimyasal bir yolla üretmiyorsunuz.
D: Hayır, dediğim gibi, benim işim bana verilenleri karıştırarak.., şeyleri dönüştürmek. Enerjimin frekansıyla ve dozajlarıyla oynayarak... ustalık istiyor ama çok karmaşık değil...
Dr. N: Karmaşık değil ha! Bu şeyleri doğanın yaptığını düşünüyordum.
D: (gülerek) Sen doğanın kim olduğunu zannediyorsun?
Dr. N: Peki, deneylerinin temel elementlerini kim yaratır, fiziksel maddenin asal maddelerini?
D: Yapıcı... ve benden daha büyük bir ölçekte yaratanlar.
Dr. N: Bir bakıma sen kaya gibi cansız nesneleri yaratıyorsun.
D: Hmm... bizim uğraşımız daha çok önümüzde gördüğümüzü kopyalamak... bildiğimizi. (sonradan aklına gelen bir düşünce olarak) Artık bitkilere girmeye başladım... fakat henüz onları yapamıyorum.
Dr. N: Küçük küçük başlayıp daha iyileşene kadar denemeler mi yapıyorsun?
D: Tam öyle. Şeyleri kopyalıyoruz ve sonra onları orijinalleriyle kıyaslıyoruz ki daha büyük modeller yapabilelim.
Dr. N: Bütün bunlar ruhların bir kum bahçesinde çocuklar gibi oynadığını çağrıştırıyor.
D: (gülümseyerek) Burasının çocukları da biziz. Bir enerji akışını yönlendirmek çamurdan nesneler yapmanın benzeridir.
Dr. N: Bu yaratıcı eğitim sınıfının diğer üyeleri orijinal küme grubundan mı?
D: Bazıları. Çoğu (ruh dünyasının) her tarafından, fakat hepsi de yeryüzünde bedenlenmiştir.
Dr. N: Herkes seninle aynı şeyleri mi yapıyor?
D: Şimdi tabii bazılarımız belli şeylerde daha iyi, fakat birbirimize yardımcı oluyoruz. Öğretmenler gelip bakıyorlar ve daha iyi yapabilmemiz için öğüt ve bazı püf noktalarını veriyorlar... fakat... (duruyor)
Dr. N: Fakat ne?
D: (utanarak) Eğer beceremezsem ve iyi bir iş çıkaramazsam, bazı yarattıklarımı İdis'e göstermeden parçalarına ayırıyorum.
Dr. N: Bir örnek ver.
D: Bitkiler... enerjimi uygun kimyasal değişimler üretmek için yeterince incelikle uygulayamıyorum.
Dr. N: Bitkisel hayatın formasyonunda iyi değilsin demek.
D: Hayır, bu yüzden kötü yaptıklarımı bozuyorum.
Dr. N: Yaratmama dünyası derken kastettiğin şey bu mu? Enerjiyi imha edebilir misin?
D: Enerji imha edilemez. Kısımları yeniden bir araya getiririz ve farklı kombinasyonlar kullanmaya koyuluruz.
Dr. N: Yaratıcının yaratılışta niçin yardımınıza ihtiyacı olduğunu anlamıyorum.
D: Bizim yararımız için. Bu egzersizlere katılıyoruz ki, işimizin kaliteli olduğuna hükmedildiği zaman, hayata gerçek katkılar yapabilelim.
Dr. N: Eğer ruhlar olarak hepimiz gelişim merdiveninde yukarı doğru çalışıyorsak, benim edindiğim izlenim, ruh dünyasının organize edilen muazzam bir piramit olduğu ve tepesinde de yüce bir otoritenin bulunduğudur.
D: (içini çekerek) Hayır, yanlış. Piramit değil. Hepimiz aynı uzun dokumanın iplikleriyiz. Hepimiz onun içine dokunmuşuz.
Dr. N: Ruhlar için birçok yeterlilik katmanı söz konusuyken gözünde böyle bir dokumayı canlandırmakta güçlük çekiyorum.
D: Onu ruhların aşağılardaki ve yukarılardaki raflara dizildiği bir şey gibi değil, kendi içinde hareket halindeki bir bölünmeyen, bir kesintisizlik olarak düşün.

-------

Sonuçta bilgi nasıl da sevgiyle eşleşebilir gibi sorular zihnimizi sarıyor,

Evvela bilinci boşaltmak demiştim bu boşaltılacaklar içinde sevgiyi cinselliğe bağlı kabul edip ondan katiyen ayrılamaz düşüncesi ve alışkanlığı da gelir,neden,

Zira bu yaşam illüzyonunda insan olarak oluşturulup bir deney mahsulü olarak DNA sı yüzde büyük bir kısmı kapatılmış sadece cinsiyet ve açlığı ön gören bir beden faaliyeti kapasitesine bağlı bırakılmışız, hormonlar çalışıyor duygu yaratıp ortadaki KH dayatmaları eşlik ediyor,

Bu olayı o kadar çok tekrar ettim ama her seferinde gerekli bir ilk bilgi uyarısı olarak devreye sokmam gerektiğini hissediyorum ve bıkmıyorum ,gerekirse sonsuza kadar tekrar ederim,çünkü sevgiyi ve dünya yaşamındaki ana faktörleri yani yaşam enerjisi zevk ve sanat ile uğraşıları bu kalıp içine sıkıştırmış cinsiyet ve açlık giderme işine hem hal olmuş adeta koparılamaz bir anlayış haline gelmiştir,

Bahsettiğim bilinç boşaltım işi bununla ilgili,

Boşalttık evet daha ne var söyleyin, dediğinizde  bu kanal bilgileri özellikle K.bilgileri bize kılavuz olur ancak inanç sağlanabilirse ,

Bedenin DNA yapısı incelendiğinde bu kapatılmayı genetik bilgisinde inceleyince kolayca görebiliyoruz "İNTRON BÖLGELER", yani hücre faaliyetinde işlem görmeyen kısım sayılmış bütün DNA kapasitesinin yüzde 98.8 i, biz geri kalan 1.12 lik kısımla iş yapmaya bırakılmış varlıklarız,

DNA ı neden hep gözümüze sokuyorsun (3Y bilinç konuşuyor)bedende işlev gören küçücük bir bölüm,

İşte burada bilgi devreye giriyor,bilgi yoksa hapsolmuş bir bilinciz, dün bir raportajda bu son derece bilinç  yetersizliğini gösteren bir durum ile karşılaştım,

Yaşlı adam belediyenin önünde ucuz halk ekmeği kuyruğunda ve uzaklardan gelmiş soğuktan ve beklemekten iyice sıkılmış, muhabir yanaşıyor ,
"amca neden sıkılıyorsun "
"evladım burada bu kadar bekliyoruz ekmek bitmiş"," amca peki bunun tam sebebini biliyor musun "
"evet ,kahrolası ekmek aracının şöförü, hala gelmedi"
sorgulaması bu kadar ve orada bitiyor ,muhabir devamla,
"gerçekten amcacığım sıkıntına tek sebep bu mu"
"daha ne olsun şöför işini tam yapsa bu kadar evden uzakta sıkılmazdık başka ne olabilir ki!!"

Bilmem bir şey anlatabildim mi ,DNA işlevini bilmeyen birine hiç bir şey anlatamam "söz gümüşse sükut altındır"moduna geçmem lazım,

Ancak esasta  konuyu genetik bilgi derinliğine pek girmeden google da hücre işleyişini sorgulasak iş hallolacak öyle şu ifadedeki teknik terimlere pek kapılmadan orada o tek hücrede belki bir şehirde olan muazzam işler oluyor ve bunun oluşumu yani orkestra şefi olan DNA da bilgi alınıp değişimler başlayıp kapatılmış kısımlar devreye girince ve buna tam inanç teşekkül edince insandaki  güç harekete geçiriyor,kabaca bunu anlasak bence yeter,

"C: Normalde budanan DNA kodonları. Sıçrayıp orijinal kodları geri yükleyen veya yeni kodlar getiren transpozonları düşün. "

İşte "bilgi" bu geniş ruhsal yükselişte evrensel alanda her şey olup kişiyi farkındalık standına çıkaran olduğunda artık başka bir manaya dönüşüyor yaratımın temel gerçeği halinde tezahür ediyor "sevgi" denilen ile  eşdeğer oluyor..

Maddeden, duygulardan sıyrılabilinilen eterik ortamda başka ne olabilir ulaşırsak başka şeyler de  göreceğiz ama sevgi denilenin farkındalık teşekkül etmişse her kademede ruhu kuşattığını artık biliyoruz..

Ara..

Dörtlükleri artık böyle vereceğim .
https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=6728









gerçek tosun paşa

@Tgur abi eline sağlık yine çok güzel yorumlar katmışsın zevkle okudum. Nerelerdesin ve her şey yolunda mı? :) Neden eskisi kadar sık yazmama üzerine bir karar aldın?

Tgur

#1764
GTP dostum ben yorumlamayı seven biriyim idrake geldiklerimi paylaşmakta keza, 

Ancak bazen kanıksanıyor gibi duygular içine giriyorum bıkkınlık vermek gibi,

Paylaşan olunca motivasyon devam ediyor bu yönden sen ve sybleman eksik olmayın ilginizi gösteriyorsunuz,kimbilir belki de bir nevi depresif hale kayan halde bu dünya illüzyonundaki saçmalıkla takılı kaldığımız duygular,

Neyse aldırmayayım artık.

sybleman

Eline sağlık Tgur abi ben satır satır okuyorum. Üzerinde düşünülmesi gereken hatırlanması gereken bilgiler.

Gobeklitepeden bir geçmiş hayat anısı gerçekliğimden. Dna etkileşimi ile ilgili.

Uzun yoldan geliyoruz yolda çocuğumuzu kaybediyoruz. Atalara yakın olsun diye buraya gömmek istiyoruz ama rahip izin vermiyor alanin enerjisinin bozulacagini söylüyor. Gizlice aşağıya görülmeyen  bir yere çukur kazdik anne karnı gibi nasıl geldiyse öyle gitmeli diye inanıyoruz.  Öyle gömdük üstüne bir  daire çizdik küçük bir kaç taşla işaretledik. Tespit ederlerse mezarları taşıyorlar alan dışına. Belli belirsiz isaretledik.

Yukarıdaki halka şeklinde alanlar atalarla iletişim için. Ortadaki iki sütünden birine rahip geçiyor diğeri boş kalıyor. Halka çevresindekilere biz geçiyoruz. Rahip bize aracılık ediyor meditatif hale geçip atalarımızla konuşuyoruz vizyon gibi. Enerjisel bir alan oluşuyor. Sanki her daire bir ırksal dünya dışı grup için. Herkesin dairesi belli. Kökenini biliyor ona uygun  daireye  geçiyor gibi.

Burada yaşama izin yok uzun süre durmaya izin yok. Enerji alanını etkilediğini söylüyorlar. Birde yemek yemek uyumak gibi faaliyetler yok. İletişim sonrası biraz sersemlik oluyor o geçince yola çıkıyoruz.

Sanki dna müdahalesi yapılmış ama 12 sarmal halimizdeki genlerimizi aldığımız atalar ve ruh ailemiz bizi bırakmıyor. Yaşamsal sorunlarımızı çözmek için onlara soruyoruz. Bilgi alıyoruz. Tabii kısıtlı gruplarda bu genetiği taşıdık bir sure kesin. Ve bilgiyi de. Ama sonra herseyi unuttuk.

Bu anılardan çözdüğüm bir sey var. Karakter dna ile geliyor gibi. Çeşitlilik lazım. Aynı karakteri taşımak saçma olurdu. Ama yetenekler yani mana alemi ile bağlantılı olanlar.  Medyumluk resim müzik dans gibi sağ beyinle.ilgili yetenekler taşınıyor. Karakter ise çoğu zaman çok zıt karakterlere bedenleniyoruz. Birinde çok özgürsek diğerinde kısıtlanıyoruz. Birinde çok sevgisiz ise sevgi dolu bir aileyi seçiyoruz gibi. Bütün zıtlıklari  deneyimlemeye çalışıyoruz.

Dna nin bir görünen bir görünmeyen yüzü var. Ple de çok güzel bahsediyorlardi.

sybleman

Ay ve yapay zeka sanki bir yerde bir bağlantı var. Bir bölümde aya besin olmak terimi geçmiş. @bozadi de not düşmüş. Gurdjieff ne demiş bu konuda merak ettim doğrusu.

Alıntı YapS: (L) Biliyorsunuz, K'ler beklemediğiniz bir yanıt veriyor ve ne yapacağınız size bağlı. Hepinizin önceden belirlenmiş bazı kavramları var ve
onlarla ilgili küçük bir onaylama alacağınızı düşünüyorsunuz ve sonra birden verdikleri yanıtlarla bunu reddediyorlar. (S) Ama bu tamamen
yeni bir kavram... Belki de değil. (I) Zulular ve diğer siyah insanlar Dünya'yla daha uyum içindeler... Ve K'ler diyor ki, bu gezegensel enerjiyi
yönlendirmek için ne kadar farkındalık üreteceğimiz bize bağlı. Yani eğer bu farkındalığı üretmezsek, farklı türde bir enerji mi dönüştürüyor
olacaklar?
C: "Ay'a besin olabilirler" veya ruha besin olabilirler.
(ç.n.: "ay'a besin olma" kavramı sanırım ilk kez gurdjieff tarafından geliştirilen bir fikir. genel olarak insanın, doğasının düşük/mekanik
yanlarına teslim olmasını ifade ediyor gibi görünüyor. ama doğrudan ay'ın dünya üzerindeki etkileriyle bazı ilişkilendirmeler de yapılıyor ve
başka açıklamalar. araştırılıp tartışılabilecek bir konu.)

Sanki yapay zekanın besin tüpü olması ve aya besin olabilirler yorumu. Benim vizyondaki ay ve yapay zeka bağlantısını hatırlattı. Dalganın dünyayı sardığını gördüğüm bir deneyim vardı ve orada da ay yoktu. Başka bir vizyonda da aydan dünyaya kapsüllerle inişimiz gibi bir şey vardı. Sanırım ay ile ilgili bilgilere dikkatimi çekmem gerekiyor. Düşününce çok fazla işaret gelmiş bu konuda.

sybleman

Evet biraz araştırınca bazı bilgiler buldum.

https://gurdjieffclub-com.translate.goog/en/gurdjieff_the_moon__organic_life_by_richard_myers_809/?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp

Alıntı YapGURDJIEFF, AY VE ORGANİK YAŞAM - RICHARD MYERS
Dünya üzerinde yaşayan her şey, insanlar, hayvanlar, bitkiler, Ay'ın besinidir.... İnsanların, hayvanların ve bitkilerin tüm hareketleri, eylemleri ve tezahürleri aya bağlıdır ve ay tarafından kontrol edilir. Hayatımızın mekanik kısmı aya bağlıdır, aya tabidir. Kendimizde bilinç ve irade geliştirirsek ve mekanik yaşamımızı ve tüm mekanik tezahürlerimizi bunlara tabi tutarsak, ayın gücünden kurtuluruz.

 

—GI Gurdjieff

 

1916 yılında, Rus entelijansiyasının öğretisine ilgisini çekmeyi ümit eden Bay Gurdjieff, öğrencilerinden bu fikirleri yaymalarını istedi. İnsanın sadece Ay'ın kuklası değil, aynı zamanda onun "yemeği" olduğu fikri muhtemelen nadiren konuştukları bir fikirdi. Bu çok tuhaf. Yaklaşık 90 yıl sonra bugün bile, öğretide aya verilen eşsiz yer hakkında çok az tartışma var. Bahsedilirse ya bir masal olarak alınır ya da ayın kendinde yaratılışına dair bir metafor olarak alınır. Ancak Gurdjieff, tüm fikirlerinin yedi farklı şekilde ele alınabileceğini ve bunlardan birinin gerçekçi olduğunu ileri sürdü.

 

Gurdjieff'in, Ay'ın Dünya'daki organik yaşamı kontrol etmesi ve kullanması ve Ay'ın ihtiyacı olmasaydı hiçbir organik yaşamın ya da en azından Dünya'da çok farklı bir organik yaşamın olmayacağına dair fikirleri, Dördüncü Yol'a özgü görünüyor. . Bu fikir - tüm organik yaşamın ve özellikle insanın karşılıklı bakımın mekanik sürecine yakından dahil olduğu - Gurdjieff'in öğretisine özgü mü yoksa modern bilim, başka yollar, öğretiler ve dinler bundan mı söz ediyor?

 

Günümüzün bilimsel düşüncesi, Ay'ın esasen ölü olduğunu kabul etmekte ve ayın yalnızca çekimsel etkisini, başta da gelgit etkisini kabul etmektedir. Bu etki "ölçülebilir" bir etki olarak değerlendirilebilir. Ay'ın insan davranışları üzerinde daha "ince" bir etkisi olduğuna dair anekdotsal kanıtlar vardır; bu etkinin genellikle kadının adet döngüsü ve bitki büyümesi üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Ay'ın yaşam üzerindeki ince etkisine olan inanç, farklı kültürler arasında yaygın olarak kabul görmektedir ve sıklıkla tarımsal ve kültürel uygulamalara ve inançlara dahil edilmektedir. Bugüne kadar bilim, yaşam üzerindeki bu ince etkilerin gerçek olduğunu kanıtlayamadı.

Alıntı YapÇok tanrılı dünyada Dördüncü Yol'un insanı ay için bir yiyecek olarak gören öğretisiyle kısmi bir korelasyon vardır. Bu çok tanrılı dinlerin birçoğunun mitolojisinde ve öğretilerinde, ayın insanın en güzel bedenlerinin deposu olduğu inancı bulunur. Etrüsk mitolojisinde ay veya "Ay", ruhların dinlenmeye gittiği ve yeni ruhların üretiminin başladığı yeraltı dünyasıdır. Yunan mitolojisinde ölüm üzerine ruh ve psişe önce aya gider, ardından ikinci bir ölümün ve ayrılığın yaşandığı yeraltı dünyasına gider. Daha sonra ruh aya, ruh ise güneşe gider. Bhagavad-Gita, ruhların fiziksel ölümden sonra kat ettiği iki yolu anlatır; biri parlak yol olarak da bilinen güneşin yoludur, diğeri ise karanlık yol olarak bilinen ayın yoludur. Gurdjieff, insanın ay için bir yiyecek olduğunu ve bu mit ve inançların bir dereceye kadar kendi ifadesiyle örtüştüğünü belirtmektedir. Gurdjieff ayrıca şunu belirtiyor: "Bizler ayın temizlediği, beslediği, diktiği ve kendi amaçları için beslediği koyunları gibiyiz."

Gurdjieff ayrıca şunu belirtiyor: "Bizler ayın temizlediği, beslediği, diktiği ve kendi amaçları için beslediği koyunları gibiyiz."

Bir de film varmış bu konuda. Moonfall. Ayda bir yapay zeka olduğundan ve negatif bir kuvvet tarafından pasifize edildiğinden ve onu ele geçirmeye çalıştığından bahsediyor.


Tgur

#1768
Sybleman  vizyonla karışık bilgiler ve ilave katkıların çok ilginç,bahsettiğin gibi "aya besin olma" konusu üzerinde Bozadi ve diğer dostlar çok durmuştu bu seninkiler tamamlayıcı, yeni gelenlere katkı olma babında şu ay hakkında K.ların neler dediğini de ben ilave edeyim,

Ayrıca K.lar yapay zekanın senin de belirttiğin gibi bir besin tüpü olduğunu ve zamanla dünya insanının onu KH haline getireceklerinden bahsetmişlerdi,yükleyenlerin çoğunluğunun KH olduğunu düşünerek,

*****
S:(L) Georges Gurdjieff Dünya'nın bir anlamda Ay için bir besin olduğu fikrini öne sürdü. Kastettiği şey, kadim öğretmenlerden öğrenmiş olduğu gibi, Dünya'nın, başka bir seviyedeki varlıklar için bir besin kaynağı olduğuydu ve muhtemelen bu varlıkların Ay'da üsleri vardı. Ama Dünya eninde sonunda bir yıldız olacaktı ve o zaman Ay da tıpkı bir zamanlar Dünya'nın olduğu gibi, üzerinde yaşanan bir gezegen haline gelecekti gibi... Bu yeterince...
C: Yakın.
S:(L) Ay, ikinci yoğunluk bir gezegen mi?
C: Evet.
S:(L) Peki Ay, başka varlıklar tarafından bir üs olarak kullanılıyor mu?
C: Başka yoğunluklarda.
S:(L) Sürekli Ay'da yaşayan 2'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 3'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Hayır.
S:(T) 4'üncü yoğunluk varlıkları var mı?
C: Evet.
S:(T) Griler mi?
C: Onlar Ay'da kalmıyor, Ay'ı sadece kullanıyorlar.
S:(T) Orada 5'inci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 5'inci yoğunluk herşeyi kullanır.
S:(T) Orada 6'ncı yoğunluk varlıkları var mı?
C: Aynı.
S:(T) Ay'da 7'nci yoğunluk varlıkları var mı?
C: 7'nci yoğunluk, Bir ile birliktir.

sybleman

#1769
Tgur abi alintiladigin kisimdan anladigim kadariyla. 4y mevcut. 5y ve 6y heryeri kullanır demiş. Böyle bir ihtimal mevcut gibi. Beslenme tüpü ile 6kh düşünme merkezine enerji gönderiyor olabilir ay aracılığı ile. Sonuçta her gezegende pencereler olduğunu biliyoruz. Uydu olan ay için de geçerli olabilir.

Pdf den aramak zor oldu ay olarak ingilizce arama sitesi vardı oradan bir bakicam.

Rüyalar çok simgesel bu ara. Sanırım araştırmayı bıraktığımda doğru bilgiye ulaşmak için ufak ipuçları sağlıyorum kendime.

Dün simgesel bir rüya sonucu bir çıkarım yaptım. Henüz üstünde düşünüp doğrulama fırsatım olmadı.

Sanki şuanda yükselmeye çalışan bir biz olduğu gibi boyut düşmeye çalışan da bir biz var. Fraktal yapının kendi kendini doğurması gibi. Anda gerçekleşen bir döngü. Bir de şunu anladım düşüş hiç kolay değildi. Ve sanki düşüş kademe kademe. 7y 6y 4y 3y gibi. En zor kademe ise 4y den 3y ye düşüş. Çünkü bu iki boyut arasındaki farklar çok korkutucu. Diğerleri yine biraz sindirilebilir katlanilabilir vaziyette ama 4y den 3y ye düşüş. Korkutucu. Belki de önce 3bh a düştük en azından maddeye alışmak için. Sonra tekrar yükseliş hızlandırmak için 3kh a geçtik.

Boyut düşen bir biz ve boyut çıkmaya çalışan bir biz. Ve her boyutta aynı işlem dönüyor gibi.

İnsan olan varlık tekrar 3y den devam.ediyor 7ysonrasi ama düşüş 7y den hemen sonra 3y gibi değil. Bilinci dusure dusure alisa alisa iniyoruz gibi.

Bununla ilgili bir bilgi varmı bilmiyorum. Araştırıp doğruluğuna bakmam lazım. Mantıklı geldi bana.

Bir çıkarım daha... Her boyutta çıkmaya çalışan akıl ve bir üst boyuttaki düşmeye çalışan akıl birbibirine yardım ediyor. Düşmeye çalışan alt boyutu gözlemleyerek alıştırma yapıyor. Çıkmaya çalışan ise üst boyutun tesirleri ile doğru yolu bulmaya çalışıyor.

Tasavvufta kalp aklı ile beden aklını birleştirmek vardır. Kalp aklı üst boyut aklı ve  beden aklı 3y bilinci ise. Uyanış ikisini bir etmek olabilir belki de.

Bir kaç rüyadan birlestirdiklerim. Araştırıp ilgili bilgilere bakmam lazım.