Plotinos'un Felsefesi: Bir

Başlatan bozadi, 22 Şubat 2026, 15:26:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Alıntı yapılan: benguonat - 25 Şubat 2026, 14:13:46 Bir de insanların pozitif negatifliği ile daha kavramsal olan pozitif negatiflik arasında da fark var. Belki tam doğru tanımlayamadım. Hani öyle bir bilinç haline geliriz ki "varolan her şeyin dersler" olduğunu cidden anlarız. O zaman negatiflikler eziyet olmaktansa sıçrama tahtası olur gibi.
Aynen katılıyorum.

Alıntı yapılan: benguonat - 25 Şubat 2026, 14:13:46 Burada bir kitaptan alıntı yapacağım. Çok güzel bir anlatım. Ki hepimiz de bunu deneyimlemişizdir ama kelimelere dökememişizdir:

Kaynak: Hayatlar Arası Hayat, Dr. Joel L. Whitton, Joe Fisher
Hm, kitabı araştırayım.

Alıntı YapMetaşuur hâlinde olmak varoluşun ta özüne karışmaktır; bireyin kimlik duygusunu feda ederek paradoksal biçimde kendisini her zamankinden daha çok bildiği bir hâle geçmesidir. Metaşuur hâlinde olmak bedensel engellenmelerden kurtulmuş olmak, evrenle bir olduğunu hissetmek, sonu olmayan bir bulut denizinde bir bulut olmaktır.
Evet, egoyu bırakmak bize ölüm gibi geliyor, halbuki ölümden asıl o zaman kurtulacağız 😊

benguonat

O kitap şu spirit releasement therapy ve ruhların yolculuğu gibi bi kitap ya. Regresyon/ekminezi ile geçmiş yaşamlara değil de hayatlar arası ruhani yaşama götürüyor. Güzel kitap, ruhların yolculuğundan önce çıkmış ama onun kadar kapsamlı değil. Öncü bi çalışma gibi. Ana konumuzla pek alakası yok  :D

sybleman

#17
Plotinos eş-şeyhül-yunani (yunanlı şeyh) diye bilinirmiş. Onu insanı kamil olarak kabul etmiş tasavvuf üstadları. Öğretileri oldukça hakikati yansıtıyor. Özellikle negatif teoloji denilen Bir olanı tanımlamak değil de ne olmadığı anlatmak gerekliliği sufi öğretileri ile benzerlik gösteriyor ki genelde felsefeciler bir olanı tanımlamak yönünde ilerlerler. Sufilerde onu tanımlamanın onu sınırlandırmak olduğunu söylerler.

Ben de bu filozofa sonsuzluk işaretinin kökenini araştırmaya giriştiğimde rastladım. Bilgisi ve öğretisi çok derin ve hakikati işaret ediyor.  Okudukça bilgisinde kayboldum.

Sudûr terimi çok yakın geldi. Evrenin bir olandan taşma ile oluştuğundan bahseder. Ki K'lar madde ve antimaddenin 7.boyuttan sürekli aktığından bahsederlerdi. 

Bir olma deneyiminde nous'un da aşılması gerektiğini anlatıyor. Yani logosu da aşmak. Ki Logos da bile bir ikilik vardır. O bile teklik değildir. Çok doğru. Logosda bile ona aşık olma vardır ki bu ikiliğe sebep oluyor. O Bunu aşmış ve birlik halini deneyimlemiş. Ki bunu anlatırken bile çok gizli kelimelerle anlatmış. Yardımcısı sadece yanında gördüğü 6 birleşmeden bahsediyor. Henosis olarak geçiyor terim olarak. Samadhi ye benzer ama kavramsal farklılıklar var gibi. Henosis bir'in bilinç üstü olduğundan bahsediyor. Samadhi ise bir saf bilinçtir. Sanki samadhi logos ile birleşmeyi anlatıyor ki logos/kalem ilk bilinç ilk akıldır. Henosis ise onun da üstünü anlatıyor onu bile geçmekten Nous'u geçmekten bahsediyor. Tebrizinin deyimi ile Aşuk ile maşukun kalmadığı noktadan bahsediyor. Ki o yüzden de plotinus öğretisinde aşktan bahsetmiyor bence. Onu da aşmış birisi aşkın kendisi olmuştur.

bozadi

#18
Alıntı yapılan: sybleman - 26 Şubat 2026, 11:43:21 Plotinos eş-şeyhül-yunani (yunanlı şeyh) diye bilinirmiş. Onu insanı kamil olarak kabul etmiş tasavvuf üstadları. Öğretileri oldukça hakikati yansıtıyor. Özellikle negatif teoloji denilen Bir olanı tanımlamak değil de ne olmadığı anlatmak gerekliliği sufi öğretileri ile benzerlik gösteriyor ki genelde felsefeciler bir olanı tanımlamak yönünde ilerlerler. Sufilerde onu tanımlamanın onu sınırlandırmak olduğunu söylerler.

Ben de bu filozofa sonsuzluk işaretinin kökenini araştırmaya giriştiğimde rastladım. Bilgisi ve öğretisi çok derin ve hakikati işaret ediyor.  Okudukça bilgisinde kayboldum.

Sudûr terimi çok yakın geldi. Evrenin bir olandan taşma ile oluştuğundan bahseder. Ki K'lar madde ve antimaddenin 7.boyuttan sürekli aktığından bahsederlerdi. 

Bir olma deneyiminde nous'un da aşılması gerektiğini anlatıyor. Yani logosu da aşmak. Ki Logos da bile bir ikilik vardır. O bile teklik değildir. Çok doğru. Logosda bile ona aşık olma vardır ki bu ikiliğe sebep oluyor. O Bunu aşmış ve birlik halini deneyimlemiş. Ki bunu anlatırken bile çok gizli kelimelerle anlatmış. Yardımcısı sadece yanında gördüğü 6 birleşmeden bahsediyor. Henosis olarak geçiyor terim olarak. Samadhi ye benzer ama kavramsal farklılıklar var gibi. Henosis bir'in bilinç üstü olduğundan bahsediyor. Samadhi ise bir saf bilinçtir. Sanki samadhi logos ile birleşmeyi anlatıyor ki logos/kalem ilk bilinç ilk akıldır. Henosis ise onun da üstünü anlatıyor onu bile geçmekten Nous'u geçmekten bahsediyor. Tebrizinin deyimi ile Aşuk ile maşukun kalmadığı noktadan bahsediyor. Ki o yüzden de plotinus öğretisinde aşktan bahsetmiyor bence. Onu da aşmış birisi aşkın kendisi olmuştur.
Senin de dikkat çektiğin gibi sybleman, Plotinos İslam tasavvufuna ciddi etkiler yapmış. İbni Arabi'nin ondan doğrudan etkilenip etkilenmediği bilinmiyor ama dolaylı olarak da olsa ciddi düzeyde etkilendiği ve öğretileri arasında önemli paralellikler olduğu söyleniyor. Maharaj'ın öğretisi de yine her ikisiyle önemli banzerlikler taşıyor. Benim açımdan, Ra-Kasyopya kozmolojisi de dahil olmak üzere tüm bu kaynakların en önemli ortak vurgularından biri, insanın maddi dünyanın aldatıcı cazibelerinin etkisinden kurtularak Allah'ın, yani özün sonsuz güzelliğine duyduğu çekimi takip edip daima ona yönelmesi ve nihayetinde onunla tamamen birleşmesi.

gerçek tosun paşa

Alıntı yapılan: bozadi - 25 Şubat 2026, 15:15:28 Yani sanki varlıkların/ruhların birçoğu (hepsi?) doğrudan eterik alemde (uzun dalga döngüsünde) yaratılıyor ama bunların epeyce bir kısmı bir tür şımarma/yozlaşma geçirerek o veya bu şekilde madde alemine intikal etmek/ettirilmek durumunda kalıyormuş gibi geldi bana.

Şimdi bizim bakış açımızdan bakacaksak muhtemelen parantez düşer. OP durumuyla başlayan bilinçlenme Uzun dalga döngüsüne hiç dahil olmayacaktır. Yine neredeyse tamamen fiziksellik hissiyatıyla bilinçlenmeye başlayan çokça ruh grubu vardır bence.

Bence logosun hangi vektörüne geldiğiyle ilgili. Öyle vektörler vardır ki 6Y varlığı bile kavrarken zorlanabilir. Benzeri bir açıklama sanırım RA'da geçiyordu.

Bir diğer yandan jölemsi ve daha basit geometrik şekiller içeren yaşam formlarında uzun dalga döngüsü içerisinde deneyimler olduğuna dair de celselerde geçen kısa yerler olduğunu hatırlıyorum. Biz zihnimizce standartize edilmiş bir logos sistemi üzerinden  konuya bakıyoruz. Bence Uzun dalga döngüsüne katılım ile reenkarnasyon biçimindeki kısa döngüde olan yaşamlar birbirine çok üstün gelemez nitel ve nicel olarak.

Alıntı yapılan: benguonat - 25 Şubat 2026, 13:25:24 Bütün bunlar "Apofatik Teoloji" denen kavrama açılıyor. Sırf bu kavram bile yeterince beyin yakıcı iken, @bozadi  diğer yazdıklarına ayrı mesajlarda cevap vereceğim :D Apofatik Teoloji'nin wiki sayfasında Plotinos'un düşüncelerinden de bahsediyor bu arada.

Ben de bu tanımı ilk defa görüyorum teşekkürler Bengü. Sanırım çıkış noktası olarak yaratıcının saf iyilikle bağdaştırılamayacağı ve kötülük kavramının da nereden geldiğini aydınlatma ihtiyacı hissederek ortaya çıkmış olabilir. Fakat bir yöntem harici çok elle tutulur gibi gelmedi bana. Yöntemsel olarak varlığı tümsel bir kaynak olarak ele alma noktasında negatif tanımlamaların işin içine katılması gerekliliği olarak bahsediyorum.

Alıntı YapApofatik teoloji , aynı zamanda negatif teoloji olarak da bilinir ,Tanrı'ya , İlahi Varlığa, olumsuzlama yoluyla yaklaşmaya , Tanrı hakkında söylenemeyecek şeyler üzerinden konuşmaya çalışan bir teolojik düşünce ve dini uygulama biçimidir .

"Apofatik", Eski Yunanca : ἀπόφασις ( isim ); ἀπόφημι apophēmi'den gelir , 'inkar etmek' anlamına gelir. Çevrimiçi Etimoloji Sözlüğünden :

apofatik (sıfat) "inkar ediyormuş gibi yapılan bir şeyden bahsetmeyi içeren; olumsuzlama yoluyla elde edilen bilgiyi içeren", 1850, Yunanca apophatikos'un Latinceleştirilmiş biçiminden , apophasis "inkar, olumsuzlama"dan, apophanai "sözünü kesmek"ten, apo "uzak, uzakta"dan (bkz. apo-) + phanai "konuşmak"tan, pheme "ses" ile ilgili, PIE kökünden *bha- (2) "konuşmak, anlatmak, söylemek"ten. [ web 3 ]


bozadi

#20
Alıntı yapılan: gerçek tosun paşa - 27 Şubat 2026, 11:56:29 Şimdi bizim bakış açımızdan bakacaksak muhtemelen parantez düşer. OP durumuyla başlayan bilinçlenme Uzun dalga döngüsüne hiç dahil olmayacaktır. Yine neredeyse tamamen fiziksellik hissiyatıyla bilinçlenmeye başlayan çokça ruh grubu vardır bence.
Söylediğin mantıklı gtp. Tüm varlık yaratımlarının uzun dalga döngüsünde olması kulağa çok gerçekçi gelmiyor.

Yine de, K'ların bu konuyla ilgili bir açıklaması dikkat çekiyor. Eğer insanlık kısa dalga döngüsüne geçmemiş olsaydı, dünyadaki 1. ve 2. yoğunluk varlıklarının kısa değil uzun dalga döngüsünde tekamül geçireceğini söylemişlerdi:

Alıntı yapılan: 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.
Bu da akla şunu getiriyor: İnsanlık kısa dalga döngüsüne düşmeden önce dünyadaki 1. ve 2. yoğunluk varlıkları uzun dalga döngüsündeydi anladığım kadarıyla. Sırf insanlık kısa dalgaya geçtiği için onlar da uzun dalgadan kısa dalga deneyimine geçmek zorunda kalmış gibi görünüyor. Biraz kafa karıştırıcı bir durum. İnsanlık kısa dalgaya geçmeseydi, dünyanın eterik alanında (uzun dalgada) tekamül eden 2. yoğunluk varlıklarından 3'e yeni mezun olan organik portallar da yine eterik ve BH modunda olacaktı sanırım? Konunun kafa karıştırıcı çeşitli yönleri var. K'lar 1. yoğunluğun mineral (madde) ve ilkel bazı bitkileri kapsadığını söylemişti diye hatırlıyorum. 1. yoğunluğun bile uzun dalga döngüsü (eterik) alternatifinin olması ilginç geliyor kulağa.

gerçek tosun paşa

Şimdi senin dediğin aslında bir bakış açısından net ve tutarlı bence. Tüm yaratım kaynak bazında incelersek eterik. Yani eğer bunu deneyim biçimlerinden uzun dalga döngüsüne sokabiliyorsak tüm yaratım uzun dalga döngüsünde başlar. Ruhlar enerji içerisinden bölünüyor diye kaba bir tabir kullanabiliriz. Enerji panelleri gibi şeyler var kas.ların dediğine göre.

Fakat işin bir diğer kısmı Uzun ve Kısa Dalga Döngülerinin deneyim ve tekamül biçimleri olarak verilmesidir. Yani sanırım bir üst mesajımda olduğu gibi değerlendirmemiz de senin tüm yaratım uzun dalga döngüsüdür demen de doğru gibi. Burada eğer gerçekten belirgin bir fark varsa Kas.lar olmadan bu detayı çözmek zor.  :)

gerçek tosun paşa

#22
Alıntı yapılan: bozadi - 27 Şubat 2026, 14:55:27 Bu da akla şunu getiriyor: İnsanlık kısa dalga döngüsüne düşmeden önce dünyadaki 1. ve 2. yoğunluk varlıkları uzun dalga döngüsündeydi anladığım kadarıyla. Sırf insanlık kısa dalgaya geçtiği için onlar da uzun dalgadan kısa dalga deneyimine geçmek zorunda kalmış gibi görünüyor. Biraz kafa karıştırıcı bir durum. İnsanlık kısa dalgaya geçmeseydi, dünyanın eterik alanında (uzun dalgada) tekamül eden 2. yoğunluk varlıklarından 3'e yeni mezun olan organik portallar da yine eterik ve BH modunda olacaktı sanırım? Konunun kafa karıştırıcı çeşitli yönleri var. K'lar 1. yoğunluğun mineral (madde) ve ilkel bazı bitkileri kapsadığını söylemişti diye hatırlıyorum. 1. yoğunluğun bile uzun dalga döngüsü (eterik) alternatifinin olması ilginç geliyor kulağa.

Bu konunun cevabına dair oldukça deneyimsel bir cevabım var.
İnsan da  yaratıcıdır. Yaratır yani 3Y seviyesi de aslında körelmiş ustalar gibidir. Bunu nasıl anlatayım bilmiyorum çünkü sana daha önce bahsettiğim değişik bilinç durumundayken görmüştüm.

Şimdi 1 ve 2. yoğunluk ruhları enerji kuyusu gibi bir yerden ihtiyaç duyulması halinde "enerji olarak" kullanılıyor. Bu neden böyle dersen "yaratım" böyle diyebilirim. Şimdi 6Y yeni bir gezegen oluşumu konusunda destur verince oluşacak yaşamlar için ki burada esas bazı 3Y seviyesi alınıyor gerekli ortamların kurulması için 3-4-5-6Y beraber çalışmaya başlıyor.

Mesela sen bir hayvan ya da bitki yapacağın zaman bunun için son fazlardan birinde gidip aldığın icazetle (ya da yetkiyle) yukarıda bahsettiğim enerji kaynaklarından yani kuyulardan enerjinin özünü çekip prototipe yüklüyorsun. Bu da canlı yaratmak oluyor. O kuyulardan bazıları 1 bazıları da 2. yoğunluk bilincine açılan toplam enerjiler. Dolayısıyla evet insanlar için/3Y için 1. ve 2. yoğunluğu da maddesel yaşamda tezahür ettirmiş oluyorsun. Orada zaten sürekli bir uzun dalga döngüsündeler bu yoğunluklar ama genel öğrenimden de bağımsız değiller. Karışık ama daha net anlatması zor.

bozadi

#23
Plotinos'un metinlerinde "Gnostiklere karşı" diye bir bölüm var. Gnostikleri eleştirdiği, hatta bazı bakımlardan çok sert eleştirdiği şeyler söylemiş. Henüz bu meseleye vakıf değilim, araştırmaya, incelemeye çalışıyorum. Gnostiklere genel olarak büyük bir sempatim vardı şimdiye kadar, halen de var. Gnostik inançlara sahip gruplara kilise ve devlet otoritelerinin ciddi miktarda zulüm ve işkenceler uygulaması gibi olaylar dikkatimi çekmişti. Örneğin Anadolu ve Ermenistan civarında Paflikyanlar (Pavlusçular), Trakya'da, sanırım özellikle Bulgaristan civarında, Paflikyanlardan etkilenen Bogomiller ve daha sonra Bogomillerden etkilenerek benzer inançları Batı Avrupa'ya taşıyan Katharlar (Cathars) gibi gruplar var ve ben bu grupların tümünü "gnostik" olarak biliyordum ve doğru/güzel inançları, özgür ruhları nedeniyle egemen güçler tarafından tehdit olarak görülüp zulüm ve katliama uğradıklarını düşünüyordum. Bu konudaki fikrim temelden değişmiş değil ama bu grupların Gnostikliğin tam olarak kendisi veya ana damarı olmadığını, daha eski olan asıl Gnostikliğin modern denebilecek bir yorumu olduğunu fark ettim.

Gnostiklerde ruhun maddi aleme düşmesi ve bir tür esaret, unutma (bilinç kaybı) ve gaflet durumu içinde kalması ve kendini maddi alemin bir parçası sanma gafletinden uyanıp asıl tanrısal varlığını hatırlayarak maddi alem esaretinden/kabusundan kurtulmaya ihtiyaç duyması gibi bir hikaye var diye biliyorum. Pleroma (Tanrısal bilinç seviyesi, cennet), Sofia (bilgi), Demiurg (maddi alemi şekillendiren yarı-tanrı veya sahte-tanrı) ve onun hizmetçileri olan arkonlar gibi kavramlar var. Demiurgos ve arkonlar insanların maddi alem seviyesinde kalmasını, yani insanın asıl hakikatine uyanmasını engellemeye çalışıyor.

Plotinos'un da ruhun maddi aleme inişi/düşüşü ve bundan kurtulmaya ihtiyaç duyması hakkında söylediklerini düşününce, onun da Gnostik akımın bir parçası olabileceği ihtimali gelmişti aklıma ve nitekim arada bir tür uyumluluk var gibi görünüyor ama meğer Plotinos Gnostiklerin görüşlerinin bir kısmına feci şekilde itiraz ediyormuş. Yapay zekanın özet yorumlarına dayanarak anladığım kadarıyla, başlıca uyumsuzluklardan biri, Gnostiklerin maddeyi ve maddi alemi ve bunların yaratıcısı olan Demiurgos'u "kötü" olarak görmesi, Plotinos'un ise bunları kötü değil, normal, hatta iyiliğin bir parçası, doğal bir uzantısı olarak görmesi ama, evet, insanın maddi alemle olan özdeşleşme (kendini maddesellikten ibaret görme) gafletinden kurtulması gerektiğini düşünmesi.

Bir de, Gnostikler, onlar için çok önemli bir kavram olan ve ilahi bilgi/bilinç olarak görülen Sofya (Sophia) adlı dişi ilahi varlığın "bir tür hata yapması" nedeniyle, kendini evrenin tek yaratıcı tanrısı sanan kibirli Demiurgos'un doğup madde alemini yarattığına inanıyorlarmış sanırım. Ama Sofya'nın bu hatasının aynı zamanda maddi alemin var olabilmesi için adeta "zorunlu" bir hata olduğu şeklinde bir görüş de var. Çok çok enteresan. Gnostikler birlik ve çokluğun, ruh ve madde alemlerinin nasıl meydana geldiğini, ruhların madde alemlerinde ne işi olduğunu açıklamak için çok dikkat çekici ve belki önemli bir isabetlilik oranı olan şeyler keşfetmişler ve kaydetmişler.

Yeni Platonculuğun kurucusu olarak kabul edilen Plotinos'un Gnostiklere yaptığı sert itirazlar ne ölçüde doğru, ne ölçüde yanlış, bilmiyorum. Belki her iki görüşün belirli ölçülerde doğru, haklı olduğu durumlar vardır ve bir sentezleme yapılması gerekiyordur? Umarım bunu keşfedebiliriz.

Yalnız, benim son günlerde gnostiklik kavramını tekrar incelemeye başlamamın ilk veya tek sebebi Plotinos değildi, daha ziyade David Icke başta olmak üzere, "reenkarnasyon tuzağı" (karma-tuzağı) görüşünü savunanların bu iddialarını en çok Gnostiklere, gnostik metinlere dayandırıyor olmaları.

Ve evet, gnostiklerde maddi alemin bir tür tuzak olması görüşü var ama bu "reenkarnasyon tuzağı" veya "karma tuzağı" denebilecek olan şey değil tam olarak. Dahası, Gnostiklerde "Ölünce sakın ışığa gitmeyin, o ışık sahte, çünkü arkonlar iyi varlık kılığına girip sizi kandırıp dünyaya geri dönmeye ikna ediyor" gibi bir bilgi veya senaryo yok. Reenkarnasyon kurtulunması gereken bir döngü olarak tasvir ediliyor ama tuzak olan şey reenkarnasyonun kendisi değil, insanı madde alemine bağımlı kılan ego ve gaflet. Yani amaç reenkarnasyonla değil cehaletle, gafletle, egoyla mücadele etmek. İşte "tuzak"çılar bu noktada gnostik felsefeyi ciddi şekilde çarpıtıyorlar gibi geliyor bana.

Plotinos ile Gnostik görüşlerin benzerlik ve farklılıklarını daha iyi anlamaya çalışacağım.


bozadi

Celselerdeki şu diyalog/açıklama çok çok ilginç:

Alıntı yapılan: S: (L) John'un Apokrif kitabı gibi Gnostik metinlerin temeli nedir?

C: Eski ateistler.

bozadi

Şu "reenkarnasyon tuzağı" meselesine taktığım için, tuzakçıların bu görüşe dayanak gösterdikleri gnostik kaynakları bir süredir biraz derinlemesine inceliyorum ve bu konuda bir video yapmak niyetindeyim.


Tgur

#26
Çok incelediğimiz reenkarnasyon konusu üzerindeki bu hassas mevzu üzerinde calışman ve bu hususta bazı şeyler  gösterebilmen bence çok uygun,

Zira işin içinde bunu bir tuzak olarak gösterilen olayın içerisinde sadece dünya yaşamına kilitlendirme gibi bir tuzak olabileceği fikri aklıma geliyor, sanki başka bir seçim hakkı olmaması ve başka ortamlarda öldükten sonra oluşma hakkının kısıtlandırılması gibi,

Bekleyelim senin araştırma neticelerini inceleyelim.

Tgur

#27
Öldükten sonra başka ortamlarda oluşma isteği 3Y düşünce üstünde tasarlanmalı ama bunu nasıl yapacağız zira gördüklerimiz mukayese imkanımız sadece dünya yaşamı ile ilgili,
Olgular,olabilecek oluşum modelleri üzerinde bir şeyler düşünmek biraz kurgubilime kaçarak olabilir, mesela bir su gezegende balık veya yosun mu olacağız veya oluşturduğumuz bir gezegenin idarecisi mi olacağız görüldüğü gibi konular çok geniş bir perspektifte sıralanıyor ve yine bildiğimiz donelere biraz yapışık gözüküyor,

Değerlendirmelerimiz ancak şu madde dünyasında tasarlayabileceğimiz sınırlamalar içinde ilk bakışta gözüküyor ancak o maddeden uzaklaşmış ve yepyeni bir bilince doğru sürüklenen yani ruhsal yaşamın bilincine yükselen bir ruhsal varlık için mutlaka her şey zor olacak diye bir kayıt yok zaten zorluk dediğimiz husus sıkıntı dediğimiz şeyler bu dünya yaşamında devamlı uğraştığımız ve alt etmeye çalıştığımız duygu şekilleri,

Bütün bunların dışında ruhsal yaşamın sadece sevgi ferahlık huzur ve bilgi alanına yakın temasta olduğu bir ortamda olmanın ana baz olduğunu tahayyül edebilmeliyiz,

Pek tabii ki ruhun özgür seçimlerinin bir mecburiyet bir kalıplaşma bir kulvarlara girme mecburiyeti gibi değil serbestçe araştırmalar izlemeler sonucunda olabileceğini aklımıza getirmemiz lazım.

Ayrıca ruhsal yaşam ortamında bilincimizde sadece maddi hayatında olan bitenlerle ilgili bilgiler dışında geniş bir ruhsal yaşamın çeşitli ortamlardaki yaşam kayıt olayları tamamen açılır ve bu olay ruhsaldaki bilgi zenginliğini bize gösterir konuyu bu yönden de değerlendirmek ve seçme işinin nasıl çeşitlendiğini ve bir çok ruhun önünde açık olduğunu gösterir bunu da nazarı itibara almalı,

Aklıma gelenleri fırsat buldukça  böylece sıralayabilirim.
Zira evvelce yaptığım bir hathor bilgisi üzerine yorumum vardı o beni epey ilgilendirmişti buldukça size de aktarabilirim öldükten sonra mutlaka dünya yaşamını seçmek mecburiyeti olmadığından bahsediyordu.

Tgur

#28
Beşinci yoğunluk değerlendirme yoğunluğu olduğundan oradan ruhların sevkiyatı da mevzubahisir,
Yani bir değerlendirme hazırlanma yapıldıktan sonra renkarnasyon kapısı açıldığı gibi diğer yoğunlukları hak etmişlerin ilgili yoğunluklara sevkiyatı da yapılır ,

Bir evvelki yazı/yorum biraz daha karışık izah edildiği için silindi.

Bütün bunları izah ederken görüldüğü gibi bir otoritenin yüksek bir otoritenin devrede olduğu akla gelmemeli ancak düzeni temin eden meclis üyeleri ve rehberler yoluyla her ruh tarafından kabul edilen bir olayın işlediğini söyleyebiliriz.

Herhangi bir ortamda eğer düzen yoksa karmaşa ve kaos vardır.

bozadi

#29
Bahsettiğim yeni podcast bölümünü nihayet yayınladım:


Aslında bu yeni bölümü dün gece yüklemiştim ama kontrol amaçlı dinlerken İngilizce bir ifadeyi (Sethian Gnosticism) yanlış telaffuz ettiğimi sonradan fark edince, kullandığım ses kaydında o kısmı kesip tekrar video haline getirip tekrar yükledim. İlk yüklemede web'deki bir podcast hazırlama uygulamasının ücretsiz deneme sürümünü kullanarak oluşturmuştum podcast videosunu, ikinci defa yüklerken bu sefer ses dosyasını, ses dalgasını ve görüntüyü birleştirmek için Shotcut isimli ücretsiz bir program indirip kullandım. Google Gemini yardımıyla oluşturduğum bir resimle birleştirdim ses kaydını ve ses dalgası görüntüsünü.

Konuyu araştırmaya devam ettiğim için, belki sonraki bölümlerden birinde, görüşlerimde düzeltme, ekleme-çıkarma yapmam gerekebilir. Youtube yayıncılığındaki acemiliklerimi de giderek aşmayı, pek muhtemel olarak farkında bile olmadan yapmakta olduğum hataları azaltmayı umuyorum 😅