jiddu krişnamurti

Başlatan erica arborea, 11 Kasım 2010, 01:06:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

erica arborea

krishnamurti 1929 yılında 34 yaşındayken kendisine yüklenen kurtarıcı rolünü büyük bir kararlılıkla reddederek doğu yıldızı örgütü'nü dağıttığını açıkladı. ommen'de 3000 örgüt üyesinin önünde yaptığı konuşma radyodan da binlerce kişi tarafından dinleniyordu. krishnamurti sayıları o tarihte 60.000\'e varan üyelere şöyle sesleniyordu: "hakikat ülkesinin yolu yoktur ve ona ne olursa olsun hiçbir yolla, hiçbir dinle, hiçbir mezheple ulaşamazsınız... ben hiçbir tinsel örgütün üyesi olmak istemiyorum; lütfen bunu anlayın... eğer bu amaçla örgüt kurulacak olursa, bir engel, zayıflık, köstek halini alır ve bireyi sakatlar, onun büyümesini, özgün biri olmasını engeller, oysa bu, insanın saltık, koşulsuz hakikati keşfetmesinde temeldir... şimdi başka örgütler kurabilir, başka birinin sizi kurtarmasını bekleyebilirsiniz. ben bununla ilgilenmiyorum, kendinize yeni kafesler örüp bu kafesleri yeni biçimlerde süslemenizle de ilgilenmiyorum. benim tek ilgilendiğim insanı kesin olarak, koşulsuz olarak özgürleştirmek."

toplanan büyük paraları ve dünyanın çeşitli yerlerinde armağan edilen arazileri geri dağıttı ve yaşamının geri kalanını dünyanın pek çok yerinde konuşmalar yaparak geçirdi. konuşmalarında hiçbir dine, geleneğe, düşünce akımına bağlı değildi. ders vermekten çok dinleyenlerin kendilerini sorgulamaları, söylenenlere körü körüne inanmak yerine kalplerinin derinliklerine bakmaları ve kendi varlıklarının hakikatini bulmaları gerektiğini vurguladı.

insanların ırk, milliyetçilik, din, dogma, gelenek, zan gibi koşullanmalarını görmelerini, bilinçlerinde bir dönüşüm yaşamaları durumunda bütünüyle özgür insanlar olabileceklerini ve doğru eylemde bulunabileceklerini düşünüyordu. önyargısı ve koşullanmaları olan bir zihin ona göre asla özgür olamazdı. krishnamurti dünyanın çeşitli ülkelerinde, insanların mekanik, teknolojik araçlara dönüşmek yerine korkusuzca, karmaşa yaşamayan özgür bireyler olarak yaşamı anlayabilecekleri okullar açtı.

ömrünün sonuna dek sohbetlerini sürdürdü, insanlarla bir öğretmen, bir guru olarak değil, bir dost olarak konuştu. 90 yaşında bile gezilerine, sohbetlerine ara vermedi. dinleyicilerinin öğrenmesini umduğu her şeyi kendisi yaşadı. 1985 yılının sonlarında rahatsızlandı. 17 şubat 1986 tarihinde kaliforniya'nın ojai bölgesinde bir hastanede 91 yaşında öldü. ölmeden önce "ben sıradan bir insanım, beni sıradan bir biçimde uğurlayın" demişti; bedeni yakıldı ve mezarının üstüne tapınak dikilmemesi amacıyla külleri en sevdiği yerlere serpildi.

\"mutlu olmak her bireyin en yüksek hedefidir.
böyle bir hedefe ulaşabilen pek az kişi, aslında ulaşılacak bir hedef olmadığını,
ancak yolculuğun her bir anının büyük bir keyif ve tatmin demek olduğunu anlamış olanlardır.

hayatı bu şekilde algılamak kolay değildir;
bu öğreti günlük yaşantımıza katılıp uygulanabilir de değildir.
tam aksine, hayatı daha yüksek bir bilinç düzeyinden algılayan kişinin
gayret sarf etmeksizin olan tutumudur. hayat böyle bir kişi için cennet gibidir.

mutluluk, iç dünyayı tatmin etme sanatının gelişmesine dayanır,
bu da dış dünyaya bolluk, sağlık ve ilişkilerde sevgi olarak yansır.

dış dünyamız, iç dünyamızın yansımasından başka bir şey değildir.

öyle ise iç dünyamızdaki değişimi tetikleyen nedir?

yaşantımızın tüm yönlerinde içsel tatmini ve dolayısıyla da büyümeyi nasıl elde edebiliriz?

hiçbir öğreti veya doktrin bizi o aşamaya ulaştırmaz.

gerçek değişim bilinç düzeyindeki yükselme sayesinde meydana gelir.\"

amin.