avatar_rinda

Özgürlük Var mıdır?

Başlatan rinda, 23 Temmuz 2009, 17:07:35

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

rinda

Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider. Krala şunu sorar: "Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?" Kral "Elbette" der, "Kaç bacağın var senin?". Adam soruya şaşırarak "İki efendim" der. Kral "Pekâlâ, tek bacağının üstünde durabilir misin?" "Elbette" diye cevap verir adam. Kral "O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver". Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir. "Tamam" der kral "Şimdi de öteki bacağını kaldır." Adam şaşırır "Bu imkânsız kralım" der. "Gördün mü?" der kral " Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan sonrasında değil."

            Hayat gerçekten böyle. İlk kararı alıyorsun ve gerisi o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyor. Hayat hata kabul etmiyor. İlk kararın doğruysa işler yolunda gidiyor ama eğer yanlış bir karar aldıysan, her şey zincirleme yanlış gidiyor. Mesela mesleğini seçerken. Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya mahkûm oluyorsun. İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyorsun. Ama biliyorsun ki; özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermişsin ve yeniden başlama cesaretin olmaz. Bazı insanlar vardır hayatta. Onlar ise her şeyi ardlarında bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurdurlar. Ama sen onlardan biri olamıyorsun. Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda atamıyorsun. Oysa göz ardı ettiğin bir şey var. Hayat çok kısa ve mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş anlamlı...

            Hayat kararlardan ibarettir ve kararlar birer kibrittir. Doğru yerde ateşlediğinde çorbanı kaynatacak ateş olur, yanlış yerde ateşlediğin de ise içinde bulunduğun evle birlikte seni de yakar.

            Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildir. Oyunun kurallarını bilmen ve ona göre oynaman gerekir. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek yetmez. Çok daha önemli olan başka bir şey vardır o da kendini bilmektir. Ne istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini bilmek zorundasın. Ancak o zaman doğru kararlar verir ve mutlu bir hayata sahip olursun.

            Ve kararlar birer kibrittir. Ya kendini yakarsın ya da ısıtırsın.

ALINTIDIR...
Sizin deneyimleriniz başka kimsenin değer biçemeyeceği deneyimlerdir.

fidelista

#1
"Zihniniz koşullanmış kalıplarıyla yaşamınızı yönettiği sürece,siz zihniniz olduğu sürece,hangi seçime sahip olabilirsiniz ki ?.Hiç bir seçime.Siz orada bile değilsiniz."

diyor üstat Ben O'yum kitabında.

bozadi

#2
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista


"Zihniniz koşullanmış kalıplarıyla yaşamınızı yönettiği sürece,siz zihniniz olduğu sürece,hangi seçime sahip olabilirsiniz ki ?.Hiç bir seçime.Siz orada bile değilsiniz."

diyor üstat Ben O'yum kitabında.
Maharaj'a buradan hürmetlerimi iletiyorum :)

"Zihnimizin koşullanmış kalıpları" deyince, bunun fazla "dünyevileşmişlik" ile doğrudan bir alakası olduğunu düşünüyorum. Varoluşun evrensel yasalarına göre yaşamak yerine, dünyada binbir türlü yolla ve çoğunlukla negatif şekillerde oluşturulan zihinsel kalıplara itaat ederek yaşıyoruz genellikle.

Bunun en bariz etkisinin/sonucunun varoluşsal mutluluk/huzur deneyimimizin eksikliğinde görülebileceğini düşünüyorum. Varoluşun sahibi/kendisi biz olduğumuz halde, sanki "birinin" varoluşunda kirada yaşıyor gibiyiz. Varlığın bize ait olduğunu, tüm varlığın biz olduğumuzu hissedemiyoruz genelde. Bu ciddi bir hastalık durumu. Elbette dünyevi koşulların berbatlığı bu hastalık durumunun meydana gelmesine birinci dereceden etki ediyor ama bu duruma boyun eğmemiz (boyun eğme ve kabullenme düzeyimiz) pek de masumca ve akıllıca değil gibi. "Boyun eğmeyelim" derken, bundan ilk kastettiğim şey birilerine isyan etmek değil. Dünyada balon gibi şişirilip büyütülen yalanlara inanmayı azaltıp evrensel, daha doğrusu varoluşsal, ebedi gerçeğin pozitifliğini, iyileştiriciliğini deneyimlemeye başlamak, bunu giderek artırmak.

Sorunun en temel ifadelerinden biri, varoluşla aramızdaki "yabancılık". Dünyada doğrudan veya dolaylı şekillerde egemen olan vahşi kapitalizm ve faşizm, "özelleştirilmiş sahiplik" kavramını öylesine güçlendiriyor ve meydana getirdiği şiddetli dengesizlik ve sömürü koşulları yoluyla öylesine güçlü bir acizliklikler, yoksunluklar ve travma deneyimleri meydana getiriyor ki, tüm varoluşun zaten bizim ve biz olduğu ebedi gerçeğine dair farkındalığımızda, inancımızda ciddi kayıplar yaşıyoruz. Bizzat biz olan, kendimiz olan, bir olan varoluşa "yabancılaşıyoruz". Onu bir arzu nesnesi olarak görüp egosal yollarla varoluşun sonsuz güçlerine doğru ilerlemeye çalışıyoruz. K'ların deyişiyle, "Sonsuza kadar sahip olduğumuz şeyi sonsuza kadar arıyoruz". Hem de çok sefil biçimlerde. Ne berbat bir durum.

fidelista

#3
Bozadi yine dõktürmüşsün :) ,Maharaj ustayı ben de çok seviyorum.en temel varoluşsal konuları böyle anlatan başka birini görmedim.