Bilgi

Başlatan bozadi, 28 Ağustos 2011, 04:45:58

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Arkadaşlar, gezegenimizin geçirdiği değişim dönüşümlerle ilgili paylaşımları yapmak üzere bu klasör faydalı olabilir.

Güneş patlamaları, depremler, tsunamiler, yanardağ faaliyetleri, meteorlar, iklim anormallikleri, ayrıca manyetik alan değişimleri, güneş sistemindeki değişimler. Ve benzer başka şeyler. Artık bu olaylara sadece birer \"felaket\" gözüyle bakmamak lazım. Bunlar bir gezegenin ve insanlığın yeni bir realiteye geçişte deneyimlediği doğum sancıları aslında. Korkularımızı aşmak için yüzleşelim.

Tgur

#1
Kıymetli dostumuzun "korkularımızı aşmak için yüzleşelim" çağrısına uygun olur mu bilmem ama işaret etmeden geçemiyeceğim,

---------------------------------

"Ruh dünyasına girerken başka varlıklarla karşılaşmanın önemini gördük. Rehberlerimizle ve diğer tanıdık varlıklarla buluşma dışında, ölüm sonrası girişin üçüncü bir şekli olduğunu söylemiştim. Bu, ruhun hiç kimse tarafından karşılanmadığı oldukça can sıkıcı bir tarzdır.

Çoğu deneklerim için yaygın bir durum olmamakla beraber, diğerleriyle temasın gerçekleştiği son durağa yalnız başına, görünmeyen güçler tarafından çekilerek gittiklerini tanımlayan denekler için hala biraz hüzünlenirim. Bir benzerlik kurmak gerekirse, bu durum, daha önce ziyaret ettiğiniz fakat bavullarınızı taşıyacak hiç kimsenin veya yol gösterecek hiç bir turizm enformasyon görevlisinin bulunmadığı yabancı bir ülkeye ayak basmak gibi olmalıdır. Sanırım bu tip bir girişte beni en çok rahatsız eden şey, ruh iklimine alıştırmanın açıkça yokluğudur.

Benim ruhsal giriş kapısında ve ilerisinde yalnız olmanın nasıl bir şey olduğu ile ilgili kendi kavramlarım, yalnız gitme seçeneğini kullanan ruhlar tarafından paylaşılmamaktadır. Gerçekte bu kategorideki kişiler deneyimli yolculardır. Daha yaşlı, olgun ruhlar olarak başlangıçtaki destekleme sistemine ihtiyaç duymaz bir görünümdedirler. Öldükten sonra nereye gideceklerini tam olarak bilmektedirler. Ayrıca bunun onlar için hızlandırılmış bir süreç olduğundan kuşkulanıyorum, çünkü onlar ait oldukları yere gitmeyi başkalarıyla buluşarak oyalananlardan daha çabuk sonuçlandırmaktadırlar.

Vaka 9 binlerce yıllık bir zaman dilimine yayılan çok sayıda hayat yaşamış bir deneğimdir. Halihazırdaki hayatından sekiz hayat önce, kişiler onu ruhsal giriş kapısında karşılamaya son vermişlerdi.
Vaka 9


Dr. N: Ölüm anında neler oluyor?
D: Büyük bir serbest kalma duygusu hissediyorum ve hızla dışarı çıkıyorum.
Dr. N: Yeryüzünden ruh dünyasına doğru ayrılışını nasıl tanımlarsın?
D: Bir ışık sütunu gibi fırlıyorum ve yola koyuluyorum.
Dr. N: Senin için her zaman bu kadar çabuk mu olmuştur?
D: Hayır, ancak son yaşadığım bir dizi hayattan sonra.
Dr. N: Niçin?
D: Yolu biliyorum, herhangi birisini görme ihtiyacında değilim; acele ediyorum.
Dr. N: Ve hiç kimsenin seni karşılamaya gelmemesi seni rahatsız etmiyor mu?
D: (gülerek) Bunun iyi olduğu bir zaman vardı, fakat artık bu tip bir şeye ihtiyacım yok.
Dr. N: Ruh dünyasına yardımsız sokulman kimin kararıydı?
D: (ara verdikten sonra omuzlarını silkerek) Bu... karşılıklı... her şeyi tek başıma idare edebileceğimi bildiğim zaman... öğretmenimin ve benim birlikte aldığımız bir karardı.
Dr. N: Ve şu anda kendini yolunu kaybetmiş ya da yalnız hissetmiyorsun, öyle mi?
D: Şaka mı yapıyorsun? Artık birinin elimden tutmasına gerek yok. Nereye gittiğimi biliyorum ve bir an önce oraya varmak istiyorum. Yol boyu bir mıknatıs tarafından çekiliyorum ve yolculuk hoşuma gidiyor.
Dr. N: Seni hedefine ulaştıracak olan bu çekilme sürecini açıkla.
D: Bir dalgaya binmiş durumdayım... bir ışık huzmesine.
Dr. N: Bu huzme elektromanyetik mi ya da ne?
D: Eh... bir radyonun bantları ve birisinin de ayar düğmesini çevirip benim için doğru frekansı bulması gibi.
Dr. N: Yani iraden dışında görünmeyen bir güç tarafından yönlendirildiğini ve ölümünün hemen sonrasında yaptığın gibi şeyleri hızlandıramadığını mı söylüyorsun?
D: Evet. Işık dalga bantlarıyla birlikte gitmeliyim... dalgaların yönü var ve ben de onunla birlikte kayıyorum. Zor değil, kolay. Senin yerine her şeyi onlar yapıyor.
Dr. N: Kim yapıyor?
D: Kontrolü elinde tutanlar... Gerçekten de bilmiyorum.
Dr. N: O zaman kontrol senin elinde değil. Hedefini bulma sorumluluğu sana ait değil.
D: (ara) Zihnim söz konusu hareketle uyum içinde... Rezonansla beraber akıyorum...
Dr. N: Rezonans? Ses mi duyuyorsun?
D: Evet, dalga huzmesi... titreşiyor... Buna kilitlenmiş durumdayım.
Dr. N: Radyoyla ilgili cümlene dönelim. Ruhsal yolculuğun yüksek, orta ve düşük rezonans kalitesi gibi vibrasyonel (titreşimsel) frekanslardan mı etkileniyor?
D: (gülerek) Fena değil... evet ve ben bir hat üzerindeyim, sesle ve ışıkla yol gösteren bir radyo veya ışık sinyali gibi... ve o benim kendi ses perdesi modelimin bir eşi, benim frekansım.
Dr. N: Işık ve titreşimin kombine halde nasıl yönlendirici bantlar oluşturduğunu anladığımdan emin değilim.
D: Bir elektronik flaşın içindeki diyapazonu düşün.
Dr. N: Peki, o halde orada enerji mi var?
D: Enerjimiz var... bu bir enerji alanının içindeki enerji. Yani yolculuğumuz yalnızca hatların üzerinde gitmekten ibaret değil... enerjiyi kendimiz üretiyoruz... deneyime bağlı olarak bu güçleri kullanabiliriz.
Dr. N: O halde olgunluk düzeyin, yolculuğun derecesi ve yönüyle ilgili olarak sana da bir kontrol payı sağlıyor.
D: Evet, fakat tam burada değil. Daha sonra, yerime yerleştiğim zaman çok daha kendi başıma etrafta dolaşabileceğim. Şimdi ise çekiliyorum ve onunla gitmek durumundayım.
Dr. N: Tamam, şimdi bunu bırakalım ve bana bundan sonra olanları tanımla.
D: (kısa bir ara) Tek başına hareket ediyorum... benim için uygun yere yerleştiriliyorum... ait olduğum yere gidiyorum.


İpnozda analizci bilinçli zihin derinlerde yerleşmiş anılara yönelten mesajları almak ve yanıtlamak için bilinçdışı zihinle birlikte çalışır. Vaka 9'daki denek bir elektrik mühendisidir ve dolayısıyla ruhsal duygularını ifade etmek için bazı teknik tanımlardan yararlanmıştır. Bu deneğimin ruh yolculuğundaki düşüncelerini teknik terimlerle açıklama eğilimi telkinlerimle yüreklendirilmiş ancak dikte edilmemişti. Tüm denekler ruh dünyasıyla ilgili sorularımı yanıtlarken kendi bilgi dağarcıklarından yararlanırlar. Bu vaka, hareketi tanımlamak için ona tanıdık gelen fiziksel yasaları kullanırken bir başka kişi ise ruhların bu alanda bir vakum içerisinde ilerlediklerini söyleyebiliyordu.

Ruhların ruh dünyasının içine geçmeleriyle devam etmeden önce, fiziksel ölüm ertesi bu kadar ilerleme fırsatı  bulamayan veya yolları normal yolculuk güzergahından başka yöne çevrilecek varlıkları ele almak istiyorum."
----------------------------

Bozadi Dostumuzun Ruhların Yolculuğu Kitabından yaptığı aktarımlardan bir bölümü yukarıda verdim, bu konuda söyleyeceklerim var,

Kh anlayışının, bireysellikle ilgili dünya hayatına kilitli bir yaşamı devamlı kılma ve bu yönde uygulama alanı bulan her şeyi çeşitli aldatma ve dayattırma, buna bağlı illüzyonları mantıksallaştıma yoluyla faaliyette olduklarını biraz biraz anladık ,

Yukarıdaki alıntıda, çok kıymetli yazar Michael Newton 'un yorumunu haddimiz olmadan yargılar gibi olsak da , aklıma takılan konuları kaydetmeden geçemeyeceğim,

Ölüm halinin hemen sonrasında, Hathor ların yaptığı bir kanal bilgisinde de yorumladığım gibi ,dünyasal yaşam ile ilgili yeniden reenkarnasyonu çağrıştıracak akrabalar, tanıdıklar ile buluşma ve
karma faaliyetleri ile birçok dengelenme ve böylece yine dünya yaşamına dönük uğraşılar,gerçekten benim de ters tarafıma geliyor.


O zaman herşeyi halletmiş ,evrimini tamamlamış çok farkında o yüksek ruhlardan mıyız,katiyen hayır,kendimio mertebelerde göremiyorum ,zira birçok düşkünlüğüm var ,mesela ,bu konuyu açıp didiklemek de bir düşkünlük sergilenmesi gibi..

Ancak ,bilgiyi de inceleyip, sağından solundan bakıp ,içsel dürtülere de yer veren analiz yöntemi yaratmak, eskiden beri vazgeçemediğim bir yol. İnanç sistemi oluşturma yolu olarak bunu benimsedim ve oldukça faydasını gördüm.

Burada, ruhsal benlik konularına fazlaca dalmadan anlatmak istediğime dönelim,

Dünyasal derslerin eksikliği mevcutsa,birey reenkarnasyon döngülerini tabiiki isteyecek ,zira kendinde tatmin edilmemiş bireysel konuların  olduğunu sanan bir birey, boşluklarını doldurmak için bu alt yoğunlukta biraz daha gezinmelidir,

Bu hususun vurgulanması oluşturulması kişinin kendi içsel emrini dinlemesiyle mümkündür ,

İşte tam bu noktada şunu işaret etmek istiyorum ,

İçsel sesi duyabilmek ancak, bilgilerle farkında varabilme ve inancını geliştirmekte olan için mümkündür yoksa, bilgilenmemiş ve farkındalığını en kolay yol olan sadece sorgulamadan biat eden durumda bırakmış veya korkularının esaretinde olan bilinç, biat ettiğinin etrafında veya korkularının ittiği yollara doğru kendini verecektir ki o da, Ruhların Yolculuğu kitabında da belirtilen dershanelerde, şifahanelerde, dost meclislerinin bulunduğu yeşil çimenli cennet bahçelerinde dolaşmalardır,

Michael Newton'un da denekler yoluyla incelemek istediği de budur,

Sonuçta ,bu çok bilmiş edalarla ,yargılayıcı ifadeleri sunan bendenizin de, kibir sorununu çözmek için bir şeyler yapacak rehber ve derslere ihtiyacı olduğunu, ne kadar istemese de gerekli olduğunu, anladınız sanırım.


Bazen  yukarıdaki gibi yorumlar yapıp sizlere sunmam ,bir içsel ses ile, zamanı değil derim ,veya şu ara hiç uygun değildir ,tepki çeker, endişelerine girerim.

Ancak Sevgili Alemtaç' ın sunduğu en son Hathor mesajlarının içeriğine bakınca, özellikle, "bilincin geçiş halleri " konusundaki mesajı tekrar inceleme işini kuvvetle tavsiye ettiklerini görünce, bu konuyu irdelemek gerektiğini düşündüm,

Her ne kadar şu anki bilinç yapımızla, geçme anında ve sonrasında, eşler, dostlar, ruhsal arkadaşlarla tekrar buluşmak bize çok cazip geliyorsa da ,vaz geçilmeyecek bir hal olarak geliyorsa da ,bundan başka bir yol olamaz gibi geliyorsa da ,Hathorların israrla vurguladıkları o bekleme halini anlamaya çalışmalıyız kanaatindeyim..

Zira farkındalık durumunun geçmiş ve geleceği değiştiren faktör olduğunu yavaş yavaş anlamaya başladık ,hatta K.ların belirttiği gibi Einstein bile bunu anlayınca korkmuş ve bir ara çalışmalarında durgunluk yaşamış ,Einstein'in neden korktuğunu anlamak ,ayrı bir araştırma konusu ,neden ürktü,
Onun yaşadığı zamandaki kollektif bilinç yapısı, korkmasını gerektirecek bir tesir mi icra ediyordu,
Yoksa daha derin başka şeyler mi keşfetti,  gerçekten üzerinde oldukça konuşulacak bir husus.
Belki de bu konu üzerindeki yorumlara Laura nın dalga çevirilerinde, ileride rastlayacağız,

Yalnız bir şeyi de itiraf etmeliyim, çeşitli kanal bilgilerinde DNA daki kayıtları değiştirmek, bahsi geçen geçmiş ve gelecek üzerinde değişimler yapmak ,zaman yolculuğu, KH gurubu tarafından 75000 yıllık zamanda gidip gelmelerle, dünya yaşamı üzerinde anlayışlarla ,oluşlarla oynamak, bir açıdan bakılınca, hakikaten ürküntü veren bir tabloyu gözler önüne getiriyor..

Ama diğer yönlerden bakınca, gerçek denilenin, ne kadar kaygan bir zeminde olduğunu bize adeta haykırıyor ve bulunduğumuz vazgeçilmez denen kalıpların nasıl değişkenlik ifade ettiğini ve bütün bunlardan öte, etkili bilgilenme yolu ile, uygun bir bilinç ve inanca kapılınca, bu değişkenlik mekanizmasının komuta levyesinin, bizim elimizde olduğunu idrak etmek, değişik bir gurur ve emniyet hissi veriyor..
Bütün bu anlatılanların sonucunda, eğer 3 B anlayışından kurtulamazsak ,yani zamanın devrede olduğu hissinden sıyrılamazsak, istediğimiz değişikliklerin neden şimdi gerçekleşmediği üzüntüsü ve kırıklığı ile istemekten, oluşturmaktan vaz geçme ve eski kalıplarda kalma tehlikesi içinde olduğumuzu da belirtmeliyim ,

Veya biz büyük bir kuvvetle, gerçeğin, bu oluşturduğumuz bu yeni inanç özelliğinde olduğunu ne kadar bilip istesek de ,etrafımızdaki düşük bilinç döngüsü ve etkisi altında olduğumuzdan, arada bir eski kalıplarda kalmak mecburiyetini ve düşüklüklerimizi görüp kendimizi yargılamak değil ,
 bağışlamamız lazım..

 Uzun lafın kıssası Hathorların "Bilincin geçiş halleri" bölümünü okumayı ben de tavsiye ediyorum
[/size=4]

bozadi

#2
Tgur, Hathorların "Bilincin Geçiş Halleri" adlı mesajında ölüm sonrası alem deneyimlerine dair kısmı şimdi inceledim.

Şöyle deniyor:


Diğer bilincin iki geçiş halinde olduğu gibi, ölüm aleminde bir boşluk noktası vardır ve onun baskın özellikleri dinginlik (sessizlik) ve karanlıktır. Boşluğun içinde tüm olasılıklar mevcuttur, ama eylemsellik varoluşta değildir. Bu bir meşe ağacının palamuduna benzer. Meşe, dev ağacın kendisi potansiyel olarak palamudun içindedir, ama henüz mevcut değildir.

Kendinizi Boşlukta bulduğunuz zaman – ki bunu karanlıkta tamamen yalnız olduğunuz ve tam sessizlikte olduğunuz gerçeğiyle farkeceksiniz – yaratıcı güçlerinizin merkezi bağlantı noktasında olduğunuzu bilin.

Sonra yaratmayı seçtiğiniz şey, kaderinizin rotasını ve hangi dünyalara yerleşeceğinizi veya varoluşun hangi alemlerinde oturacağınızı belirler. Bu kritik bir durumdur.

Birçok insan karanlıktan korkar, zamanından önce ışığa geçer. Ve anlamadıkları şey arzularıyla ışığı yaratıyor olmalarıdır. Önlerinde tünele benzeyen portal açılır ve bu ışık tüneline girebilirler, daha önce tanıdıklarıyla karşılaşırlar, dolayısıyla sonuçları tam olarak anlamadan bedenlenmeye geri dönerler veya diğer titreşim alemlerine girerler. Bu elbette sizin için bir seçenektir ve çoğu zaman seçilen seçenektir.

Ancak bir diğer seçenek Boşluğun kendisinde oturarak, saf bilinç olarak Benliğinizin farkında olarak boşluk noktasında kalmaktır – tüm fenomenleri aşmış halde.

Bu farkındalık halinde bir şeyler yaratma ihtiyacı olmadan yeterince uzun oturursanız, kimliğinizin büyük Ben'im olduğunu keşfedersiniz. Ve bu farkındalık noktasından bedenlenmenizin koşullarını seçebilirsiniz. Yerleşeceğiniz dünyaları veya oturacağınız bilinç alemlerini seçebilirsiniz.

Bu en son yöntem size en büyük fırsatları sunar, ama çoğu insan için en zorudur. Ve bu zorluğun nedeni çoğu insanın bir bedene sahip olmamayı rahatsız bulmasıdır. Bir bedeni arzulamak ve maddi dünya deneyimi çoğunlukla insanı zamanından önce Boşluktan dışarı çeker.


Medyumun ya kendi bilincindeki veya etraftaki birinin bilincindeki bazı sapmalar kanal aktarımına sızarak alınan bilgiyi kirletmiş gibi görünüyor. Ölüm sonrası alemle ilgili tek kitap Michael Newton'unki değildir, paralel nitelikte bilgiler başka yazarların araştırma kitaplarında da vardır ve spiritüalizmde genel hatlarıyla net bir şekilde tanımlanmıştır. Ve öldükten sonra içine girilen ışıklı tünel ve spatyoma girişte sıkça akrabalara rastlamak fikri hiçbir şekilde olumsuz veya şahsın kendi bilincinde uydurduğu ve aslında ihtiyaç duyulmayan deneyimler değillerdir. Burada Hathorları kanallayan şahıs bilerek veya bilmeyerek dezenformasyon yayıyor. Işık tüneli ve spatyom girişinde bizi karşılayan akrabalar veya tanıdıklar (bu da her seferinde olan veya her seferinde aynı şekilde olan birşey değil muhtemelen) spatyoma girişte yaşanan şeyler. Arınıp giriş yaptıktan sonra karanlığa ve dinginliğe ihtiyacınız olursa bunu deneyimlersiniz zaten. Öte alemin adı "derin düşünce ve değerlendirme merkezi" zaten. Kimsenin kimseden dinginliği, özbenlik farkındalığını kaçırdığı yok. Orası zaten onun merkezi. Burada Hathorlar tarafından verilmiş gibi görünen bilgi negatif bir şekilde saptırılmış ve dezenformasyon haline gelmiş. Şimdiye kadar okuduğunuz, duyduğunuz herhangi bir şeyde veya kaynakta rastladınız mı burada söylenen şeye? 3. yoğunluktaki meditasyon deneyimi ile 5. yoğunluktaki ölüm sonrası alem deneyimini birbirine karıştırıyor kanal. Bilerek veya yarı-bilinçli dezenformasyon yayıyor. Yalan söylüyor. Gerçekle ilgili bilgilerin önünü kapatmaya çalışıyor. Bunu sıkça yapan birimidir, bilmiyorum, incelemedim. Değildir herhalde. Ra'yı, Pleiadesliler'i, Kasyopyalıları kanallayanların yerini tutabilecek biri olduğunu sanmıyorum.

Alıntı Yap(öldükten sonra geçtiğiniz alemde) Sonra yaratmayı seçtiğiniz şey, kaderinizin rotasını ve hangi dünyalara yerleşeceğinizi veya varoluşun hangi alemlerinde oturacağınızı belirler.
Ee? "Niye dünya gibi berbat bir yere dönüyorsunuz, salak mısınız siz?" mi demek istiyor acaba?

Alıntı YapBirçok insan karanlıktan korkar, zamanından önce ışığa geçer.
Yine bariz bir yalan. Bedeninden çıkan varlık tüm korkulardan arınır. Onun için karanlık diye birşey de yoktur zaten. Herşeyi artık çok daha net bir şekilde görebilmektedir. Hathorları kanallayan veya kanalladığını düşünen şahıs kendi karanlık fantazilerini Hathorların mesajı diye vermiş.

Alıntı YapVe anlamadıkları şey arzularıyla ışığı yaratıyor olmalarıdır. Önlerinde tünele benzeyen portal açılır ve bu ışık tüneline girebilirler, daha önce tanıdıklarıyla karşılaşırlar, dolayısıyla sonuçları tam olarak anlamadan bedenlenmeye geri dönerler veya diğer titreşim alemlerine girerler. Bu elbette sizin için bir seçenektir ve çoğu zaman seçilen seçenektir.
Tanıdıklarla karşılaşma ışık tünelinden geçtikten sonra meydana geliyor, önce değil. Kanal yine konu hakkındaki yarım-yamalak bilgileri rehberlik diye sunuyor. "Dolayısıyla sonuçları tam olarak anlamadan bedenlenmeye geri dönerler" diyor. Ne kadar saçma bir cümle. Koskoca spatyomu görmüyor şahıs. Spatyomun girişinde akrabaları görüp dönüyoruz sanıyor herhalde. Yazık. Spiritüalizm'deki en temel bazı bilgilerden bihaber biri sanırım kanal. Ve kaç kişinin bilincini de gerçeklere kapatıcı bir etki yapıyor, düşünebiliyor musunuz?

Alıntı YapBu farkındalık halinde bir şeyler yaratma ihtiyacı olmadan yeterince uzun oturursanız, kimliğinizin büyük Ben'im olduğunu keşfedersiniz.
Spatyomda varlığınızın ne olduğunun çok iyi farkındasınızdır. Hatta bedenden çıkar çıkmaz bunu önemli oranda deneyimlemeye başlar / hatırlarsınız. Kanal, kendi bedenli deneyiminin sınırlarını bedenden ayrılmış ruhun durumuna projekte etmeye çalışıyor ve bilinçli veya yarı-bilinçli bir şekilde dezenformasyon yayıyor burada.

Alıntı YapYerleşeceğiniz dünyaları veya oturacağınız bilinç alemlerini seçebilirsiniz.
Yine dünyadan/derslerden/sorumluluktan kaçışa yönelik dezenformasyon sağanağı. Ruhlarımızı aptal yerine koyuyor kanal burada. Sanki spatyomdaki ruh bilmiyor neyin ne olduğunu. Ve yine dikkat ederseniz kanal spatyomdaki rehber varlıkların varlığına da hiç değinmiyor.

Alıntı YapVe bu zorluğun nedeni çoğu insanın bir bedene sahip olmamayı rahatsız bulmasıdır.
Yine bir dezenformasyon. Derslerine kaldığı yerden devam etmek üzere bedensel dünya hayatına dönmeyi pek çok zaman rehberler hatırlatır/teşvik eder. Tercih tamamen kendilerine bırakılsa pek çok ruh sürekli spatyomun inanılmaz özgür, bilinçli ve dostane ortamında kalır. Ama rehberler uygun bir dille sorumlulukları hatırlatır ve ruhlar da gerçeği inkar etmez, saygıyla yapılması gerekeni yapar. Bedenselliğe duyulan hastalıklı arzu dünyadaki düzenin içinde birkaç yıl geçirildikten sonra başlar genellikle. Ve bu hastalığın burada giderilmesi gerekir, eğer gidermeye karar verilirse.

Spatyomdaki yüksek bilinç hali ile dünyadaki sınırlı bilincimiz arasındaki ilişkiyi, bunun nasıl ve neden mümkün olduğunu tartışabiliriz.

Alemtac

#3
Bence dünya yüzbinlerce yıldır süregelen değişimini, kendini yeniden yaratma sürecini bizlere rağmen sürdürüyor. Pangea denilen süper kıtadan önce Larusia ve Gondvana adında iki süper kıta varlığından söz ediliyor. Sürekli şekil değiştiren dünyamız, tektonik tabakalar üzerinde yolculuğuna devam edecek ancak ortak bir bilinçle, bu sürecin biz insanlar için en az hasarla atlatılmasını sağlıyabiliriz diye düşünüyorum. Dünayadaki insanlığın sonunun 2012 olduğuna inanmıyorum, en son eklenen Tom Kenyon'un görüşlerinde paylaştıklarına katılıyorum.



2012'den sonrası için yeterli yer kalmadı
Hah! Bu bir gün birilerini korkutacak

Eklemek istediğim bir kanal var;

National Geographic, Türkçe çevrimi ile Dünyanın oluşumu Levha Tektoniği:

http://www.youtube.com/user/TheStringadelic#g/c/17C80E5A3B72949B
 

bozadi

#4
Ne Ra, ne Pleyadesliler, ne de Kasyopyalılar 2012'yi "insanlığın sonu" olarak tanımlamıyor. Mayalar da öyle tanımlamıyor zaten. Sözü geçen tüm kaynaklar bu tarihi büyük bir dönüşüm zamanı olarak tanımlıyor.

Alemtac

#5
Evet Bozadi :) En son paylaşılan dedim, en yakın en aklımda kalan olduğu için..K'lar ve Ple'ler, elbette Ra'nın dedikleri de budur ve daha önce söylediğim gibi her kanal mesajını tamamiyle içselleştirmedim. Hele esas aldığımız üç kanal dışında olanları daha bir dikkatle inceledim. Ra'da bile zaman zaman çelişkili ifadeler bulunabiliyor ki kanallıyanın bulunduğu durum, etrafındaki kişilerin o anda ki düşünceleri vs etken olabiliyor. Hartorların az önce bahsi geçen kanal bilgileriyle ilgili görüşlerine katıldığımı da belirteyim. Her zaman böyle değil ama Kasyopyalı'ların da değindiği gibi elemantellerin tesirinde kalmış olabilir mi diye düşünmeden edemedim :)
 

maskesiz

#6
Sonsuz bir varlığın ve var oluşun nasıl bir sonu olabilir ki:)))
Rehberim hep şöyle dedi "Eylem,bilgi korur"
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.