Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Stafford Betty’nin “The Afterlife Unveiled” Adlı Kitabından Alıntı

Başlatan bozadi, 05 Mayıs 2019, 19:10:06

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Qui-gon jinn

#30
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Farkındalık düzeylerindeki gelişmeleri ifade ettiğini düşünüyorum bunların. 7 yoğunluğun başından sonuna geçirilen evrimlerin daha küçük örneklerinin tek tek yoğunluk düzeyleri içinde de gerçekleşiyor olabileceğini düşünüyorum. Hatta tek bir insan ömrü içinde bile. Bunun üzerinde biraz düşünmek gerek. Belki ilginç paralellikler bulabiliriz.


Kaynaklarda varlıkların ayrı ayrı seviyeler de durduğu ve yaşadığı bir anlatı söz konusu, eterik varoluşta belki öyledir, bilemiyorum ama içinde bulunduğumuz 3.Yoğunluk fiziksel dünyasında hiçte öyle durmuyor sanki, tersine herkes bir arada gibi... Velhasıl dediğim gibi kardeşim benim kafama yatmıyor pek, ayrıca yeri gelmişken yukarıda Feylefus'la aranızda konuştuğunuz kaynakların iddialarına karşıda içimde pek çok şüphelerin, kuşkuların oluştuğunu not etmeden geçmeyeyim. Zaten "seçkin ve özel" tanımlamalarına karşı ayrı bir alerjim var, diğer iddialara karşıda ne bileyim, böyle okudukça bende bir karıncalanma başlıyor, niyeyse iç sıkıntısı gibi birşey yükseliyor hep...(Doğru dur! Rahatsızmısın sen Qui! :) Bilemiyorum valla, herneyse artık. Ben gerçekten yeri gelmişken sevgili Feylefus kardeşime de gecikmiş hoşgeldin dileklerimi iletmek istiyorum. Lütfen kusuruma bakmayınız. Umarım keyifli ve bilgi dolu paylaşımlar vuku bulur hep, hepinize sevgiler.

Feylefus

#31
Sevgili Qui-gon jinn Hoşbulduk:)
Kafa karışıklığı bu bilgi kirliliği sahasında, normal olarak olması gereken bir olgu bence. Bu konuda aynı fikri paylaşıyoruz. Saygılar...
13 Katmanlı Kozmik Komplo

Qui-gon jinn

#32
Öyle öyle maalesef öyle... Ne diyeyim, valla ortalığı çok karıştırdılar sanırım ben AKP'ye vereceğim... :))

bozadi

#33
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

RA bilgilerinde karanlık ve aydınlık ruhlar arasındaki mücadelede; insanın seçim yapma özgürlüğünün vurgulanması da beni düşündürmüştür. Çünkü kötü ruh olmayı seçenler de belli bir yüzdelikte bencillik yaparak yaşarsa yine boyut atlatılıyormuş. Öte taraftan iyi olmayı seçen ruhlar da bu oyunda kendilerini başkalarına hizmete adadıkları çerçevede üst boyuta sıçrayacaklarmış. Yani bir bakıma dualiteyi gerçekleştirmek için karanlık ve aydınlık güçler arasında bir mücadele sürüyor ve bunun sonu yok. Aktörler de birbirlerine bu tiyatro alanında üstünlük kurmaya çalışıyorlar. Kendine biçtikleri görevi ( iyi veya kötüyü) en iyi işleyenler, sınıfı geçiyor... Böyle bir senaryo algılıyorum ve sağlıklı bulamıyorum.

Ra'nın 7 yoğunluk ve BH-KH kutbiyetleri kozmolojisi sana pek çekici ve isabetli gelmiyor anladığım kadarıyla. Valla açıkçası, bu forum bu kozmolojiye dayalı diyebilirim kendi bakış açımdan. Ama elbette kimsenin yükselmek, tanrısal özüne doğru ilerlemek için ille de Ra'yı ve bu forumda temel alınan diğer kanal bilgilerini öğrenmesi veya benimsemesi gerekmiyor. Alternatif bilgi kaynaklarına kesinlikle kapalı değiliz. Ama şahsen şimdiye kadar Ra, Pleaydes ve Kasyopya bilgilerinin kısmi bazı uyuşmazlıklara rağmen önemli bir örtüşümle çizdiği kozmolojik resimden daha fazla içime sinen, daha bilgilendirici, daha aydınlatıcı bir kaynağa rastlayamadım. Çok fazla kaynak araştırmasına da girmedim aslında. Tesadüf eseri karşıma çıkan kaynaklarla karşılaştırıyorum sadece. Nisargadatta Maharaj'ın öğretisini de çok beğeniyorum.

Bu arada celselerde Kriya ile ilgili de epeyce onaylayıcı yorum ve açıklama geçtiğini fark ettim. Ama hiç doğru dürüst araştırmadım sanırım. Araştırmak niyetindeyim.

fidelista

#34
Tüm astral kat seviyeleri 4. yoğunluk olabirmi ? Astral katların hepsi dünya ile bağlantılı ve ölüm doğum döngüleri devam eden katlar.

Maharjaın öğretisi bana göre dünya üzerindeki en derin metafizk öğreti ötesi yok.

bozadi

#35
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen fidelista

Tüm astral kat seviyeleri 4. yoğunluk olabirmi ? Astral katların hepsi dünya ile bağlantılı ve ölüm doğum döngüleri devam eden katlar.

Maharjaın öğretisi bana göre dünya üzerindeki en derin metafizk öğreti ötesi yok.
Bu "astral" terimi gerçekten çok tuhaf. Normalde en çok "fiziksel olmayan" anlamında kullanılıyor gibi algılıyorum. Eterik gibi. Bu anlamda astral ifadesinin tam olarak belirli bir yoğunluk seviyesine (örneğin 4y'ye) tekabül ettiğini söylemek zor sanırım.

Feylefus

#36
Tekrar merhaba, yazdım ama yazdıklarım kayboldu acaba ben mi göndermedim? Forumda mı sorun var? Bilmiyorum.
Sn. Bozadi size bir sorum olacaktı. RA ve Kasyopya ve diğer kanallardan gelen mesajların kaynağı ne kadar güvenilirdir? Obsede varlıklar olma ihtimali var mıdır? Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir merak ediyorum. Teşekkür ederim.
13 Katmanlı Kozmik Komplo

bozadi

#37
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Tekrar merhaba, yazdım ama yazdıklarım kayboldu acaba ben mi göndermedim? Forumda mı sorun var? Bilmiyorum.
Sevgili Feylefus, yazdığın mesajın kaybolması sorunu yaşamış olmandan dolayı üzgünüm. Mesajı gönderdiğin ve normalde forumda yayınlandıktan sonra meydana gelen bir kaybolmayı mı kastediyorsun, yoksa yazdığın mesajı henüz göndermeden, yani gönder tuşuna basmadan veya tuşa bastıktan hemen sonra mı? Nadir de olsa bazen forum üyesi arkadaşların bu tür sorunlar yaşadıklarını söylediklerini okuyorum ve bu durumdan üzüntü duyuyorum. Çözüm olasılıklarından biri, eğer bilgisayardan yazılıyorsa, mesajı önce bir metin editörüne yazmak (ve/veya kaydetmek), sonra foruma aktarmak olabilir.

Bu arada bugün Taksim'de meydana gelen son derece üzücü, muhtemel terör saldırısının ardından çeşitli sosyal medya platformlarında bir ağırlaşma olduğu gibi, bizim forum dahil başka çeşitli web sitelerine erişimde de bir yavaşlama olduğunu gördüm. Gerçi bu internet servis sağlayıcıya göre değişiyor olabilir. Belki bundan kaynaklı bazı sorunlar da yaşanıyor olabilir forumla ilgili, emin olmasam da.



Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Sn. Bozadi size bir sorum olacaktı. RA ve Kasyopya ve diğer kanallardan gelen mesajların kaynağı ne kadar güvenilirdir? Obsede varlıklar olma ihtimali var mıdır? Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir merak ediyorum. Teşekkür ederim.
Benim bu kaynakların (Ra, Pleyades, Kasyopya) kökeniyle ilgili görüşümün / yorumumun objektifliği biraz sorunlu olabilir çünkü ben bu kaynaklara "tapıyorum", biraz abartılı bir ifadeyle vurgulayacak olursam. Şu veya bu ölçüde "kutsal kitap" muamelesi yapıyorum yani. Bu enkarnasyonumda bunların "üzerinde" bir bilgi kaynağına rastlama ihtimalimin çok düşük olduğu şeklinde bir algım var.

Benim bu kaynaklara çok güveniyor olmam, bu kaynaklarda okuduğum bilgilerden (veya iddialardan) kaynaklandı. Daha doğrusu bu bilgilerin bende uyandırdığı ilhamlardan. Eksik, yanlış yönleri de var belli ki. Ama bu durum bence "paha biçilmez" bilgiler içerdikleri gerçeğini (inancını) değiştirmiyor benim açımdan. Dünyayı, hayatı, dünya hayatımızın geçmişinde, bugününde ve geleceğindeki çeşitli olayları, gelişmeleri, evreni... en nihayetinde bir bütün olarak "varoluşu" bunlardan daha iyi açıklayan bir bilgi kaynağına rastlamadım. O yüzden bu kaynakların azımsanamayacak bir "yüceliği" var benim açımdan. Bu kaynaklar "bizi Tanrılaştırmayın" deseler de. Tanrılaştırıyor muyum veya ne kadar tanrılaştırıyorum, bilmiyorum, ama "yüce" olarak görme eğilimim var kesinlikle.

Dolayısıyla, soruya cevaben, bu kaynaklarda okuduğum, başka hiçbir kaynakta bulamadığım, bana "paha biçilmez" gelen bilgilerin kaynağının "obsedör" varlıklar olduğunu düşünmüyorum tabi ki.

bozadi

#38
Ya da çok pis obsede oldum ve yüksek memnuniyetimden dolayı obsedörlerime patolojik bir hayranlık duyuyorum :)

Feylefus

#39
Teşekkür ederim. Yazıyı kaydettiğime dair mesaj da aldığım halde yazı kayboldu:) Bu teknik bir sorun. Zaman zaman forumlarda ortaya çıkıyor.


Kanal bilgileri ile ilgili açıklamalarınız için de teşekkür ederim. Konu pozitif bilimin çok ötesindedir dolayısıyla gözlemlenemez test edilemez incelenemez. İnsan olarak bizi aşan bir alan. Fakat kendi adıma konuşuyorum; hayata bir anlam verme çabamın, beni sürüklediği bir çok maceramın olmasının verdiği sıkıntı; bu forumda değerli paylaşımcıların da " hayatı anlamlandırma çabalarını ve heyecanını gözlemledikçe, azalıyor. Bu yüzden forumunuzu seviyorum ve uzun zamandır takip ediyorum.
13 Katmanlı Kozmik Komplo

bozadi

#40
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Teşekkür ederim. Yazıyı kaydettiğime dair mesaj da aldığım halde yazı kayboldu:) Bu teknik bir sorun. Zaman zaman forumlarda ortaya çıkıyor.
Mesajı gönderdiğin ve "mesajınız yayınlandı" bilgisini de almana rağmen mesajın kaybolması gerçekten çok ilginç ve üzücü bir durum. Bu durumu yaşayan arkadaşlara, mümkünse özellikle tekrar yazması çok zahmetli olacak mesajları bilgisayarda veya telefonda önce bir metin programına yazıp kaydettikten (yani bir kopyasını aldıktan) sonra foruma göndermelerini tavsiye ediyorum.
Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Feylefus

Kanal bilgileri ile ilgili açıklamalarınız için de teşekkür ederim. Konu pozitif bilimin çok ötesindedir dolayısıyla gözlemlenemez test edilemez incelenemez. İnsan olarak bizi aşan bir alan. Fakat kendi adıma konuşuyorum; hayata bir anlam verme çabamın, beni sürüklediği bir çok maceramın olmasının verdiği sıkıntı; bu forumda değerli paylaşımcıların da " hayatı anlamlandırma çabalarını ve heyecanını gözlemledikçe, azalıyor. Bu yüzden forumunuzu seviyorum ve uzun zamandır takip ediyorum.
Evet, herkes veya çoğunluk için tatmin edici olacak "bilimsel yöntemlerle" konuyu test edip çok net sonuçlar çıkarma imkanımız yok gibi.

Hayata anlam verme meselesinde çok ciddi sıkıntılar yaşadım ve halen de yaşıyorum. Tapma eğilimi gösterdiğimi söylediğim kaynakların bilgilerinin, ilhamlarının hiçbir etki göstermediği, hiçbir anlam ifade etmediği cehennemsi çukurlara düşüp debeleniyor ve sonra bir şekilde çıkıyorum veya bir şekilde geçiyor cehennem fırtınası.

Ama okuduğum kaynakların "sen en yücesin", "tanrısın", "var olan herşey, tek olan, bir olan tanrının ta kendisidir" şeklindeki açıklamalarının ilhamı, bazen bir şekilde sızmayı başarıyor işkencehaneme (benliğime, veya "sahte benliğime") ve buna az-biraz inanabildiğim zaman, acizlikle mücadeleme yardımcı oluyor gerçekten.

O durumda, bazen, hayatın anlamlı olup olmadığı hakkında düşünmenin bana bir faydası olmadığını algıladığım oluyor. Tüm berbatlıklara rağmen, yok olmak gibi bir heves duymadığımın farkına varınca, "e bari iyi ol." çıkarımı yapıyorum. İçsel ve dışsal koşulların berbatlığı nedeniyle "iyi olma" konusunda ciddi bir acizlik içinde (veya acizlik kompleksi içinde) olduğumu görünce, bu acizlik durumuna karşı yapabileceğim en iyi şeyin ne olduğunu sorguluyorum. Bazen şu sonuca varıyorum: Şimdi ve burada iyi ol. Kendi içinde. Çok düşünme, hesap kitap yapma. Nefes alıp vermek için nasıl hesap-kitap yapmıyorsan, iyi olmak için de yapma. Sana milyon türlü işkence ve acizlik yaşatan düzenden mümkün olan durumlarda kendini yalıt ve kendi düşünce/bilinç durumunda "iyi hal"i deneyimle. Pozitifliğin hayat vericiliğini, acizlikleri çözücülüğünü gördüğüne göre ve buna ölümüne arzu ve ihtiyaç duyduğuna göre, bunu kendinden neden esirgeyesin? "Anlam" tartışmalarını bırak. Herkesi ve herşeyi bırak. Sadece (öncelikle) pozitifliğe yapış. İyiliği deneyimle, ol. Onunla birleş. Senin kendine karşı öncelikli görevin bu, diyorum kendime. İyilik/pozitiflik, bir kez erişildiğinde (olunduğunda), "anlam"la ilgili tüm şüpheleri balonmuşçasına patlatıyor. İyiliğin/pozitifliğin kendisi anlam zaten. Başka bir anlam yok. Ve iyilikte/pozitiflikte olduğun zaman bunu zaten çok iyi biliyorsun. Ama ondan uzaklaştığın zaman, anlamsızlaşıyorsun. Pozitiflik dediğimiz şey bizim kendi orijinal, gerçek varlığımız.

Qui-gon jinn

#41
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Nadir de olsa bazen forum üyesi arkadaşların bu tür sorunlar yaşadıklarını söylediklerini okuyorum ve bu durumdan üzüntü duyuyorum. Çözüm olasılıklarından biri, eğer bilgisayardan yazılıyorsa, mesajı önce bir metin editörüne yazmak (ve/veya kaydetmek), sonra foruma aktarmak olabilir.


Evet zaman zaman bazı forum üyeleri mesajlarının görünmediğini, silindiğini veya yazdığından farklı karmaşık harfler olarak yansıdığını falan dile getiriyor ve bazı bazı da sanki bunun metafizik bir yönü varmış gibi lanse ediliyor. Metafizik bir yönü var mıdır bilmiyorum ama şahsen 450 küsür mesaj yazdım benim başıma benzer bir olay geldiğini hiç hatırlamıyorum doğrusu. Bir de Bozadi kardeşim dediğin gibi bende çoğunlukla mesajlarımı ne olur ne olmaz diye önce PC'de metin belgesi olarak yazıp, kaydediyor sonra foruma aktarıyorum, tabii çoğunlukla nispeten uzun olanlarını. Sorun yaşayan arkadaşlar bu şekil bir önlem almayı düşünebilirler bence de...

Neyse yazmışken bana sormamış olsa da benim de Feylefus'un sorularına ilişkin bir kaç görüşüm var, müsaade ederseniz bende düşüncelerimi paylaşmak isterim. Benim bu celselerle karşılaşmam apayrı bir olay, o kısmı atlıyorum ama şunu ifade edebilirim ki, şahsen ben Kasyopya celselerinden önce ruhsal kanal bilgilerine karşı oldukça mesafeli bir duruş içerisindeydim, aslında hala da öyleyim, özellikle de "sevgi ve ışık" tandanslı ama içeriğinde neredeyse hiçbir spesifik bilgi barındırmayanlarına karşı (İşte örneği ile Kryon, Ashtar Komutası, Başmelek Mikail, Lord cart curt vs. bilmemne olanlarına) Benim bunlara karşı hep bir şüphem oldu, dezenformatif ve Feylefus'un sorduğu asıl Obsede kaynaklar olarak hep bunlar gözüktü gözüme. Hemen hepsine baktım, ilkin okumadan hiçbirini göndermedim yanımdan ama sırf içgüdüsel olarak bile ruhum bir türlü kabul etmek istemedi bunları ve uzaklaştım. Tabii sadece kuru bir hissiyat ile değil, asıl yılların getirmiş olduğu o kanal bilgilerinden çok ayrı Ezoterik, Spiritüel, Okült pek çok başka kaynakların bilgilerin bir sağlamasının yardımı iledir bu durum. Aynı sağlamayı Kasyopya materyali içinde yaptım tabii ve daha ilk başından başlayarak aralarında müthiş bağlantılar, örtüşmeler, uyuşmalar, açıklamalar vs. vs. yakaladım. İlk seferinde günde 16 saat falan gibi okuyarak yanlış hatırlamıyorsam 3 günde hepsini baştan sona okudum. Okurken de hatırlıyorum sürekli kalkıyor, oda içerinde bir o yana bir bu yana giderken düşünüyor ve söylediğim o öncekilerle kafamda birleştiriyordum, ağzımdan da sürekli "Evet, tabbi ya, kesinlikle, işte böyle olmalı" vs. gibisinde onaylamalar dökülüyordu ve kafamın içerisinde çeşitli bağlantılar kuruyordum. Herneyse uzatmayayım, kısacası o bahsettiğim ruhsal kanal mesajları ile Kasyopya celselerini şahsen ben çok ayrı bir yere koyuyor ve farklı kutuplardan ve seviyelerden olduklarını da düşünüyorum.

Ayrıca belirtmeden geçmeyeyim, bu celselerin bende ki en büyük etkisi, daha öncesinden varoluşa karşı kafamda bir şekilde oluşmuş olan garip mistik ve gizemli havayı tamamen dağıtmış olması oldu. Hep bir puslu, gizemli atmosfer vardı bu celselerle karşılaşana kadar, ki bunda dediğim o öncesinde karşılaştığım Ezoterik, Spiritüel, Okült, Tasavvufi vs. bilgilerin üslubundan kaynaklı mıdır artık nasıl tanımlamalı bilemiyorum etkiside var mıydı, bence vardı ama bu celseler bana gösterdi ki, sadece fiziksel alem için değil eterik alem içinde, yani doğrusu varoluşun en tepesinden, en aşağısına kadar hiçbir şey öyle gizemli, mistik ve açıklanamaz bir şekilde olmuyor, tersine bu düzeyde bizim için hiç anlaşılabilir olmasa da hala, her zaman bir nedeni, "bilimsel" tabir edebileceğim bir açıklaması mevcut durumda. Bu dediğimi en iyi organize dinler ve onların takipçilerinin bakış açılarına ve algılarına bakarak görebilirsiniz, hep bir fantazi diyarında gibiler ama celseler gösteriyor ki ne kadar bize fantastik gibi gözükürse gözüksün aslında hepsi gayet normal, doğal ve açıklanabilir durumdadır. Dediğim gibi sadece henüz biz onları açıklayabilecek bilgi düzeyinde değiliz. Zaten celselerde de şöyle bir ifade geçer;

C: "Doğaüstü" veya "paranormal" yok, herşey doğal ve normal. (17 Ocak 1997)

İşte örnek bir bölüm;

S: (L) "Siyahlı Adamlar" (Men in Black) olarak tanımlanan kişiler kim?
C: Kertenkele projeksiyonları.

S: (T) Yani sadece bir görüntüyü mü projekte ediyorlar?
C: Evet.

S: (T) Yani Siyahlı Adamlar fiziksel bakımdan gerçek değiller?
C: Kısmen doğru. Bu teknolojiyi bilmiyorsunuz ama isterseniz tanımlayabiliriz.

S: (L) İsteriz. Lütfen tanımlayın.
C: Pekala. Hazır olun. Önce zamanda "yolculuğu" biraz daha tanımlamamız gerekiyor çünkü iki kavram birbiriyle yakından ilişkili. İlk adım yapay olarak elektromanyetik bir alan oluşturulmasıdır. Bu, gerçekliğin boyutları arasında bir kapı açar. Sonra, gerçeklik iliştirme kanalına erişim için katılımcının düşüncelerini kanallaması gerekir. Sonra da enerjiyi uygun boyut köprüsüne odaklaması gerekir. Elektronlar doğru frekans dalgasında düzenlenmelidir. Bunun ardından tüm yoğunluk seviyelerindeki algıları dengelemek için boyut "perdesi" içinden üçlünün gönderilmesi gerekir.

S: (L) Üçlüyü açıklar mısınız?
C: Üçlü şu şekildedir: 1. Madde, 2. Enerji, 3. Gerçekliğin algılanması. İşte böyle millet.

Kim, ne kadar anlamıştır bu açıklamayı, bilmiyorum, ki bende genelde "Hee! tamam öyle ise" deyip gidiyorum orası ayrı ama işte olayın bir açıklaması var ve açıklanmış durumda. Doğrudur yanlıştır demiyorum, sadece diğer o kaynaklarla karşılaştırdığımızda burada farazi boş lakırdılar yerine"spesifik" açıklamalar mevcut diyorum ve sizi bilmem ama ben buna tamamım...

Velhasıl şunu da belirtmeden geçmeyeyim, şahsen ben çoğunlukla Kasyopya materyallerini baz alıyorum, Ra ve Pleiades bilgilerini çokta göz önünde tutuyorum diyemem, bunda biraz da o kaynakların "trans kanallama" yöntemini seçmiş olmaları etkilidir. Bu yöntem de bilgilerin bozulması çok daha olasıdır ve Obsede olma riski çok daha yüksektir diye düşünüyorum. Kasyopya celseleri Quija tablası yöntemi kullanılarak alınıyor. Yine celselerde Quija ve trans kanallama ile alakalı farkların anlatıldığı güzel bir bölüm mevcut, kannatimce durumu ve Feylefus sorduğu "Obsede varlıklar olma ihtimali var mıdır?" sorusunu bence çok iyi cevaplıyor, o bölümüde aktarıp bitireyim. Velhasılı kelam benim düşüncelerim bu yöndedir, daha da uzatmayayım, umarım meramımı bir parça da olsa anlatabilmişimdir, hepinize sevgiler.

S: (L) İnsanlara ouija-tablası türü bir aracı güvenli ve etkili bir şekilde nasıl kullanacaklarını göstermek için bir video yapmamız gerektiği fikrine sahibim. Böylece insanlar kendi meselelerini halledebilir, bilinçaltı zihinlerinde dolaşan şeylerin farkına varabilir, belki kendileri üzerinde yapışık ruh temizleme terapisi yapabilirler (bunu yapmanın yollarından biri olduğu için). Yani bir kendini geliştirme aracı olarak tabla tipi bir aracı kullanma konusuna ışık tutmak için böyle bir video hazırlanabilir. Bu fikir hakkında ne düşünüyorsunuz?
C: 5'imiz bunun harikulade bir fikir olduğunu düşünüyor!!!

S: (L) Bu planın herhangi belirli tehlikeleri var mı? Cahil veya ruhsal olarak zayıf insanlar tabla tipi bir araç kullanmaya çalışırlarsa mutlaka bazı sorunlarla karşılaşacaklardır. Bu doğru değil mi?
C: Elbette, ama asıl cahil ve zayıf olanlar, mutlak şekilde hiçbir uyarı sistemi olmaksızın trans kanallaması yapmaya kalkışanlardır.

S: (L) Uyarı sistemi derken?
C: Hiçbir bilinçli geribildirim olmaması.

S: (L) Ouija tablası veya ruh tablasıyla oynadıktan sonra kötü bazı deneyimler yaşadığını, bu işte şeytani birşey olduğunu hissettiğini ve korkup kaçtığını söyleyen insanlar var. Bu tür hikayeler hakkında ne söylersiniz?
C: Bazıları doğru, çoğu uydurma.

S: (L) Peki ya gerçek olanları?
C: "Uyarı sistemi" derken kastettiğimiz şey bu.

S: (L) Yani?
C: O tür varlıklar pek çok insanın çevresinde mevcut ve bu insanlar perdeyi kaldırıp gerçeği ortaya koyan tabla türü bir etkileşime girmedikçe bu durumun farkına varmıyorlar.

S: (L) Yani bu tür insanlar bir tabla kullandıklarında, bu durum onlara orada ne olduğunu gösteriyor. Aksi durumda durumun farkına varmıyorlar, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Eğer bu insanlar başka bir kanallama türünü denerlerse, bilinçaltı zihinlerinin iğrenç veya nahoş olarak algılamayacağı birşeyle etkileşim kuruyor olacaklar, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Peki neden?
C: "İçeri gir" daveti verildiğinde, negatif varlık bilinçli uyarı sistemini devredışı bırakan güzel hisler oluşturabilir. Tabla tipi bir araç kullanıldığında, bu durum bir mesafe ve koruma katmanı oluşturuyor. Çünkü teması sürdürmek isteyip istemediğini seçebiliyorsun. Varlık "içeri" davet edildikten sonra böyle bir seçeneğin yok.

S: (L) Yani bu bir vampir filmi gibi. Vampir "Özgürce, kendi özgür iradenle gel!" diyor. Eğer girersen ayvayı yiyorsun. "İçeri gel, benimle konuş, sen benim yüksek benliğimsin!" dersen, ayvayı yiyorsun! Çok ilginç. Diğer bir deyişle, insanlar tabla kullandıklarında ve nahoş bir deneyim yaşadıklarında, bu aslında iyi birşey, çünkü devam etmemeye, o varlıkla daha fazla temas kurmamaya yönelik bir uyarı sistemi görevi görüyor. Böylece o varlıkla teması kesme seçenekleri oluyor. Temelde söylediğiniz şey bu mu?
C: Evet.

S: (L) Ve sonra başka bir varlık için çağrıda bulunabilir mi? Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Eğer o varlığa gitmesini söylerlerse, o varlık gider mi?
C: Evet, normal olarak ve varlığın gitmemesi durumunda tam beden duyu sistemi uyarıda bulunur. Fakat şunun hatırlanması da önemlidir: bu şekilde rastlanan çoğu varlıklar zaten "orada" bulunmaktadır. Nahoş bir varlıkla doğrudan şahsi bir karşılaşma yaşayan bir kişi genellikle yalnızca "komşularla" karşılaşmaktadır.

S: (L) Yani bu tür denemelerde insanların çoğunlukla rastladığı şey, kendi mekanlarında yaşadığının farkında bile olmadıkları yapışık varlıklar olacaktır, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Yani gerçekten itici birşeyle karşılaşıp tablayı fırlatan kişi, aslında bu varlık hakkında farkındalığını geliştirme ve ondan kurtulma konusunda muhtemelen en iyi yöntemlerden birini fırlatıyor, doğru mu?
C: Evet.

S: (L) O tablayı atmaları, rastladıkları varlığın gittiği anlamına gelmiyor. Varlık konuşmaya cezbedilmişti ve tabla atıldıktan sonra arkaplanda çalışmaya devam ediyor.
C: Evet.

S: (L) Ne kadar berbat birşey. (J) Tabla kullanmanın, daha önce orada bulunmayan bir varlığı çektiği bir olay oldu mu peki hiç?
C: Evet, eğer birey bilgiliyse ve varlığın yardıma ihtiyacı varsa. Şunun da netleştirilmesi gerekiyor ki, çocuklar doğal dissosiyasyon (bölünme) eğilimleri nedeniyle bu tür bir faaliyete yakın olmamalıdırlar.

S: (Ark) Pasif katılımcılara ne olduğunu da soracaktık. (L) Ne anlamda pasif katılımcılar? (Ark) Celseyi yapan insanlardan bahsediyoruz. Onlar tablada "aktif" roldeler ama gözlemciler de oluyor ve onlara ilişen pek çok varlık var...
C: Bu durum bazen sorunlara neden olabilir. İdeal olarak tüm katılımcıların "temiz" olması gerekir.

(25 Mayıs 2008)

Qui-gon jinn

#42
Bozadi, son mesajına baktım baktım ve sanırım değinmeden asla geçemeyeceğim önemli, belki de hayati diyebileceğim çok ince bir nokta olduğunu düşündüm, bende maalesef henüz tam işe yaramadı ama umarım belki sende yarar. Mooji baba'dan aldığım feyz ile onun sorduğu gibi sormak istiyorum bende sana; Cehennemsi çukurlara düşüp debelenen "Kim?... İşkencehane de olan "Kim?"... "Kim?" bu acizliklerle mücadeleme eden "Kim?"... Cevabı artık kendi içinde sana kalmış kardeşim, sevgiler...

bozadi

#43
Qui, Kasyopya ceslelerini neden çok farklı bir yere koyduğuna dair çok keyif alarak okuduğum açıklamana tamamen katılıyorum.

Alıntı YapEklenti:
Orjinal Mesajı Ekleyen Qui-gon jinn

Bozadi, son mesajına baktım baktım ve sanırım değinmeden asla geçemeyeceğim önemli, belki de hayati diyebileceğim çok ince bir nokta olduğunu düşündüm, bende maalesef henüz tam işe yaramadı ama umarım belki sende yarar. Mooji baba'dan aldığım feyz ile onun sorduğu gibi sormak istiyorum bende sana; Cehennemsi çukurlara düşüp debelenen "Kim?... İşkencehane de olan "Kim?"... "Kim?" bu acizliklerle mücadeleme eden "Kim?"... Cevabı artık kendi içinde sana kalmış kardeşim, sevgiler...
Evet, varoluşsal acizlik kompleksiyle mücadelede bana sınırlı bir şekilde de olsa adımlar attıran şey, "ben aslında kimim/neyim?" sorgulaması, doğrudan veya dolaylı bir şekilde.

Maharaj'ın "siz en yücesiniz" mesajı, Ra-Kasyopya'nın "Siz Tanrı'nın bir parçası ve kendisisiniz" vurguları ve bununla ilgili olarak yaptıkları doğrudan ve dolaylı bir sürü açıklama, ben dahil herkesin ve herşeyin "ne/kim" olduğu konusunda güçlü bir anahtar veya ipucu sağlıyor. Psikolojik bir ağır kompleks veya kriz hali, ağır bir karamsarlık ve öfke içine düştüğümde ve çıkmak için "herşeyi" sorgulamaya çalıştığım durumlardan bazılarında, bu ipucunu hatırlama, deneme şansı buluyorum.

"Ben Tanrı'yım." Herşey bir ve ben oyum. Ama bu bilgiyi, bu iddiayı hatırlamak, düşünmek her zaman kolayca bir ferahlama sağlamıyor. Bana kriz yaşayatan şeyler o veya bu şekilde hep Dünya'yla ilgili. Dünya'dan, dünyadaki hayattan, hayatımdan bağımsız düşünemiyorum. Çıkması, veya hatta çıkmayı düşünmesi imkansız bir hapishane gibi. Diğer insanlar olmadan, dünya olmadan ben neyim ki? Kimim ki? Tamam, dünya kötü bir yer değil özünde. İnsanların da epeyce bir kısmı var güçleriyle kötüye adanmış varlıklar değil. Ama şeytani bir düzen hüküm sürüyor. Nefreti, acizliği, sömürüyü, işkenceyi, katliamları düzenli olarak besleyip tırmandırmaya çalışan bir düzen egemen. Bir kabus egemen.

Peki böyle bir dünyanın, böyle bir hayatın bir parçasıyken, yaşadığım, yaşayacağım herşey bu dünyadaki, bu hayattaki koşullara bağlı olduğuna göre, Tanrı olmanın neye ne faydası var? Ne demek Tanrı olmak? Var olan herşeyin bir olmasının, benim de o olmamın hangi derdime ne dermanı olabilir ki?! Bu bilgi/iddia/inanç üzerinde ciddi bir şekilde düşünüp onu bir işe yaratmaya çalışırken, sanki bu doğru bilgiye eriştiğim, onu düşünmeye cesaret ettiğim, ona az-çok inanmayı (biraz ciddiye almayı) başardım diye, varoluşun özüne çok yakın olan pozitif varlıklar bana, hayatıma sihirli bir değnekle dokunacak ve tüm sorunlarım bir anda kalıcı olarak çözülecekmiş gibi bir beklenti içine girdiğimi gözlemledim bazen.

Ama hayır, böyle birşey olmuyor ve muhtemelen olmayacak.

E peki bu bilgi, bu görüş, bu inanç nasıl işime yarayacak?

"Benim temelde neye ihtiyacım var?" diye sorma gereği duyuyorum. İyi hissetmeye ihtiyacım var. Mutlu olmaya, umutlu olmaya, pozitif olmaya. Ve zaten "Tanrısallığın" da bununla yakından bağlantılı olduğunu hatırlıyorum. God = Goodness. Tanrı İyiliktir. Aslında varlığın en saf özünde "iyilik/kötülük" diye bir meselenin bulunmadığını biliyorum, seziyorum, ama saf varlık ilüzyonlar yaratıp içinde kendini hem eğlendirip hem de eğitirken, iyilik/pozitiflik denen şey bu sürecin çok önemli, temel bir parçası gibi görünüyor (negativitenin yeri ayrı bir tartışma konusu). İyilikte, pozitiflikte, varoluşun saf özüne, mutlak gerçeğine, birliğe dair güçlü farkındalıklar, sezgiler var. Mutluluk, sevinç, sevgi, varlığın gerçek, mutlak, ebedi doğasıyla doğrudan uyumlu, bağlantılı, hatta bir şekilde özdeş. BH dediğimiz şey bu, bir şekilde. Başkalarına Hizmet ile pozitiflik arasında doğrudan bir bağ ve hatta özdeşlik var. İkisi de herşeyin mutlak nihai birliğinin, sonsuzluğunun, sınırsız gücünün sezgisine, bilgisine, farkındalığına dayalı.

Tanrılığımı, mevcut dünya ilüzyonundaki yaşam koşullarımı sihirli bir değnek değmişçesine dönüştürecek şekilde kullanamıyorum şu an için. Ama ben sadece dünyayla var değilim. Önce dünya gelmiyor, önce ben geliyorum. Tanrılığımla arama dünyayı sokmak zorunda değilim. Dünyada olmaktan rahatsız değilim, ve belli ki buraya bir şekilde kendi isteğimle gelmişim ama işkencenin, berbatlığın haddi hesabı yok.

Tanrılığımın bir işe yaraması gerek.

Tanrı bir şekilde pozitiflikse, benim de pozitif olabilmem gerek. Tanrıyla, pozitiflikle (kendi öz varlığımla) arama dünyayı sokmak zorunda olmadığımı fark ediyorum. Dünya hayatını (hayatımı) değiştirmek, dönüştürmek zorunda hissetmeksizin, bunu birinci plana almaksızın, sadece pozitifliği deneyimleme imkanı olabileceğini sezmeye başlıyorum.

Pozitifliğin aslında ne olduğu hatırlanırsa, inanılırsa, güvenilirse, onunla aramızdaki dünyevi psikolojik/ilüzyonik engellerin kaldırılmasının kolaylaşacağını algılıyorum. Bunun BH'leşmeyle doğrudan bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. BH'leşmekten başka bir ihtiyacımız da yok sanırım. Dünya hayatıyla / ilüzyonuyla ileri düzeyde özdeşleşmenin bazı avantajları yanında çok ciddi dezavantajları da var. K'ların geçenlerde alıntıladığımız bir açıklamasında olduğu gibi, artık dünyayı, dünyadaki koşulları, olayları çok fazla dert edineceğimize, öncelikle ve esasen "kendi ışığımıza" konsantre olmamız gerekiyor gibi.

Feylefus

#44
Sn Bozadi ve Sn Qui-gon jinn ve Sn Fidelista;
Ne kadar güzel paylaşımlar yapmışsınız. Gülümseyerek okudum ve biraz daha beslendim. Sanırım bu alan için beslenmenin sonu olmayacak.

Bir de zaman zaman uzaylı gri küçük varlıklarla fiziksel temas kuran insanların çok ilginç yorumlarını da gündeme getirmek istiyorum. Bu varlıkların bizden binlerce yıl ileride olduğu, çok yüksek teknolojiler kullandıkları ortak bir payda söz konusu.

Elli bilmem kaçıncı paralelde yakalanan bir uzaylı varlığın videosu yayınlanmıştı. İnsanlığa şöyle diyordu" sizi dogmalar ve nükleer savaşlar yok edecek! Aranızdan pek az insan kurtulacak ve onlar da bizim atalarımız..."
...........
Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
13 Katmanlı Kozmik Komplo