Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kürt katili PKK (28.08.2020)

Başlatan bozadi, 28 Ağustos 2020, 17:48:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

28 Ağustos 2020

Kürt katili PKK

Temelleri 1973 yılına kadar giden ve 1978 yılında kurulan terör örgütü PKK'nın ilk kurbanları, bölgede yaşayan Kürtler olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devletini resmen hedef aldığı 1984 yılına kadar bölgede 250'ye yakın şiddetten uzak Kürt dernek ve sivil toplum temsilcilerini katlettiği biliniyor.


Türk askerlerini hedef aldığı ilk eylem ise bundan 36 yıl önce, 15 Ağustos 1984 akşamı Hakkâri'nin Şemdinli ile Siirt'in Eruh ilçesinde eşzamanlı düzenlediği baskınla başladı. İki askerin şehit olduğu, 9 asker ile 3 sivilin yaralandığı saldırının ardından PKK, hem resmi görevlileri hem de bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşları şehit etti. Binlerce örgüt içi infaz da gerçekleştirdi.

Ve maalesef bugün "Kürt sorunu" diye tartışılan konunun bu yönü göz ardı edilip, PKK terör örgütüne karşı olan herkes "Kürt düşmanı"
adıyla hedef gösterilip iftira ile tehdit ediliyor. Buna, yaşanan olaylara alternatif öneri getirmeye çalışan Kürt kökenli aydınlar, yazarlar ve siyasetçiler dahil.



36 YILDA 13 BİN 844 RESMİ VE SİVİL ŞEHİT

Terör örgütü PKK, 1984 yılından 2020 yılına kadar gerçekleştirdiği saldırılarda, polis bölgesi olan yerlerde 1248, jandarma bölgesinde de 4 bin 468 olmak üzere toplam 5 bin 716 masum sivili katletti. Kadın, bebek, çocuk, işçi, öğretmen, asker, polis, korucu, Kürt-Türk demeden binlerce masumu öldürdü. Sivillerin en çok katledildiği yer ise yine Kürt kökenli vatandaşlarımızın olduğu yerleşim yerleri oldu. 1984 ile 2020 arasında 886'sı polis bölgesinde, 7 bin 262'si jandarma bölgesinde olmak üzere toplam 8 bin 128 resmi güvenlik görevlisi şehit edildi.

PKK'nın bu 36 yıl içinde şehit ettiği sivil ve resmi güvenlik görevlisinin toplam sayısı 13 bin 844'e çıktı.

Karşı karşıya olduğumuz konunun "Kürt sorunu" değil, terörist PKK sorunu olduğunun anlaşılması için bunları unutmamak ve hafıza tazelemek çok çok önemli. Geçmişi ve bugün yaşananları doğru anlamadıktan sonra neyle karşı karşıya olduğumuzu kavramamız zor.

Öncelikle, terör örgütü PKK'nın Kürt katili bir yapı olduğunu, geçmişte olduğu gibi bugün itibarıyla da emperyalistlerin kullandığı bir yapı olduğunu vurgulamamız gerek.

PINARCIK'TA BEBEK KATLİAMI

Birçok olayı sayabiliriz ama en unutulmayan saldırılarından birisi 20 Haziran 1987 tarihli Pınarcık Köyü katliamıdır. Mardin'in Ömerli ilçesinde geçici köy korucusu ailelerin yoğun olarak yaşadığı Pınarcık Köyü, 20 Haziran 1987 tarihinde PKK'lı teröristlerce baskına uğramıştır. Baskında 16'sı bebek ve çocuk, 6'sı da kadın olmak üzere toplam 30 kişi vahşice katledilmiştir. Sivilleri hedef alan Pınarcık Köyü Katliamı'nı onlarca başka terörist eylem takip etti.

Polis Akademisi'nin bir süre önce yayınladığı, "İnsanlığa ve demokrasiye tehdit: PKK örneği" raporunda sivillere yönelik saldırılardan bazıları şöyle anlatılmıştı:

"Kılıçkaya Köyü Milan Mezrası Katliamı (19-20 Ağustos 1987): Birisi 3 günlük, diğeri 6 günlük 14 çocuk ve 11 yetişkin katledilmiştir.

Taşköyü Behmenin Mezrası Katliamı (9 Mayıs 1988): 8'i çocuk, 2'si kadın 11 kişi katledilmiştir.

Başbağlar Katliamı (5 Temmuz 1993): 28'i kurşuna dizilerek ve 5'i diri diri ateşe verilerek toplam 33 kişi katledilmiştir.

Yolalan Katliamı (25 Ekim 1993): 1 çocuk ve 4 öğretmen katledilmiştir.

Savur Katliamı (21 Ocak 1994): 11'i çocuk 21 kişi katledilmiştir.

Hamzalı Katliamı (01 Ocak 1995): Çoğu çocuk ve kadın 20 kişi katledilmiştir.

Diyarbakır-Yenişehir bombalı saldırısı (3 Ocak 2008): 6'sı öğrenci 7 kişi katledilmiştir.

Ankara Merasim Sokak saldırısı (17 Şubat 2016): 29 kişi katledildi, 87 kişi yaralandı.

Ankara Güvenpark saldırısı (13 Mart 2016): 36 kişi katledildi, 349 kişi yaralandı.

İzmir Bayraklı Adliyesi bombalı araç saldırısı (05 Ocak 2017): 1 sivil katledilmiş ve 12 sivil yaralanmıştır.

Batman-Kozluk Saldırısı (09 Haziran 2017): 1 öğretmen (Aybüke Yalçın) katledilmiştir.

Tunceli-Pülümür karayolunda PKK'lı teröristlerce aracı yakıldıktan sonra kaçırılan (16 Haziran 2017) öğretmen Necmettin Yılmaz katledilmiştir."


15 TON PATLAYICIYLA SALDIRI

Sadece bunlar mı, daha dün gibi, 12 Mayıs 2017 günü Bingöl'ün Genç ilçesinde gasp ettiği kamyona 15 ton patlayıcı yükleyen PKK'lı teröristler, önce Yenişehir ilçesi Tanışık Mahallesi'ne, ardından Dürümlü'ye girmek istemiş, bölge halkının kamyonu almak istemesi üzerine patlayıcıları infilak ettirmişlerdi. Patlamada 16 kişi yaşamını yitirdi, 23 kişi yaralandı. Patlamanın şiddeti kentin birçok ilçesinde hissedildi, olay yerinde 20 metre genişliğinde ve 4 metre derinliğinde çukur oluştu. Terör örgütü PKK'nın gerçekleştirdiği saldırı 36 çocuğun yetim, 8 kadının da dul kalmasına neden oldu.

11 AYLIK BEBEĞİ ANNESİYLE ŞEHİT ETTİLER

Trabzon Maçka'da annesiyle yaşayan Eren Bülbül, 11 Ağustos 2017'de PKK'lı teröristlerin erzak çaldığını ihbar etmiş, olay yerini Jandarma Astsubay Başçavuş Ferhan Gedik'e gösterirken açılan ateş sonucu beraber şehit olmuşlardı. Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinin Susat Deresi mevkisinde 31 Temmuz 2018'de, ilçeye yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki üs bölgesinde görevli eşi Jandarma Astsubay Çavuş Serkan Karakaya'yı ziyaret edip dönen Nurcan Karakaya'nın kullandığı aracın geçişi esnasında, teröristlerin önceden yola tuzaklanan el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 25 yaşındaki anne ile 11 aylık bebeği Bedirhan Karakaya şehit oldu. Şırnak'ın Silopi ilçesinde 5 Mayıs 2019'da bir grubu piknik yapacakları Cudi Dağı eteklerindeki Uyanık Köyü mevkisine bıraktıktan sonra ilçeye dönmek üzere yola çıkan minibüsün geçişi sırasında teröristlerce yola döşenen patlayıcının infilak etmesi sonucu 23 yaşındaki Servet ve 13 yaşındaki kuzeni Diyar Bilen hayatını kaybetti. Tunceli'nin Ovacık ilçesinde 15 Temmuz 2019'da bölücü terör örgütü mensuplarınca araziye önceden yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu 8 yaşındaki Ayaz ve 4 yaşındaki kardeşi Nupelda Güloğlu yaşamını yitirdi. 3 Nisan 2020 tarihinde Mardin'in Nusaybin ilçesinde inşaatta çalışan sivillere PKK'lı teröristlerce uzun namlulu silahlarla açılan ateş sonucu 27 yaşındaki Mazlum Gözenoğlu katledildi. 8 Nisan 2020 tarihinde ise Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde odun toplamaya giden işçilerini taşıyan aracın geçişi sırasında PKK'lı teröristlerin önceden yerleştirdiği el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 5 işçi şehit oldu.

Dediğim gibi unutmamak, hatırlamak önemli...

Elbette şehitlerimizi, katliamları, terörist PKK ve onun yardakçılarını unutmayacağız. Ama unutulmaması gereken bir şey var: PKK Kürt katili bir terör örgütüdür, PKK'ya karşı olmak "Kürt düşmanlığı" değil, insan olmanın gereğidir.

Kaynak: Hürriyet


bozadi

#1
ABD ve İsrail'in kısmen doğrudan, kısmen Fetö gibi "truva atı" unsurlar yoluyla geçmişte ülkemiz, devletimiz, ordumuz üzerinde sahip olduğu "derin" kontrol gücü yoluyla, ülke halkları arasında nifak tohumlarının atılabilmesi, halkların korkutulup sindirilmesi amacıyla güneydoğu Kürt bölgelerinde halka çok büyük işkenceler, katliamlar yapıldı. Bu zulümlere uğrayan Kürtler açısından bakılacak olduğunda, PKK'ya katılımın ve sempatinin şu veya bu düzeyde bir "anlaşılabilirliği" vardır bence. Yalnız PKK sanki o işkenceleri, katliamları durdurmak ve buna karşı Kürtlerin meşru müdafa hakkını kullanmak üzere hareket eden bir örgüt görüntüsü yaratsa da, perde arkasında o büyük nifak planlarını yürüten şeytani güçlerin oyuncağı olma rolünü benimsedi aslında. PKK Kürtler nezdinde sahip olduğu sahte itibarı, o şeytani işbirliğini maskelemek veya "sorgulatmamak" için kullandı.

Çok şükür, pek çok yönünü aslında şiddetle eleştirdiğim AKP iktidarı, ABD-İsrail'in ve Fetö gibi taşeronların devletimiz ve ordumuz üzerindeki kontrolünü ciddi şekilde azaltacak hamleler yaptı nihayetinde ve bu süreç devam ediyor. Hem de AKP'nin kendisi başta ve ilerleyen sürecin epeyce bir bölümünde o şeytani güçlerle ve taşeronlarıyla gayet uyumlu bir yol izlediği halde, zaman içinde ne mutlu ki bu gidişatta devrimsel değişiklikler oldu.

Aynı süreçte PKK'nın o global güçlerle ve yerli taşeronlarıyla olan göbek bağları giderek daha fazla ifşa oldu, oluyor. Kürtlerin geçmişte devletimizin/ordumuzun karanlık yönleri üzerinden uğradıkları mazlumiyet, PKK zulmüne olan doğrudan veya dolaylı destekleriyle dengeleniyor gibi geliyor bana. Yani ortada büyük bir karmik alacak-verecek davası olduğunu sanmıyorum şahsi bakış açımdan. İnanılmaz boyutlardaki zulümler yoluyla onca kışkırtmaya rağmen, Türkiye'deki Kürt nüfusunun ezici bir çoğunluğunun ne ayrı ne de özerk bir yönetime sahip olma derdi olmadı görebildiğim kadarıyla. Bir yandan devletin, diğer yandan PKK'nın zulmünden sakınmaya çalışmak oldu çoğunun derdi. İşin devlet/ordu tarafında AKP iktidarı sayesinde güzel gelişmeler olduğunu gözlemliyorum.

Evet, Uludere katliamı ve daha sonra "hendek" sürecindeki baskınlarda da vahşetler yaşandı ama her ikisinde de henüz yeterince temizlenememiş olan Fetö faktörlerinin büyük bir rolü vardı, her ne kadar bu durum AKP'yi bu konularda tamamen aklamıyor olsa da. Geçmişin o büyük ve vahşi karanlıkları giderek sona erdi, eriyor. Artık Kürtlerin temel derdi devletle, orduyla olamaz, olamayacak. Artık Kürtler PKK ve diğer çeşitli siyasi/askeri örgütleri yoluyla neden global zalimlerle aynı tarafa düşmüş olduklarını sorgulamak zorundalar. Kendilerini sorgulamak zorundalar. Bir yandan ABD'yle, İsrail'le aynı yatağa girip diğer yandan "özgürlük ve insanlık mücadelesi" taslanamaz.

Global sömürücü şeytanlara karşı mücadele, ülkemizin sadece dinci/laikçi, sağcı/solcu gibi kesimleri arasında değil, Kürtler ile diğer tüm kesimler arasında da ortak bir hak-hukuk, insanlık, özgürlük mücadelesinde buluşmak için büyük bir fırsat sağlıyor. Tüm kesimlerde en samimi pozitif niyetlisinden en negatif niyetlisine kadar pek çok insan var, şüphesiz. Hangi kesimde olursa olsun, samimiyetle iyiliğin, doğruluğun, adaletin, özgürlüğün, insanlığın peşinde olanlar aslında aynı ve tek bir kesimdir. Eninde sonunda birleşmek zorunda kalacaklar. Sadece ülke içinde değil, ülkeler, milletler arasında da insani dayanışma için en doğal ve güzel imkanı ve zarureti yaratıyor bu durum.