Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kemal Kılıçdaroğlu o belgeleri açıkladı! (28.11.2017)

Başlatan bozadi, 28 Kasım 2017, 19:35:29

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

28 Kasım 2017

Kemal Kılıçdaroğlu o belgeleri açıkladı!


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'li Recep Tayyip Erdoğan'ın aile üyelerine ait yurtdışında paralar olduğuna dair belgeleri açıkladıktan sonra, "Ben ispat ettim, şimdi söyle bakayım alçak kim?" dedi.




CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aile üyelerinin "vergi cennetleri" olarak adlandırılan ülkelerdeki mal varlıklarını açıklayacağı belirtilen grup toplantısını gerçekleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan'ın eniştesi Sıdkı Ayan, kardeşi Mustafa Erdoğan ve oğlu Burak Erdoğan gibi isimlerin "vergi cenneti" ülkelere para aktardığının belgeleri kamuoyuyla paylaştıktan sonra, "Ben ispat ettim, şimdi söyle bakayım alçak kim?" diyerek meydan okudu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

Tahir Elçi. 28 Kasım 2015'te Dört Ayaklı Minare'nin önünde basın toplantısı yaptı ve ayrılırken bir kurşunla hayatını kaybetti. Faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Söz verdiler bulacağız diye. Her taraf polis dolu, kamera kaynıyor. 2017. Fail hala bulunamadı. Faili meçhul cinayetler yakın tarihimizin kara sayfalarıdır. Dileriz katilleri bir an önce bulunur ve yargı önüne çıkar.

Finike'ye ve Kumluca'ya gittim. Vatandaşlarla görüştüm. Hepsi dertli. Biz kimseye yalvarmıyoruz. Bir şey beklemiyoruz. Biz hakkımızı istiyoruz diyorlar. Bizim hakkımızı sosyal devlet olarak bize teslim etsinler. Gelsinler seramızı yapsınlar, parası neyse öderiz.  Bizim bir özelliğimiz var. Söz verdiğimiz zaman yaparız. Bütün belediyelerimizde asgari ücret net 1500 liradır. Demek ki yapıyoruz.

'EMEĞİN, ALIN TERİN DEĞERİNİ VEREN PARTİNİN ADI CHP'DİR'

Provokasyon diye tütün üreticilerinin eylemine polis, jandarma müdahale etti. Kabahat bunlara talimat verenlerde. Buradan bütün tütün üreticisi kardeşlerime sesleniyorum. Senin tütün hakkını koruyacak olan partinin adı CHP'dir. Bunu sakın unutma. Emeğin, alın terinin değerini veren partinin adı CHP'dir.

Eğitimcilerle de toplantı yaptık. En son bakan yeni bir değişiklik yaptı sınavlarda. Bakalım nereye kadar gidecek. Çocuklar bizim çocuklarımız. Bu eğitim sistemine, neredeyse her saat değişen eğitim sistemine ben de isyan edeceğim, siz de isyan edeceksiniz. Ne zamn? Sandığa gittiğinizde. Bunlara dersi çocuklarımız adına, Türkiye adına vermeliyiz. İlkokulların yüzde 31'i birleştirilmiş sınıflarda ders veriyor. Yani, 1-2-3. sınıflar aynı sınıfta ders görüyor. Özel okullara aktarılan para 1 milyar 164 milyon lira. Çocuğunu okula gönderirken harçlık veremeyen babaya sesleniyorum, anneye sesleniyorum. Senin çocuğuna bunlar sahip çıkmadılar. Eski para ile 1 katrilyon 164 lira para aktardılar. Senin okulunun temizliğini sen yaparsın ama özel okullara bu kadar kaynak aktarıyorlar.

'BU ÜLKENİN GELECEĞİ ÖĞRETMENLERE BAĞLIDIR'

1998'den rakam vereyim. MEB'in bütçesinin yüzde 30'u yatırıma gidiyordu. 2002'de yüzde 17, yeni bütçede, 2018'de yüzde 8.6'sı yatırıma gidecek. Bu Ankara'daki beylerin çocukları ayrı yerlere gidiyorlar. Ankara'daki beylerin çocuklarını bütün Türkiye'ye tanıtacağım. Öğretmene gelelim. 15 yıllık öğretmenin aldığı aylık 3040. Emekli olunca daha da düşüyor. Öğretmene para vermeyip de öğretmen ay başını düşünürse çocuğunuzu iyi yetiştirir mi? Boğazımızdan keseceğiz, öğretmene vereceğiz. CHP ne yapacak diyorlar? CHP, bu ülkenin bütün öğretmenlerini seviyor. Öğretmenlik meslek kanunu çıkaracağız. Bağımsız bir kanunu olacak. Öğretmen gözde bir meslek olacak. Maaşı iyi olacak. Öğretmene 3600 ek gösterge göstermek zorundayız. Emekli olduğunda da doğru bir aylık alsın. Her 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde birer maaş ikramiye vereceğiz. Görüşünüz ne olursa olsun benim için en saygın olan meslek öğretmenlik mesleğidir. Çocuğumu eğitiyorsa başımızın üstünde yeri var. Bu ülkenin geleceği öğretmenlere bağlıdır.

Para var para. Sevgili Erdoğan para var. Pul da var. Her şey var. Sevgili Binali Yıldırım, para da var pul da var. Yurt dışındaki faiz lobisine 15 yılda 145 milyar dolar para ödediler. Öğretmene gelince paramız yok dersin. Bu memleketin öğretmenine vereceğim. Bir de içeride var. Onlara ne kadar faiz ödediler? 620 milyar lira.

'O MUSLUĞU AÇTIĞINDA 5 ÇEŞİT VERGİ ÖDÜYORSUN'

Binali Yıldırım da "elinizi tutan mı var faizi indirin" diyor. Bankacılar ülkeyi yönetmiyor ki sen yönetiyorsun. Sarayda oturup ülkeye bakmak ülkeye hayır getirmez. Çiftçi ile emekli ile oturup konuşması lazım. O muhtarları ayağına davet ediyor. Ben bütün muhtarların ayağına gidiyorum.

Biz ne söylersek itiraz ediyorlar. Türkiye'de uyuşturucu yaşı 10'a indi. Son 10 yılda uyuşturucudan yatan hasta sayısı yüzde 381 oranında arttı. Her 10 kişiden birisi 15 yaşından küçük. Araştıralım, önlemini alalım, önergeyi verdik, AK Partililer reddettiler. Bunu bütün vatandaşlarım hafızalarının bir köşesine yazsınlar. AK Parti'ye oy veren vatandaşlarıma hiçbir eleştiri getirmiyorum. Bireysel silahlanma, 20 milyon silah var diyorlar ama bunu sadece 750 bini ruhsatlı. Bunu da tartışalım, önerge verdik, onu da reddettiler. Off Shorelar var ya, Türkiye'de vergi vermemek için bunu da araştıralım dedik. Verdik önergeyi bunu da reddettiler. Sabah yüzünü yıkamak için musluğu açan herkese sesleniyorum. O musluğu açtığında 5 çeşit vergi ödüyorsun. Ankara'daki beylerin çocukları da Türkiye'de vergi ödememek için başka yere gidip şirket kuruyorlar.

Hangi hastaneye giderseniz gidin hemşire açığı var. Bunu da reddettiler. Hastalara sesleniyorum. Sana hizmet etmek için atanması gereken hemşireye bunlar karşı çıktılar. Emeklilere ikramiye verelim dedik, kanun teklifi verdik, onu da reddettiler. Ben bu ülke için çalışıyorum, çocuklarım için değil. Gaziler ve şehitler, gaziler ve şehit yakınları, 15 Temmuz'dan sonra çifte standart oldu. Birinci sınıf şehit yakınları, 15 Temmuz'da hayatını kaybeden ve yaralananlar bir de terörle mücadelede yaralanan gaziler ya da şehirtler, onlar da 2. sınıf. Adalet burada olmaz. Bunu düzeltelim. Verilen hakları eşit dağıtalım dedik, bunu da reddettiler. Çifte standardı kabul etmiyoruz, karşı çıkınız.

'SORUMA ADAM GİBİ CEVAP VER'

İstanbul Beylikdüzü'nde geçmişte bir uyuşturucu merkezi olan bir yeri belediye başkanımız aldı sosyal tesis haline getirdi. Ekonomideki çarpıklık da kadına yönelik şiddetin unsurudur dedim. Evin beyi aylardır işsizse, büyük bir sinirle geliyor, ufak bir tartışmada hıncını eşinden alıyor dedim. Ben kadına şiddeti savunmadım, savunmayacağım, savunmuyorum. Kadına kalkan her el insanlığa kalkmıştır. Bu iktidar döneminde boşanmalar yüzde 37 arttı. Çocuk istismarı yüzde 134 arttı. Kadına şiddet yüzde 1400 arttı. Sen kadına şiddeti önleyeceğine kalkıp benimle uğraşıyorsun. Çünkü acaba Kılıçdaroğlu'nun nasıl yıpratırım diye.

Şimdi geliyoruz kutuyu açmaya. Çorum'da 17 Kasım 2017'de bir konuşma yaptım. 21 Kasım 2017'de yine sorular sordum. "Çocuklarının, dünürünün, eniştenin, kardeşinini, eski özel kalem müdürünün bir şirkete milyonlarca dolar gönderdiklerini biliyor musun? Yerli ve milliysen cevabını vereceksin" dedim. 1.5 milyon lira dava açtılar. Açsan ne olur, açmasan ne olur? Sen soruma adam gidi cevap ver.

Sevgili Erdoğan gözlerinden öperek bir daha soruyorum: 30 milyar doları ne zaman, nerede, kimin için harcadın?

Beyefendi beni dinliyordur, tavsiyem olacak yanına doktor al. Suriyelilere 30 milyar dolar harcandığını söylüyor. Kimse bilmiyor, nereye gitti bu 30 milyar dolar. Sevgili Erdoğan gözlerinden öperek bir soru daha soruyorum. Ne zaman, nerede kimin için harcadın 30 milyar doları.

'SÖYLE BAKALIM ALÇAK KİM'?

Çık ispat et dedi, madem istiyor ispat edelim. Man Adası'nda bir şirket kurulur. Bizim vilayetlerden daha küçük. Belbey LTD şirketi. O şirketin kuruluş senedi de bizde. Bu şirket bir yönetim kurulu toplantısı yapar. Sıdkı Ayan bir kişiden oluşur yönetim kurulu. Tutanakları bizde. Şirketin sermayesi 1 sterlin. Man Adası devletinin resmi kayıtları var. Sıdkı Ayan bu şirketi Kasım Öztaş'a devretti. Sıdkı Ayan kimdir, tanıyormusun? Enişten bu şirkete 2.5 milyon para gönderiyor. Kardeşi 2.5 milyon dolar para gönderiyor. 1 sterlinlik şirkete bu parayı neden gönderiyor. Mustafa Erdoğan 1 milyon 250 milyon dolar para gönderiyor. Mustafa Gündoğan 250 bin dolar, Osman Ketenci 1 milyon dolar. Ahmet Burak Erdoğan 1 milyon 450 bin dolar gönderiyor. 4 Ocak 2012 Burak Erdoğan 4 milyon 250 bin dolar gönderiyor. Bütün bu paraların swift mesajları elimizde. Bu swift mesajı ne demek diyeceksiniz. Yurtdışına dolar gönderirken bu mesajla gönderiyorsunuz. Bu beni tatmin etmez dedim. Bankaların dekontu lazım dedim.

Bu belgeler sahte diyecekler. Bunların tamamı bankaların resmi kayıtlarıdır. Yurtdışı şirketin de kayıtlarında var. Sağa sola kaçmaya gerek yok. Bana soruyorlar neden Erdoğan'a bunu söylüyorsun, neden kızıyorsun? Bu ülkenin bir vatandaşı olarak Konya'da 40 günlük bebek zaatüreden öldü. O bebeğin hakkını savunmak için ben bunları soruyorum. Samsun'da 2.5 aylık Kübra bebek açlıktan öldü. Onun hakkını savunmak için soruyorum. Devleti yönetenler vatandaşa örnek olmalı. Vatandaşa ceza keseceğim, kendi akrabalarına başka ülkelerde şirket kurduracaksın. Dolarları bozdurun diyeceksin, sen milli değil, garimillisin. Gayrimilli bir hükümet tarafından yönetiliyoruz. Benim bir kusurum hatam varsa söyleyin, alınmam. Ama size ahkam kesen din iman edebiyatı yapar sonra kendisi alır çocuklarıyla beraber yurtdışına giderler.

Ben ispat ettim, şimdi söyle bakayım alçak kim? Mazottan alınan vergiyi biliyor musun sen? Ona gelince parayı alıyorsun, senin çocukların, enişten, dünürün parayı dışarı götürecek Kılıçdaroğlu konuşmayacak. Ben bunu yapar mıyım? Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Bunun için yapmam. Umarım Sayın Erdoğan'ın yanında doktoru vardır. Doktoru eşliğinde beni dinliyordur. Sen Türkiye'yi felakete sürüklüyorsun.

Ben senin bildiğin susan, 2 tane koltuk verdik oturur sesini keser diyen adam değilim. Ben bu milletin evladıyım.

Havuz medyasına da seslenmek isterim. Hemen belgeler sahte. Ne sahtesi. Bankadan gidiyor bunlar ya. Man Adası'na gidiyor. 30 milyar dolar Suriyelilere para harcadığını söylüyorsun. Bu parayı kimin için, nerede, ne zaman harcadın? Tüyü bitmemiş yetimin hakkı hukuku var. Adalet için konuşacaksın. 

Kaynak: ABC Gazetesi

fidelista

Bitcoin alsalarmış sorun olmazmış netekim.

bozadi

O belgelerin gerçek olduğundan şüphe duymuyorum ve Kılıçdaroğlu'nun / CHP'nin AKP'ye bu konuda elinden geldiğince baskı yapmasının da son derece meşru ve gerekli olduğuna inanıyorum. AKP "dincilik" maskesi altında ahlaksızlığın, yiyiciliğin, ikiyüzlülüğün nasıl arşa çıkabildiğini binbir türlü yolla örneklemiş oldu ve bunun özellikle son yıllarda bu kadar güçlü, derin ve geniş çaplı bir şekilde ifşa olmuş olması, bu ülkenin, bu milletin geleceği için çok hayırlı olmuştur kanaatindeyim. Ama bu süreci, mutlak değilse bile genel olarak, Fethullah'tan Önce ve Fethullah'tan Sonra diye ikiye ayırmak gerektiğine inanıyorum. Özellikle darbe teşebbüsü ve Suriye Savaşı sonrası süreçte Erdoğan AKP'sinin batıya karşı cephe almaya başlaması, bence AKP'nin giderek gerçekten bu ülke için hayırlı yönde güçlü adımlar atmaya başlamasına neden oldu.

Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı belgelerin sanıyorum ki tümü 2011-2012 yıllarına ait. Zaten meşhur 17 Aralık 2013 süreci de Fethullah'ın Erdoğan AKP'sini çökertmeye yönelik rüşvet ve yolsuzluk ifşalarını ortalığa saçtığı süreçti. Yani Kılıçdaroğlu'nun yaptığı ifşalar yeni birşeye ait değil ama elbette bu durum ortada hiçbir suç-günah olmadığı anlamına da gelmiyor. Diyorum ya, bence CHP'nin bu konuda AKP'yi sıkıştırması doğal ve gereklidir. Üstelik de bu ifşalar son günlerde Reza Zarraf davası süreciyle birlikte adeta bir "paket" halinde geliyor olsa bile, yani muhtemelen ABD'nin ve Fethullah'ın imzasını taşıyor olsa bile bence bunun yapılmasında bir sakınca yoktur çünkü bence Erdoğan AKP'si Batı tarafından sıkıştırıldıkça onlardan bağımsızlaşmaya, onlara karşı duruş sergilemeye de daha fazla enerji harcayacaktır. Şok edici 17 Aralık operasyonuyla yıkılmayan AKP, bundan sonra Zarraf'ın olası itiraflarıyla veya Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı belgelerle de yıkılmayacaktır doğal olarak. Ve AKP'nin Batılı güçlere meydan okuyup Doğulu güçlerle işbirliğini güçlendirmesi, muhtemelen önümüzdeki süreçte tüm Türkiye'yi kendi içinde birbirini yemeyi bırakıp güçlü bir şekilde işbirliği yapmaya zorlayacak gelişmelerin önünü açacaktır. Tabi tam olarak neler olacağını bekleyip görmemiz gerekiyor.

bozadi

29 Kasım 2017

Fatih Altaylı: Reza Zarrab doğru yargılansaydı, ABD'nin elinde koz değil, Türkiye'de mahkum olacaktı


HaberTürk yazarı Fatih Altaylı, AKP ile yakın ilişkisini sürdüren bir dostuyla telefon görüşmesi yaptığını anlattı.




Altaylı, dostunun, FETÖ'nün devrede olduğunu, örgütün ABD'deki network'ünü Zarrab ile ilgili harekete geçirdiğini" söylediğini aktardı.

Altaylı cevaben, "Zarrab Efendi, Türkiye'den gitmeden önce eğer yargı önüne çıkarılsaydı; doğru düzgün yargılanıp hapse atılsaydı şimdi ABD'nin elinde koz değil, Türkiye'nin cezaevinde mahkûm olurdu" dediğini bildirdi.

Altaylı'nın "Mahkûm olmadı, koz oldu" başlığıyla (28 Kasım 2017) yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

Cumartesi günü gazeteden çıkıyorum, asansörde telefonum çaldı.

Bir dönem başbakanlıkta önemli bir pozisyonda bulunan, şimdi de iktidar partisiyle yakın ilişkisini sürdüren bir dostum arıyor.

"Uygunsan bir buluşalım" dedi.

Ne uygun olması, akşam Galatasaray maçı var. "Yok" dedim, "Eve gidiyorum maç seyredeceğim".

"Dur o zaman Whatsapp'tan arayayım" dedi kapattı.

Arabaya bindim telefon çaldı.

Anladım ki, Whatsapp aramalarını nasıl açacağımı bilmiyorum. Neyse telefonla biraz cebelleşip "Alo" dedim.

Zarrab konusuyla ilgili epey bir anlattı.

FETÖ'nün devrede olduğunu, örgütün ABD'deki network'ünü bu davayla ilgili harekete geçirdiğini, Ankara'da bu meseleyle ilgili sıkıntılı bir bekleyiş olduğunu, bu davanın Türk ekonomisine uzun vadeli zararlar vermek için kullanılacağını uzun uzun anlattı.

"Ne yapabiliriz bilmiyorum" dedi.

Benim yanıtım ise şu oldu:

"Elinden bir şey gelmiyorsa, takmayacaksın. Türkiye çok badireler atlattı. Bunu da atlatır. Ama her şeyden ders almak lazım. Bu Zarrab Efendi, Türkiye'den gitmeden önce eğer yargı önüne çıkarılsaydı; doğru düzgün yargılanıp hapse atılsaydı şimdi ABD'nin elinde koz değil, Türkiye'nin cezaevinde mahkûm olurdu. Pisliği süpürmezsen sonunda senin üstüne bulaşır. Çünkü pislik pisliktir. Burada veya orada fark etmez."


Kaynak: Medya Faresi

gerçek tosun paşa

Aklıma bu tarz belge ve ifşaların batı kaynakları tarafından servis edileceği geliyor. Erdoğan ve hükümet büyüklerinin daha nice belgesi vs. ortaya çıkabilir. Eskiden desteklendikleri kaynaklardan artık kösteklenecekler.

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen gerçek tosun paşa

Aklıma bu tarz belge ve ifşaların batı kaynakları tarafından servis edileceği geliyor. Erdoğan ve hükümet büyüklerinin daha nice belgesi vs. ortaya çıkabilir. Eskiden desteklendikleri kaynaklardan artık kösteklenecekler.
Eminim öyledir. Yani CHP'nin "belgelerinin" ciddi bir kısmı gerçekten Batı ve Batının/Faşizmin oyuncağı Fethullah tarafından sağlanıyordur. 17 Aralık'ta bunun şovunu yapmışlardı.

CHP ne kadar inkar ederse etsin, Fethullah'la ve dolaylı olarak da batılı faşistlerle bazı çıkar örtüşmeleri var. Ve merkezle bağlantılı (merkezin bilgisi dahilinde) olmasa bile, Fethullah'la veya Fethullahçılarla dirsek teması olan, kısacası "kirli işbirlikleri" yapan pek çok CHP'li oyuncu vardır muhtemelen. Ama AKP bunun için CHP'ye çok fazla kızamaz, çünkü AKP kendi içinde bile bunlarla henüz yeterince başa çıkamıyor.

CHP tabi ki AKP'nin karanlıklarını yüzüne vursun, baskı yapsın ama bunları yapması CHP'nin temiz ve örnek bir parti olduğu anlamına gelmiyor. Şimdi Erdoğan AKP'si batıya cehpe alırken, CHP kendi içinde ciddi bir ikilemde kalacak muhtemelen. Bu süreçte Erdoğan AKP'sini yıkmaya çalışan Batılılarla işbirliğine girecek olanlara karşı, gaflet uykusundan uyanıp Batılı faşistlere karşı  mücadele için AKP'yle en azından bu temel hususta samimi işbirliğine sıcak bakacak olanlar. Gerçek/düzgün Atatürkçü olanlar, gerçekten antiemperyalist olanlar AKP'yle bu konuda işbirliğine yönelmekten başka çare bulamayacaklar muhtemelen.


fidelista

Yamuk işlere yamuk insanlara bulaşırsan onlarla iş yaparsan hak hukuk dinlemezsen her şey olur.Büyük lider olmak öyle kolay iş değil.Gerçekten büyük olmak gerek.Keser döner sap döner..

bozadi

01 Aralık 2017

Hedef kim?..


Soner Yalçın'ın Köşe Yazısı




Kılıçdaroğlu, "Man Adası'na giden paralar var" diyor!

Erdoğan, "hayır gelen paralar var" diyor!

Burada "sihirli" sözcük, SWIFT.

Bu, tüm dünyadaki bankalar arasında elektronik fon transferini sağlayan bir kod sistemi. Basitçe: Türkiye'de bir bankadan diğerine döviz cinsi para gönderdiğinizde, bu para önce yurtdışındaki muhabir bankanın hesabına gidiyor. Bu banka ise parayı bekletmeden Türkiye'deki diğer bankaya aktarıyor.

Yani...

Man Adası'ndaki Bellway Limited, Halkbank hesabından, Erdoğan'ın yakınlarının Albaraka Türk'teki hesaplarına 20 gün içinde 15 milyon dolar gönderiyor. Para döviz cinsi olduğu için işlemler Halkbank ve Albaraka Türk üzerinden yapılsa da, döviz (swift sebebiyle) BNY Mellon Bank üzerinden gidip geliyor.

Ama. Nedense... Kılıçdaroğlu şu cümleyi kurdu:

"Erdoğan'ın oğlu, dünürü, kardeşi ve eniştesi, Man Adası'nda Sıtkı Ayan tarafından 1 sterlin sermaye ile kurulan Bellway Limited şirketine 15 Aralık 2011'den 4 Ocak 2012'ye kadar toplam 15 milyon dolar aktardı!"

Kılıçdaroğlu hata mı yaptı?

Erdoğan "gelen para var" diyor. Demek Erdoğan'da da swift belgesi var!

Bu arada 15 milyon dolara itiraz eden yok! O halde...

Asıl mesele paranın kaynağı...

ALIŞVERİŞİN KONUSU

Elindeki swift belgelerini Kılıçdaroğlu, bugün ya da yarın basına verecek.

Ancak...

Bu belgeler 15 milyon doların kaynağını ortaya çıkarmıyor!

17-25 Aralık FETÖ operasyonunda medyaya çeşitli telefon konuşmaları sızdırıldı.

İddiaya göre Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan aralarında, Sıtkı Ayan adlı işadamından alınacak parayla ilgili konuşuyorlardı. Erdoğan mealen şöyle diyordu:

– "10 milyon dolar parayı kesinlikle alma; ne söz verdiyse onu getirecekse getirsin, getirmeyecekse gerek yok. Bunlar ne zannediyorlar bu işi ya!"

Bu görüşmede geçen 10 milyon dolar hangi işin karşılığı idi?

Pazarlık sonucu 10 milyon dolar, 15 milyon dolar mı oldu?

Aynı bugün olduğu gibi, dün de bu para konusu aynı isim üzerinden epey konuşuldu. Yayın yasağı getirildi. Görüşme Zarrab İddianamesi'ne girdi!

Fakat tüm bunlar para mevzuunun içeriğini netleştirmiyor!

Evet, 15 milyon dolar Erdoğan ailesine niçin verildi?

Belki... Ödemenin kimlere yapıldığı üzerinden gidersek yanıt bulabiliriz:

Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan, kardeşi Mustafa Erdoğan, eniştesi Ziya İlgen, dünürü Osman Ketenci ve ailenin her işine koşan Mustafa Gündoğan.

Bu isimler başka nerede karşımıza çıktı:

Bu kişiler, 18 Ağustos 2006 tarihinde BUMERZ Denizcilik ve Ticaret A.Ş. kurdu.

Şirketin hisse dağılımı şöyleydi:

Yüzde 25 Burak Erdoğan, yüzde 25 Mustafa Erdoğan, yüzde 25 Ziya İlgen, yüzde 15 Osman Ketenci ve yüzde 10 Mustafa Gündoğan.

Ödemeler bu kişilere (ortaklık yüzdelerine göre) yapıldığından BUMERZ ile Sıtkı Ayan arasında bir alışveriş mi oldu?

PARANIN KAYNAĞI

BUMERZ dışında... Burak Erdoğan arkadaşı Mert Mecit Çetinkaya ile 19 Ocak 2007'de MB Denizcilik Taşımacılık şirketi kurdu.

"Safran 1" adlı yük gemisini 2.3 milyon dolara, "Sakarya" adını verdiği gemiyi 10 milyon 500 bin dolara ve "Pretty" (Cici) adlı gemiyi 15 milyon dolara satın aldılar... Sonra sırasıyla "G. İnebolu", "Cihan" ve "Bosna" isimli gemileri filolarına kattılar.

Fakat...

Deniz taşımacılığı 2008-2012 yılları arasında krize girdi.

BUMERZ ve MB bu süreçte ellerindeki kimi gemilerini sattı mı? Kime sattı?

Turang Transit Taşımacılık A.Ş adlı nakliyat şirketi bulunan Sıtkı Ayan bunlardan biri mi? (European Investigative Collaborations/ "Malta Belgeleri" iddiasına göre, Sıtkı Ayan  ile Erdoğanların deniz nakliyat ilişkisi 2008'de başladı.)

Kriz günlerinde Burak Erdoğan ile Bilal Erdoğan'ın aralarının açıldığı dillendirilmeye başlandı. Doğru mu? Deniz nakliyatında kriz bitince Bilal Erdoğan, 24 Mayıs 2013'te BMZ Group Denizcilik ve İnşaat A.Ş.'yi kurdu.

Şirketin adı ortaklarını belli ediyordu: "B"ilal Erdoğan... "M"ustafa Erdoğan... "Z" iya İlgen...Ne Burak Erdoğan ne de kayınpederi Osman Ketenci vardı!

BMZ bu yıl başında beş gemisini sattı! (24.2.2017, Denizhaber)

Uzatmayayım. Demek istediğim:

Erdoğanlar deniz nakliyat ticaretinde 2006'dan beri var.

Her deniz nakliyat şirketi gibi Erdoğanlar da gemi alıp- satıyor.

Kılıçdaroğlu'nun swift belgeleri böyle bir satış ürünü mü?

Erdoğan neden ısrarla açıklamıyor? Sadece "ispatla" diye dava açıyor.

Kafalar karıştırılıyor:

Hedef, Erdoğan mı?

Hedef, Sıtkı Ayan mı? (New Jersey Valisi Chris Christie, İran ve Sudan ticareti nedeniyle Sıtkı Ayan'ı eyaletinde kara listeye aldığını anımsatayım.)

Hedef, Zarrab Davası'na katkı mı?

Hedef, -CHP Kongresi'ne iki ay kala- Kılıçdaroğlu mu?

Yoksa...

Hepsi birden mi?

Kaynak: Sözcü


bozadi

01 Aralık 2017

Graham Fuller hakkında yakalama kararı


CIA'in Milli Haberalma Konseyi eski başkan yardımcısı Graham E. Fuller hakkında
 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartıldı.




15 Temmuz darbe girişi sırasında Türkiye'de olduğu ve ardından ülkeyi terk ettiği iddia edilen ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA'in Milli Haberalma Konseyi (National Intelligence Council) eski başkan yardımcısı Graham E. Fuller hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartıldı. Yakalama kararında Graham E.Fuller'in darbe girişimi sonrası Türkiye'yi terk ettiği yönündeki iddialara yer verildi.

Hürriyet'ten Toygun Atilla'nın haberine göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çıkartılan yakalama kararında Graham E.Fuller'e "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlamaları yöneltildi.

Yakalama kararında "Daha önce hakkında yakalama kararı verilen eski CIA uzmanı Henri Jak Barkey ve darbe teşebbüsünde rol alan diğer kişilerle Graham E. Fuller'in irtibatının ve atılı suçları işlediğine yönelik bulguların tespit edildiği" ifadeleri yer aldı.

'TÜRKİYE'Yİ TERK ETTİ'

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine mahkeme tarafından verilen yakalama kararının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise 15 Temmuz darbe girişiminin sonrası Graham E. Fuller'in Türkiye'yi terk etmiş olduğunun belirlendiği ve halen yakalanamamış olmasına yönelik olarak yapılan vurgu oldu.

Daha önce hakkında yakalama kararı verilen eski CIA uzmanı Henri Jak Barkey'in 15-16 Temmuz 2016'da Büyükada Splendid Otel'de yapılan toplantıda darbeyi organize edip koordine ettiği ileri sürülmüştü.

Graham E. Fuller'in de aynı toplantıda olduğu yönünde iddialar ileri sürülmüş ancak bugüne kadar resmi olarak bu doğrulanamamıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Fuller hakkında verdiği yakalama kararı ile ilk kez Fuller'in 15 Temmuz darbe girişimi öncesi Türkiye'de olduğu ve ardından ülkeyi terk ettiği bilgisi resmi kayıtlara girdi.

DUGİN: RUS İSTİHBARATI DELİLLERİ TÜRKİYE'YE VERDİ

Rus Strateji uzmanı Aleksandır Dugin geçen hafta çıktığı bir Tv programında darbe öncesi Büyükada'daki toplantıya Henry Barkey ve Graham E. Fuller'in katıldığını iddia ederek, "Rus istihbaratının bu konuda elinde kesin deliller bulunuyor ve bu deliller Türkiye'ye iletildi. Darbe girişimi hiç kuşkusuz CIA ajanları tarafından yönetiliyordu" ifadeleri kullanmıştı.


Kaynak: OdaTV


bozadi

Aslında çok gecikilmiş bir hamle bu ama geç de olsa bu kararın alınmış olması sevindirici. Sanıyorum özellikle ABD'nin son günlerde Zarrab davası üzerinden Erdoğan iktidarına yöneltilen baskılara bir cevap ve uyarı niteliğinde.