Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Ali Sirmen'in Köşe Yazısı: "CHP’nin kafası karışık" (20.01.2018)

Başlatan bozadi, 20 Ocak 2018, 16:02:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

20 Ocak 2018

CHP'nin kafası karışık


Ali Sirmen




CHP'nin 36. olağan kurultayı 3-4 Şubat'ta toplanacak. CHP'nin ana muhalefet konumu ve önümüzdeki seçimlerde potansiyel oy oranını da aşması olası etkisi dolayısıyla kurultaya kadar geçecek sürede dikkatler büyük ölçüde Cumhuriyetin kurucusu parti üzerinde yoğunlaşacak. Daha eski İstabul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklamasından önce de Canan Kaftancıoğlu'nun İstanbul İl Başkanlığı'na seçilmesiyle, CHP tartışma gündeminin ön sıralarına oturmuştu.

Ardından Kocasakal'ın adaylığını açıklaması, hemen sonrasında, artık gedikli genel başkanlık adayı haline gelmiş olan Muharrem İnce'nin yarışta var olduğunu pek yakında deklare edeceği söylentisi CHP'de "kim" tartışmasının yeniden alevlenmesine neden oldu.

Zaten CHP'de, klasik "ne yapmalı" sorusu yerini, yıllar var ki, yanlış olan "kim yapar" sorusuna bırakmıştır.

Oysa çağdaş partilerde, hele hele sosyal demokratlarda kurultaylar, "ne yapmalı" arayışına, iyi hazırlanmış, tabandan iyi örgütlenerek gelmiş yanıt arama, program forumlarına dönüşmüşlerdir.

Demokratik yapının gereği de, kişi arayışından çok, çare arayışını önceleyen davranışı kaçınılmaz kılar.

***

İlk bakışta şaşırtıcıda görünse de, CHP'de liderlerin yerlerinin tartışmasız olduğu tek parti dönemlerindeki kurultaylar bu nitelikte, yeni arayış forumları idiler.

Öyle olması da doğaldır. Ne yapacağınıza karar vermeden, onu kiminle yapacağınızı araştırmak, arabayı atın önüne koymak olmuyor mu?

Ne yapacağını bilmeyen bir kuruluş, bilmediğini kiminle yapacağına kitlenip kalırsa, nasıl sağlıklı bir gelişmenin hem ürünü hem de motoru olabilir ki?

Lafı fazla uzatmaya gerek yok. CHP'nin 36. kurultayının en önemli aşaması şimdilik, Kemal Kılıçdaroğlu'nun favori göründüğü genel başkanlık seçimi değildir.

Çünkü bugün artık yüzde 25'i bile bulmayan bir bantta sıkışmış bulunan CHP'nin temel sorunu kimin genel başkan olacağı değildir?

Zira parti, geniş kitleleri harekete geçirecek, sorunu kaynağında, tabandan tartışarak ortak akılla çözüm üretecek, demokratik tartışmayı kısır klik çekişmelerinin üstüne çıkaracak dayanışmacı, yeni yaratıcı, çözümleri yarışmacı yöntemle yaşama geçirecek, parti içinde etkinliğin liyakat esasına dayanmasını sağlayacak mekanizmaları geliştirecek bir yapıya ulaştıramaz ise, kim genel başkan olursa olsun sonuç değişmeyecektir.

Nitekim öyle de olmuştur.

Öyle olması da, ikisi de, yürekli, nitelikli, donanımlı ve birikimli olan son iki Genel Başkan Deniz Bey ile Kemal Bey'in kişiliklerinden değil, partinin yapısal bozukluklarından kaynaklanmaktadır.

Önce neşteri buraya vurmak gerek.

Şu anda, tarihin kendisine yüklemeye hazırlandığı misyonu sırtlanmaya hazırlanması gereken CHP fevkalade bir kafa karışıklığı içindedir.

Benzeri bir durum, yalnızca liderinin aklıyla yetinen ve ortak akla gereksinim duymayan AKP için o kadar önemli olmayabilir. Ama demokratik ortak örgütsel akla ihtiyaç duyan CHP için öyle değil.

***

Mustafa Kemal'in Türkiye'deki bütün izlerinin kökünden silinmesi yolunda karşıtlarının büyük ilerlemeler elde etmelerini eli böğründe, umarsızca izlemek konumunda olanların başlattıkları, "Mustafa Kemal'in askerleri miyiz, yoksa yoldaşları mı" kısır tartışması bu kafa karışıklığının son zamanlardaki çarpıcı tezahürlerinin yalnızca biridir.

Artık yalnızca bu kafa karışıklığını aşmak da yetmiyor, yeniden bir yapılamanın yaşama geçirilmesi de gerekiyor.

CHP, ancak böyle bir yeniden yapılanmayı yaşama geçirebilirse, tarihin kendisine 21. yüzyılda yüklemeye hazırlandığı misyonu yerine getirebilir ve 36. kurultay ancak bu konuda "ne yapmalı" sorusuna yanıt verebilirse başarılı olur.

Ne var ki, bu kurultayın gündeminde böyle bir soru yok!

Kaynak: Cumhuriyet


bozadi

22 Ocak 2018

Muharrem İnce, CHP Genel Başkanlığı'na aday olduğunu açıkladı


CHP Genel Başkanlığı adaylığını açıklayan Yalova Milletvekili Muharrem İnce, "Önümüzdeki seçimler köprüden önceki son çıkıştır. Türkiye 2019'da yanlış bir yola girdiğinde başımıza gelecek olanları görmek için müneccim olmaya gerek yoktur" dedi.




CHP'nin 36. Olağan Kurultayı'nda Yalova Milletvekili Muharrem İnce de genel başkan adayı olacak.

Genel başkan adaylığını açıklayan İnce'nin konuşmasından satır başları şu şekilde:

AKP tarafından beslenip büyütülen FETÖ'cülerin darbe girişimi ve sonra OHAL, tek adam yönetimine giden yolun açılması Türkiye'yi rotasından çıkarmıştır. 143 yıllık kazanımlarımızı sıfırlamak üzereyiz. AKP hükümetinin yanlış politikalarıyla büyük bedelleri ödedik ve hala ödüyoruz.

Yalan rakamlarla halkımızın gerçekle bağı koparılmak isteniyor. Türkiye içeriden ve dışarıdan büyük tehditlerle karşı karşıya. Ülkemizin bugün bir beka sorununun olması kendiliğinden olmamıştır. Geçmişte yapılan yanlış seçimler sonucu Türkiye'nin dört tarafı sorunlarla dolmuştur. Ülkeyi bu hale getirenler ülkeyi kurtaramazlar.

Önümüzdeki seçimler köprüden önceki son çıkıştır. Türkiye 2019'da yanlış bir yola girdiğinde başımıza gelecek olanları görmek için müneccim olmaya gerek yoktur. Türkiye'nin Cumhuriyetçileri kendilerini nasıl tanımlarsa tanımlasınlar; Kürt ya da Türk Alevi ya da Sunni, sağcı ya da solcu ortak kaderi paylaşacaktır. Hiçbirimizin bu süreçte hata yapma hakkı yoktur. Atacağımız her adım bu büyük tehlikeyi ortadan kaldırmaya yönelik olmalıdır.

CHP'lilerin herkesten daha bilinçli, daha cesur olma zorunluluğu vardır.


Kaynak: soL


bozadi

25 Ocak 2018

CHP'de bir Genel Başkan adayı daha


Ömer Faruk Eminağaoğlu, CHP Genel Başkanlığına adaylığını açıkladı. Daha önce de Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve İstanbul Barosu eski Başkanı Ümit Kocasakal CHP genel başkanlığı için adaylıklarını açıklamışlardı.




Yargıçlar Sendikası eski Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, CHP Genel Başkanlığına aday olacağını açıkladı. Eminağaoğlu, 29 Ocak tarihinde Ankara'da düzenleyeceği basın toplantısında adaylığını duyuracak.

Eminağaoğlu, Hürriyet'ten Aysel Alp'e yaptığı açıklamada "Pazartesi günü açıklama yapacağım. Adayım" dedi.

"TÜRKİYE'Yİ YAŞADIĞI SORUNLARDAN KURTARMAK İÇİN..."

Eminağaoğlu, "Yeterli imzayı toplayabilecek misiniz?" sorusu üzerine "Yeterli koşullar oluşacaktır. Pazartesi günü bunları da açıklayacağım. CHP'nin programı doğrultusunda etkin şekilde hareket etmesi için CHP'yi ayağa kaldırmak ve ayağa kalkmış CHP ile Türkiye'yi yaşadığı sorunlardan kurtarmak için aday olacağım" diye konuştu.

EMİNAĞAOĞLU KİMDİR?

1967 yılında Artvin'de doğmuş, 1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Yurdun birçok yerinde ve Yargıtay'da yargıçlık ve Cumhuriyet savcılığı görevi yapmıştır. Halen Ankara'da avukatlık yapmaktadır.

7 Haziran seçimlerinde CHP'den milletvekili aday adayı olmuştur. Milletvekili aday adaylığı nedeniyle yargıçlık görevi ve Yargıçlar Sendikası başkanlığından ayrılmıştır.

Kendi ilinde önseçim yapılmaması kararı alınması ve diğer yöntemlerle de aday gösterilmemesi nedeniyle milletvekili adayı olamamış, seçimler nedeniyle ayrıldığı için yargıçlık mesleğine geri dönememiştir. Cumhuriyet Halk Partisi üyesidir.

Kaynak: odatv


bozadi

Nasıl tümü Erdoğan AKP'sine katı muhalif olan bir sürü farklı siyasi akım güçlerini birleştirip de "en büyük sorun" olarak gördükleri iktidarı indirmekten acizlerse ve bu durum onların kendi yaman içsel çelişkilerini, boşluklarını, kofluklarını açığa vuruyorsa, CHP içinde Kılıçdaroğlu'nu CHP'nin en büyük sorunu olarak gören ve onu indirmek için can atan muhalifler de o hesap, gibi görünüyor bana. Erdoğan'ın da, Kılıçdaroğlu'nun da henüz gerçek bir alternatifi yok bence.

bozadi

03 Şubat 2018

GENEL BAŞKAN ADAYLARI KILIÇDAROĞLU İLE İNCE


CHP'nin 36. Olağan Kurultayı'nda İzmir Milletvekili Kılıçdaroğlu ile Yalova Milletvekili İnce, yeterli delege imzasıyla genel başkanlığa aday oldu.




CHP'nin 36. Olağan Kurultayında genel başkanlık için Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu yarışacak.

CHP'de 36. Olağan Kurultayında genel başkan adayları belli oldu. Daha önce adaylıklarını açıklayan Ümit Kocasakal ve Ömer Faruk Eminağaoğlu delegelerin yüzde 10'undan imza toplayamadıkları için aday olamadılar. Genel başkanlık yarışı Kılıçdaroğlu ve İnce arasında yapılacak

Kaynak: Gazete Birlik


bozadi

Peki Kocasakal ve destekçileri durup bir değerlendirme, bir özeleştiri yapıyıyorlar mı acaba, biz nerede yanlış yaptık, neyi yanlış zorladık diye? Yoksa, kendilerinin ne kadar bilgili ve haklı, diğerlerinin ne kadar haksız ve aptal olduğundan emin mi oldular? Bu kadar nefret yaşamanın ve kusmanın alemi var mıydı? Partiyi, yönetimini ve o yönetimi seçenleri ajite etmeye çalışmanın alemi var mıydı? Resmi aday olacak kadar imzayı/desteği bile toplayamamışsın, bu sana ve nefret söylemlerine bir cevap değil mi? Evet, CHP'ye değişim lazım ama pek çok çeşit değişiklik lazım ve Kocasakal'ın söylemleri de bu partide değişmesi, azaltılması, geride bırakılması gereken lüzumsuz, yıkıcı enerjiler taşıyor bence. Sanki Atatürk'ü bir kendisi doğru anlıyor ve savunuyormuş, Kılıçdaroğlu Atatürk düşmanıymış, CHP'yi Atatürkçü çizgiden uzaklaştırmak için çalışan bir "iç düşmanmış" gibi bir resim çizmeye ve bu resmi insanların zihnine dayatmaya çalışıyorlar ve bunu da son derece ciddi bir kin ve nefret duygusuyla yapıyorlar ve sonra kurultay zamanı hak ettikleri cevabı alıyorlar. Bunu tekrarlayıp durmanın alemi var mı? Evet, CHP'ye değişim lazım. Atatürkçülük adı altında kendi partin içinde kin ve nefreti tırmandırma ajitasyonları yapma alışkanlığını değiştirmek, aşmak gerekiyor.

Muharrem İnce bu konuda (konunun "ideolojik" yönü bakımından) Kocasakal kadar sorunlu görünmüyor ama onda da ciddi çiğlikler ve agresyonlar var gibi geliyor bana. Bu onun CHP genel başkanlığı yapmaya uygun olmadığı anlamına gelmez kesinlikle, seçilmeyi becerebilirse buyursun gelsin, yönetsin CHP'yi, ama görüşümü açık söylim, İnce'yi CHP genel başkanlığına yakıştıramıyorum şu anki bakış açımla. Başkan seçilirse ve beni utandıracak icraatlerde bulunursa, buna kahrolmam, sevinirim, yani yanıldığıma sevinirim. Ama durup söylemlerine, davranışlarına bakıyorum, seçim işini ergen çocukların rekabet mücadelelerine benzettiğini gözlemliyorum. Ayrıca kapitalist bir tını var rekabet anlayışında. İki genel seçim kazanamayan genel başkan görevini bırakmalıymış. Sanki CHP'nin seçim kazanıp iktidar olması tamamen genel başkanın elindeymiş ve parti iktidar olmuyorsa genel başkan kesin olarak başarısızmış ve partinin önünü tıkıyormuş gibi bir resim çiziyor İnce. Çok yazık bence. Üzücü. Tamam, ille bunun 180 derece tersi doğrudur, İnce'nin söylediğinin hiçbir doğruluğu yoktur demiyorum ama bence söylediği şeyi söyleyiş tarzı, onun particilik ve parti yönetimi konusunda gerekli olgunluğa sahip olmadığını, dengesiz bir şekilde hırsa dayalı hareket ettiğini ve siyaset mücadelesini ergen çocuk rekabeti gibi birşey sandığını gösteriyor. Madem CHP eski, köklü bir parti, biraz buna yakışır hareket et, ağır ol, sakin ol, güvenli ol. Partinin iktidarı kazanamaması o partinin ille de başarısız ve faydasız olduğunu göstermez. Bu ülkede sağcı/muhafazakar partilerin seçim kazanma ihtimalinin her zaman bariz şekilde daha yüksek olmasına neden olan bazı iç dinamikler var (olumlu ve olumsuz yönleriyle) ve üstelik CHP'nin geçmişinde "halk partisi" olmakla hiç alakası olmayan ciddi sorunlu yönler oldu, Atatürkçülükle hiç ilgisi olmayan, hatta Atatürk'e ihanet anlamına gelen icraatler veya icraatsizlikler oldu. Ve bunun bazı siyasi sonuçları var doğal olarak. Piyasaya yeni sürülen ve rakiplerinden daha fazla satılması için yoğun bir reklam ve propaganda yapılabilecek bir ürün değil ki bu parti. Sen en başta kendi partinin içinde bir birlik, bir dirlik, bir düzen, bir sevgi ve dayanışma ortamı kur. Atatürk'ün bu konuda önemli bir ortak payda olma avantajı var zaten ama sevgiyi, birliği, dayanışmayı ille de ideolojiye dayandıramazsın, "insanlığın" gereğidir bu öncelikle. Sen insanlığın, aklın, mantığın, vicdanın gereğini yapamıyorsan, bunun sebebini partinin yeterince Atatürkçü olup olmamasında değil, partililerin ve özellikle de partilileri yönetenlerin yeterince insani/vicdani gelişim gösterip gösteremediklerinde aramak gerekir öncelikle. Birbirinizi yemeyi, kapitalist rekabet söylemleriyle hareket edip iktidarı güldürmeyi ve sevindirmeyi bırakın kardeşim. Sevin birbirinizi, koruyun. Sizin birbirinizi sevip saymanız, dayanışma göstermeniz iktidar olup olmamanıza mı bağlı? O zaman sevginiz, varlığınız ciddi ölçüde sahtedir. Egoya dayalı yaşıyorsunuz. İktidar olsan ne yazar, olmasan ne yazar şu ülke için?

Belki fazla idealistçe bir yorumda ve yargılamada bulunuyorum ama yine de eninde sonunda yüzleşilmesi gereken temel bir soruna işaret ettiğimi düşünüyorum. Benim ve senin zaferimiz iktidar olup olmamakla ölçülemez, bu kapitalist zihniyetin bir yansımasıdır. Parti bu değildir, particilik bu değildir. Partinin öncelikli görev ve sorumluluğu iktidara erişmek değildir, tabanının örgütlenmesi için sağlıklı bir üs olmaktır, pozitif değerleri kendi içinde yaşayıp yaşatmak, desteklemek, büyütmek ve yaymaktır. Hepimiz birkaç on yıl yaşıyoruz yalnızca şu bedenlerimiz içinde. Neyin hırsıdır, neyin hipnozudur bu iktidar saplantısı? Partiysen tabi ki kendini tanıtırsın, seçmenlerini artırmaya çalışırsın falan filan ama senin öncelikli işin ve görevin bu olmamalı. Sen seçmenlerin, destekleyicilerin için bir örgütlenme, dayanışma, birlik-beraberlik merkezisin. Önce bu konudaki iç performansını ölç bakalım. Bunu yapamıyorsun ve sonra da bunun suçunu iktidar olamamana ve yöneticilerin partiyi iktidar yapamamasına bağlıyorsun. İktidar mı var etti, iktidar mı yaşatıyor seni?

Partilerin/siyasetçilerin iktidar saplantısı kapitalist bir beyin yıkama, uyutma mekanizması bence büyük ölçüde. Sen insanlar arasında sevgiyi, dayanışmayı yaşayabildiğin, yaşatabildiğin kadar iktidarsın. Gerçek iktidar budur. Gerçek krallık budur, sevginin krallığıdır. Kendi içinde sevgiyle birlik-beraberlik sağlayamazsan, siyasi iktidarın yanlışlarına karşı da doğru ve etkili muhalefet yapamazsın. Egosal çıkarların peşinde koşmaya, kendini ve başkalarını kandırmaya devam edersin.

gerçek tosun paşa

Az önce CHP kurultayını izliyordum. İmza sorunu karşısında çok garip hissettim. Partinin kendi içinde çok sesli demokratik ortamı yaratmasıyla ilgili ciddi sıkıntılar olduğu yönünde bir hava oluşturulmaya çalışıyor veya zaten böyle bir hava belirli oranda mevcut. Bu akşam bakalım olacaklara. İnce ciddi bir aday.Artık Kılıçdaroğlunun parti genel başkanlığından çekilmesi gerektiğini düşünüyorum.


bozadi

Belirttiğim nedenlerle İnce'nin CHP için uygun bir genel başkan olacağını düşünmüyorum ama bundan %100 emin olamam. Seçilirse bu konuda fikir edinmek için önemli bir imkanımız olacak :)


bozadi

Görünüşe göre mükerrer oylar meselesinde İnce'nin adaylık için gerekli oyun altına düşme tehlikesi yaşaması sonucu Kılıçdaroğlu'nun jestine rağmen İnce "Lütuf istemiyorum, ben böyle adaylık istemiyorum" gibi beyanlarda bulunarak adaylıktan çekilmiş. Buna göre Kılıçdaroğlu tek aday durumunda. İnce aday olsaydı bile genel başkanlık için gerekli oyu alması çok zordu anladığım kadarıyla, yani Kılıçdaroğlu'na muhalif olan CHP'li bazı yorumculardan bile bu yönde beyanlar duyuyorum.

Açıkçası ben bu sonucu şaşırtıcı bulmuyorum, daha doğrusu makul buluyorum. Kılıçdaroğlu'nu beğenmeyenlerin oranı/sayısı belirli bir miktarı aşınca, bu muhalifler kendi aralarında birleşip örgütlenip belirli bir adayı "gümbür gümgür" adaylığa da, başkanlığa da getirirler zaten. Ama şu anda öyle bir durum yok. O yönde şikayetler var ama bunun derecesi çok yüksek değil. Ayrıca bence Kılıçdaroğlu AKP'li yöneticileri ve sempatizanları epeyce kızdıracak kadar iyi muhalefet yaptığı için genel başkanlığa nispeten en uygun şahıs olarak görülüyor CHP genelinde.

bozadi

03 Şubat 2018

Muharrem İnce'den açıklama: Genel Başkan Yardımcıları rezil olacak


CHP Genel Başkanlığı'na aday olan Muharrem İnce, kongrede yaşanan "imza krizi" üzerine açıklamalarda bulundu.




Divandan yapılan açıklamaya göre, mükerrer imzalar düşülünce Muharrem İnce'nin imza sayısı 118'e gerilemiş ve İnce adaylık barajının altında kalmıştı. Divan Başkanı Büyükerşen, Kılıçdaroğlu'nun gönderdiği mektupla kendi oylarını İnce'ye yazdırmak istediği için İnce'nin bu yolla aday olabileceğini bildirdi. Bunun üzerine İnce, basın mensuplarına şu açıklamaları yaptı:

"Asla mükerrer imza yok. Varsa da kendileri yapmıştır. Mükerrer oy veren isimler divana çağrılıp sorulur. Bu yapılmadan 'Genel Başkan dedi' diye işlem yapılmaz. Korkuyorlar, bilerek yapıyorlar. Genel Başkan yardımcıları rezil olacaklarını biliyor. Şu an sana imza vermediğim için utanıyorum diyenler var. Hatta benim topladığım imza kadar bunu söyleyen var. Lütuf kabul etmiyorum, adil bir yarış istiyorum. Bu AKP faşizminin CHP'ye de bulaşmasıdır. Bana oy verenleri baskı ile mükerrer hale getireceksiniz, sonra bana vereceksiniz. Ben bunu kabul etmiyorum."

Kaynak: ABC Gazetesi


bozadi

İnce bu tepkisinde de "ergensi" bir tavır sergileyerek CHP'yi yönetmeye neden uygun bir aday olmadığını tekrar göstermiş bence. Öncelikle, aday olmak için gerekli oyu alıp almadığın bile tartışma konusu. Madem çok iddialı bir adaysın, adaylığın için tartışmaya yer bırakmayacak bir destek oyu bulman beklenmez miydi? Üstelik kimse seni 2-3 oy için adaylık dışı bırakmamış, jest yapılmış, sorun değil denmiş. Veya hadi diyelim ki hakikaten mükerrer oy diye birşey yok, sana bir haksızlık yapılıyor, niye meydandan kaçıyorsun ki?! Eğer destekçin yeterince çoksa, ite kaka da olsa aday olduktan sonra genel başkanlık seçimi için alacağın oyu düşünerek iki dakika sabretseydin ya, niye adaylığını bu kadar ucuz bir şekilde çöpe atıyorsun? Bu tepkin neye yaradı? Senin kendi adaylığına bile saygın yok. Tüm o bağırtılar, ben yaparımlar, ben ederimler boş. Kılıçdaroğlu her halükarda senden çok daha uygun bir aday CHP genel başkanlığına bence. Köstek olma, destek ol, bu seni küçültmez, büyütür.

bozadi

03 Şubat 2018

Karamollaoğlu: Biz kararlıyız, herkese elimizi uzatacağız


Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, "Biz kararlıyız, herkese elimizi uzatacağız. Yeri geldiği zaman iktidar partisi, CHP, Meral Hanım, MHP'lilerle ve HDP'lilerle de tokalaşacağız." dedi.




Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, "Biz kararlıyız, herkese elimizi uzatacağız. Yeri geldiği zaman iktidar partisiyle de tokalaşacağız, yeri geldiği zaman CHP ile de tokalaşacağız, Meral Hanım ile de MHP'lilerle de yeri geldiğinde HDP'lilerle de tokalaşacağız." dedi.

Saadet lideri Karamollaoğlu, partisinin Afitap Kültür Merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hükümetin, dış ve ekonomi politikasını eleştirerek, işsizlik rakamlarına dikkati çekti.

Karamollaoğlu, hükümetin kaybettiği toplum desteğini yeniden kazanabilmek için gerginliği artırmayı çare olarak gördüğünü kaydetti.

Seçimlerin yaklaştığına işaret eden Karamollaoğlu, "Bu seçimlerin, genel seçimlerin bu sene içinde yapılma ihtimali hala mümkün." diye konuştu.

Saadet Partisinin siyaset ve yönetme anlayışının farklı olduğunu belirten Karamollaoğlu, şunları söyledi:

"Kardeşliği hakiki manada Türkiye'de ihdas etmek durumundayız. Gererek, hakaret ederek ve aşağılayarak değil. Hep yağ gibi suyun üstünde kalmaya kalkacaksın, hiçbir hatanı görmeyeceksin. Onun için siyaset yapma anlayışımız bugünkü iktidardan farklı. İktidar fikirlerini net bir şekilde ortaya koyamadığı için kamplaştırarak, seçime gitmek istiyor. Bizim herkesi kucaklamamız isabetli bir tavır. Biz kararlıyız, herkese elimizi uzatacağız. Yeri geldiği zaman iktidar partisiyle de tokalaşacağız, yeri geldiği zaman CHP ile de tokalaşacağız bilmem Meral Hanım ile de tokalaşacağız, MHP'lilerle de yeri geldiğinde HDP'lilerle de tokalaşacağız."

Kaynak: 7Sabah


bozadi

Karamollaoğlu zamanında Sivas Katliamını adeta savunacak kadar düşük seviyelere inmiş olsa da, Saadet Partisi başkanlığı sürecindeki eylem ve söylemlerini genel olarak fena bulmuyorum. Bu üstteki haberi bu başlık altında alıntılamak istememin nedenlerinden biri "HDP'liler" de dahil olmak üzere herkesle diyaloğa açık olma konusunun vurgulanmış olmasıdır.

Meşhur Adalet Yürüyüşünde Kılıçdaroğlu'na HDP'li bazı popüler isimler de eşlik etmişti bir ara. Kocasakal gibi bazıları sırf bu yüzden bu yürüyüşe katılmayı reddedip Kılıçdaroğlu'nu partisine ihanet etmekle suçladılar. Kılıçdaroğlu'nun farkı biraz da burada işte. Tıpkı yukarıdaki haberde Karamollaoğlu'nun çok isabetli bir şekilde vurgulamaya çalıştığı şeyi vurguluyor. PKK'yı terör örgütü olarak kabul etmeyen (veya edemeyen) bir partinin mensuplarına bile kapısını kapatmıyor, herkesle diyaloğa ve olası ortak çıkarlarda işbirliği arayışına açık. İşte CHP'yi gerçek bir "halk partisi" haline getirebilecek tavır budur, yıllardır CHP'nin etrafını, içini ve dışını çepeçevre sarmış olan lanetten kurtulmanın yolu budur. Karşındakini ne kadar sorunlu yönleri olursa olsun önce bir insan olarak görüp insani vicdana yakışır şekilde muamele yapmalısın.

Ben CHP'nin HDP ile işbirliği yönünde özel bir çaba harcaması gerektiğini iddia etmiyorum, üstelik örneğin Kılıçdaroğlu gidip de HDP'lileri özel olarak yürüyüşe davet etmiş değildi bildiğim kadarıyla, onlar eşlik etmek istediler, Kılıçdaroğlu sadece buna karşı çıkmadı. "Vay siz HDP'lisiniz, defolun, burada yeriniz yok" demedi. Yahu sen bu insanlara şeytan muamelesi yaparsan, kapını onlara tamamen kapatırsan o insanların yanıldıkları noktalarda onlara doğruyu gösterme fırsatını da tepmiş olursun. Senin insani olarak kendine yeteri kadar saygın, sevgin, güvenin varsa, şeytani bir amaç gütmeden senin kapına geleni dışlamazsın, yeri gelir, düşmanına bile diyalog için kapın açıktır. Sadece HDP'lisini kastetmiyorum, dincisi olur, ateisti olur, solcusu olur, ülkücüsü olur, kim olursa olsun, kapına gelene, diyalog yolu arayana sırtını dönmezsin. İnsan gibi konuşur, hangi ortak noktalarda buluşabildiğini ararsın, ayrıca karşındaki ciddi yanlışlar içinde bile olsa, onunla olan insancıl diyaloğun, onun yanlışlarından dönmesine yardımcı olma olasılığı taşır. Ha, sana yanlış şeyleri dayatmaya kalkarsa buna cevabını verir, tavrını sergiler, gerekirse kapıyı gösterirsin. Ama en baştan dışlamazsın, bir şans verirsin, biraz sabırlı olursun, ötekileştirmeye değil, insan kazanmaya odaklanırsın. Kendine güvenin göstergesidir bu. Senin kendinden, yolundan şüphen yoksa, diyalog, işbirliği olasılığını sorgulamaya gelen kimseye kapını kapatmazsın. Ve üstelik gerçekten yeterince sağlamsan, seninle iletişime geçen herkes üzerinde de yapıcı yönde değiştirici, dönüştürücü etkiler yaparsın. CHP'yi adına yakışır bir güce eriştirecek olan yol da budur.


bozadi

İnce'nin adaylıktan çekildiğine dair haberlerden sonra yeni gelişmeler oldu sanırım. Adaylık ve çift adaylı oylama devam ediyormuş anladığım kadarıyla.