Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Yunanistan'da Yangın Felaketinden Sonra Sel Felaketi (26.07.2018)

Başlatan bozadi, 27 Temmuz 2018, 00:36:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

26 Temmuz 2018

Yunanistan'da felaketler bitmiyor! Şimdi de sel...


Yunanistan 82 kişinin can verdiği yangın faciasının ardından şimdi de sel sularına teslim oldu. Ev ve arabaların sular altında kaldığı bölge havadan görüntülendi.




Yunanistan'ın başkenti Atina'nın 40 kilometre doğusunda yangın nedeniyle harabeye dönmüştü. 82 kişinin can verdiği yangın felaketinden sonra kazazedeler şimdi de sel ile boğuşuyor.

YANGIN FELAKETİ TÜM DÜNYAYI SARSMIŞTI

Yunanistan'da yangın felaketinden sonra binlerce ev ve araç kül olmuş ve can kayıpları tüm dünyayı derinden sarsmıştı. Mati'deki ormanlık arazinin yanmaya başlamasıyla Rafina-Atina arasındaki yol kapandı.

Sıkışıp kalan insanların tek çaresi denize doğru gitmekti. Bunu başaranlar oldu ancak pek çok kişi dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Yunanistan'ın başına gelen felaketler bununla sınırlı kalmadı.

ŞİMDİ DE SEL VURDU

Yunanistan yangın felaketiyle yıkılırken bir kötü haber de Atina yakınlarından geldi. Atina'nın kuzey doğusu Marousi sele teslim oldu. Bölgede başlayan ve uzun süre devam eden sağanak yağışlar, sele dönüştü ve Marousi'yi afet bölgesine çevirdi. Özellikle Vrilissia bölgesinde 140'tan fazla baskın çağrısına yetkililer müdahale etmeye çalışıyor.

Kaynak: Lodos Haber


bozadi

24 Temmuz 2018

Marmara'da son 24 saatte 43 bin 388 yıldırım ve şimşek


MARMARA çevresinde son 24 saat içinde 43 bin 388 yıldırım ve şimşek tespit edildi.




Edirne, Tekirdağ, İstanbul ve Kocaeli başta olmak üzere Marmara bölgesinde özellikle gece saatlerinde şimşek ve yıldırımlar hiç görülmediği kadar fazla oldu. Bölgede saat 09.00 itibarıyla son 24 saatte 43 bin 388 yıldırım ve şimşek tespit edildi. Uzmanlar hava olayını bir çeşit "elektrik fırtınası" olarak olarak adlandırıyor.

"ELEKTRİK FIRTINASI DİYEBİLİRİZ''

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, "Havada çok fırtına çeşidi var. Elektrik fırtınası; toz fırtınası, kar fırtınası, yağmur fırtınası gibi adlandırılan bir olay. Bu da onlardan birisi. 'Fırtına' deyince sadece 'rüzgar' ile ilgili sanılıyor. Oysaki rüzgarın yanında başka etkenler de var. Örneğin rüzgarsa önemli olan, 'rüzgar fırtınası' diyoruz. Gök gürültüsüyse, yıldırımsa önemli olan 'elektrik fırtınası' diyebiliriz" dedi.

Prof. Dr. Kadıoğlu, elektrik fırtınasının zararlı olup olmadığına ilişkin, "Gök gürültüsü, yıldırım her an çarpabilir. Dikkatli olmak gerekir. Ancak bu tür doğa şölenleri bizde çok nadir oluyor. Bakıp seyretmek, tadını çıkarmak lazım" diye konuştu.

Kaynak: Hürriyet


bozadi

24 Temmuz 2018

Meteoroloji'den korkutan uyarı geldi! 'Ne ilk ne de son olacak...'


TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse önemli uyarılarda bulundu. Köse açıklamasında "Küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucu sel, taşkın, fırtına, kuraklık gibi olayların yanı sıra yıldırım, şimşek, hortum gibi olaylarda da artışlar görülmektedir. Bu durum ne ilk ne de son olacak. Her geçen yıl iklim değişikliğinin etkisiyle bu tarz hadiselerin şiddetinde ve sıklığında artışlar görülmektedir ve görülmeye de devam edecek" dedi.




TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse, küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucu sel, taşkın, fırtına, kuraklık gibi olayların yanı sıra yıldırım, şimşek, hortum gibi olaylarda da artışlar görüldüğünü belirterek, "Bu durum ne ilk ne de son olacak. Her geçen yıl iklim değişikliğinin etkisiyle bu tarz hadiselerin şiddetinde ve sıklığında artışlar görülmektedir ve görülmeye de devam edecek." dedi.   

Son yıllarda, özellikle yaz aylarında görülen yıldırım, şimşek ve gök gürültülü yağışlara dair TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası 2. Başkanı Ahmet Köse, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.   

Köse, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'da Temmuz ayındaki yağışlı gün sayısının yıllara göre dağılımına değinerek, 1981-2010'da Temmuz ayı ortalama yağışlı gün sayısının 4,3 olduğunu, 2018 Temmuz ayında ise bu oranın, birkaç gün içinde alınacak yağışlarla birlikte iki katına çıkacağını aktardı.   

Yıldırımlı, şimşekli, gök gürültülü, şiddetli yağış ve fırtınalar için atmosferin dengede olmadığı ilkbahar ve yaz mevsimlerinin en uygun zaman dilimleri olduğunu söyleyen Köse, "Isınan ve yükselen hava atmosferin üst seviyesinde daha soğuk hava ile karşılaşınca aşağı ve yukarı yönlü aktivite başlar. Bu mevsimde dikine gelişen ve kalınlıkları 12 kilometreye kadar uzanan kümülonimbus bulutları şimşekli, yıldırımlı, gök gürültülü, sağanak yağmurlu fırtınalara neden olur." diye konuştu.   

"ELEKTROMANYETİK ALANLAR YILDIRIM VAKALARINI ARTIRIYOR"

Köse, son yıllarda Türkiye'de ve dünyada yaşanan ekstremum meteorolojik hadiselerin, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçlarını gözler önüne serdiğine dikkati çekti.   

Ahmet Köse, küresel ısınma ve iklim değişikliği sonucu sel, taşkın, fırtına, kuraklık gibi olayların yanı sıra yıldırım, şimşek, hortum gibi olaylarda da artışlar görüldüğünü aktararak, "Hiçbir fırtınalı yağış diğerine benzemez. Bu durum ne ilk ne de son olacak. Her geçen yıl iklim değişikliğinin etkisiyle bu tarz hadiselerin şiddetinde ve sıklığında artışlar görülmektedir ve görülmeye de devam edecek." değerlendirmelerinde bulundu.   

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından işletilen 'Yıldırım Takip Sistemi' sayesinde Türkiye'de meydana gelen şimşek ve yıldırımların anlık takip edilebildiğini bildiren Köse, "Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda dünyada son yıllarda teknolojinin gelişmesi sonucu özellikle 5G iletişiminin kurulması neticesinde elektromanyetik alanların artmasının yıldırım ve şimşek vakalarını artırdığı yönünde görüşler ortaya konmaktadır." dedi.   

"YILDIRIMDAN KORUNMAK İÇİN 30/30 KURALINA UYUN"

Yüksek binalar, ağaçlar ve metalik eşyalar gibi iyonlaştırıcı malzemelerin yıldırım oluşumuna uygun koşullar hazırladığını söyleyen Köse, can ve mal kaybını en aza indirebilmek adına Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı uyarıların dikkate alınması gerektiğine işaret etti.   

Köse, yıldırımdan korunmak için çeşitli önerilerde bulunarak şunları kaydetti:   

"Yıldırımdan korunmak için 30/30 kuralına uyulmalı. Yani, şimşek çaktıktan veya yıldırım düştükten sonra 30 saniyeden daha az bir süre içinde gök gürültüsü duyulursa, ışık görüldüğü andan itibaren, en son gök gürültüsünden 30 dakika geçene kadar yıldırım tehlikesi var demektir. Dikkatli olunması gerek. Gök gürültülü bir fırtınaya yakalanıldığı zaman en iyi korunma yöntemi içeri girmektir.   

Minare gibi yüksek bina ve yapılarda yıldırımsavar kullanılmalıdır. Yıldırım riski olan havalarda ağaç, bayrak ve telefon direkleri gibi yüksek objelerden, metalik eşyalardan uzak durulmalıdır. Ancak otomobillerin lastikleri yalıtkan olduğu için otomobil içleri güvenli yerlerdir. Açık arazide yere çömelerek oturulmalı, kesinlikle yere yatılmamalı, ayakların bitişik olmasına dikkat edilmeli ve gruplar halinde durulmamalıdır. Su üzerinde ise derhal karaya çıkmaya çalışılmalıdır. Şemsiye gibi sivri metal içeren eşyalar kullanılmamalı, elektrikli eşyalar fişlerinden çekilmeli ve mümkün olduğunca kullanılmamalı, özellikle evde telefonla konuşulmamalıdır. Lastik tabanlı ayakkabılar ve lastik tekerlekler yıldırımdan korumayı sağlar."   

Yıldırım düşmeden önce, belli sinyallerle erken uyarı verdiğini fakat Türkiye'de meteorolojik okuryazarlık oranının düşük olması sebebiyle bu durumun fark edilmediğini aktaran Köse, "Acil durumlarda göreve giden polis, itfaiye ve ambulans araçları çakarlarını ve sirenlerini çalar. Gök gürlemesi siren sesi, şimşekler ise çakar vazifesi görerek yıldırımın çok yakında olduğunu bizlere bildirir." diye konuştu. 

Kaynak: Posta