Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

"Domuz Gribi Aşısı Bir ALDATMACADIR"

Başlatan webadmin, 10 Aralık 2009, 13:34:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#15
Domuz gribinden kimler rant sağladı?
Prof. Akdur, gerçekçi olmayan salgın paniklerinin pahalıya patladığını, H1N1'in dünyaya 4.4 trilyon dolara mal olacağını belirtti ve 'Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ediyor' dedi.

AA
Güncelleme: 11:31 TSİ 09 Ocak. 2010 Cumartesi
ANKARA - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, ''gerçekçi olmayan salgın paniklerinin dünyaya ve insanlığa çok pahalıya mal olduğunu'' ifade ederek, ''Kuş gribi dünyaya 2.2 trilyon dolara mal oldu, domuz gribinin ise 4.4 trilyon dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ederken diğer bir kısmı da büyük zarar görüyor'' dedi.

Akdur, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2010 kışı boyunca güney yarım kürede kullanılacak aşı için önerdiği iki seçenekten birinin, ''domuz gribi'' (H1N1) ve mevsimsel (H3N2) virüsleri ile influenza B virüsünden oluşan üçlü aşı, diğerinin de mevsimsel (H3N2) virüsü ile influenza B virüsünden oluşan ikili aşı olduğunu söyledi.

Firmaların 2010 için üçlü aşı üretmeleri halinde, halen piyasadaki ''domuz gribi'' aşısının yapılmasına gerek kalmayacağını anlatan Akdur, ikili aşı üretilmesi durumunda ise bu aşının yanında ''domuz gribi'' aşısının da uygulanması gerektiğini bildirdi. Akdur, şu görüşleri dile getirdi:

ULUS EKONOMİLERİ Mİ ŞİRKET EKONOMİLERİ Mİ?
''Bütün bunlar değerlendirildiğinde, salgının birinci dalgasından elde edilen verilerden yola çıkılarak, domuz gribinin korkulan, korkulması gereken bir virüs olmadığının anlaşılmasına rağmen DSÖ, abartmaya ve korkutmaya devam etmiştir. DSÖ'nün, koruyuculuğu ve güvenliği konusunda tatminkar bilgiye sahip olunmayan tekli domuz gribi aşılarının klasik risk grupları dışındaki büyük kitlelere yapılmasını önermesi, Ocak 2010'dan itibaren üçlü aşı içinde domuz gribi virüsünü de bulundurma olanağı varken hala ikili aşı önererek bunun yanında ayrıca tekli domuz gribi aşısı yapılmasını tavsiye etmesi, örgütün, ulusları, özellikle de gelişmekte olan ulusların ekonomisinden daha çok şirket ekonomilerini düşündüğü kuşkusunu yaratmakta ve bu kuruma olan güveni sarsmaktadır.''

DSÖ YALANCI ÇOBANA DÖNDÜ
DSÖ'nün son yıllarda olayları ve grip pandemilerini iyi yönetemediğini savunan Akdur, örgütün ''domuz gribi'' ve aşısı ile ilgili uygulamalarının yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada tartışıldığını, bunun da ötesinde şiddetle eleştirildiğini söyledi. Akdur, ''Başka bir ifadeyle tüm dünyada gerek DSÖ'ye gerekse aşı firmalarına karşı büyük bir güven bunalımı yaşanmaktadır. Bu yaşananların dünya ölçeğinde veya insanlığa en önemli faturası da DSÖ'ye olan güvenin yitirilmesidir'' dedi.

Geçmişte dünya genelinde yaşanan büyük salgınların DSÖ ve bilim çevrelerinde duyarlılığa yol açtığını, ülkelerin buna karşı plan ve hazırlık yapmasının yerinde olduğunu belirten Akdur, ''Ancak bu durum hem DSÖ'de hem de ülkelerde adeta 'mehdi bekleme psikoloji' yarattı. Tanı konulan her yeni A grip virüsünün beklenen, ölümcül virüs olduğu ya da olabileceği söylenerek büyük panikler yaratıldı. DSÖ adeta yalancı çobana döndü'' ifadesini kullandı.

 
TÜRKİYE AŞI ÜRETMELİ         
Grip salgını konusunda Türkiye'nin aşı ve antiviral üretmemek, sağlık sorunlarına siyasi yaklaşmak ve krizleri iyi yönetememek gibi sorunları bulunduğunu savunan Akdur, 2010'da DSÖ'nün yeni bir virüs ilan etmesi halinde Türkiye'nin aşı ve antiviral bulamamak riskiyle karşı karşıya kalabileceğini ileri sürdü. Aşı ve temel ilaçların stratejik maddeler olduğunu anlatan Akdur, bir salgın olasılığında ülkelerin önce kendi halkının gereksinimlerini karşılaması gerektiğini, bu maddeleri diğer ülkelere vermemesinin de doğal olduğunu söyledi. Akdur, ''Türkiye her şeyden önce bu çıkmazdan, yoksunluktan, aşı ve ilaç üretememek sorunundan kurtulmalıdır'' dedi.

2003'de yapılan bir çalışmaya göre ülkede ihtiyaç duyulan aşıların tamamının Türkiye'de üretilmesi için 90 milyon ABD dolarına ihtiyaç duyulduğunu bildiren Akdur, bunun sürekli ertelendiğini, ancak gelinen noktada yalnızca bir yıl için ithal edilen aşılara yapılan harcamaların 1 milyar dolara yaklaştığını kaydetti. Prof. Dr. Recep Akdur, kuş gribi salgınıyla birlikte aşı üretimine geçilmiş olsaydı Türkiye'nin mevcut sorunları yaşamayacağını savundu.
         
BAKANLIK MÜSTEŞARI: YANLIŞ ADIM ATMADIK         
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun ise domuz gribi konusunda Sağlık Bakanlığı olarak yanlış bir adım atmadıklarını, alınması gereken önlemleri aldıklarını bildirdi. Salgının başlangıcında ülkedeki risk gruplarının tamamını aşılayabilecek şekilde bağlantı yaptıklarını, ancak bunun bağlantısı yapılan tüm aşıların satın alındığı anlamına gelmediğini belirten Tosun, aşılanma oranlarının düşük olması ve hastalığın beklendiğinden erken yayılması gibi gerekçelerle alınacak aşı oranını daha sonra düşürdüklerini anlattı.

''Salgının abartıldığı'' yorumlarına katılmadığını bildiren Tosun, ''Sonuçta eğer H1N1 salgını olmasaydı 500'ün üzerinde insanımızı kaybetmeyecektik. Bunu sıradan bir olay gibi görmemek lazım'' dedi.

 

Tiversonus

#16
[:)] Şimdi ne oldu da "PAT" DİYE bu konu tüm gazetelerin ve tvlerin gündeminden çıkıverdi...Bunun sadece uydurma olmasını gösteren bir durum sözkonusu değil...AÇok daha ÖNEMLİ bir durum var burada ve bu örnek ile diğer olası şeylere de, uydurmalara da karşı koyulabilir.

Herşey GÖRMEK ile ilgili, ve başkalarının GÖREBİLMESİNE YARDIM ile ilgili...

Herşey bir hologram ve GÖRDÜĞÜMÜZDE, tüm maddesel olanın ötesinde "dalgasal" ya da zaman/uzay ın alanında ya da daha basit bit ifade ile psişik bir ALANDA realitemizi değiştiriyoruz.


Bu nedenle GÖREREK ki bu bilgilenmek ve bilgiyi yaymak ile ilgili ve FREKANSIMIZI KORUYARAK, yani frekans tuzaklarından KURTULARAK olabiliyor...


KH dünyası en azından DENGELENECEK, yeter ki, FREKANSIMIZI KORUYARAK BİLGİ yi diğer Ben'liklerimiz ile paylaşalım.

"Domuz aşısı gribi AŞISI, geçmişte kalan bir hayaldir"

[:)][:)][:D]

Alemtac

#17
Görsekte, yaysakta bir çok insanın aşı olmasının önüne geçemedik/geçemediler. İşte korku daha fazla, daha hızlı yayılıyor. Bir çoğumuz "aman aşı olayımda, olursam zararı yok..ama olmazsam risk var" diye düşünerek aşı oldular. Aşı aldatmacasının altında yatan nedenlerden biri para hırsıydı. Hayırlısı olsun hepimiz için.
 

Tiversonus

#18
Sabah kalktığımızda birinci yoğunluk şeyler olmasa veya ikinci yoğunluk şeyler olmasa, bizler için hayat nasıl olurdu acaba? çok geniş, çok derin, çok üst bilinçten bakıldığında, "yedi bilinç ve yedi bilya düzeni" ve şimdi düşünün yedi yerine 4 bilya ve dört yuva...Sanırım, tv ve gazetelerdeki dram haberlerine, realitelerini yaratanlara saygı olarak şapka çıkarmak, kendi realitelerini yaratmalarına...Zor ama olan hep yedi bilya ve yedi bilinçten, herkesin seçimleri ile bir yuvaya girmeleri, merhamet, şevkat ve bilgi, ışık ve sevginin yanında olmayan yok aslında hepsi Bilgi/Işık/Sevgi birimleri sadece seviyeleri farklı...Başka bir önemli detay var, az sayıda olunsa da bu "aşı işinin sahteliğine" inanıldı, evet inanıldı, aynı şey sigara işinde inanmanın azlığı sebebi ile gerçeğe varmıyor ya da gerçeklik değişmiyor. Kasyopyalılar ne demişti, sigara hastalıkları için; inandrıldıkları için hasta eder. ve işte inanmak ile görmek...İnanmak bilinçaltında da iş yapar, bazen görmek te yetmez; inanarak görmek gerekir. Bu benim gördüğüm bir şey ve kanal açmak ile de ilgili bu durum: İnanarak görmek...Güneş balçıkla sıvanmaz kısaca. Ve heryerde okunacak "dersler" var! Hepimize, herkese, bana, size, kısaca Bir'in Yasına göre dengelenmiş olmak ne demek acaba?...Ve Pleiades'liler "belirli bilinçlere girin çıkın" derler, o bilinci devamlı tutacak realite/yoğunluk bta değiliz ama bu girip çıkmaya da engel değil...Kısaca gördüklerimden bazıları idi bunlar, paylaşmak istedim...

Alemtac

#19
Sözlerinizin bana düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum. Her bilinçten varlığın olması gerekir ki üst yoğunluklara çıkanlar olsun ve çıkanların olabilmesi için negatif bilincin de olması lazım. Dram haberleri ile realitelerini yaratanlar, işte onlara teşekkür etmek gerekir diye düşünüyorum. Sonuçta madem herbir bilinç Bilgi/Işık/Sevgi nin birimleri, bilinçte değişim için, gördüklerimizi görmelerini sağlamak için, yürekten inanmak için...görevi uyarmak olanlar görevlerini yaptı ve yapıyor. İnanmak ise özgür iradeye kaldı, hangisini seçerseniz seçin...Her yoğunlukta dengeli bir dağılım olması gerekir diye düşünüyorum, olmadığı zaman neler olduğunu hepimiz biliyoruz. İşte örnek; Dünya. Neyse, işte düşündürdükleri :)) Teşekkürler, Sevgili Tiversonus :)
 

maiterya

#20
Domuz grib vakaları tekrar görülmeye başladı ,gripten toplum dökülüyor bir çok kişi kendini paçavra gibi hissediyor,bir de güneş tutulmasındanmıdır nedir bilmiyorum aşırı kulak çınlamaısı boyun ense ve başın arka kısmında uyuşmalar hissediyorum elimi kaldıracak halim yokmuş gibi geliyor (grip değilim) benzer şeyler yaşayanlar varmı ?
 

Scyth

#21
Yeni virüsün domuz gribi olmadığını düşünüyorum ben. Öyle gözüküyor ki bu virüs mutasyon yoluyla kendini geliştiriyor ve kim bilir yakın gelecekte etkisini ne kadar artıracak.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.