Haberler:

🎉 BaskalarinaHizmet.com 17. Yaşında! 🎉

Ana Menü

Bilim

Başlatan Tiversonus, 22 Nisan 2009, 17:48:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Bilimin en kısa tanımı "bilmenin yolu" olarak yapılabilir.

Tiversonus

#1
Bilimin Özellikleri ve Doktrinleri


Bilim şu varsayımlar üzerine kurulur:

1. Dünya Anlaşılabilirdir
2. Bilim Tüm Sorulara Cevap Bulamaz
3. Bilim Bir Olayı Gözlemlemektir
4. Bilim Mantık ve Hayal Gücüdür
5. Bilim Açıklar ve Tahmin Eder
6. Bilim Adamları Ispat Ederler, Peşin Hükümden Kaçarlar
7. Bilim Otoritecilik Değildir




Bilimsel Bilginin Özellikleri

*Bilimsel Bilgiler Değişebilir
*Bilimsel Bilginin Devamlılığı Vardır
*Bilimsel Bilgi Anonimdir
*Bilimsel Bilgi Deneyseldir
*Bilimsel Bilgi Yenilenebilir



Bilimin Değerleri

*Bilgi Değerlidir
*Sorgulama Esastır
*Veri Esastır
*Doğrulama İstenir



Tiversonus

#2
Bilimin Metodu ve Süreçleri Araştırma

1. Problemi ifade etme
2. Hipotezi kurma
3. Deney tasarlama
4. Gözlem yapma
5. Deneyden veri toplama
6. Hipotezi doğrulama
7. Sonuca ulaşma

Tiversonus

#3
Bilim ve Felsefe

[purple]16. ve 17. yüzyıllar deneysel bilimin başlangıcı olarak kabul edilir. Bundan önce blimin felsefesi Platonism ve Aristo'unu tümden gelim metodunun etkisinde kalmıştır. Gerçeğin bulunmasında evrensel fikirlerin analizi kullanılırdı ve bunun kanıtlanmasında deneyimler çok fazla dikkate alınmazdı. Problemlerin çözümünde Aristo'nun fikirlerine başvurulurdu. Aristo ve Plato bilginin otoritesi olarak kabul edilirdi.[/purple]

F. Bacon (1561-1626) ve Rene Descartes (1596-1650) deneysel metodları geliştirmişlerdir. Onlara göre biligini otorotesi yoktur ve herkes dikkatli gözlem yaparak ve zekanın gücünü kullanarak doğruyu bulabilir. Descartes bir başkasının otoritesine şiddetle karşı çıkar, çünkü kendisi bilgi otoritesine sahip birisini bulamamıştır. Bunun sonucu olarak bilgiyi elde etmek için kendi yöntemini oluşturmuştur.

Bacon ve Descartes kişilerin düşünmesini tavsiye etmiş ve doğruyu bulmada onlara yollar göstermiştir. Bacon'a göre problemlerin çözümünde "otorite" duyusal algıdır. Descartes' göre is "otorite" zeka'dır.

Descartes'e göre bilginin temeli açık ve bağımsız fikirlerdir. Bu fikirlere ulaşmak için aşağıdaki yolların takip edilmesi gerektiğini savunur:


1. Açık bir şekilde doğruluğu kabul edilmemiş hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmeyin.

2. Problemleri küçük parçaları ayırın ki çözümü kolay olsun.

3. Anlaması en kolay ve basit olan cisimler üzerinde çalışın. Sonra yavaş yavaş daha karmaşık gözlemler yapın.

4. Gözlemleri tam olarak yapın ve tekrar gözden geçirin ki atladığınız birşey olmasın.



Bu ifadeler rasyonalizmin temelini oluşturmaktadır. Rasyonalism sebebin deneyimle gösterilmesi, bunun da bilginin temelini oluşturduğunu söyleyen felsefedir. Descartes'in bu metodu deneyselciler (empiricists) tarafından eleştirilmiştir, çünkü hala kafasında eskiden kalan metafiziksel bilgiler vardır.

Tiversonus

#4
Bilimsel Tümevarım

Bacon'un bilgiye ulaşma metodu deneysel akımın başlamasına neden oldu. Bacon iki deneysel metod önermişitir. Bacon'a göre doğanın manasını çıkarmak ancak bilim adamının şahsi fikirlerinden arınması ile olabilir.

Descartes'in tersine, Bacon'un metodu sorgulanamaz olan eski bilgilerin muhakemesini içermez.
Bacon'un metodu tamamen deneyseldir. Bacon fiziksel dünyayı gözlemleyerek başlar ve daha geniş genellemeler yapar. Genellemeler daha sonra deneyler ile kontrol edilir.

Bacon'un metodu bilgileri bilim adamının kafasında değil fiziksel dünyanın doğasında bulmayı hedefler. Ona göre eğer kendisinin metodu takip edilirse, gerçek keşfedilebilir.


Bacon'un Metodu

Olayların gözlemlenmesi Bacon'un yönteminin ilk adımını oluşturur. Daha sonra direk olarak yapmamak üzere, özel gözlemlerden tümevarım ile genellemeler çıkartılır. Bu gözlemlerde deneyler yapılırken aklın tahmin ettiklerinden uzak durulmasının önerir. Bacon'un metodu kısaca: genellemelerden yola çıkarak, deney yapıp genellemeyi akbu veya ret etmektir. Eğer deney sonucunda genellemeye ters bir durum çıkar ise, genellemeye bununda eklenmesi gerekir. Deney yapma sürecinde önce kısıtlı, sonra orta düzey ve son olarakta genel prensipler çıkartılır.

Bacon tümevarım yöntemini benimsemiştir, çünkü burada gerçekler bilgilerin teker teker elde edilmesi ile yavaş yavaş elde edilir. Bilgi sağlam bir şekilde teorilerin deneysel gözlemler sonucunda elde edilen verilerin yorumlanması ile elde edilir. Eğer bir deney bir ilkeyi açıklamakta yetersiz kalırsa, ilke bu deneyin sonucunu içerecek şekilde değiştirilir. Eğer tümevarım yöntemi doğru bir şekilde kullanılırsa, doğal gerçeklere ulaşılabilir ve genellemeler yapılabilir.

Bacon'a göre bir kişi gerçeğe ulaşmak istiyorsa kendisinin öğütlediği yeöntemi kullanmalıdır. Bu yöntem uygulanırken gerçeğe ulaştıracak hatalı bilgilerin arındırılması gerekir. Eğer gerçeğe ulaşılamıyorsa, kişi yanlış yapmıştır veya gözlemlediğini doğru olarak kaydetmemiştir. Yaptığı yanlışı düzelterek gerçeğe ulaşabilir.


Bacon'un Metodunda Bilim Adamının Yeri

Bacon'a göre bilgi doğada vardır. Bilgi gerçektir ve doğal olaylar gözlemlenerek elde edilebilir, su sebeple bilim adamının görevş bunu bulup kaydetmektir. Gerçek tamiz bir akıl ve doğru yol kullanılara açığa çıkartılabilir. Doğru method kullanıldığında, hatalar ön yargı veya gözlemlecin bazı nokataları bilerek veya bilmeyerek gözardı etmesinden kaynaklanır. Bacon'a göre bilim adamı; sezgilerini, varsayımlarını ve yorumlarını tamamen kafasından silmelidir. Bilim adamının görevi bir şeyleri hayal etmek veya zannetmek değildir.


Bacon'un Metodundaki Mantıksal Hata

İnsan faktörü, yanlış yorumlama ve güvenilir olmayan gözlemler Bacon'un yönteminin problemleridir. Felsefesinde kullandığı "mantık" ise daha ciddi bir sorun teşkil eder. D. Hume 1748 yılında bunu açıklayarak büyük bir yankı oluşturmuştur. Hume şu soru üzerinde yoğunlaşır: "Gerçeğe ulaşmada akıl yürütmenin doğası nedir?" Ona göre bu sorunun cevabı "sebep ve sonuç" dur. Ve sormaya devam eder: Sebep ve sonuç ile ilgili olarak akıl yürütme ve sonuca varmanın dayanağı nedir?" Cevabını ise "deneyim" olarak verir. Son olarak can alıcı soruyu sorar: "Deneyimden sonuca varmanın dayanağı nedir?" Bu soru Bacon'un yöntemindeki makntıksal problemi ortaya koyar.

Hume Bacon'un metodundaki mantıksal hatayı şu şekilde açıklar: Gördüğüm bütün kuğular beyazdır. Buna göre "kuğular beyazdır" genellemesi yapılabilir. Ya bir yerlerde yaşamış ya da yaşayan başka renk bir kuğu var ise. Belki de daha doğmamış kuğulardan başka renkli olacaklar vardır. Kim bilebilir. Başka bir örnek daha verir. Her gün sabah güneş doğuyur. Yarın sabah da güneş doğacaktır. O halde "her sabah güneş doğar". Belki bir gün doğmayacaktır. Bilinmeyen bir yıl sonra ya güneş doğmaz ise? Hume'nin bu mantık hatasındaki eleştirisi gözlemlerden yola çıkarak bilgiye ve gerçeğe ulaşma bilim felsefesini oldukça sarsmıştır. Peki Hume, bu problemi ortadan kaldırmak için ne önermiştir? Önersi şudur: deneyimi göz önüne alınız, deneyimin gerçeklerini bir araya getirerek sonuçlara varınız, ve sebepleri bu bu etkilerden çıkartınız. Bacon'dan Hume'ye geçişteki en büyük değişiklik gözlemin yorumlanmasıdır.


Tiversonus

#5
Bilimsel Tümden Gelim

Bilimsel araştırmanın deneysel metodunda üzrinde durulan konu teorilerin doğrulanması için deneye tabii tutulmasıdır. Hume ve diğer deneysel bilimciler 19 yüzyılda kullanılan deneysel bilimin metodunun (Mantıksal Positivism) oluşturulmasında etkin rol oynamışlardır.
 


Tiversonus

#6
1. Intüisyonizm (Sezgicilik)

[h5]
Bilginin, doğrudan ve aracısız bir bilme tarzına karşılık gelen sezgi yoluyla elde edilebileceğini savunan anlayışa intüisyonizm (sezgicilik) denir. Sezgicilik, akıl ve duyular yoluyla elde edilen bilgileri reddetmez, ancak duyu ve akıl karşısında sezgiye üstünlük verir. Gerçek ve kesin bilgi sezgi yoluyla elde edilir. Bu akım 19. yüzyılın sonlarında Bergson'un felsefesinde, Hegel'in rasyonalizmine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, söz konusu anlayış ilk olarak Ortaçağda büyük İslam filozofu Gazzali'nin felsefesinde görülür.


1. Gazzali (1058-1111)

Gazzali, Horasan'da doğmuş, Bağdat'taki Nizam'ül Mülk medresesinde müderrislik yapmıştır. Filozofların tutarsızlığı adlı eserinde, kendinden önceki filozofların, evren ve varlık hakkındaki tutarsızlıkları ortaya koymuştur. Ona göre insan, bilgi edinmede duyulardan da akıldan da yararlanabilir. Fakat bu yetiler varlığın gerçek bilgisini veremez. Çünkü gerçek ve kesin bilgi, sezgi yoluyla elde edilir. Bu bilgi türü insan gönlüne manevi ve yüce bir algı olarak iner. Gazzali, insanda iki tür göz bulunduğunu savunur.

(a)Normal fiziki göz : İnsan bununla maddi dünyaya yönelir ve bir takım bilgilere ulaşır. Bir başka deyişle bu göz, bilimleri ve felsefeyi kuran akıldır.

(b)Kalp Gözü : Kalbin kendisi manevi bir töz olduğu için insan onunla yani sezgiyle gerçekleri bütün açıklığıyla kavrar.




2. Henri Bergson (1859-1941)

Fransız filozofu Henri Bergson, uzun yıllar felsefe profesörlüğü yapmış ve 1928 yılında Nobel ödülü almıştır. O, hem rasyonalizme hem de materyalizme karşı çıkar.

Bergson'a göre gerçekten varolan, durağan madde değil süredir. Yani gerçeklik hayattır ve bunu yalnızca sezgi kavrayabilir ve bilebilir.

Ona göre bilgi elde etmenin birbirinden tamamen farklı olan iki yolu vardır:

(a)Bilimlerde geçerli olan analitik yol : Akıl ya da zeka yoluyla bilmeye karşılık gelen bu bilme tarzında, gerçekliğin maddeden oluştuğu düşünülür. Bu yol, gerçekliğin statik olduğunu düşünür. Bilimler varlığı parçalara ayırır. Her bilimin araştırdığı alan farklıdır. Bilimler varlığın özüne nüfuz edemez.

(b)Varlığın özüne nüfuz eden sezgi : Bergson'a göre sezgi gerçekliğin temelinde yaratıcı yaşam atılımının bulunduğunu yaşayarak anlar. Zamanı, süreyi temel alır. Sezgi bize, gerçekliğin bizzat kendisini bilme olanağı verir. Sezgi dile getirileme, söze dökülemez ancak yaşanır. O, gerçekliği yani süreyi yaşar ve hisseder.

[/h5]

Tiversonus

#7
2. Rasyonalizm (Akılsalcılık)


[h5]
Bilginin akla ve düşünceye dayandığını, akılda gerçekliğin bilgisini veren, önsel bilgiler bulunduğunu savunan akımdır. Yani insan aklı doğuştan bilgilere sahiptir. İşte doğru bilgi de bu doğuştan getirilen bilgidir. Bunların doğrulukları duyusal algıda değil, düşüncede, akılda temellendirilmektedir.

Rasyonalist filozoflar, bilginin mükemmel örneği olarak matematiği görürler. Matematiğin bilgileri hem geçmiş, hem gelecek için geçerli olan bilgilerdir. Matematiksel bilgi, herkes için doğru olan bilgidir. Bu nedenle onlar kişiden kişiye değişmeyen kesin doğrulardır. Rasyonalist filozoflar arasında Sokrates, Platon, Aristoteles, Farabi, Descartes ve Hegel sayılabilir.
 
[/h5]