• İyot Tedavisi / Lugol Solüsyonu 5 0 5 1

İyot Tedavisi / Lugol Solüsyonu

Başlatan bozadi, 02 Ocak 2016, 01:53:26

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth

#105
Kullanmaya devam ettikçe halsizlik ve uykulu olmak gibi yan etkileriyle karşılaşıcaksın. O yüzden dozajı sınırlı tut. Bir hastalığın yoksa günde bir kaç damla yeterli olacaktır.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

arinmak

#106
uyarinizi dikkate alıcam ,  çok teşekkürler .
 

Tgur

#107
Arınmak dostum, Scyth doğruyu söylüyor
İyot, troid bezimizin çıkarttığı troxın hormonunun ana maddesidir,
eğer dışarıdan alınan miktar fazla olursa bu organımız nasıl olsa dışarıdan bedene giriyor algılaması ile bu hormonu üretmekten vaz geçer ,iç salgı bezleri böyle çalışır çünkü,
İyot miktarının kesilmesi bu sefer hypotroidi dediğiniz guatr hastalığını ortaya çıkarır bu da halsizlik, kilo alınması, miskinlik gibi arazları ortaya döker,

İç salgı bezlerinin karakteri böyle derken ,şu hususları da hatırlatmadan geçemiyeceğim,
Vücut geliştirme ile uğraşan gençlerimiz ulu orta erkeklik hormonu kullanmaktalar, uzatmadan, er bezleri artık testesteron üretmez olur,
Diğer yandan gıdalara fütursuzca ostrogen (=kadınlık hormonu)katıyorlar özellikle sebzelere

Neticede doğurganlık özelliği kalmamış erkek ve dişi gençlerimiz Tüp bebek merkezlerinde kuyruğa giriyorlar bu durum benim işime yarıyorsa da (iyilik ve kötülük göreceliliği)(ve ilaçları biraz masraflı) konu nasıl saldırılar altında olduğumuzu ve bu saldırıların oluşumunda bizlerin bilgisizliği veya yanlış kabullerimizin gerçekliği ortaya çıkmakta..





bozadi

#108
Bilgiler, uyarılar, öneriler için teşekkürler arkadaşlar. Laura'nın bu başlığın ilk sayfasında alıntıladığım tavsiyelerini biraz daha geniş bir şekilde tekrar alıntılamak istiyorum.

Laura'nın celselerde de referansta bulunulan, David Brownstein'ın "Iodine: Why You Need It, Why You Can't Live Without It" (İyot: Ona Neden İhtiyacınız Var, Neden Onsuz Yaşayamazsınız) adlı kitabındaki tavsiyelere dayalı özeti:

(https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,13371.msg615389.html#msg615389)

Koyu vurgular Laura'ya ait.

Alıntı YapNeredeyse herkesin hem iyot eksikliği deneyimlediği hem de bromürlerle ve perkloratlarla vb yüklü olduğunu düşünmek için ciddi nedenler var. Endokrin sisteminin kendisi, işlev gösterebilmek için günde yaklaşık 12 mg iyota ihtiyaç duyar. Bromürleri, florürleri, metalleri vs vücuttan atmak için gerekli iyot miktarı buna dahil değildir. Yeterince işlevsel olabilmek ve temizlenebilmek için, neredeyse kesin bir şekilde günde 50 mg civarında almak ZORUNDASINIZ. Bu, ortalama beden ölçüsündeki bir insan için. Yağ hücreleri de iyotu aldıkları için, eğer fazla kiloluysanız, işlevsellik için günlük miktarı artırmanız gerekiyor!!! Fakat eğer doygunluğa ulaşırsanız ve eş-faktörleri alırsanız, ATP'niz ve mtDNA'nız doğru çalışmaya başlar ve muhtemelen kilo verirsiniz ve herhangi bir kalıcı hasar da deneyimlemezsiniz.
 
Eş-faktörleri ve tuzu almak için ciddi ve önemli nedenler var. Gerçekten ciddi. Vücudunda fazla hasar veya ciddi sorunlar olmayan kişiler sadece iyot ve tuz ve bunun yanında iyi, doğal bir diyetle iyi gidebilirler ama sağlık sorunu yaşayanların kesinlikle eş-faktörleri alması gerekiyor. Kitap bunun ayrıntılarını açıklıyor o yüzden şimdilik sadece söylediğime güvenin.

Lugol iyotun en iyi şekli. Sayı tam ve postasyum iyodür (KI) ve iyot ekleniyor. Yani 50 mg derken, lugoldeki KI ve iyot karışımının 50 mg'ı. %5'lik lugolden alınacak 8-10 damla günlük normal dozdur. Eğer %12'lik lugol kullanıyorsanız, günde 5 damla yaklaşık olarak yeterli. Ve bu normal vücut ölçülerindeki biri için. Eğer normal kilonuzun üzerindeyseniz, miktarı ona göre artırın.


******************

Otoimmün sorunları, kronik yorgunluk, her tür hastalık durumu gibi sorunlar için, günde iki doz halinde toplam 75 – 100 mg alınabilir. Bu da %5'lik lugolden günde 15-20 damla alınması anlamına geliyor, yani günde iki kere 7 ila 10 damla arası. %12'lik lugolde ise bunun yarısı. Aynı şekilde, eğer fazla kiloluysanız, miktarı ona göre artırmanız gerekiyor. Başlangıçta cildinizin/yağınızın daha hızlı doygunlaşmasına yardımcı olması için KI (postasyum iyodür) hapları da ekleyebilirsiniz. 130 mg'lıklar fazla kilolular için ve 30 mg civarındakiler ise normal kilolular için.

Sağlık sorunları, eş-faktörlerin SÜPER önemli olduğu alan. Eş-faktörler:

Günde 200 mg B2 (riboflavin). Lugol'le birlikte iki kerede alınabilir.
1000 mg B3 (niyasinamid) Lugol'le birlikte iki kerede.
200 mcg selenyum (daha fazla değil!) Günde BİR KERE. Sabah alınan dozla birlikte.
3-10 gram C vitamini – Lugoller'den bir saat sonra iki kerede.
Deniz tuzu: Günde 2 kere bir bardak suya yarım çay kaşığı
500 mg magnezyum – glisinat çok iyi – gece alınır.

******************

Hepsi bu. Gerçekten basit. Eş-faktörleri kilo nedeniyle lugolü iki katına çıkarır gibi iki katına çıkarmayın.
Bu yoğun protokolü 6 hafta ila 3 ay arasında uygulayın, sonra normal doza inmeyi deneyin. Eğer rahatsızlığınız tekrarlanırsa, doğru dozu bulana kadar dozu tekrar artırın. Bazı insanlar hızla normale dönerken diğerleri için bu daha uzun sürüyor.

Yüksek dozlar için, lugol daha ucuz. Kendiniz de yapabilirsiniz.

%10 potasyum iyodür tuzu
%5 iyot element
%85 su

bozadi

#109
Bu arada arkadaşlar, yaşadığım yerdeki bir eczacıya yaptırmış olduğum ve daha önce bu başlık altında videosunu da çekip paylaştığım, suda aşırı hızlı çözündüğünü söylediğim lugolde eczacının suyla birlikte bir miktar "alkol" de kullandığını öğrendim. Ve normalde lugolde alkol kullanılmıyor. Herhalde "tentürdiyotla" karıştırdı. "Üniversite notlarımı bir tekrar gözden geçireyim" dedi :) Bir zararını gördüğümü sanmıyorum, bayağı da sevmiştim o lugolü ama aslında o tam olarak lugol değildi ve kullanımı belki sakıncalı da olabileceği için (çeşitli web kaynaklarında bu yönde bir açıklamaya rastlamış olmasam da) onu attım. Dolayısıyla, suya damlatılan lugol damlasının aşırı bir hızla dağılmadan kahverengi bir kütle olarak ve yavaş bir dağılmayla suyun altına doğru gitmesinin doğal/normal olduğu sonucuna vardım.

İnternetten üç ayrı yerden iyot aldım ve onlardan birinden aynı zamanda potasyum iyodür aldım (hepsinden çok düşük miktarlar, 50-100 gr). Buna ek olarak Tgur'un tavsiyelerine uygun olarak cam havan, cam tokmak, hassas terazi ve distile su aldım. Daha önce de konusu geçtiği gibi, 5 g iyot ve 10 gr potasyum iyodür 100 ml'lik (100 cc) bir şişeyi dolduracak şekilde distile suyla karıştırıldığında, %5'lik lugol elde edilmiş oluyor.

İyota ilk başladığım günlerde düzenli denebilecek şekilde kullanmış olmama rağmen son birkaç haftada almadığım pek çok gün oldu. Tekrar düzene girmek istiyorum ve önce tuzlu su almayı da bir düzene sokmam lazım. Vücudumda sağlık sorunları şu veya bu biçimde ve miktarda olduğundan şüphe duymadığım için (muhtemelen hiçbirimizin vücudu yeterince sağlıklı değil, o da ayrı bir mesele) aslında eş-faktörlerden almayı düşünmem gerektiği halde, henüz lugolü ve tuzu bile düzenli tüketme disiplini geliştiremediğim için, onu da erteliyorum sürekli.

Henüz netleştiremediğim konulardan biri, lugolün aç karnına mı yoksa yemekten hemen sonra mı alınmasının daha iyi olduğu. Bu konuda net bir bilgiye rastlamadım ne genel internet kaynaklarında ne de kasyopya forumda. Ama görünüşe göre Laura örneğin sabah kahvaltıdan önce tuzlu su ve sonra kahvaltıyla "birlikte" (kahvaltının üzerine demek istiyor diye anlıyorum) lugol alınmasını tavsiye ediyor. Webde pek çok kaynakta aç karnına daha etkili olabileceğine değiniliyor. O yüzden biraz kafam karışık bu konuda. Ben genellikle aç karnına alıyorum ve belirgin bir sorun yaşamadığımı düşünüyorum. Belki de kişiden kişiye, tercihe vs göre değişebilen faktörlerden biri bu. Yani belki her iki türlü de alınabilir ama en iyi uygulama nedir anlamadım. Bu konuda netleştirici bilgi ve önerilere rastlarsam paylaşacağım.

bozadi

#110
Ve evet, lugolden kesinlikle fayda gördüğümü hissediyorum, gözlemliyorum. Zaten daha önce de tanımladığım gibi beynimde bariz fiziksel bazı etkiler oluyor ve her ne kadar o etkilerin ne anlama geldiğine dair kesin bir sezgim, gözlemim yoksa bile, zihinsel dinçlik, algı açıklığı, dikkat gücü gibi genel bazı bakımlardan ve hem zihinsel hem fiziksel olarak çok yüksek seviyeli değilse bile genel bir enerji artışı deneyimlediğimi söyleyebilirim.

Biliyorsunuz, iyotun en önemli psişik antenlerimizden biri (ta kendisi?) olduğu söylenen epifizi flordan ve başka bazı zehirlerden/kirlerden temizlediğine dair açıklamalar var ve ben de iyot kullanmaya başladığımdan beri psişik olarak kendimi daha güçlü, daha istikrarlı hissettiğimi söyleyebilirim. Örneğin hepimizin derin veya yüksek bazı pozitif sezgi/farkındalık halleri vardır, o halleri çok uzun süreli deneyimlemeyiz, nispeten kısa sürer. İşte iyot muhtemelen hem enerji artışı hem de psişik işleve yardımcı olan bezlerin detokslanmaya başlaması yoluyla, en derin pozitif sezgilerimize daha uzun süreli, daha istikrarlı bir şekilde erişmeye yardımcı oluyor gibi geldi bana. Tekrar düzenli kullanmaya başladıktan bir süre sonra bu konuda tekrar gözlemlerimi paylaşmak isterim.

bozadi


arinmak

#112
Tgur
Uyarı için çok teşekkürler. Belli bir zaman sonra damla sayısını azaltmam gerek.



Eş-faktörleri kullanan var mı ?
B2 ve B3 vitaminlerini bulamadım. Ayrı ayrı bulmak mumkun mu ?
Sadece B-comlex haplarının içinde olacak şekilde bulabildim.
 

bozadi

#113
Arkadaşlar, celselerde iyotla ilgili bahsi geçen kitabın yazarıyla yapılan bir röportaj metnini çevirdim, bu konuda gerçekten çok önemli temel bilgiler verilmiş:


Dr. David Brownstein ile İyot ve Tiroit Sağlığı Hakkında Bir Röportaj



Bugünkü mesajda çok özel bir konuğumuz var: Dr. David Brownstein. Kendisi, "Iodine, Why You Need It, Why You Can't Live Without It" (İyot, Neden Ona İhtiyacınız Var ve Neden Onsuz Yaşayamazsınız) ve  "Overcoming Thyroid Disorders" (Tiroit Rahatsızlıklarını Yenmek) de dahil pek çok kitabın yazarı. Bu röportajda Dr. Brownstein iyodun önemini ve tiroit ve otoimmün tiroit bozukluğu olan insanlara yardımcı olmak için iyodun nasıl kullanılabileceğini anlatacak.

Dr. Eric: Bugün nasılsınız doktor Dr. Brownstein?

Dr. Brownstein: Çok iyiyim ve benimle bu röportajı yaptığınız için teşekkür ederim.

Dr. Eric: Tiroit rahatsızlıklarını yenmeyle ilgili webinerinize (web semineri) katılmaktan memnuniyet duyduğum için bu röportajı yapmayı gerçekten dört gözle bekliyordum. Graves ve Hashimoto Tiroiditi (Haşimoto Hastalığı) gibi otoimmün tiroit bozuklukları dahil olmak üzere hem hipotiroidi hem de hipertiroidi olan hastalar için çok faydalı olacak harika bilgiler paylaşacağınızdan eminim.

Bana Graves teşhisi konduğunda, iyodun normal sağlığıma kavuşmam için çok önemli olduğundan emindim ama pek çok doktor hipertiroidi olan insanlara iyottan sakınmalarını söylüyor. Bu neden böyle?

Dr. Brownstein: Pek çok doktor iyodun tiroit bezi için zehirli olduğu izlenimine sahip. İyodun bir tiroit problemine neden olacağını veya mevcut bir tiroit sorununu kötüleştireceğini düşünüyorlar. Bu doğru değil. NHANES ve diğer veriler açıkça gösteriyor ki son 30-40 yılda iyot seviyesi düşerken tiroit hastalıkları arttı. Eğer iyot tiroit için zehirli bir madde olsaydı, bu süreçte bunun tersini görmemiz gerekirdi. Hipotiroit ve Graves ve Haşimoto hastalığı gibi otoimmün tiroit rahatsızlıklarını kastediyorum.

Dr. Eric: Haşimoto hastalığı olan kişilerin iyot eksiklikleri olsa bile iyot takviyesi almaları gerekip gerekmediği konusunda çok tartışma var gibi görünüyor. Açıkçası bu konuda ben de suçluyum çünkü her zaman Haşimoto hastalığı olan kişilerin iyottan sakınması gerektiğini söyledim çünkü iyodun bu sorunu şiddetlendireceğini düşünüyordum. Seminerinize katıldığımda, Haşimoto hastalığı olan hastalarınıza iyot takviyesi verme konusunda genellikle bir sorun yaşamadığınızı söylediniz izleyicilere. Bunu açabilir misiniz?

Dr. Brownstein: Hayvan çalışmaları gösteriyor ki, bir hayvanda Haşimoto hastalığı meydana getirebilmeniz için o hayvanda iyot yetersizliği olması ve ona bir guatrojen vermeniz gerekir. İnsan popülasyonlarında olan şey de bu; iyot yetersizliğimiz var ve bromür ve florür gibi guatrojenlere giderek daha fazla miktarda maruz kalıyoruz.

Dr. Eric: Eğer Haşimoto hastalarının iyot almasında sorun yoksa, neden bazı insanlar iyot takviyesi aldıklarında kendilerini kötü hissediyorlar?

Dr. Brownstein: İyot bir detoksifikasyon (zehirlerden arınma) reaksiyonuna neden olabilir, bromürler vücuttan atılırken. Pek çok olumsuz etkinin bundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bunu kitaplarımda açıklıyorum. Deneyimlerim açıkça gösterdi ki tiroit sorunları olan hastaların büyük çoğunluğu, bütüncül bir tedavi rejiminin parçası olarak kullanılan iyottan büyük fayda görüyorlar.

Bazı hastalar iyoda negatif reaksiyon gösteriyor mu? Evet. İyot herkes için değil ama klinik deneyimlerim, uygun bir şekilde kullanılan iyodun olumsuz etkilerinin nadir olduğunu gösterdi.

Dr. Eric: Öyleyse, hipertiroidizm ve Graves Hastalığındaki durum da bu olmalı çünkü hipertiroit sorunu olan hastalarımın çoğu iyot alma konusunda sorun yaşamasa da, iyot yetersizliği olan bir kaç hastam ilk iyot takviyesi sürecinde kendilerini pek iyi hissetmedi.

Dr. Brownstein: Kesinlikle. ABD'nin tamamında insanların iyot seviyeleri düşüşte.

Dr. Eric: Çok sayıda insanda iyot yetersizliği olmasının başlıca nedenleri nelerdir?

Dr. Brownstein: Bir numaralı neden ekmek, makarna ve tahıl gevreği gibi işlenmiş undan yapılan ürünlerle dolu kötü bir diyetle besleniyor olmak. Yiyeceklerdeki ve içeceklerdeki bromür (pek çok asitli içecekte mevcut) iyodu ciddi şekilde engelliyor ve iyodun vücuttan atılmasına neden oluyor. İkinci olarak, gıda dışında çok sayıda bromür kaynağına çok ciddi oranlarda maruz kalıyoruz. Bromür giysilerde, bilgisayarlarda, mobilyalarda, otomobillerde ve başka tüketici ürünlerinde yangın geciktirici bir madde olarak kullanılıyor. Bromür testi yaptığım yaklaşık 1.000 hastanın tümünün bromür seviyesi yüksek çıktı.

Dr. Eric: Peki neden çoğu insan ihtiyaç duydukları tüm iyodu zengin iyotlu gıdalardan ve iyotlu tuzdan alamıyor?

Dr. Brownstein: Kitabımda iyotlu tuzdaki iyodun vücutta fazla emilemediğini açıkladım. Guatrojenlere giderek daha fazla maruz kaldığımızı da göz önünde bulundurduğumuzda, ciddi sağlık sorunlarına açık hale geldiğimiz ortaya çıkıyor.

Dr. Eric: İyot takviyesi aldığımda, birkaç ay sonra TSH (tiroit uyarıcı hormon) seviyem normal aralığın epeyce üzerine çıktı ama diğer tüm laboratuar sonuçlarım iyiydi ve kendimi iyi hissediyordum. Ve nihayetinde normal TSH oranıma döndüm ama eminim ki hipertiroidi ve Graves hastalığı olan pek çok kişi bu konuda endişelenecektir. Hipertiroidi olan bir kişi iyot aldığında ve TSH seviyesi normal aralığın üzerine çıktığında endişelenmesi gerekir mi?

Dr. Brownstein: TSH'nin yükselmesi iyot alımında gösterilen normal ve beklenen bir tepkidir çünkü TSH iyodun taşıyıcı molekülü olan NIS'yi uyarır. 6-12 hafta içinde hücrelerdeki iyot miktarı optimal seviyelere ulaşınca, TSH seviyeleri de düşer.

Dr. Eric: Bir kişinin iyot yetersizliği sorunu olup olmadığını belirlemek için ikimiz de iyot yükleme testi tavsiye ediyoruz. Peki tiroit veya otoimmün tiroit rahatsızlığı olan bir kişi ne kadar iyot alması gerektiğini nasıl öğrenebilir? Bu kendi başlarına yapabilecekleri birşey mi yoksa iyot almadan önce bir doktorla görüşmelerini mi tavsiye edersiniz?

Dr. Brownstein: İyot ve tiroit rahatsızlıkları konusunda deneyimli bir sağlık uzmanıyla çalışmalarını tavsiye ederim. Ayrıca iyot almadan önce ve alırken seviyelerinizi ölçtürmenizi tavsiye ederim. İyot yükleme testi bu konuda elimizdeki en iyi test.

Dr. Eric: "Overcoming Thyroid Disorders" (Tiroit Rahatsızlıklarını Yenmek) adlı kitabınızda nüfusun yaklaşık %40'ında bir tiroit hastalığı olduğu tahmininde bulunuyorsunuz. Bu durum pek çok hastada iyot yetersizliği olmasıyla bağlantılı olabilir mi?

Dr. Brownstein: Kesinlikle. İyot yetersizliğine ek olarak bromür ve florür gibi zehirlere giderek daha fazla maruz kalınması tiroit bezini olumsuz etkiliyor.

Dr. Eric: Tiroit rahatsızlıklarının yaygınlığına neden olabilecek veya katkıda bulunabilecek başka faktörler nelerdir?

Dr. Brownstein: B vitaminlerinin, A vitamininin ve çeşitli minerallerin eksikliği tiroit sorunlarına katkıda bulunabilir. Ayrıca, doğum kontrol hapları veya beta blokörler gibi yaygın olarak kullanılan pek çok ilaç da normal tiroit işlevini engeller. Kitabımda bunun gibi pek çok başka hususu da ele alıyorum.

Dr. Eric: Dr. Brownstein, bu röportajı yapmaya ayırdığınız vakit için size teşekkür etmek istiyorum. Tiroit veya otoimmün tiroit rahatsızlığı olan herkese, daha önce belirttiğim iyot ve tiroit bozukluklarını yenmeyle ilgili kitaplarınızı almalarını hararetle öneriyorum. "The Soy Deception" (Soya Aldatmacası) ve "The Guide To A Gluten-Free Diet" (Glütensiz Diyet Rehberi) gibi harika başka kitaplarınız da var. Ve yine herkese ziyaret etmelerini tavsiye ettiğim bir blogunuz var. İnsanlara kitaplarınızı ve DVD'lerinizi nasıl alabilecekleri ve blogunuzu nasıl takip edebilecekleri konusunda bir tavsiyeniz var mı?

Dr. Brownstein: Web sayfam: www.drbrownstein.com

Dr. Eric: Bu röportaja ayırdığınız vakit için tekrar teşekkürler Dr. Brownstein ve eminim ki pek çok insan bu bilgilerin son derece değerli olduğunu görecek, blogunuzu okumak ve umulur ki kitaplarınızı edinmek isteyeceklerdir.

Dr. Brownstein: Benimle bu röportajı yaptığınız için ben de size teşekkür ederim Dr. Eric.


bozadi

#114
Laura'nın yine aynı kitaba dayalı olarak özetlediği tavsiyelerde geçen "selenyum" maddesinin, iyotla ilgili herhangi olumsuz reaksiyonların hafifletilmesinde çok etkili bir madde olduğuna dair de bilgilere rastladım çeşitli kaynaklarda. Onla ilgili de bilgiler paylaşmak isterim müsait bir vaktimde. Bunu özellikle bir rahatsızlık nedeniyle yüksek miktarda iyot/lugol almak zorunda olan kişiler için söylüyorum, zaten Laura da o şekilde yapmış açıklamayı.

Bu arada, forumun bir bölümünde çakralar, kozmolojik yoğunluklar ve astrolojik burçlar arasındaki potansiyel ilişkilere dair bazı görüşlerimi paylaşmaya başlamıştım bir ara.

Orada da bahsi geçtiği gibi, boğaz/boyun çakrası diye de geçen 5. çakra, astrolojide 5. burç olan Aslan ile onun karşıtı ve tamamlayıcısı olan Kova burcuyla önemli bir ilişkiye sahip gibi görünüyor. Aslan ve Kova burçları kalp ve dolaşım sistemiyle yakından bağlantı olarak kabul ediliyor ama 5. çakra olan boğaz/boyun çakrasıyla da yakından bir bağlantısı var gibi geliyor bana.

Astrolojide Aslan-Kova düalitesinin temel anlamlarından biri, benliğin ifadesi.

Boğaz bölgemize baktığımızda, orada benliğin ifadesiyle ilgili dikkat çeken en önemli hususlardan birinin "ses" (ses telleri) olduğunu görüyoruz. "Ses" varlık/benlik kavramıyla çok yakından ilgili. "Ses vermek", "sesini duyurmak" gibi ifadeler, var olmakla ve özellikle de varlığını ifade etmekle çok yakından bağlantılı. Ve celselerde de ses kavramına çok önemli referanslarda bulunuluyor. Örneğin Florida'daki Coral Castle denen gizemli taş yapının bir tür ses teknolojisiyle yapıldığına değinmişlerdi K'lar yanlış hatırlamıyorsam. Yani o taşları şekillendiren şahsın, bunu bir tür ses üreten bir cihazla yaptığı söyleniyordu.

Bu iyot/lugol konusu gündemimize geldiğinden beri, boğaz/boyun bölgemizdeki bir diğer unsur olan tiroit bu bağlamda dikkatimi çekmeye başladı. Tiroit bezinin yetersiz çalışması anlamına gelen hipotiroit konusunda, Türkiye dünyanın en sorunlu birkaç ülkesinden biri olarak geçiyor. Ve erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınlarda çok daha sık rastlanan bir sorun. Elbette beslenme ve fiziksel/kimyasal çevresel faktörlerin de bu konuda bir etkisi vardır ama yukarıdaki spiritüel/astrolojik açıklama bağlamında düşünüldüğünde, ülkemizde genel olarak insanların ve özellikle de kadınların "kendini ifade etme" konusunda çok ciddi sorunlar yaşadığını biliyoruz. Yani bana öyle geliyor ki, kendini/varlığını ifade etme ve varlığının kabul edilmesi, onaylanması hususlarında deneyimlenen sorunlar ile tiroit sorunları arasında önemli bir bağlantı var.

Forumumuzda da alıntıladığımız Louise Hay'in "hastalıkların zihinsel nedenleri" yaklaşımında da bu yönde güçlü bir ipucu var gibi:

Alıntı YapBOĞAZ SORUNLARI:

Olası Neden: Kendi adına konuşamamak. Yutulmuş kızgınlık. Tıkanmış yaratıcılık. Değişme ve korkusu.

Yeni Düşünce Modeli: Kendimi özgürce, kolaylıkla, sevgiyle ifade ediyorum. Yaratıcılığımı kullanıyorum. Değişmeye hazırım. 

Astrolojik olarak, aslan-kova düalitesinde, kendini değiştirme konusu aslan'dan ziyade kova'nın konusu ve ikisi bir bütün aslında. Sanırım Louise Hay değişme korkusu derken, kişinin benliğinin kabul edilmemesi, zorla veya anlayışsız, sevgisiz bir şekilde, özgür iradesine ters düşecek şekilde değişmeye zorlanması ve bu konuda duyulan korku kastediliyor muhtemelen.

Konunun astrolojik yönü üzerinde odaklanmamız gerektiğini düşünmüyorum, sadece birbirini destekleyici bazı bağlantılar olabileceği dikkatimi çektiği için paylaşmak istedim.

arinmak

#115
bilgiler için  teşekkürler .
bir gün , bir yayın evi , şu kitapları farketse ve türkçeye çevirse , bizde  okusak [:)][:)][:)]
 

blossom_bonnie

#116
Sevgili bozadi çok teşekkürler.
Sevgili arinmak aslında bu tarz konularda okuyabileceğiniz baya bir kitap mevcut.
Boğaz çakrasındaki yavaşlamalar (çakralar yavaşlar, eğer en azından bir çakranız tıkanır ise ölüm seviyesine gelirsiniz) troit rahatsızlıklarına sebep olabilir, nodüller, ses tellerinde deformasyon gibi bir çok hastalık meydana gelebilir. Eğer söylemek istediklerinizi söyleyemezseniz, kendi istek ve arzularınızı ifade edemezseniz boğaz çakrasının normalde olan dönüş hızı git gide yavaşlamaya başlar. Bana göre ayrıca kendinizi yani olduğunuz gerçek insanı da inkar ederseniz ve farklı ifade ederseniz boğaz çakranızda yavaşlama ve hastalıklar oluşur.
Meditasyon bence bu durumda önemli oluyor. Çakraların dönüş hızını düzenlemek için meditasyon + yoga baya etkili olacaktır. Ayrıca Tibetlilerin çakra hızlarının düzenlenmesi ile ilgili ve genç kalmak ile ilgili tavsiyelerinin yer aldığı çok güzel iki kitap var. Tibet' in Gençlik Pınarı isimli iki kitaptan oluşan bir kitap serisi. Peter Kelder yazarı.
En derin sevgilerimle...
Merak kediyi öldürdü, tatmin duygusu onu diriltti

Majisyen

#117
Çeviri için teşekkürler sevgili bozadi. Önemli noktalara değinilmiş.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

arinmak

blossom_bonnie bir çok kitap var ama lauranin bahsettikleri bende daha etkili oluyor. onun tavsiyelerini dunyanin farkli yerlerinde binlerce insan uyguluyor.
 

bozadi

#119
Alıntı YapTiroidektomiden Sonra İyot

Soru
: Tiroidektomi olan kişilerin iyot alması gerekir mi?

Dr. Brownstein'ın Yanıtı: Pek çok hasta ve doktor iyodun yalnızca tiroit bezinin işlevi için gerekli olduğunu sanır ama bu düşünce kesinlikle yanlıştır.

İyot vücuttaki her hücre tarafından kullanılır. Adrenal bezler, yumurtalıklar, rahim ve memeler dahil tüm bezlerde biriktirilir. Vücutta en fazla iyot miktarı yağ hücrelerinde bulunur. Kaslar ve cilt de önemli miktarda iyot içerir. İyot seviyesi yeterli olmadığında hormon üretemezsiniz. Tiroidektomi olsanız bile, vücudunuzun kalanı iyoda ihtiyaç duyar ve onu kullanır.

http://www.newsmax.com/Health/Dr-Brownstein/article/2010/11/29/id/476610/
http://www.iodine-resource.com/thyroidectomy.html