Yargıtay Başkanı: Devlet Başkanıyla Çay Toplamak Bir Onur (25 Mayıs)

Başlatan bozadi, 28 Mayıs 2016, 15:15:14

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

25 Mayıs 2016

Yargıtay Başkanı'ndan Kılıçdaroğlu'na: Erdoğan'la Bir Arada Olmaktan Onur Duyarız


Erdoğan'ın Rize ziyaretine Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanlarının da katılıp çay toplaması ile ilgili eleştirileri üzerine Yargıtay Başkanı Cirit açıklama yaptı.




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iki günlük Rize ziyaretine Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanlarının da katılıp beraber çay toplaması ile ilgili muhalefet partilerinin eleştirileri üzerine Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit açıklama yaptı. Cirit, "Devletin başkanıyla bir arada olmaktan onur duyarız." dedi

"DEVLET BAŞKANIYLA BİR ARADA OLMAKTAN ONUR DUYARIZ"

Gazetecilerin, eleştirilerle ilgili sorularını cevaplayan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, "Ben onu anlayamadım, niye eleştiri konusu oldu? Devlet oradaydı, devletin başkanı. Türk geleneklerimize göre devlet başkanına çok ayrı bir değer veririz. Devlet başkanı, devletin başı ve birliğimizin sembolüdür. Onun katılmış olduğu, Meclis Başkanı'nın, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri'nin, tüm yüksek yargının katılmış olduğu bir toplantı yapılmış olması, oradaki bir başka çay toplantısının yapılmış olması, bu arada bizim de iştirak etmemiz kadar doğal bir şey olamaz. Biz devlet başkanıyla bir arada olmaktan, devletin başkanıyla bir arada olmaktan onur duyarız." şeklinde konuştu.
 



"DEVLET BAŞKANI" DEDİ DÜZELTTİ

Cirit'e CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eleştirileri de hatırlatıldı. Polemiğe girmeyeceğini belirten Cirit, "devlet başkanı" ifadesini kullandığının hatırlatılması üzerine, "Cumhurbaşkanı demek istedim" diye düzeltti.
 

Kaynak: haberler.com


bozadi

Bu haberi paylamak istememin esas nedeni olayın siyasi olarak eleştirilebilecek yönü değil aslında. Bizzat "çay" konusuyla ilgili bir hususa dikkat çekmek istiyorum.

Pek çok başka yiyecek/içecek maddesi gibi, çayın da çeşitli faydaları ve zararları ile ilgili haberler paylaşılır durur.

Zarar kısmında, son yıllarda dikkatimi çeken hususlardan biri, çay bitkisinin çevresel zararlı bir atık maddesi olarak ortamdaki "floru" emme konusunda yüksek potansiyelli bir bitki olduğunu öğrenmiş olmam. Yani çay bitkisi ortamdaki/çevredeki flor maddesini ciddi şekilde emen bir bitkiymiş.

Flor konusu bildiğiniz gibi çok tartışmalı bir konu. Faydasıyla karşılaştırılması imkansız düzeyde zararlı olduğuna dair ciddi bulgular, iddialar, bilinç artırma çabaları var. Celselerde de florun tehlikesine defalarca dikkat çekildi.

Türkçe vikipedi'de şu kısacık bilgi verilmiş:

Alıntı YapFlorür, nötr haldeki flor atomunun, bir elektron alarak iyon (anyon) haline geçtiğinde aldığı isimdir. F¯ olarak gösterilir. Bu iyona başka bir unsur yapıştırılır. Florür iyonu içeren maddelere de verilen bir isimdir. Bir iyon olduğundan dolayı, kendi başına doğada yer almaz; ancak bir çözeltide karşı iyonu ile yer alabilir.

Doğal maddelerden üretilmeyen diş macunlarında ve günlük temizlik ürünlerinde bulunan florür dişlerin gelişimi aşamasında fazla flor (F) alımına bağlı olarak ortaya çıkan ve organların ya da dokunun az gelişimi gibi sağlık sorunlarına sebep oluyor. Dejeneratif eklem hastalığı'na da sebep olan bir maddedir.

Anladığım kadarıyla flor denen şey saf haliyle bulunmuyor ve başka maddelerle birleşip "florür" olarak karşımıza çıkıyor.

İngilizce bir makalede şu ifade geçiyor: "Florür" terimi kurşun, arsenik, alüminyum, kadmiyum, florosilisik asit ve hatta radyoaktif maddeler dahil pek çok toksik kimysalı gizlemeye (dikkatten kaçırmaya) yönelik bir adlandırmadır.

Florla ilgili tartışmayı ele almaya devam ederiz elbette ama yukarıdaki haberle ilgili vurgulmak istediğim esas husus şu: Kasyopya forumda siyah çayla ilgili bir başlığı incelerken, Laura kahveyi bırakmaya çalışma sürecinde siyah çay içtiğini belirtmiş. Yeşil çaydaki flor oranının daha yüksek olduğunu belirtmiş, siyah çayda önemli bir sorun deneyimlemediğini belirtmiş ama siyah çayı da bırakması gerekebileceğine değinmiş. Sonraki sayfalarda ise bir başka forum üyesi, çayın farklı hasat dönemleri olduğuna dikkat çekerek, yaprakların henüz körpe olduğu ilk hasatta toplanan çaydaki flor oranının daha düşük olduğunu belirtmiş. Aynı zamanda bu ilk hasat çayının genellikle daha pahalı olduğunu belirtmiş.

Konuyu biraz araştırdığımda Türkiye'de çayın sadece Doğu Karadeniz'de yetiştirildiğine dair bilgilere rastladım. Ayrıca, gerçekten de çay bitkisinin Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos olmak üzere 4 ayrı hasatı olduğu söyleniyor ve "ilk hasat" veya "Mayıs hasatı" veya "Mayıs çayı" gibi kavramlar var. Bu ilk hasat çayın da özel satışı olduğunu fark ettim. Birkaç çay markasının bu belirttiğim ibarelerle kilosu 25 TL civarında çay satışları var, ki normal çay fiyatları da çok farklı değil sanırım.

İnternette ilk hasat çayının genellikle yurtdışına ihraç edildiğine, yerli piyasada bulunmasının kolay olmadığına dair iddialara da rastladım ve bu durum biraz şüphe uyandırmadı değil bende ama yine de bu ilk hasat çayı olduğu iddia edilen çaylardan edinip denemek istiyorum. Deneyen çoğu kişi daha lezzetli olduğunu söylüyor, her ne kadar aynı fikirde olmayanlar da olsa. Genellikle beğendiğim halde, çay zaman zaman hafif çaplı mide rahatsızlıklarına neden olur bende. Lezzet ve mide etkisi olarak bir farkı olup olmadığını anlamak için Mayıs çayı denemek istiyorum. Sonraki hasatlarda, çay bitkisinin yaprağının çevresel floru daha fazla emme potansiyeli ve süresi olduğu için, ilk körpe yaprakların daha az flor içerdiği iddiası nedeniyle. Bu konuda henüz bilgim çok az. Örneğin madem Türkiye'de çay yalnızca Doğu Karadeniz'de dağda, bayırda yetiştiriliyor, acaba oralarda sanayi çok mu? Yani zehirli/toksik madde yayacak kaynaklar var mı civarda? Gerçi Çernobil olayı hala akıllarda ve artık insanların yaşadığı her yerde zehirli atıkların bulunması kaçınılmaz bir durum belki de. Özellikle de eğer çayın yetiştirilme sürecinde asalak bitki / böcek / haşerelere karşı ciddi miktarda kimyasal "koruyucular" (!) kullanılıyorsa, onların bileşiminde de florür veya diğer çeşitli zararlı kimyasalların bulunması ve bitkinin bu zehirleri şu veya bu miktarda bünyesine alması ve içtiğimiz çaylarla da bizim bunları vücudumuza almamız kaçınılmaz oluyor sanırım. Yediğimiz içtiğimiz belki de hemen herşeyde zararlı birşeyler var mutlaka ama en azından belli başlı olanlarına karşı bir bilinç geliştirmemiz genel itibariyle faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

Hani K'lar diyor ya, sadece birşeyle ilgili bir "farkındalığa" sahip olmanız bile, bir şekilde size koruyucu bazı etkiler sağlar. Yani ille hemen hayatımızdaki tüm zarar kaynaklarını tespit edip bunlardan tamamen kurtulmaya çalışmamız zaten pek mümkün birşey değil ama en azından belli başlı konularda farkındalık geliştirmek, tartışmak, doğrudan ve dolaylı şekillerde bize fayda sağlar gibi görünüyor. Zamanla davranış değişiklikleri de gelir. Yavaş veya hızlı, hayatımızın gerçeklerini keşfetmeye, bilincimizi artırmaya, koşullarımızı iyileştirmeye yönelik tüm bu çabalar değerli sanırım.

arinmak

İnternet üzerinden satılan mayıs çaylarına nasıl güvenebiliriz ? Sahtekarlığını yapmak çok kolay.
Çok güzel bir ülkeyiz , üretiriz ama kalitelisi yurt dışına , kalitesizi yurt içine satarız.
 

bozadi

arinmak, evet, konuyla ilgili yeterince bilgi ve donanıma sahip olmadığımız sürece, bu tür alışverişlerde çok fazla güven duymamız mümkün olmayabilir.

Ama hepsiburada gibi nispeten güvenilir denebilecek satış siteleri üzerinden yapılan Lipton örneğindeki gibi "ilk hasat" çayları var. Bunlar zaten genel olarak piyasada da mevcut olan şeyler ama her zaman her yerde bulunamayabilir. İnternet bu tür durumlarda avantajlı olabilir.

Yine de, örneğin Lipton markasının kendisine ne kadar güvenilebilir, onu bilmiyorum. Kasyopya forumdaki siyah çay tartışmasında üyelerden biri İran Dişçiler Birliği'nin web sitesinde yayınlanmış İngilizce bir makaleden alıntı yapmış. O makaleye göre 2010 yılında İranlı arkadaşlar Lipton, Seylon ve iki yerli İran markası çayı arasında florür miktarı bakımından bir karşılaştırma testi yapmışlar ve Lipton'daki florür miktarı diğer tüm ürünlerinkinden çok daha yüksek çıkmış. Tabi kullandıkları Lipton çay nerenin çayı, o belli değil.

Türkiye örneğinde, Lipton markası görünüşe göre Doğu Karadeniz'den aldığı çayı satıyor ama örneğin Çaykur veya diğer markalar üreticiden aynı çayı aldıktan sonra o çaya yaptıkları işlemler bakımından farklı süreçler izliyorlar mı? Kimbilir. Veya eğer bu markalar üretim aşamasını bizzat yönetiyorlarsa, nasıl yönetiyorlar? Bu soruların sonu gelmez tabi ve kendimizi paranoyaklaştırmanın da bir anlamı yok sanırım, sadece dilerim bu konularda genel olarak bilgi/farkındalık artışımız olur.

arinmak


Organik , ilk hasat , fabrikada insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde işlemden geçip paketlenmesi... Olsada içsek  [:)].
Haziran 15 - Eylul 15 arasi çay içmiyorum (ortalama sure , malum sıcaklar ). Bunu fırsat bilip çayı bırakmaya çalışıyım.

Turk kahvesini hiç araştırmadım , olumsuz birşeyler duymadan yollarımızı ayıralım.[:)]

 

bozadi

Çay içmeme sezonun neredeyse başlamış :)

Kahve konusunda şüpheli olan şey "kafein" anladığım kadarıyla. Bünyeden bünyeye farklı etkiler yapabilecek olmakla birlikte genellikle uyuşturucu etkisi yapıyor olabilir. Yani iyi hissettiriyor, yükseltiyor ama sonra da o yüksekten düşürebiliyormuş diye anlıyorum. Uyku sorunlarına ve başka sorunlara da neden olma ihtimali az değil.

Türk kahvesindeki kafein miktarının diğer belli başlı kahve türlerine göre nispeten düşük olduğunu anlıyorum ilk rastladığım bulgulardan. Çayda da ciddi miktarda kafein varmış buna göre! Belki çayla ilgili sorunlardan biri de bu. Gerçi bu örnek verdiğim kaynakta porsiyonlarına da dikkat etmek gerekiyor, aynı değil hepsi.

arinmak

Konu ve bilgiler için çok teşekkürler.

benim kafein tüketme miktarım çok fazlaymış.
Kupa bardağı yarısı dem -yarısı su. Gunde en az 10 bardak.
Türk kahvesi Kupa bardağında günde 5 bardak içtiğimde oluyor (hergün içmiyorum ).
Dışarıdaysam , 3-4 bardak sade kahve (hergün içmiyorum).

Hepsini şekersiz içmem büyük avantaj.
Dayanılmaz sıcaklar geldiğinde sadece su içiyorum.

uyku sorunları ... bırakmak için geçerli sabep. Bedenimde uyku dışında bir sorun yaratıyor yada ben farkedemiyorum.

Yaz sıcaklarını fırsat bilip , bırakmaya çalışıcam.