Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sri Nisargadatta Maharaj

Başlatan maiterya, 10 Eylül 2015, 02:06:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#30
Alıntı YapM: Kendi dünyanızın hapishanesinde bir adam beliriyor, sizin yarattığınız acı verici çelişkiler dünyasının sürekli ve kalıcı olmadığını ve onun bir yanlış anlamaya dayandığını söylüyor. O size, o hapishaneden -oraya nasıl girdiyseniz aynı yolla- dışarı çıkmanız için rica ediyor. Siz oraya ne olduğunuzu unuttuğunuz için girdiniz ve kendinizi olduğunuz gibi idrak ederek oradan çıkacaksınız.

S: Bu, dünyayı nasıl etkiler?

M: Siz dünyadan kurtulmuş (bağımsız) olduğunuz zaman onunla ilgili bir şeyler yapabilirsiniz. Siz onun tutsağı olmakta devam ettiğiniz sürece onu değiştirmekten aciz kalırsınız. Tam tersine, yaptığınız her şey durumu daha da ağırlaştıracaktır.

bona fide

#31
ne güzel tespitler, emeklerinin karşılığı nasıl ödenir bozadi. iyiliğe güzelliğe dair gönlünce sana huzur veren ne varsa seninle olsun. var ol.
 

bozadi

#32
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

ne güzel tespitler, emeklerinin karşılığı nasıl ödenir bozadi. iyiliğe güzelliğe dair gönlünce sana huzur veren ne varsa seninle olsun. var ol.
Beğenmene sevindim bona fide :)

bozadi

#33
Alıntı YapS: O harika deneyimlerimin anıları hiç aklımdan çıkmıyorlar. Onları geri istiyorum.

M: Onları geri istediğiniz içindir ki onlara sahip olamıyorsunuz. Bir şeyi şiddetle arzu etme hali tüm daha derin deneyimlerin önünü tıkar. Ne istediğini tam ve kesin olarak bilen bir zihin değerli bir deneyim yaşayamaz, çünkü zihnin hayal edebileceği ve isteyebileceği hiçbir şey fazla değer taşımaz. 

S: O halde hangi şey istemeye değer? 

M: En iyiyi isteyin. En yüce mutluluğu, en büyük özgürlüğü. Emel ve arzu taşımamak en büyük mutluluktur. 

S: Arzulardan kurtulmuşluk değil, benim istediğim özgürlük. Ben özlemlerimi gerçekleştirmek için özgürlük istiyorum. 

M: Özlemlerinizi gerçekleştirmek için özgürsünüz. İşin doğru su, başka bir şey yaptığınız yok.

S: Çalışıyorum ama beni umutsuzluğa düşüren engeller var.

M: Onları yenin.

S: Yapamıyorum, fazla zayıfım.

M: Sizi zayıf kılan ne? Zayıflık nedir? Başkaları arzularını gerçekleştiriyorlar, siz neden yapamıyorsunuz? 

S: Enerjim yetersiz olmalı.

M: Enerjinize ne oldu? Nereye gitti? Siz onu birbirleriyle çelişen birçok arzu ve arayış içinde dağıtmadınız mı? Sizin sonsuz enerji birikiminiz yok ki? 

S: Neden yok?

M: Hedefleriniz, amaçlarınız küçük ve düşük düzeyli. Bunlar fazla enerji çekmezler kendilerine. Ancak Tanrı'nın enerjisi sonsuzdur - çünkü O kendi için hiçbir şey istemez. O'nun gibi olun, o zaman bütün arzularınız gerçekleşir. Hedefleriniz ne denli yüksek, arzularınız ne denli geniş ise onların gerçekleş meleri için o kadar çok enerjiniz olur. İyi olanı isteyin, o zaman bütün evren sizinle birlikte çalışacaktır. Fakat kendi zevkinizin peşindeyseniz, onu zor yoldan kazanmak zorundasınız. Arzulamadan önce hak edin, layık olun.

bozadi

#34
"Ancak Tanrı'nın enerjisi sonsuzdur çünkü O kendi için hiçbir şey istemez" cümlesi çok vurucu. Bu aynı zamanda Güneş'i çağrıştırdı bana. Gözlemleyebildiğimiz ve tanıklık edebildiğimiz en büyük enerji kaynağı Güneş. Kesintisiz bir şekilde ısı, ışık, can veriyor ve hiçbir şey istemiyor. Bu hakikaten "BH" tanımına çok iyi uyuyor gibi görünüyor.

Maho'nun Güneş'le ilgili bazı referansları:

Alıntı YapM: ... O güneş gibidir. O, bulutlarla ve tozla karartılmış görünebilir ama bu yalnızca onu gözlemleyenin görüş açısından böyledir. Kararmanın nedenleriyle uğraşın, güneşle değil.

M: Bu tümüyle bir odaklanma meselesidir. Sizin zihniniz dünyada odaklanmış; benimki ise gerçek üzerinde odaklanmış bulunuyor. Bu, gün içinde ay ışığı gibidir, güneş parlarken hemen hemen görünmez.

M: Ben varlıkların (var olan şeylerin) ne potansiyel hali, ne de tezahür etmiş haliyim. Benim ışığımda onlar, güneş huzmesi içinde dans eden toz zerrecikleri gibi gelir ve giderler. Işık o zerreleri aydınlatır ama onlara bağımlı değildir.

M: En Yüce Olan, güneştir.

M: Ayna güneşi çekmek için hiçbir şey yapamaz. O sadece parlaklığını koruyabilir. Zihin de hazır olur olmaz güneş onun içinde parlar.

S: Dünyayı nasıl Tanrı olarak görebilirim? Dünyayı Tanrı gibi görmek ne anlama gelir?
M: Bu karanlık bir odaya girmeye benzer. Hiçbir şey görmez siniz; dokunabilirsiniz ama renkleri ve şekilleri göremezsiniz. Pencere açılır, oda ışığa boğulur. Renkler ve şekiller meydana çıkarlar. Pencere ışığı verendir ama onun kaynağı değildir. Kaynak güneştir. Aynı şekilde, madde karanlık oda gibidir; bilinç -pencere- maddeyi duyularla ve algılarla doldurur; En Yüce ise güneştir, hem maddenin hem ışığın kaynağı olan güneş. Pencere kapalı ya da açık olabilir ama güneş her zaman parlar. Bu tamamen oda için bir fark oluşturur, güneş için ise hiç. Fakat bütün bunlar o küçücük şey, yani "Ben-im (var olanım)" yanında ikinci derecede kalırlar. "Ben-im" olmadıkça hiçbir şey yoktur. Tüm bilgi "Ben-im" hakkındadır. "Ben-im" hakkındaki yanlış fikirler tutsaklığa, doğru bilgi ise özgürlüğe ve mutluluğa götürür. 

M: Dünya ile birlikte hareket eden insan ister istemez gün düzü ve geceyi yaşayacaktır. Güneşle kalan ise karanlık nedir bilmeyecek. Benim dünyam sizinki değil. Benim gördüğüm kadarıyla sizler hepiniz sahnede rol yapmaktasınız. Geliş gidişlerinizde gerçeklik yok. Sorunlarınız öylesine gerçeklikten yoksun!

M: Herkes özgürleşmekte. Önemli olan neyi yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınızdır. Aydınlanma fikri son derece önemlidir. Sadece böyle bir olanağın var olduğunu bilmek dahi insanın tüm görüşünü ve görünüşünü değiştirir. O tıpkı bir rende tozu öbeği içinde yanan bir kibritin yaptığını yapar. Bütün büyük öğretmenler bundan başka bir şey yapmamışlardır. Gerçeğin bir kıvılcımı bir yalanlar dağını yakıp yok edebilir. Tersi de doğrudur. Gerçeğin güneşi, kendini bedenle özdeşleştirme bulutunun ardında gizli kalır.

M: Her zaman ilerleme vardır. Her şey ilerlemeye katkıda bulunur. Fakat bu cehaletin ilerleyişidir. Cehaletin daireleri belki durmadan genişlemektedir, ama ne var ki o yine de bağlayıcı olarak kalır. Derken bir Guru bize Yoga öğretmek ve onu uygulamak için ilham vermek üzere ortaya çıkar ve bilinmeyen tarihlerden bu yana sürüp gelen cehalet gecesinin, yükselen bilgelik güneşi önünde eriyip kaybolması sonucunda olgunlaşma gerçekleşir. Fakat gerçekte hiçbir şey olmamıştır. Güneş her zaman orada idi, onun için gece yoktur; ne var ki "Ben beden'im" fikriyle kör olmuş olan zihin, illüzyon ipliğini durmadan eğirip uzatmaktadır.

M: Dünyadaki tüm hayat güneşe dayanır. Onun nihai neden olmasına karşın, her olan şey için onu suçlayamazsınız. Işık çiçekteki rengin nedenidir, ama o ne bunu direkt olarak kont rol etmektedir ne de bundan sorumludur. O buna sadece olanak verir, o kadar.

M: Kendi hakkınızda ne biliyorsunuz? Siz gerçekte neyseniz ancak o olabilirsiniz; siz olmadığınız gibi ancak görünebilirsiniz. Siz mükemmellikten asla ayrılmadınız. Bütün kendini düzeltme fikirleri gelenekseldir, basmakalıptır ve laftan ibarettir. Güneş nasıl karanlığı bilmezse, Öz de Öz-olmayanı'ı bilmez. Başkayı bilerek başkalaşan zihindir. Yine de zihin Öz'den başka bir şey değildir. Zihin başkası haline gelse de, Öz'den ayrı görünse de yine Öz olarak kalır. Diğer her şey varsayımdır. Bulut nasıl güneşi hiçbir şekilde etkilememek üzere güneşi örterse, varsayım da, gerçeği yıkmaksızın, örter. Gerçeği yıkma fikri bile gülünçtür; yıkan daima yıkılandan daha gerçektir. Gerçek en büyük (nihai) yıkıcıdır. Bütün ayrılıklar, her türlü yabancılaşma ve uzaklaşma sahtedir. Her şey birdir - bu her çatışmanın en son çözümüdür.

M: Zihnin, hareket halindeki zihnin ötesinde hiç değişmeyen bir farkındalık zemini olduğunu öğrenmesi gerekir. Zihin gerçek benliği, Öz'ü tanımalı, ona saygı göstermeli ve onu, güneş tutulmasında ayın güneşi örtüşü gibi örtüp durmayı bırakmalıdır. Gözlemlenmesi ya da deneyimlenmesi mümkün olan hiçbir şeyin siz olamayacağınızı ve sizi bağlamadığını idrak edin. Siz olmayanı önemsemeyin.

M: Bütün ihtiyacınız sadece sakin bir zihindir. Zihniniz sakinleştiğinde diğer her şey gereğince ve doğru şekilde gerçekleşeçektir. Güneş yükselirken dünyayı nasıl aktifleştiriyorsa, öylece, öz-farkındalık (kendini-biliş) de zihinde değişimler meydana getirir. Öz-farkındalığın sakin ve devamlı ışığı içinde, içteki enerjiler uyanır ve sizin hiçbir güç harcamanızı gerektirmeden mucizeler yaratırlar.

M: Kendini-idrakin basamakları yoktur. Bunda tedriç yoktur. O bir anda oluverir ve geriye dönüş yoktur. Yeni bir boyuta girersiniz ki oradan bakıldığında, öncekiler ancak soyutlamalardan ibarettirler. Tıpkı güneşin doğması ile nasıl her şey olduğu gibi görünürse, kendinizi bildiğinizde de her şeyi olduğu hali ile görürsünüz. İllüzyonlar dünyası geride bırakılmıştır. 

M: Kaybınız kazancınızdır. Bir gölgenin yalnızca gölge olduğu görüldüğünde onu izlemeyi bırakırsınız. Döner ve her zaman orada, arkanızda durmakta olan güneşi keşfedersiniz! 

M: Kimlik Gerçek'tir. Gerçek kimliktir. Gerçek şekilsiz bir kütle, sözsüz bir kaos değildir. O güçlüdür, farkındadır, mutludur, sizin hayatınız ona kıyasla, güneşin karşısındaki bir mum gibidir.

M: İrade, sevgi, mutluluk, çaba, tat alma, bunlar kişisellik ile derin biçimde bulaşmış bulunmaktadırlar ki bu yüzden onlara güvenilemez. Yolculuğun başlangıcında arınmaya ve yıkanmaya, berraklaşmaya ihtiyaç vardır, bunu da farkındalık hali sağlayabilir. Sevgi ve iradenin de sırası gelecektir, fakat önce zemin hazırlanmış olmalı. Önce farkındalığın güneşi doğmalı, ardından hepsi gelecektir.

S: Bunca ıstırap ortasında insan nasıl mutlu kalabilir? 
M: Bu insanın elinde değildir - içsel mutluluk öylesine karşı konulmazcasına gerçektir. Gökteki güneş gibi, onun ifadeleri gölgelenmiş olabilir, fakat o asla kaybolmaz. 
S: Bir derdimiz olduğunda ister istemez mutsuz oluruz. 
M: Tek derdiniz korkudur. Bağımsız olduğunuzu bilin, o zaman korkudan ve onun gölgelerinden kurtulursunuz.

bozadi

#35
Bu arada, Maho'nun birbiriyle tamamen çelişiyor gibi görünen bazı açıklamalarına dair de notlar almaya başladım son günlerde. Bunları da paylaşacağım uygun bir vakitte. Bunlar gerçekten çelişki mi veya ne ölçüde çelişki, ne ölçüde değil, incelemeye çalışırız.

bona fide

#36
bozadi akıl karıştıran şey yani insanın kendisini tüm bu bilgiler ışığında yenilemesi sıfırlanması ve bh ye yönelik düşüncelere ve eylemlere geçmesi için yapılan bilgilendirmeler ra da misal 4. boyutta yardımlaşma sevecenlik  merhamet varken yoğunken 5. boyutta bunlardan arınıp;

"pozitifinde,"birliğin" daha aydınlatılmış bir idrakini incelemek ve böylece giderek daha fazla bilgelik kazanmak için,altıncı yoğunluk derecesi öğretileri üzerinde çalışırlar.Beşinci yoğunluk
derecesi pozitif toplumsal bellek bileşimleri başkalarına iki yolla hizmet ederler: Birincisi, varlıklar alemine saf ışık akımları göndermek; ikincisi
de, sizin de medyumlar kanalı ile tanıdığınız varlıklar gibi, ışık vasıtaları
olacak (insanları aydınlatacak) gruplar göndermektir." yazıyor.

demek istediğim bu bilgiler toplu sunulduğu için sanırım birey daha doğrusu bu artık adına öğreti diyeyim bazı bh adayları belkide egonun verdiği özgüvenden kendisini aştım erdim iknasıyla 3. boyuttaki başkalrına hizmeti öğrenmek 4. boyutta sevecenlik ve merhametle birliğe ulaşmak sınırını kafasında aşıp 5. boyut varlığı duygularından arınmış gibi hareket ediyordur. farkında olmadan kh durumundadır. buda aslında sureci yavaşlatıyor olabilir mi sonuçta hasadı hak edici çalışma gerekiyor. anlatamadım biliyorum. diyorumki en azından burda sıraya koyalım sizler 3. boyutsunuz katalizörleri ve ona verilecek tepkileri hepimiz bişeyler katıp -sonsuza kadar yazabiliriz diyordu ra o kadar çokki- en azından deneyimlediklerimizi sıralayıp pozitif ne yapılrdı burda bh ne yapardı gibi bu boyutun çalışmasına odaklanmak sende hep söyluyorsun zaten. söylenecekler olaylar açıklanmış. sorun bireysellikten çıkılamıyor. bu bilgileri özümsesem dahi 3.4. boyuttan banane mantığıyla, duygularımdan arındım ilüzyonun farkındayım sevgiyle kendimi yaratıcıya adarım suya sabuna dokunmadan ömrümü tamamlayım yeter durumu hasıl oluyor. maharajda belki 6.boyuta dair bilgiyle sesleniyor o yuzden bu çelişki ortaya çıkıyordur.
 

bona fide

#37
zaten anlamadığım belki yazıyordu dikkat etmedim,4.5.6. boyutlardan gelenler 3. boyut daha hasat olmamışken nasıl o boyutlra çıkmışlar. zaman kavramı yok herşey şimdide. iyide olmuş olacak olanları görüyorlar başka gezegenlere ait boyut değiştirenler mi hepside, buraya gelen gezginler bu dünyadan değilmi?
 

bozadi

#38
Maharaj 6'dan da ziyade 7. boyuta dikkat çekmeye çalışıyor gibi algılıyorum bona fide. 3'le 7 arasında güçlü bir bilinç bağı kurarak içinde bulunduğumuz KH/ego çukurlarından nasıl çıkılacağını anlatmaya çalışıyor gibi.

Bu tartıştığımız kaynakların hiçbirinde "suya sabuna dokunmamak" gibi bir öneri veya teşvik olduğunu sanmıyorum aslında. Maharaj öyle bir mesaj veriyor gibi görünebilir ama okuduklarımdan anladığım kadarıyla onun da esas vermeye çalıştığı mesaj o değil. Dünyaya/insanlığa iyilik edebilmek için ona bağımlı olmaktan kurtulmak gerekiyor, bunu çok vurguluyor. Bu demek değil ki hayatımızı mümkün olduğunca askıya alalım, Maho'nun anlattıklarına odaklanalım, erelim, ondan sonra dünyaya ilişkin bir misyon edinip onu yapalım. Daima her ikisini birden yapmamız gerekiyor gibi geliyor bana. Yani bir yanda mutlağa ermeğe çalışmakla diğer yanda dünya için birşeyler yapmak şeklindeki iki kutbun önce birini, sonra diğerini deneyimlemek gibi bir imkan olduğunu sanmıyorum. İkisi karışık, etkileşimli bir şekilde devam edecek.

Aşırı bireysellikten, yalıtımdan kurtulabilmemiz, etkili bir şekilde gruplaşabilmemiz ve davranabilmemiz için güçlü bir ortak inancımız olması gerekiyor. Ve bu inancın kesinlikle dünyayla sınırlı bir inanç olmaması gerekiyor. Mutlak bir yönü olması gerekiyor. Ölümle sınırlı olmaması gerekiyor. Maharaj'ın mesajı, önerisi bu bağlamda bana çok çekici geliyor. Tabi ki bireysellikten kurtulalım, etkili, güzel, güçlü bir şekilde gruplaşalım, büyüyelim, suya sabuna dokunalım vs. ama bu çabanın egoya kurban gitmemesi için Maharaj'ın sabırla uzun uzun anlattığı gibi "arzulardan ve korkulardan" mümkün olduğunca arınması gerekiyor. Başarı ve başarısızlık gibi saplantılar, kompleksler olmaması gerekiyor.

Beni endişelendiren şey bilinçte/inançta kaos. Mutlakla ilgili ortak ve güçlü bir inancımız olmadıkça, hiçbir şeyin gerçekten anlamlı olacağını sanmıyorum. Tüm bu yaşadıklarımızın anlamı nedir? Dünya ve üzerinde olanlar neyin nesi? Kimiz biz, neyiz? Evren nedir? Herşeyin anlamı nedir? Tüm bu ve benzer temel soruların cevaplarına dair, yani mutlağa dair bir inanç ve bilinç şemsiyesi altında güçlenebiliriz, somutlaşabiliriz, gerçek bir varlık kazanabiliriz gibi görünüyor bana. Mutlağa ilişkin ortak bir inancın güzelliğini, anlamlılığını, sevgisini tatmadıktan, güvenmedikten, anlamadıktan, paylaşmadıktan sonra suya sabuna dokunmanın da bir anlamı olmayacaktır sanırım.

bozadi

#39
Alıntı YapS: Bizler uyurgezerler olabiliriz ya da karabasanlar görmekteyiz. Yapabileceğiniz bir şey yok mu?

M: Yapıyorum. Sizin rüya haliniz içine girdim, size şunu söylemek için: "Kendinizi ve birbirinizi incitmeyi kesin, acı çekmeyi bırakın, uyanın."

S: Öyleyse neden uyanmıyoruz?

M: Uyanacaksınız. Bana direnilmeyecek. Biraz zaman alabilir. Rüyanızı sorgulamaya başladığınız zaman, uyanışınız uzak olmayacak.

bona fide

#40
kaynaklar suya sabuna dokunma demiyor hepsini söylediğinde egoyu tuzağa düşürebiliyor insanlar bu algıyla salıyordur, şimdi anlıyorumki katalizör gerçekten şartmış, bu bilgiler mayalara mısıra verilmiş yenide değil ki bh olayını boyutları yeni öğreniyor olmam içler acısı koca bir yuh diyorum kendime-dinler daha kolay vaadle iyiliği sevgiyi istemiş yani ruhların yolculuğundan boyut faaliyetlerinden daha kısa yolla cennet ya da cehennem tasviriyle gelinen nokta ortada- bu nasıl bir atalet desemde oldukça ümitliyim duyarlılık giderek artıyor. ben göremesemde 2-3 kuşak sonra yeryüzü huzura kavuşacak, bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı etkileşim çok hızlı oluyor. adaletli vicdanlı liderlerin toplumlara hizmet edeceği zamanlar yakın, varda.kötülük artmış gibi görünsede iyiliğie hayra yönelik dualar yakarışlar daha çok arttı. burda bir dua oluşturun tüm canlılığı yaratılmışları kapsayan onu dilimize pelesenk edelim içtenlikle sevgi enerjisiyle evrene gönderelim sürekli.
 

bozadi

#41
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

kaynaklar suya sabuna dokunma demiyor hepsini söylediğinde egoyu tuzağa düşürebiliyor insanlar bu algıyla salıyordur
Burada tam olarak neyi kastettiğini anlayamadım. Kaynaklar, bu kadar derin bilgileri açıkladıklarında, bunun insanlarda tembelliğe neden olduğunu mu kastediyorsun? Kastettiğin buysa, üzerinde düşünmek, tartışmak ilginç olabilir gerçekten.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bh olayını boyutları yeni öğreniyor olmam içler acısı koca bir yuh diyorum kendime
BH'den "kastedilen" şeyi yeni öğrenmiyorsun tabi ki ama isimlendirme ve spesifik kavramsallaştırma açısından bir yeniliği var tabi ki. Ve evet, "boyutlar" meselesinin de çok önemli olduğuna inanıyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bu nasıl bir atalet desemde oldukça ümitliyim duyarlılık giderek artıyor. ben göremesemde 2-3 kuşak sonra yeryüzü huzura kavuşacak, bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı etkileşim çok hızlı oluyor. adaletli vicdanlı liderlerin toplumlara hizmet edeceği zamanlar yakın, varda.kötülük artmış gibi görünsede iyiliğie hayra yönelik dualar yakarışlar daha çok arttı.
Katılıyorum :) Aslında, bencillikten midir nedir, birkaç kuşak sonra değil de, bu hayatımızda hem kendimiz için (hiç değilse), hem de insanlık için meselenin bitmesini görebilmeyi umuyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

burda bir dua oluşturun tüm canlılığı yaratılmışları kapsayan onu dilimize pelesenk edelim içtenlikle sevgi enerjisiyle evrene gönderelim sürekli.
Kendimize özel bir inanç geliştirmeye ihtiyaç duyduğumuzu düşündüğüm için, o inanca dayalı olarak kendimize özel (ama sadece kendimiz jiçin olmayan) dualar geliştirme fikri de bana çok sıcak geliyor.

bona fide

#42
merhaba öncelikle, bunları yazmaya nasıl curet ederim bilmiyorum. aslında biliyorum tam algılayamadığım için her aklıma geleni düşünmeden sorguladığımdan varsayımlara yöneliyorum hatamın farkındayım bozadi. içsel değerlendirme diyip mazur görmenizi rica edeceğim.

kaynaklar kanallar ve diğer yollarla bilgilerin sonsuz yaratıcının evrensel yasalarını sunduğunda aslında perdeyi kaldırmamıza yardımcı olduklarında, özümsemeden farklı boyut davranışına yönelmek hatasına düşülüyor olabilir. bulunduğumuz boyutun amacı dürüstlük başkalarına hizmet sevgiyle beklentisiz hizmeti pozitif kutuplaşmayı gerektiriyor, birlikte hareketi, dayanışmayı ve yaratıcı sevgisiyle ki 4. yoğunluğa geçişte sevecenlik ve merhametle pozitif kutbiyet otomatik çalışıyor. 5. yoğunlukta bunlardan arınmak ve yaratıcıyla bir olmanın daha farklı yollarının arayışına yöneliniyor ra'dan aklımda kalan. bizim 3. yoğunlukta kendi izlenimlerimden perdeyi aralayan gerçekten dürüst ve yerdeki karıncayı incitmeyen insanlar var rehber üstad farklılar yani madde aleminde gözleri yok ama hayatları kendi halinde tefekkurle geçiyor ra gelip 3. yoğunluk için hizmet ediyor bizm bu üstadlar rehberler yol göstericiler perdeyi aralayanlar inzivada direkt 6 yoğunluk ruh haliyle. bh kutuplaşması için fedakarlık adanmışlık yok.bu onların iyiniyetle yaptıkları şeyin aslında kendine hizmet olduğunu düşünüyorum. misal yeryüzündeki insanların şu anki durumda rehberlere ki -böyle bir bilgi inanılmaz teselli verecektir-ihtiyaçları var. sonuçta seninde söylediğin gibi ne olacağını öğrenmiş olmanın bireyselde faydası yok birlikte kutbiyet oluşturulması için bu bilgilerin ve hizmetin verilmesi gösterilmesi gerekiyor kollektif çalışma diyor ra. yoksa venüse hizmete gelen 5. yoğunluktaki 2 gezginin 3. yoğunlukta kendine hizmete yönelip 4. yoğunluğuda negatif tamamlaması ve pozitife geçmesi için 4. yoğunluğu yeniden deneyimlemesinden bahsediyordu.

tefekkur meditasyon inziva kötü demiyorum başkasına hizmet için örnek yaşamlar sunmalı diyorum yani içimden öyle düşündüm. kh yeryüzünü basın yayın medya iletişim araçlarıyla bu yaşamı cazipleştirmekte. çılgıncasına. dini inaçları çerçevesinde yaratıcıya kendini adayan din alimleri dahi kukumam kuşu gibi oturuyor. sözlerden ziyade davranışların değişmesi gerekiyor. kaç kişi ilişkilerde uyumlu beden ruh birleşmesinde cinsel enerjinin bilgiye ulaşmada yol olacağını biliyor kh bunu öyle saptırmış ki bunu bedensel rahatlama anlamında ruhsal iletişim olmadan erkek çok eşli mantığıyla uyumlu birlikteliğın gerekliliği düşüncesini ortadan sildiler. birey kafasına göre uyum sağlamadığı biriyle birlikte olmaktan kaçındığında eksik adlediliyor. katalizör gibi bakılsada dengesizlik var ve ağırlık kh de.
bh farkındalığı yuksek bireylerin organize olmada faaliyete geçmeleri gerekiyor fedakarlık yapmaları gerekiyor.sabretmek deneyimlerden onlarında bizlerinden ders almamız gerek diyeceksiniz. hayır efendim ra daki özveri kadar özverili hareket etmek gerekiyor adamlar taaaaa nerelerden gelmiş, bizdeki nasıl rehavet, köşeme çekilir zamanımı doldururum demek işe yaramıyor demekki, mısırda verilen bilgiler sureçle birlikte kale dahi alınmamış dünya insanı aynı yerinde vahşeti deneyimleyip duruyor ama bu gidişle dünyanın sabrı kalmayacak gibi diye düşündüm.
 

bona fide

#43
mesaj yazarken açılan kutucuk imla kontrolunu yapmamı zorlaştırıyor özür dilerim, bu başı sonu belli olmayan gramer hatası yazılarım için. sonuçtan bende dehşete düşüyorum ve bilmiyorumda yazım kurallarını bağışlayın.
 

bozadi

#44
"Cüret" konusunda endişelenmene gerek yok. Yapıcı niyetle hareket ettiğin sürece burada herşeyi sorgulayabilirsin, eleştirebilirsin. Buna bu forum da dahil.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bulunduğumuz boyutun amacı dürüstlük başkalarına hizmet
Dürüstlüğe referansta bulunman iyi oldu. Herkesin öncelikle kendisine karşı dürüst olması gerekiyor. Elimizdeki kaynakların da dikkat çektiği gibi, hiçbirimiz henüz BH varlığı değiliz. BH eğilimimiz KH eğilimimizden genellikle daha güçlü veya daha aktif olabilir ama bu da bizi BH varlığı yapmaz, yalnızca BH eğilimimizin artmakta olduğu anlamına gelir ama bu eğilimin düzeyi %51'e ulaşmadıkça BH varlığı olmayız. %51 BH, egonun tamamen geride bırakılması demek. 7y ile bir daha asla kopmayacak, zayıflamayacak, kaybolmayacak aktif, bilinçli bir bağ kurmak demek. Hepimiz zaman zaman BH eğilimimizde büyük tırmanışlar, pikler yaşıyor olabiliriz. Nadir ve geçici bazı durumlarda BH düzeyimiz %51'i bile aşıyor olabilir ama burada önemli olan "süreklilik", "kesintisizlik", "mutlaklık", "geri dönüşsüzlük". Ve muhtemelen, belki istisnai bazı durumlar dışında, %51 BH eğilimine ulaşan biri de artık herhangi biri gibi aramızda yaşayamaz. 4BH alemine gitmesi / mezun olması icap eder.

"BH varlığı değiliz" hususuna dikkat çekmek istememin nedeni, BH eğilimli faaliyetlerde bulunmaya niyet etmenin, bu tür faaliyetler organize etmeye çalışmanın anlamsız, gereksiz veya faydasız olduğunu iddia etmek değil. Toplumda çeşitli bireyler veya gruplar pozitif olduğuna inandıkları bazı çabalar organize ediyorlar, çaba harcıyorlar, bunların hepsinin bir erdemi, değeri olduğundan şüphe etmiyorum. Belki hepimiz de zaman zaman veya hatta sürekli olarak bu tür toplumsal hareketlere iştirak ediyor da olabiliriz. Bu forumun varlığı da benzer bir niyete dayalıdır. Ve Laura'ların çok etkileyici ve bence insanlık için çok değerli bir şekilde yürütmekte oldukları faaliyete nitelik olarak benzer (taklit amaçlı olmaksızın) bir faaliyeti kendi aramızda organize etmek, geliştirebilmek son derece faydalı olur düşüncesindeyim. Toplumsal hayatımızda meydana gelen çeşitli gelişmeleri / haberleri alıntılayıp yorumlamak, belirli faaliyetleri desteklemek, bazılarını kınamak, bu niyetin, bu çabanın bir parçası. Elbette bunun düzeyi toplumsal yaşamda bir fark yaratmaya yeterli olmaktan çok uzak, fazlasıyla küçük çaplı bir faaliyet. Ama hep böyle kalacak diye birşey yok. Forumumuzdaki kaynaklara ve yorumlara ilgi düzeyinin yavaşça da olsa artmakta olduğu söylenebilir. Çok ideal bir biçim veya hızda olmasa da, gerçek ve pozitif bir grupsallık yönünde ilerlemekte olduğumuzu umut ediyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

tefekkur meditasyon inziva kötü demiyorum başkasına hizmet için örnek yaşamlar sunmalı diyorum yani içimden öyle düşündüm. kh yeryüzünü basın yayın medya iletişim araçlarıyla bu yaşamı cazipleştirmekte. çılgıncasına. dini inaçları çerçevesinde yaratıcıya kendini adayan din alimleri dahi kukumam kuşu gibi oturuyor. sözlerden ziyade davranışların değişmesi gerekiyor.
Değişim bireyde başlıyor. Ve herhangi birimiz kesintisiz, güçlü, örnek bir BH yaşamı sürüyor muyuz acaba? BH kavramının ardındaki realiteye dair güçlü ve kesintisiz bir farkındalığımız, inancımız, güvenimiz var mı? BH amaçlı herhangi yeni veya daha aktif bir faaliyette bulunmaya çalışmanın kötü bir fikir olduğunu düşünmüyorum kesinlikle, hatta aksine böyle bir yapıcı eleştiri ve öneri getirmiş olmandan sevinç duydum ama bu önerini biraz daha somutlaştırmaya çalışmanın faydalı olacağına inanıyorum bona fide. Belki de gerçekten bu forum etrafında grupsallaşmaya çalışan insanlar olarak, evrimimizde atmamız gereken bir adıma öncülük ediyorsundur, olabilir. Yukarıda aksi yönde gibi görünen uyarılarım / eleştirilerim seni bu konudaki fikirlerinden, eleştirilerinden ve olası önerilerinden caydırma amaçlı değil kesinlikle, sadece hepimizin dikkate almasında fayda olacağına inandığım hususlar.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

kaç kişi ilişkilerde uyumlu beden ruh birleşmesinde cinsel enerjinin bilgiye ulaşmada yol olacağını biliyor kh bunu öyle saptırmış ki bunu bedensel rahatlama anlamında ruhsal iletişim olmadan erkek çok eşli mantığıyla uyumlu birlikteliğın gerekliliği düşüncesini ortadan sildiler. birey kafasına göre uyum sağlamadığı biriyle birlikte olmaktan kaçındığında eksik adlediliyor. katalizör gibi bakılsada dengesizlik var ve ağırlık kh de.
Cinsellik konusuyla ilgili temel bazı problemleri forumda ele alıyoruz. Bu konuyla ilgili eleştiriler, üreme amacı dışındaki cinselliğin ille de kötü, yanlış, faydasız olduğu anlamına gelmiyor ama bizim bu forum yoluyla yürütmeye çalıştığımız çabalar açısından, cinselliğin başkalarına hizmet amaçları doğrultusunda etkili/faydalı bir katalizör olarak kullanımını savunmamıza ihtiyaç duyulduğunu sanmıyorum.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bona fide

bh farkındalığı yuksek bireylerin organize olmada faaliyete geçmeleri gerekiyor fedakarlık yapmaları gerekiyor.sabretmek deneyimlerden onlarında bizlerinden ders almamız gerek diyeceksiniz. hayır efendim ra daki özveri kadar özverili hareket etmek gerekiyor adamlar taaaaa nerelerden gelmiş, bizdeki nasıl rehavet, köşeme çekilir zamanımı doldururum demek işe yaramıyor demekki, mısırda verilen bilgiler sureçle birlikte kale dahi alınmamış dünya insanı aynı yerinde vahşeti deneyimleyip duruyor ama bu gidişle dünyanın sabrı kalmayacak gibi diye düşündüm.
Bu başlıktaki Maharaj alıntılarını biraz da bunun için yapıyoruz. İnsanlığı kurtarmak, yani insanlığa pozitif yönde yardımcı olmak için, önce kendimizi kurtarmamız, kendimize yardımcı olmamız icap ediyor gibi görünüyor. Maharaj'ın bu konudaki uyarılarını çok yerinde buluyorum. Ama, yine, bunu söylememin amacı herhangi bir yeni, aktif faaliyet konusunda paylaşabileceğin bir öneriden caydırmak değil. İlle de önce Maharaj'ın anlattığı doğruya tam olarak ermeliyiz de ondan sonra pozitif amaçlı somut faaliyetler organize etmeliyiz diye bir düşüncem yok. Hayat o kadar basit değil, herşey içiçe, çok komplike ve ilginç şekillerde ilerliyor. O yüzden ille de önce şu olmalı, şu olmadan bu olmamalı diye birşey dayatmanın bir anlamı olacağını sanmıyorum.