Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

100 MAYMUN TEOREMİ

Başlatan Tgur, 30 Temmuz 2014, 13:25:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

Size gerçek bir hikâye anlatacağım: Yüzüncü Maymun'un hikâyesini...
Pasifik Okyanusu'nda irili ufaklı birçok ada. Bu adalarda Macaca
Fuscata türü Japon maymunları yaşıyor. Bu adalardaki maymunların doğal
ortamları içindeki davranışları otuz yılı aşkın bir süre bilim
insanları tarafından gözleniyor.

1952'de Koshima Adası'nda bilim insanları maymunların beslenmesi için
kumların içine tatlı patates bırakıyorlar. Bu adanın maymunları da
tatlı patatesin tadından hoşlanıyor ama yiyeceklerinin kumlu olması
hiç de hoşlarına gitmiyor. Ama can boğazdan gelir diyerek kumlu da
olsa tatlı patatesleri yemeye devam ediyorlar.

Bir gün, on sekiz aylık İmo isimli dişi maymun bu soruna bir çözüm
buluyor, İmo, tatlı patatesleri en yakın su birikintisinde yıkayarak
yemeyi akıl ediyor. Bu buluşunu annesine de öğretiyor, İmo'nun
arkadaşları da patateslerini yıkayarak yemeyi öğreniyor ve kendi
annelerine de öğretiyor. Bu yeni davranış biçimi bilim insanlarının
gözleri önünde, yavaş yavaş maymunlar arasinda yayılıyor.

1952 ve 1958 yılları arasinda genç maymunlar, beslenmelerini daha
zevkli hale getirmek için, kumlu tatlı patateslerini yıkamayı
öğreniyorlar. Bu daha sağlıklı ve zevkli yeni davranış biçimini
çocuklarını taklit ederek onlardan yeni bir şey öğrenen yetişkin
maymunlar da kazanıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve
gençlerden de öğrenilebileceğ ini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar
eden yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. 1958'in
sonbaharında çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Koshima maymunlarının bir
kısmı (diyelim ki 99 maymun) artık patateslerini suda yıkayarak yemeyi
öğrenmiş oluyor.

Bir sabah, gün doğarken yüzüncü maymun da patateslerini yıkayanlar
arasına katılıyor. İşte o an her şey değişiyor. Aynı günün akşamı,
adadaki hemen hemen tüm maymunlar, patateslerini yemeden önce yıkamaya
başlıyor. Yüzüncü maymunun ilave enerjisi her nedense devrim
yaratıyor!

Ama hikâye bitmedi. Bilim insanlarını şaşırtan asıl sürpriz, bu adayla
doğrudan bir ilişkileri olmadığı halde, diğer adalardaki maymun
kolonilerinin de aynı anda patateslerini yıkamaya başlamaları... Yeni
bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli
bir oranı tarafından benimsendiği an, bu yenilik, mesafenin önemi
olmaksızın zihinden zihine aktarılabiliyor.
Yani, "Yüzüncü Maymun Fenomeni" denilen bu fenomen şunu gösteriyor:
Yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda
insanlar tarafından biliniyorsa, bu yenilik sadece o kişilere ait bir
şey oluyor.

Ama "bilenlerin" sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an, sadece
bir kişinin daha "yeni yol"a katılması, toplum bilincinin aşama
geçirmesine yol açıyor. Yeni düşünce, birdenbire herkes tarafından
düşünülmeye başlanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası...

"Yüzüncü Maymun Fenomeni", Duke Üniversitesi' nden Doktor J.B. Rhine
tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı.
Bugüne dek mutsuz, huzursuz, bencil, korku dolu, karamsar bir dünya
süre geldi. Zihinlerde hala taş devri korkularmı taşıyoruz. Yeniiklere
açık, farklı düşünenler ise aşağılanıyorlar, alay ediliyorlar, toplum
dışına itiliyorlar. Cesaretleri takdir edilmek bir yana söndürülmeye
çalışılıyor bu insanların... Einstein bile teorisini ilk ortaya
attığında meslektaşları tarafından kınanmış. Sıradan insan asla büyük
insan olamaz. Doğar, yaşar ve ölür. Buna yaşamak denirse! Dünyada
mutlu, huzurlu, sevecen, aydınlık dolu insanlar yok mu? Cesur bir
dünya isteyen ve bu uğurda çaba göstermekten çekinmeyen, her şeyi göze
alan insanlar yok mu? Elbette var. Sayıları gittikçe de çoğalıyor.
İnsanın, insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun
aralarına katılmasını bekliyorlar. "Yüzüncü Maymun" belki de sizsiniz.

Ken Keyes Jr.
Çeviri: Nil Gün

Arulnool

#1
Müthiş bir paylaşım sevgili Tgur.

Evrenin herhangi bir köşesindeki varlık grubunun varettiği bir devrimin etkisindeyiz belkide. Ve kasopyalılarda büyük devrimciler olabilir:) Sevgiler ve saygılarımı sunarım.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Ka

#2
çok güzel bir öykü, bunu ilk kimin başlattğını düşünmekse ayrı bir zevk:)
 

Tgur

#3
Ben de sevgilerimi sunarım dostlar,
Yıllar önce konuyu farkındalığı açan önemli unsurlardan biri olarak farkettiğimde ben de şoklanmıştım, bilgiyi Pauli Macerası isimli bir kitaptan almıştım ,kitabın ismi yanlış olabilir ,genellike ezoterik/kanal bilgilerinden  bir kişinin bilinçte yükselişi topyekün bir etki yapar ifadesini destekliyen bir hali var ,hele kuantum bakışın olan bitene adaptesi üzerinde yoğunlaşmışsak konuyu daha derinden değerlendirebiliriz..



Tgur

#4
İlave olarak, 
Aradaki tenakuzu da izah etmek lazım ,
Bu bilgiye bakınca bir kişinin yükselmesi yeter ise bilgilenmeliyiz telaşı ve gürültüsüne ne lüzum var,nasıl olsa herkes bilgiye ulaşacak şeklinde bir düşünce belirebilir, hatadır..
Zira kuantum bağlantılarının devreye girebilmesi için kişinin aynı bir elektrik iletkeni gibi algılayıcı bağlarının açık olması lazım ,daha açık olarak ,yeni bir kasyopya ifadesi ile söyleyebilirsek , "vicdani uyanışının" oluşması lazım.
Bunun için ağ çalışması ,topluluk teşkil edip bilgisel yoğunluğu arttırmak için ne lazımsa yapmak gibi faaliyetlerin gerekliliği de gözardı edilmemelidir..


yucelulu

#5
Çok güzel bir öykü. Teşekkür ederim.
 

bozadi

#6
Gerçekten şaşırtıcı, ilham verici ve sevindirici bir olay.

100. maymun teorisiyle yakından bağlantılı kavramlardan biri de Rupert Sheldrake'in morfik alan (veya "morfojenetik alan") teorisidir. Hem doğada, bitki ve hayvanlar aleminde, hem de insan toplumlarında, elde edilen bilgilerin ruhsal denebilecek bir alan yoluyla ilgili grubun diğer bireylerine yayılabilirliğine dair bir teori ve Sheldrake önemli kanıtlara da ulaşmış bildiğim kadarıyla. İnternettte Türkçe kaynaklarda da hakkında epeyce bilgi var; ilgili açıklama ve örnekleri tespit edip buraya taşıyabiliriz umarım. Teşekkürler Tgur.

Tgur

#7
Bir öz eleştiri,
Dostlar,
Kendime kızmaya başladım,neden söyleyeceklerini SÖZLER şeklinde şiirimsi şekilde sergiledim diye,

Okunmak istenmiyor,

Ve hatta eşim bile, nedir bu, "sepet sepet yumurta sakın beni unutma" dizeleri diye dalga bile geçer durur..ve beni bir şey yazacaksan nesir halinde yaz şeklinde şekle sokmaya çalışır, olur yazayım derim ve gördüğünüz gibi eski tabirleri bol (tabir dedim birçok genç anlamadı yine)bir şeyler dökülür ,ve bazen irrite ettiğini farkede farkede yazarım yine..
Uzatmadan, şu "100 maymun teoremi" konusunu çok önce sözler bölümünde geçmiştim ,insan şu veya bu şekilde bir şeyler yazdığı vakit okundu anlaşıldı zannediyor ,megolamaninin en güzel bir işareti,

Okunmuyormuş..

Lütfen
"SÖZLER,ESKİLER,YENİLER " bölümüne gidin ,karalamalar bölünündedir, birinci sayfanın ortalarına doğru "Duydunuz mu Pauli Macersını" şeklinde yazılmış dizeleri okuyunuz ve ne demek istediğimi anlamaya çalışınız ,nesir şeklinde yazsaymışım okunacak ve bilinçlerde çok erken uyanışlar sağlayacakmış ,
Affedersiniz bu  bilmiş hallerime bakmayınız, konuları evvelce bilen tüm üstat dostları tenzih ederim..



beyrutkapı

#8
Kendine haksızlık etme sevgili tgur, bir şey biz soylediğimiz zaman değil, doğru an gelince anlaşılıyor. Bir de hepimizde şu var, şiir olarak sunulan değilde deney olarak sunulanı daha ciddiye alma eğilimindeyiz. Adına bilimsel körlüğümüz diyebiliriz sanırım. Sanki sadece bilim öğretebilirmiş gibi.
 

sirera

#9
Sevgili Tgur, nacizane fikrim, ifade etme isteğinin şiirsel olarak dile gelmesi bu bilgileri daha yüksek bir ifade merkezinden alıyor olmamızdır. Daha önceleri sözler' deki birçok yazınızı hatırlatıcı olarak kağıda yazıp duvara asmayı da düşünmüştüm. Olan olduğu gibi oluyor. Birilerini uyandırmak isteği de arzulu bir çekiliş olabilir. Sizin ifade edişinizle titreşen kelimelerin frekansı yazıyı okumayan birinde bile etki ediyor olabilirliğini de göz ardı etmeyelim. Nesir olarak yazılan yazıları kimi bir olgunluk olarak niteler. Şiirsel ifade bence en yüksek ifade biçimidir.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Alemtac

#10
şimdi yeri ve zamanıymış Sevgili Tgur...her bir kelimesi derin anlamlar taşıyan yazılarınızı şahsen beğenerek okuyorum. Şiirsel yazılarınızda aynı zamanda duygularınızı da kattığınızı düşünüyorum ve verdiği anlam daha da büyüyor.